İlgili Mevzuat:

BAZI KANUNLARDAKİ CEZALARIN İDARİ PARA CEZASINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE DAİR KANUN

10 / 2.023 sonuç gösteriliyor

Kanun 4369
1998-07-29

VERGİ USUL KANUNU, AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN, GELİR VERGİSİ KANUNU,KURUMLAR VERGİSİ KANUNU, KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU, GİDER VERGİLERİ KANUNU, EMLAK VERGİSİ KANUNU, VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU,MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ KANUNU, DAMGA VERGİSİ KANUNU, HARÇLAR KANUNU, 3505 SAYILI KANUN,KATMA DEĞER VERGİSİ MÜKELLEFLERİNİN ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZLARI KULLANMALARI MECBURİYETİ HAKKINDA KANUN, BELEDİYE GELİRLERİ KANUNU, 1318 VE 4208 SAYILI KANUNLAR İLE 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME VE 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Bu değişiklikler, vergi ve amme alacaklarının tahsilini ilgilendiren çeşitli kanunlarda terimlerin sadeleşmesini ve tek tip sınıflandırmanın getirilmesini amaçlar. Götürü usulü ifadesiyle tanımlanan bazı vergi hesaplama yöntemleri basit usul veya diğer uygun kavramlar olarak yeniden tanımlanır; böylece hangi mükellefin hangi yönteme tabi olduğu konusunda daha net bir sınıflandırma sağlanır. Birçok vergi türünde (gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi, gider vergileri, emlak vergisi, veraset ve intikal vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, damga vergisi, harçlar vb.) hesaplama ve beyan süreçlerinde kullanılan terimler değiştirilir; bu sayede vergi hesaplarının uygulanması daha tutarlı ve öngörülebilir hâle gelir. Vergi cezaları ve gecikme faizinin uygulanmasına ilişkin kuralların standardize edilmesi hedeflenir; bu, vergi ziyaı cezaları ile ilgili uygulamanın tek tip esaslar çerçevesinde yürütülmesini amaçlar. Tahsilat süreciyle ilgili bazı hükümler, borç bakiyelerinin takibi ve alınan yaptırımların uygulanması konusunda daha net ve tutarlı bir çerçeve sağlar; bu, vergi alacaklarının tahsilinde tek tip uygulamayı kolaylaştırır. Mükellefler açısından bakıldığında, esnaf, çiftçi, tüccar ve serbest meslek erbabı gibi çeşitli kategorilerin hangi usulden hangi şekilde vergiye tabi tutulacağına ilişkin sınıflandırmanın sadeleşmesi beklenir; bu durum, bildirim ve beyan süreçlerinde değişikliklere yol açabilir. Genel olarak, bu değişiklikler vergi mevzuatında dil ve uygulama tutarlılığına odaklanır; böylece maliye idaresi ile mükellefler arasındaki iletişim ve uygulamanın sadeleşmesi, aynı zamanda idari yüklerin hafifletilmesi yönünde bir etki yaratır.

Kanun 1567
1930-02-25

TÜRK PARASININ KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA KANUN

- Yasa, döviz, para, kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunları içeren her türlü eşya ve işlemin düzenlenmesini ve bu alanda kararlar alınmasını yetkilendirir; bu kararlar yayımlanıp yürürlüğe girer. - Bu alanlarda faaliyet göstermek için izin ve düzenlemeler bulunur; izinsiz hareketler tespit edildiğinde idari yaptırımlar uygulanır ve bu yaptırımlar tekrarlama halinde güçlenebilir. - Yurda getirilmesi veya yurtdışına çıkarılması gereken kıymetler üzerinde izinsiz işlem yapanlar veya bu işlemleri muğlak, saklı veya yanıltıcı biçimde gerçekleştirenler cezai yaptırımlarla karşılaşır; tüzel kişiler de bu yaptırımlardan sorumlu olur. - Yetkisiz faaliyet gösteren işletmelerin faaliyetleri durdurulur ve izinlerin iptali ya da faaliyetin belirli bölgelere kaydırılması gibi tedbirler uygulanabilir; gerekli izinler alınmadığı sürece işlemlere devam yapılamaz ve ücretli düzenlemeler uygulanır. - Faaliyet izinleri için belirlenen ücret tarifeleri uygulanır ve bu tarifeler belirli koşullara göre güncellenebilir; izin değiştirme veya ek faaliyetler için ek ücretler alınabilir. - Faaliyetler, verilen izinlerin kapsamı ile sınırlı olup, bu kapsam dışındaki hareketler izinine uygun olarak düzeltilecek veya iznin iptali yoluna gidilecek şekilde değerlendirilebilir. - Faaliyet gösteren anonim ve benzeri şirketler, amaç ve konular açısından izinlerle uyum içinde olmak zorundadır; aksi durumda iznin kaldırılması veya bölgeye göre yeniden düzenlenmesi mümkün olur. - İhbarda bulunanlara ilişkin ödüller öngörülebilir, ancak ödülün miktarı sınırlıdır. - Yasa kapsamındaki uygulamalar ve kararlar, mevcut mevzuat çerçevesinde yürütülür; uygulanabilirlik için ilgili kurumlar sorumludur. - Yasadaki yaptırımlar, para cezaları ve bu cezaların tahsiliyle ilgili uygulamaları içerir; gecikme ve kur farkı gibi hesaplamalar da bu kapsamda ele alınır.

Kanun 3713
1991-04-12

TERÖRLE MÜCADELE KANUNU

Terör, cebir ve şiddet kullanarak, devletin temel niteliklerini değiştirmeyi, ülkenin bütünlüğünü bozmayı veya devletin güvenliğini tehdit etmeyi amaçlayan örgütler ve bu örgütlerin faaliyetleriyle ilgili olarak işlenen suçlardır. Terör suçlusu; terör örgütlerinin mensubu olarak veya örgüt adına suç işleyen kişiler olarak tanımlanır; örgüt adına suç işlemek de ayrıca cezalandırılır. Terör amacıyla işlenen suçlar, bu amaçla kurulan örgütlerin faaliyeti kapsamında işlendiğinde terör suçu sayılır ve bu tür suçlar için verilen cezalar artırılır. Terör örgütlerinin meşru gösterilmesi, övülmesi veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri ve açıklamalar suç teşkil eder; bu tür fiillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi cezayı artırabilir; ancak haber verme sınırlarını aşmayan eleştiri ve düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Terör örgütünü kuran, yöneten veya üye olanlar ile örgüt faaliyeti düzenleyenler cezalandırılır. Terör amacıyla işlenen suçlar arasında yer alan bazı suçlar için cezaların artması öngörülür; artırımın uygulanması, ilgili koşullara bağlı olarak gerçekleşir. Terörün finansmanı suçtur; bu kapsamdaki fiiller için ağır yaptırımlar uygulanır; tüzel kişiler için güvenlik tedbirleri söz konusu olur. Terörle mücadelede görevli kamu görevlileri, kolluk ve yargı personeli ile ilgili koruma tedbirleri ve güvenlik önlemleri öngörülür. Terör suçlarından zarar görenlerin zararlarının tazmini amacıyla mahkeme süreçlerinde gerekli tedbirler alınır; bu süreçlerde tebligat ve ilân gibi uygulamalar kullanılır. Terör davalarında avukat temini ve ücretlere ilişkin düzenlemeler yapılır; savunmanın sağlanması amacıyla usuller belirlenir. Ceza infazı ve tutukluların korunmasıyla ilgili uygulamalar belirli esaslar çerçevesinde yürütülür; bazı ağır cezalar için özel koşullar uygulanabilir ve şartlı tahliye ile denetimli serbestlik konuları düzenlenir. Kamu görevlileri ve ilgili kurumlar, terör soruşturması ve kovuşturması süreçlerinde güvenlik ve gizlilik tedbirlerine tabi olarak hareket eder; gerekli hallerde koruma ve güvenlik önlemleri alınır. Terör suçları nedeniyle zarar görenler için maddi tazminat amacıyla gerektiğinde mahkeme önleyici tedbirler ve ilgili kararlar uygulanır.

Kanun 5326
2005-03-31

KABAHATLER KANUNU

Bu Kanun kabahat olarak kabul edilen ihlaller için uygulanabilir idari yaptırımları belirler. Kabahatler karşılığında uygulanabilecek yaptırımlar idari para cezası ile idari tedbirlerdir; tedbirler arasında mülkiyetenin kamuya geçirilmesi ve ilgili diğer tedbirler bulunur. Kabahatler kasıtlı veya ihmal yoluyla işlenebilir; ihmal halinde hukuki yükümlülüğün varlığı gerekir. Organ veya temsilci aracılığıyla işlenen kabahatlerde tüzel kişi de sorumlu tutulabilir; temsilci olarak hareket edenin fiili tüzel kişi hakkında yaptırım doğurabilir. Çok sayıda kişinin iştiraki halinde her kişi hakkında yaptırım uygulanabilir; özel faillik niteliğine sahip kişiler için de sorumluluk söz konusu olabilir. Aynı fiil çok sayıda kabahate yol açtığında uygulanacak en ağır idarî para cezası esas alınabilir; diğer yaptırımlar varsa bunlar da uygulanabilir. Aynı fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmışsa sadece suçtan yaptırım uygulanır; aksi durumda kabahatten yaptırım uygulanır. Teşebbüs cezalandırılmaz; bazı hallerde teşebbüsün cezalandırılabileceğine ilişkin hükümlerin uygulanması söz konusu olabilir. Hukuka uygunluk nedenleriyle kusurun ortadan kalktığı durumlar bu kabahatler için de geçerlidir. Soruşturma ve yerine getirme zamanaşımı ile yerine getirme zamanaşımı gibi süreler aşılırsa yaptırım uygulanamaz veya yerine getirilemez hale gelebilir. Karar verme yetkisi ilgili idari makamlar ile bazı durumlarda yetkili merciler tarafından belirlenir; kararlar tutanakla kayıt altına alınır ve gerekli deliller gösterilir. Kararlar tebliğ edilerek başvuru yolları açılır; itiraz süreçleri ve süreleri belirlenmiştir. Ödeme halinde indirim ve taksit gibi imkanlar söz konusu olabilir; ödeme süresi, muhatabın kanuni hakkını etkilemez. Mülkiyeti kamuya geçirilmesi kararında ilgili koşullara göre uygulanabilirlik belirlenir; bazı durumlarda eşya kullanılamaz hale getirilebilir veya imha edilebilir. Genel amaç toplum düzeninin korunması, genel ahlâkın ve sağlığın korunması, çevrenin korunması ile ekonomik düzenin korunmasıdır.

Kanun 5320
2005-03-31

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemenin uygulanmasıyla mevcut soruşturma ve kovuşturma süreçleri yeni hükümler temel alınarak yürütülür; kesinleşmiş kararlar korunur. Gıyabi tutuklama kararları, yeni hükümlerin uygulanmasıyla yakalama emrine dönüşür ve yabancı ülkelerdeki kaçaklar için özel bir düzenleme söz konusu olur. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminata ilişkin hükümler, uygulamada belirli dönemler için geçerli olur; önceki dönemdeki işlemler için eski mevzuat uygulanmaya devam eder. İtiraz ve temyiz süreçlerine ilişkin süreler ve usuller netleşir; acele itirazlar için uygulanacak hükümler geçerli olur. Şahsî dava kavramı kamu davasına dönüşür; mevcut şahsî dava dosyaları kamu davası olarak sürdürülür ve davacı olanlar katılan statüsüne geçer; uzlaştırma hükümleri uygulanır. Müdafi ve vekil ücretlerine ilişkin esaslar belirlenir ve bu ödemelerin yargılama gideri sayılacağı öngörülür; uygulanacak tarifeler yönetmelikle belirlenir. Yönetmelik çıkarılması, zamanaşımı, kolluk bildirimi, sahte para bilgileriyle ilgili uygulamalar ve eski hükümlerle uyum sağlama konuları düzenlenir; geçiş sürecinde eski hükümlere uygun çözümler geliştirilir. Ek ve geçici hükümler sulh Ceza mahkemelerinin yapısı ve yetkileriyle ilgili geçişleri düzenler; denetimli serbestlik ve tedavi uygulamalarıyla uyum sağlanır.

Kanun 5607
2007-03-31

KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNU

- Kaçakçılık fiilleri, gümrük işlemleri olmadan veya gümrük vergileri ödenmeksizin eşya sokma ve/veya çıkarmayı içerir; bu tür fiiller ağır hapis ve ağır para cezalarıyla cezalandırılır. - Eşyayı daima gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokanlar ile ihracat ve ithalat süreçlerinde yasa dışı şekilde hareket edenler, ayrıca bu fiilleri aldatıcı işlemlerle veya kısıtlı/hiç ödenmemiş vergilerle gerçekleştirirse daha ağır yaptırımlarla karşılaşır. - Transit veya dahilde işleme gibi süreçler dışında kalan veya rejim hükümlerine aykırı taşınan eşyalarla ilgili fiiller, hapis ve adlî para cezalarıyla cezalandırılır. - Belirli amaçlar için getirilen eşyaları hile ile yurtdışına çıkarmış gibi işlem yapanlar ile bu fiillere aracılık edenler, ayrıca bu tür fiillere iştirak edenler de cezalandırılır. - Özel muafiyet veya teşvik amacıyla yapılan işlemlerde gerçeğe aykırı beyanlar ve değişiklikler ağır yaptırımlara tabidir. - Kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek ve araştırmakla görevlilerin ya da ilgili meslek erbabının bu tür fiilleri kasten göz ardı etmesi halinde cezalar artırılır; ayrıca bu tür fiillerden doğan zararlarda güvenlik tedbirleri uygulanabilir. - Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın niteliğine göre ağır sonuçlar doğuran ürünler (örneğin yakıt, tütün, alkollü içkiler gibi) için cezalar artırılabilir. - Kaçakçılık amacıyla kullanılan taşıtlar el konulur; taşıt sahibinin belirli şartlar altında iade alabilmesi için mevzuatta öngörülen durumlar bulunur. - Arama ve elkoyma yetkileriyle, kaçak eşya tespit edildiğinde derhal el konulabilir; gümrük bölgesine girip çıkmak yasaktır ve gerekli aramalar yapılır. - Etkin pişmanlık kapsamında, resmi makamlarca haber alınmadan önce katkıda bulunanlar ceza indirimi veya muafiyetinden yararlanabilir; süreçte işbirliği yapanlar için belirli indirimler uygulanır. - Denizdeki taşıtlar veya sahile yanaşan gemiler için, yasa dışı faaliyetler tespit edildiğinde kaptanlar ve ilgili kişiler cezalandırılır. - Yasal olarak belirlenen bazı ürünler ve uygulamalar (örneğin belirli işaretlerin taklidi veya belgelerin sahteciliği) konusunda işleyenler için özel cezai yaptırımlar uygulanır ve bu alanlarda kamuoyuna yönelik ilanlar yapılabilir.

Kanun 2521
1981-09-15

AVDA VE SPORDA KULLANILAN TÜFEKLER, NİŞAN TABANCALARI VE AV BIÇAKLARININ YAPIMI, ALIMI, SATIMI VE BULUNDURULMASINA DAİR KANUN

Bu kanun yivsiz av tüfekleri, spor ve nişan tüfekleri ile tabancaları ve av bıçaklarını kapsar ve bunların yapımı, alımı-satımı, bulundurulması ve taşınması üzerinde düzenleyici kurallar getirir. - Yivsiz av tüfekleri ve ilgili ekipmanları üretmek için kuruluş kurmak isteyenler için denetimli kurulum izni ve işletecek kişilerin teknik yeterlilik belgeleri istenir; güvenlik uygunluğu ve kapasite gibi şartlar sağlandığında izin verilir. - Üretim tesislerinin standarda uygunluğu denetlenir; üreticilerin strik olarak güvenlik ve kalite gerekliliklerini karşılaması beklenir; yüksek üretim kapasitesine sahip tesislerin kendi test tezgahlarını kurması zorunlu olabilir, daha küçük tesisler ise dış test hizmetlerinden yararlanabilir. - Üretim ve satış yapanlar, imal ettiği veya sattığı ürünlerin türünü, çapını ve seri numaralarını içeren listeler düzenlemek ve bu bilgileri ilgili yerlere bildirmek zorundadır. - Satış işlemlerinde satıcı için belirli bir belge, alıcı için ise ilgili makama başvuru belgeleri aranabilir; bazı türler için bu belgeler aranmaz. Alıcılar, satın aldıkları tüfeklerin türünü, marka ve seri numarasını gösteren belgelerle birlikte kayıt edilmelidir; satışlar için periyodik kayıtlar tutulur. - Tüfeklerin ve tabancaların el değiştirmesi durumunda yapılacak işlemler yönetmelikte belirlenir; sahiplik ve devriyle ilgili kurallar bulunduğu belirtilir. - Bu silahların izinsiz üretim, satım veya kamuoyuna reklamı suç sayılır ve buna ilişkin ciddi cezai yaptırımlar öngörülür; ayrıca bu tür işlemlerde bulunanlara ilişkin yaptırımlar uygulanır. - İzinsiz ya da kurallara aykırı olarak bu silahları imal eden, satan, taşıyan veya bulunduranlar hakkında cezai yaptırımlar uygulanır; reklam veya tanıtımların yapılması yasaktır ve belirli kanıtlara dayanılarak idari yaptırımlar uygulanabilir. - Geçici ve ek geçici hükümlerle mevcut sahiplerin, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra belirlenen süreler içinde yasal altyapıyı tamamlaması ve gerekli belgeleri edinmesi için süreçler öngörülür; bu süreçler tamamlanmazsa işlemler durdurulabilir veya mevcut durum özel hükümler kapsamında ele alınabilir. - Yönetmelikler, kanunun uygulanmasına ilişkin ayrıntılı kuralları belirlemek üzere ileride çıkarılacaktır; uygulama açısından hükümler ve prosedürler bu yönetmeliklerle netleşir.

Kanun 3516
1989-01-21

ÖLÇÜLER VE AYAR KANUNU

Bu yasa ölçü ve ölçü aletlerinin Türkiye içinde doğru ayarlı ve uluslararası birimlere uygun olarak imal edilmesini, kullanılmasını ve güvenilirliğinin sağlanmasını amaçlar; böylece ticaret ve ekonomi açısından güvenilirlik temin edilir. Kapsamda hangi ölçü aletlerinin muayene edilip damgalanacağı ve hangi durumlarda istisnanın uygulanacağı belirlenir; bazı özel durumlar için muafiyetler öngörülebilir. Üretim ve tamir işlemlerinde ölçü aletleri için tasdikli imalat defteri tutma ve uygun tip/sistemlerin kullanılması gereklidir; ayrıca muayene ve damgalama ön koşulları tanımlanır. Ölçü aletleri için ilk muayene, periyodik muayene, ani muayene, şikayet muayenesi ve stok muayenesi gibi muayene türleri uygulanır ve uygun görülenler damgalanır veya belgeyle onaylanır. Uluslararası birimlerin evrak, etiket ve defterlerde kullanılması zorunludur; bazı ticari işlemler bu zorunluluk kapsamı dışında olabilir. Gümrük işlemleri kapsamında ithal ve ihraç ölçü aletlerinin muayene süreçleri düzenlenir. Damgalama uygun bulunan ölçü aletleri üzerine damga konulur; damgalanmaya uygun olmayanlar için damga yerine belge verilmesi tercih edilebilir; damga süreleri ve geçerliliğe ilişkin esaslar belirlenir. Uluslararası birimlere uygun olmayan veya uygun bulunmayan ölçü aletlerinin ticareti, alım satımı ve bulundurulması yasaktır; damgası kopmuş, bozulmuş veya süresi geçmiş aletlerin kullanımı ve satışına kısıtlamalar uygulanır; yetkisiz kişilerce muayene veya tamir yapılması da yasaktır. Yetkili olmayan kişilerce muayene veya tamir yapılması durumunda yaptırım uygulanır; ayrıca bu tür ayarlama ve muayenelerde uygun ücret tarifeleri üzerinde işlem yapılması kısıtlandırılır. Bu denetim ve uygulamalarla hedeflenen, ölçü aletlerinin güvenilirliğini korumak ve adil ticareti sağlamak için denetim mekanizmalarının işleyişidir. Belediyeler ölçü ve ayar memurluğu göreviyle bu denetimi destekler; etkin ve uyumlu çalışmayı sağlamak için gerekli koordinasyon ve idari yapılandırmalar düzenlenir. Muayene giderleri ve mali işlemler, belirli esaslara göre karşılanır ve denetim maliyetlerinin adil paylaşımı amaçlanır.

KHK 320
1988-06-06

MİLLİ PİYANGO HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Bu kararname kapsamında Milli Piyango İdaresi’nin piyango ve çekilişleri planlama, tertip etme ve denetleme rolü sürdürülür; iç düzenlemelerin çoğu kaldırılarak denetim, izinler ve yaptırımlar odaklı bir yapı öne çıkarılmıştır. Piyango ve çekilişler için bedeli nakit olanlar kadar olmayanlar için de izin gerekliliği getirilmiş; izin başvuru bedeli uygulanabilir ve bazı kamu kurumları muaf sayılabilir. Denetim yetkisi genişletilmiş; denetim elemanları hesap ve belgeleri inceleyebilir, gerekli görüldüğünde el koyabilir ve gerekli gördüklerinde soruşturma yapabilir; ihlaller için uyarma ve para cezaları uygulanabilir; cezaların uygulanması ve itiraz süreçleri belirlenmiştir. Talih oyunları işletmeleri açısından ihlallerde kapatma, ruhsat iptali ve diğer yaptırımlar öngörülmüş; cezaların uygulanması ve yerinde tahsili için idarenin yetkisi bulunmaktadır. Vergi muafiyeti ve devlet garantisi hükümleri korunmuştur; idarenin hasılatı, ikramiyeler ve ilgili işlemler vergi, resim ve harçtan muaftır; ikramiyeler devlet garantisi kapsamındadır. İdare Kefalet Sandığı kurulması öngörülmüş ve sandığın yönetimi ile denetimi idareye aittir; sandığın işleyişine ilişkin usul ve esaslar düzenlenir. Yurtdışı faaliyetler ve ortaklıklara ilişkin hükümler kaldırılmıştır; bu konular bu kararnameyle düzenlenmez hale gelmiştir. Kadrolar ve personel uygulamalarında bazı hükümler kaldırılmıştır; mevcut çerçeveye göre personel rejiminin temel ilkeleri korunur. Genel olarak, iç yapıdaki çok sayıda hüküm kaldırılarak yerine denetim, izinler, yaptırımlar, devlet garantisi ve kefalet gibi uygulama odaklı hükümler getirilmektedir.

Kanun 5235
2004-10-07

ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN

Bu Kanun adlî yargının kuruluşunu, görevlerini ve yetkilerini tanımlar; vatandaşların hukuk ve ceza davalarının hangi mahkemeler tarafından bakılacağını ve bu mahkemelerin organizasyonunu belirler. Kapsam olarak ilk derece adlî mahkemelerin ve bölge adliye mahkemelerinin işleyişini ve görevlerini düzenler; hukuk ve ceza alanında hangi davaların hangi mahkemelerde görüleceğini somut çerçevede ortaya koyar. Hukuk mahkemeleri açısından sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer hukuk mahkemelerinin görev alanlarını belirtir; bazı işlerde özel yetkili hukuk mahkemelerinin kurulabileceğini ve bu mahkemelerin iş yoğunluğu ile ihtiyaçlara göre yapılandırılabileceğini ifade eder; mahkeme kurulumu ve daireler arasındaki iş dağılımı konularını da kapsar. Hukuk mahkemelerinin yargı çevresi coğrafi sınırlarla belirlenir ve gerektiğinde il ve ilçeler üzerinde değişiklik yapılabilir; bu düzenlemeler idari sınırlar çerçevesinde yürütülür. Ceza mahkemeleri açısından sulh ceza mahkemeleriyle ağır ve asliye ceza mahkemelerinin görevlerini netleştirir; özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin kurulumu saklıdır; ceza mahkemelerinin daireleri gerektirdiğinde numaralandırılarak ve gerektiğinde daireler arası iş dağılımı yapılara göre düzenlenir. Sulh ceza hâkimliği, yürütülen soruşturmalarda karar almak, işleri yürütmek ve itirazları incelemek amacıyla kurulmuştur; gerektiğinde birden çok sulh ceza hâkimliği kurulabilir; hâkimlikler bulundukları yerin adli sınırları içinde çalışır. Asliye ceza mahkemesinin görevi, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere bakmaktır. Ağır ceza mahkemesi, ağır cezayı gerektiren suçlar ve ilgili davalara bakmakla görevlidir; bu mahkeme, iş bölümü ve daireler arasındaki görev dağılımı çerçevesinde çalışır. Cumhuriyet başsavcılığı ve savcılarının yapısı, görev ve yetkileri, soruşturma yürütme, kamu davasını izleme ve duruşmalarda temsil gibi temel işlevleri kapsar; başsavcı ve başsavcı vekilleri ile savcılar, görev ve denetim açısından bir hiyerarşi içinde çalışır; başsavcılıklar bulundukları yargı çevresinde denetim ve gözetim yetkisine sahiptir. Duruşmalarda Cumhuriyet savcısının temsil yetkisi, görevlendirme ve gerektiğinde birden çok savcının katılımını mümkün kılan uygulamalar düzenlenir; duruşmalara katılım, kamu davasının yürütülmesi açısından önemli bir unsurdur. Bölge adliye mahkemeleri, bölgesel düzeyde temyiz incelemesini yürütür; bölge merkezi başkanlığı ve hukuk ile ceza dairelerinden oluşan yapılarıyla bölgesel düzeyde karar verecek birimler olarak organize edilir; bölge başsavcılığı ve adalet komisyonu ile birlikte çalışır. Müdürlükler ve adli idari yapı, her mahkemede yazı işleri müdürlüğü ile başvuru ve işlem süreçlerinin yürütülmesini sağlar; bölge adliye mahkemelerinde de adalet komisyonları ve müdürlükler bulunur; idari ve mali işlemler bu yapılar üzerinden yürütülür. Adlî yargı ilk derece mahkemesi adalet komisiyonu gibi ortak yapılar, ağır ceza mahkemelerinin bulunduğu yargı çevrelerinde kurulabilir ve işleyişleri yönergelerle belirlenir; müdürlükler ve personel çalışmaları bu yapıya bağlı olarak yürütülür. Genel olarak bu düzenleme, dava türlerine göre hangi mahkemelerin yetkili olduğunun işleyişini, mahkemelerin hangi sınırlar içinde hareket edeceğini, yetki ve görev dağılımlarını, daireler arasındaki iş paylaşımını ve adli idari altyapıyı belirleyerek adaletin hızlı ve uyumlu işlemesini amaçlar.