İlgili Mevzuat:

YENİ BİTKİ ÇEŞİTLERİNE AİT ISLAHÇI HAKLARININ KORUNMASINA İLİŞKİN KANUN

10 / 1.524 sonuç gösteriliyor

Kanun 5147
2004-04-30

ENTEGRE DEVRE TOPOĞRAFYALARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN

Bu düzenleme, orijinal entegre devre topoğrafyalarının korunmasını sağlayarak bu alanda rekabetin korunmasına ve sanayinin gelişimine katkıda bulunur. Koruma yalnızca topoğrafyanın kendisine uygulanır; içeriğe, işlem süreçlerine veya topoğrafyanın dayandığı tekniklere olan etkisi kapsama dahil değildir. Korumadan yararlanma, topoğrafyanın ilk ticari sürümü yapılmış olması veya tescil başvurusunun yapılması halinde başlar ve belirli bir süre boyunca sürer; kullanım yoksa veya başvuru süreci tamamlanmamışsa koruma talebi reddedilebilir. Korumanın süresi dolduğunda topoğrafya kamu malı olur ve ilan edilir. Koruma, tasarımcının fikri emeğiyle oluşan ve bütün halinde özgünlük gösteren topoğrafyalar için geçerlidir; bilinen elemanların düzenlenmesinden oluşanlar da kapsama alınabilir. Hak sahibi, topoğrafyayı tasarlayan kişi veya onların mirasçılarına aittir; hizmet sözleşmesi kapsamında tasarlananlar ise hakları işverene aittir. Üniversite mensuplarının tasarladığı topoğrafyaların hakları öğretim elemanlarına aittir; kurum bu konumda pay talep ederse talep edilecek tutarı belirli koşullarda alabilir. Hizmet sözleşmesi dışında kalan iş görme sözleşmeleriyle tasarlanan topoğrafyalar için hak, aksine bir anlaşma olmadıkça işi veren kişiye aittir. Hak sahibi, izni olmadan topoğrafyanın tamamını veya bir kısmını çoğaltma, bir entegre devreye dahil etme veya bununla ilişkili ürünleri ithal etme, satma veya ticarî amaçla dağıtma fiillerine karşı tekelleştirilmiş yetkilerini kullanır. Koruma kapsamı dışında kalan fiiller arasında ticari olmayan kişisel kullanım, analiz ve değerlendirme amacıyla yapılan çoğaltmalar ile bu tür çalışmalar sonucu ortaya çıkan özgün topoğrafyaya uygulanması sayılabilir; bunun dışında kalan durumlarda ilgili fiiller yasağa tabidir. Başka birinin bağımsız olarak aynı topoğrafyayı tasarlaması halinde bazı istisnalar uygulanabilir. Haklar devredilebilir, miras yoluyla intikal eder ve rehin ile haciz gibi işlemler için sicile kayıt ve ilan gerekir. Lisans sözleşmeleri yapılabilir; lisans sicilde kaydedilmediği sürece üçüncü taraflara karşı ileri sürülemez; münhasır lisans halinde lisans veren başka bir tarafla lisans veremez ve kendisi de kullanamaz. Hükümsüzlük talepleriyle hak geçerliliğini yitirebilir; hükümsüzlük kararının etkileri belirli koşullarda geriye dönük olarak uygulanabilir. Hak sona erdiğinde konu kamu malı olur ve ilgili ilan yapılır. Hak sahipleri haklarından vazgeçebilir; vazgeçme yazılı olarak bildirilir ve sicile kaydedildiği anda hüküm doğurur; üçüncü kişilerden izin alınmazsa vazgeçilemez. Yetkili işlemler, başvuru yapanlar ve sicile kayıtlı vekiller tarafından yürütülür.

Kanun 5000
2003-11-19

PATENT VE MARKA VEKİLLİĞİ İLE BAZI DÜZENLEMELER HAKKINDA KANUN

- Bu kanun patent ve marka vekilliği mesleğini düzenler; gerçek kişi vekilleri ile tüzel kişi vekillerinin niteliklerini, sınavlarını ve sicil kayıtlarını belirler. - Gerçek kişi vekili olmak için genel nitelikler ve meslek için gerekli eğitim şartları aranır; ayrıca uygun bir sınavı geçme ve mesleki sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu vardır. - Tüzel kişi vekili için Türkiye’de kurulu uygun bir işletme yapısına sahip olma şartı getirilir; vekilliği sadece gerçek kişi vekillerin kullanması ve temsil edilen tüzel kişinin sorumlulukları konusunda esaslar oluşturulur. - Patent ve marka vekilliği sınavları düzenli olarak yapılır; sınavı kazananlar sicile kayıt olur; sicil işlemleri ve bu işlemler için gerekli ücretler kurum tarafından belirlenir. - Meslek kuralları ve disiplin cezaları belirlenir; uyarı, kınama, geçici vekillik yasağı ve vekillikten çıkarma gibi yaptırımlar uygulanabilir; soruşturma süreçleri ve savunma hakları güvence altındadır; kesinleşen kararlar uygulanır ve bazı durumlarda tekrar vekillik mümkün değildir. - Disiplin Kurulu’nun yapısı, üyelerin atanması ve görev süresi gibi kurallar ile disiplin işlemlerinin yönetimi düzenlenir. - Nihai kararlar için idari yargıya başvurma hakları tanınır; disiplin kararları kesinleşince vekillik ilişkisi sona erer. - Kurum, sınav, sicil ve diğer işlemler için ücretler ve uygulamalar konusunda yetkiye sahiptir; elde edilen gelirler mali işlemler kapsamında yönetilir.

Kanun 4458
1999-11-04

GÜMRÜK KANUNU

Gümrük kuralları Türkiye Gümrük Bölgesine giren veya çıkan eşyaya ve taşıt araçlarına uygulanır; bölge kapsamı kara suları, iç sular ve hava sahasını içerir. Gümrük mevzuatı, kavramlar ve işlemler konusunda taraflar için net tanımlar sağlar; bir kişinin temsilci atayabilmesi, temsilin türüne göre hareket etmesi ve yetki belgesini ibraz etmesi gerekir; doğru beyan edilmeyen hareketler kendi adıyla işlem görmek olarak kabul edilebilir. Temsilci sistemi, transit sınırlaması olanlar hariç, gümrük işlemlerinde yerleşik kişiler tarafından yürütülür ve temsilci işlemleri belirli kurallara uygun olarak yapılır. Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü, yerleşik işletmelere daha hızlı ve basitleştirilmiş emniyet ve güvenlik kontrolleriyle avantaj sağlayabilir; statü ve izinler, hangi kontrollerin uygulanacağını ve hangi idarelerin yetkili olduğunu belirleyen kurallarla düzenlenir. Gümrükle ilgili kararlar için talep süreci vardır; kararlar için gerekli bilgi ve belgeler sunulur, talep yazılı olarak yapılır ve belirli sürelerde karar verilmesi amaçlanır; alınan kararlar gerekçeli olarak bildirilir ve itiraz yoluyla olur. Lehine verilen kararlar bazı durumlarda iptal veya değiştirme kapsamına girebilir; iptalin veya değiştirmenin hangi durumlarda mümkün olduğunun şartları belirlenir ve iptal kararı tebliğ edildiğinde yürürlüğe girer; ihtiyaç halinde erteleme yapılabilir. Kişiler gümrük mevzuatı uygulamaları hakkında bilgi talep edebilir; bilgiler ücretsiz olarak verilir; bazı özel hallerde masraflar talepte bulunan tarafından karşılanır. Bağlayıcı tarife ve bağlayıcı menşe bilgisi yazılı talep üzerine verilir; bu bilgiler belirli süreler için geçerlidir ve bazı değişiklikler veya yanlış beyanlar durumunda geçerliliğini kaybedebilir; menşe kuralları veya tarife kaydıyla ilgili değişiklikler sonrasında bilgiler yeniden değerlendirilir ve değiştirilir veya iptal edilebilir. Gümrük güvenliği ve gözetimi ile ilgili uygulamalar, eşyaların giriş-çıkış- transit ve nihai kullanımına ilişkin prosedürleri kapsar; bu süreçler, güvenli ve uyumlu bir ticaret akışını sağlamak amacıyla uygulanır. İdareler ve kişiler, mevzuata uygun hareket etmek ve gümrük vergilerini ödemek, gerekli kayıtları tutmak ve denetimlere açık olmakla yükümlüdür. Risk, ülkeler arası taşınan eşyaların güvenlik, ekonomi, çevre ve tüketici açısından potansiyel tehditler yaratma ihtimalini ifade eder; risk yönetimi, bu riskleri azaltmak için veri toplama, analiz ve önlemleri kapsayan bir süreç olarak tanımlanır.

Kanun 5726
2007-01-05

TANIK KORUMA KANUNU

Bu yasa, ceza muhakemesinde tanık olarak dinlenenler ile bu tanıkların yakınlarının hayatı, beden bütünlüğü veya mal varlığı ağır ve ciddi tehlike altında olduğunda uygulanacak koruma tedbirlerini düzenler ve uygulanmasını sağlar. Koruma kapsamına giren kişiler, tanık olarak dinlenenler ile onların nişanlısı veya evlilik bağı kalmasa dahi eşi, yakın kan bağı veya kayın hısımlıkları bulunanlar ve evlatlık bağı bulunanlar gibi yakın ilişki içinde olanları içerir. Tedbirler arasında kimlik ve adres bilgilerinin gizli tutulması, duruşmada dinlenme şeklinin değiştirilmesi veya ses/ görüntüsüyle özel ortamda dinlenilmesi, tutuklu veya hükümlü olanlar için uygun ceza infaz kurumlarında yerleştirilmesi, fizikî koruma sağlanması, kimlik ve ilgili belgelerin değiştirilmesi, maddi yardım sağlanması, iş yerinin veya öğrenim gördüğü kurumun değiştirilmesi, yurt içinde başka bir yere yerleşilmesi ve gerektiğinde uluslararası alanda yerleşim sağlanması ile görünümlerin değiştirilmesi gibi tedbirler uygulanabilir. Bu tedbirler birbirleriyle birlikte veya tek başına uygulanabilir; aynı sonuca daha hafif bir tedbirle ulaşılabiliyorsa o yönde hareket edilir. Tedbir kararları soruşturma aşamasında savcı tarafından, kovuşturma aşamasında ise ya savcının veya tanığın talebiyle ya da resen verilir; acil durumlarda geçici kararlar da alınabilir; kovuşturma sonrasında bazı tedbirler kurul tarafından tanığın talebiyle verilebilir. Tedbir kararlarında korunan kişinin açık kimlik ve adres bilgileri, tanıkla ilgili bilgiler, tedbirin şekli ve süresi gibi hususlar belirtilir; kararlar ve ilgili belgeler gizli tutulur ve uygulanması için gerekli kayıtlar güvenli biçimde saklanır. Koruma birimleri kurulur ve gerektiğinde diğer kamu kurumlarıyla işbirliği sağlanır; kararlar ve protokoller belirli kurallara göre saklanır ve yazışmalar buna göre yapılır. Koruma Kurulu, kararları verir ve tedbirlerin uygulanmasını denetler; tarafların rızası alınarak mutabakat metni hazırlanır ve uygulanır. Koruma tedbirlerinin giderleri ilgili bütçeye uygun olarak karşılanır; koruma tedbirleri süresince ve sona erdikten sonra da gizlilik kuralları devam eder.

Kanun 5326
2005-03-31

KABAHATLER KANUNU

Bu Kanun kabahat olarak kabul edilen ihlaller için uygulanabilir idari yaptırımları belirler. Kabahatler karşılığında uygulanabilecek yaptırımlar idari para cezası ile idari tedbirlerdir; tedbirler arasında mülkiyetenin kamuya geçirilmesi ve ilgili diğer tedbirler bulunur. Kabahatler kasıtlı veya ihmal yoluyla işlenebilir; ihmal halinde hukuki yükümlülüğün varlığı gerekir. Organ veya temsilci aracılığıyla işlenen kabahatlerde tüzel kişi de sorumlu tutulabilir; temsilci olarak hareket edenin fiili tüzel kişi hakkında yaptırım doğurabilir. Çok sayıda kişinin iştiraki halinde her kişi hakkında yaptırım uygulanabilir; özel faillik niteliğine sahip kişiler için de sorumluluk söz konusu olabilir. Aynı fiil çok sayıda kabahate yol açtığında uygulanacak en ağır idarî para cezası esas alınabilir; diğer yaptırımlar varsa bunlar da uygulanabilir. Aynı fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmışsa sadece suçtan yaptırım uygulanır; aksi durumda kabahatten yaptırım uygulanır. Teşebbüs cezalandırılmaz; bazı hallerde teşebbüsün cezalandırılabileceğine ilişkin hükümlerin uygulanması söz konusu olabilir. Hukuka uygunluk nedenleriyle kusurun ortadan kalktığı durumlar bu kabahatler için de geçerlidir. Soruşturma ve yerine getirme zamanaşımı ile yerine getirme zamanaşımı gibi süreler aşılırsa yaptırım uygulanamaz veya yerine getirilemez hale gelebilir. Karar verme yetkisi ilgili idari makamlar ile bazı durumlarda yetkili merciler tarafından belirlenir; kararlar tutanakla kayıt altına alınır ve gerekli deliller gösterilir. Kararlar tebliğ edilerek başvuru yolları açılır; itiraz süreçleri ve süreleri belirlenmiştir. Ödeme halinde indirim ve taksit gibi imkanlar söz konusu olabilir; ödeme süresi, muhatabın kanuni hakkını etkilemez. Mülkiyeti kamuya geçirilmesi kararında ilgili koşullara göre uygulanabilirlik belirlenir; bazı durumlarda eşya kullanılamaz hale getirilebilir veya imha edilebilir. Genel amaç toplum düzeninin korunması, genel ahlâkın ve sağlığın korunması, çevrenin korunması ile ekonomik düzenin korunmasıdır.

Kanun 6769
2017-01-10

SINAİ MÜLKİYET KANUNU

Bu kanun markalar, coğrafi işaretler, tasarımlar, patentler, faydalı modeller ve geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunmasını ve bu hakların ihlallerine karşı uygulanacak yaptırımları kapsar; korumanın amacı teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemeye katkı sağlamaktır. Korumadan yararlanacaklar, Türkiye sınırlarında ikamet eden veya ticari faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile bu haklara başvuru yapma imkanı bulunan kişiler ve uyruğuna bakılmaksızın korumadan yararlanması mümkün olan ülkelerin vatandaşı olarak görülen kişilerden oluşur. Marka kavramı, ayırt edici niteliği olan ve sicilde gösterilebilen her türlü işareti kapsar; bunlar sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ile malların veya ambalajlarının biçimini içerebilir. Mutlak ret sebepleri, başvurunun tescil edilmemesini gerektiren durumları içerir; ayırt edici nitelik olmaması veya marka olarak yeterli belirlilik gösterememesi, ticaret alanında genel olarak kullanılan işaretler, malın doğası gereği ortaya çıkan şekil veya teknik gereklilikleri içeren işaretler, halkı yanlış yönlendirebilecek veya coğrafi kaynak, kalite veya malın niteliğini doğrudan belirtmiş olan işaretler bu kapsama girer; ayrıca dini değerler, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretler ve tescilli coğrafi işaret içeren işaretler de reddedilebilir. Başvurunun, önceki tescilli veya başvurusu yapılmış marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzerliği nedeniyle reddedilme imkanı da bulunur. Nispi ret nedenleri, başvuru konusu markanın mevcut tescilli ya da önceki başvuruya sahip bir marka ile aynı veya benzer olması ve mal veya hizmetlerin aynı veya benzer olması durumunda itiraz üzerine reddedilmesini kapsar; hak sahibinin izni olmadan başvuru yapanlar için de benzer reddetme ihtimali söz konusudur; ayrıca hak sahiplerinin itirazı üzerine önceki haklarının korunması güvence altına alınır. Marka tescilinden elde edilen haklar markanın sahibine aittir ve tescil kapsamında yer alan kullanımları yasaklama ve engelleme yetkisini verir; aynı veya benzerinin kullanılması sonucunda karıştırılma ihtimali olan durumlar, markanın itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek şekilde kullanım, marka sahibinin izni olmadan yapılan bazı kullanımlar için yasaktır. Bununla birlikte doğrulukla rekabet kurallarına uygun olarak, gerçek kişilerin kendi adlarını belirtmesi veya malların türü, kalitesi gibi açıklayıcı bilgiler kullanılması gibi durumlarda, hak sahibinin bu kullanımları sınırlandırıcı olmayan şekilde hareket etme yükümlülüğü yoktur. Tescilli markanın başvuru eserlerinde jenerik ad izlenimi verecek biçimde yayımlanması durumunda, yayıncı markanın tescilli olduğunu belirtmek suretiyle yanlışlığı düzeltmek veya eserden kaldırmakla yükümlüdür. Markanın kullanımı ile ilgili olarak, hak sahibi tarafından belirlenen süre içinde ciddi bir kullanım olmaması halinde veya kullanımda kesinti olması durumunda iptal yoluna gidilebilir; bazı kullanımlar ise istisnai olarak hak sahibinin izniyle veya ihracat amacıyla yapılan kullanımlarda mümkün olabilir. Ticari vekil veya temsilci adına, sahibinin izni olmadan aynı veya benzerinin tescil edilmesi halinde, hak sahibi itiraz yoluyla kullanımı yasaklama veya tescilin kendisine devredilmesini talep edebilir. Başvuru süreci ve öncelik hakları, başvuru sahibinin kimlik bilgilerini ve marka örneğini içeren uygun başvurularla başlar; mal ve hizmetlerin sınıflandırılması ve gerektiğinde bölünme yoluyla başvuru yönetilebilir; rüçhan hakkı, belirli ülkelerin vatandaşlarına veya vatandaşı olmayanların bu ülkelerdeki faaliyetlerine bağlı olarak tanınabilir ve bu haklar uygun süre içinde beyan edilmelidir; rüçhan hakları, belirli koşullar ve belgelerle kullanılabilir ve süreler içinde kullanılmayan haklar düşer. Uluslararası başvurular, uluslararası aşamalarda yapılan başvuruların bazı yönlerden ulusal başvurularla aynı sonuçları doğurması amacıyla değerlendirilir; bu kapsamda başlangıç aşamaları, başvuru sahiplerinin hakları ve öncelik esasları dikkate alınır. Markanın kullanımı ile ilgili olarak, ticari hayatta dürüstlük çerçevesinde, kişinin kendi adı veya adresine ilişkin beyanlar veya malın türüne ilişkin genel açıklamalar gibi kullanımlar hak sahibinin müdahalesine tabi değildir; ayrıca marka sahibinin hakları, haksız rekabet ve yanıltıcı karşılaştırmalı reklamlarda sınırlamalara tabidir. Overall olarak bu düzenleme, markaların ve diğer fikri mülkiyet haklarının elde edilmesi, korunması ve ihlallerinin önlenmesi yoluyla ticari aktörlere net haklar ve yükümlülükler getirir; başvuru ve kullanım süreçlerinde hak sahiplerinin korunması ile rakiplerin rekabetinin sağlıklı işlemesi hedeflenir.

Kanun 5237
2004-10-12

TÜRK CEZA KANUNU

Pratik etki özeti: - Ceza kanunları, yalnızca açıkça suç sayılan fiilleri cezalandırır ve güvenlik tedbirlerini uygular; yasa dışı olarak geniş yorumla suç oluşturulamaz veya cezalandırılamaz. - Suç ve ceza uygulanırken temel ilke, fiilin ağırlığına göre adil ve orantılı bir ceza verilmesi; tüm kişiler önünde eşitlik sağlanır, hiçbir fark gözetilmez. - Kanunda yazılı olmayan fiiller için mazeret sayılmaz; kanunun kendisi dışında bir düzenleyici işlemle suç oluşturulamaz. - Özel kanunlar varsa genel hükümler de bu özel durumlar için geçerli olur. - Tanımlar netleştirilir; kimlerin vatandaş sayılacağı, çocuk sayılacağı, kamu görevlisi kimler olduğu gibi kavramlar belirli kurallarla açıklığa kavuşur. - Zaman bakımından uygulanabilirlik; işlenen fiile o an yürürlükte olan yasa uygulanır; lehe olan yasa uygulanır; bazı infaz ve geçici hükümler hemen uygulanabilir. - Yeri bakımından uygulanabilirlik; Türkiye sınırlarında işlenen fiiller Türk kanunlarına tabidir; bazı durumlarda deniz ve hava sahası gibi alanlarda da Türkiye’nin yetkisi sayılır. - Yabancı ülkede hüküm verilen suçlar konusunda Türkiye, bu hükümlere karşı yeniden yargılama yapabilir veya kovuşturma başlatabilir; bazı hallerde Adalet Bakanlığının talebiyle yargılama gerçekleşir; bazı istisnalar bulunur. - Vatandaş ve yabancı ayrımıyla ilgili olarak, Türkiye’de bulunurken yabancı ülkede işlenen bazı suçlar için Türkiye’de cezalandırılma mümkün olabilir; bu süreçler belirli şartlara ve taleplere bağlıdır. - Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması durumunda, Türkiye’de verilecek cezanın üst sınırı, suçun işlendiği ülkenin ceza üst sınırını aşamaz; bazı istisnalar bu kuraldan muaftır. - Ceza sorumluluğunun şahsiliği esastır; tüzel kişiler cezalandırılamaz; güvenlik tedbirleri bu kısıtlamanın dışında uygulanabilir. - Kast ve taksir kavramları, suçun oluşması açısından belirleyici olup, niyet ve öngörüyle ilgili çeşitli sonuçlar doğurabilir; taksirli fiillerde ceza ölçüsü, kusura göre belirlenir ve bazı durumlarda indirim uygulanabilir. - Meşru savunma ve zorunluluk hali, hak kullanımı veya rıza gibi hallerde ceza verilmez; zorlayıcı güç, korkutma veya tehdit altında işlenen fiillerde faile karşı ayrı bir değerlendirme yapılır. - Haksız tahrik veya belirli haller sebebiyle cezalar hafifleyebilir; hata veya yanılgılar bazı durumlarda hafifletici nedenler doğurabilir; bilmeden işlenmiş fiiller her zaman cezadan muaftır denmez, bazı hatalar nedeniyle indirim uygulanabilir. - Yaş küçüklüğüyle ilgili olarak çocuklar üzerinde özel kurallar uygulanır; belirli yaş altındaki kişiler için cezai sorumluluk yoktur veya güvenlik tedbirleri öne çıkar; gençler için ise yaşa bağlı olarak farklı hafifletici ve güvenlik tedbirleri uygulanabilir. - Akıl hastalığı veya ciddi zihinsel bozukluklar halinde cezalandırma yerine güvenlik tedbirleri tercih edilebilir; bu durum, belirli ölçütlerle ceza yerine tedavi ve koruma odaklı bir yaklaşımı getirir. - Sağır ve dilsizlik gibi durumlar için özel uygulama ve haklar bulunabilir; genel olarak iletişim ve müdahalede adil yaklaşımlar gözetilir.

Kanun 5225
2004-07-21

KÜLTÜR YATIRIMLARI VE GİRİŞİMLERİNİ TEŞVİK KANUNU

Bu mevzuat, kültür yatırımlarını ve kültür girişimlerini teşvik etmek amacıyla yatırımcı ve girişimcilerin belge alarak belirli avantajlardan yararlanmasını sağlar. Teşvik kapsamında kültür merkezlerinin yapımı, onarımı ve işletilmesi ile bunlara bağlı alanlarda çalışmalar yapılabilir; ayrıca kütüphane, müze, arşiv, galeriler, sahne sanatları ve benzeri faaliyetlerin yapıldığı mekânlar ile kültürel ve sanatsal alanlara yönelik çalışmalar desteklenir. Taşınmaz mal tahsisi ve bedelsiz haklar sağlanabilir; kamu arazilerinin kullanımına ilişkin kolaylıklar ve uygun koşullarla tahsisler yapılır. Vergi ve sosyal güvenlik konularında indirimler ve destekler uygulanabilir; bu kapsama giren işletmeler için vergi stopajı indirimi, sigorta prim ödemelerinde destek ve enerji ile su giderlerinde kolaylıklar söz konusu olabilir. Belgeli yatırım veya girişimlerde yabancı uzman personel ve sanatçı çalıştırılmasına imkan verilir; ilgili izinlerle sınırlı olmak üzere çalışan sayısı ve süreye ilişkin düzenlemeler uygulanabilir. Faaliyetlerin hafta sonu ve resmi tatillerde sürdürülmesi olanaklı kılınabilir; altyapı hizmetlerinin temini için kamu kurumlarının öncelikli çalışması öngörülür. Belgelendirme süreçleri ve denetim mekanizmaları ile hangi faaliyetlerin teşvikten yararlanabileceği belirlenecek ve gerektiğinde denetim sonucunda belgenin iptali veya cezai yaptırımlar uygulanabilir. Projelerin güvenli ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesi için uygun gördürülen altyapı ve raporlama yükümlülükleri hayata geçirilir; değişiklikler, devirler ve faaliyetin sona ermesi durumunda teşviklerin uygulanabilirliği kurallara bağlanır.

Kanun 6103
2011-02-14

TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemenin uygulanmasıyla, yeni Türk Ticaret Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin geçiş kuralları netleşir; eski haklar korunur ve kazanılmış haklar güvence altına alınır. - Eski hukuka ait işlemler ve olaylar için hangi yasa uygulanacağı, olayın niteliğine göre belirlenir; yeni hükümler, yürürlüğe girdikten sonra meydana gelen olaylara uygulanır. - Eski hukuk altında olması gereken haklar, hak kazanılmış ise korunur; bazı durumlarda eski haklar saklı kalır. - Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler önceki hukuka tabidir; diğer konular yeni kanuna göre yürütülür. - Yollamalarla ilgili eski referanslar, yeni düzenlemelere uyacak şekilde yeniden yorumlanır. - Deniz ticareti ve deniz sigortasına ilişkin davalar için yetkili merci ve görevler yeniden düzenlenir; ilgili davaların devri sağlanır. - Bileşik faiz konusunda mevcut sözleşmelerdeki düzenlemeler değiştirilir; değişiklik tamamlanana kadar bileşik faize ilişkin uygulama sınırlanabilir; gerektiğinde borçludan talep edilebilir. - Ticari işletmenin merkezi, Türkiye içindeki veya dışında bulunan bir işin Türkiye’de şube olarak tescili ve merkezi yurt dışına taşınması gibi hususlar, tarafların beyanı ve gerekli belgelerle yürütülür; özel düzenlemeler yönetmeliklerle belirlenir. - Şube kaydı için gerekli bilgiler ve belgeler, kayıt dairesine beyan edilir; taşıyıcı hükümler, düzenlemeler ve uygulanma şekli ileride çıkarılacak yönetmeliklerle netleşir. - Sermaye artırımı ve esas sözleşme değişiklikleri için uyum süreci uygulanır; uyum sağlanmazsa yeni kanuna göre genel kurul kararları ve uygulanış şekli devreye girer. - Tek pay sahibi anonim şirketler ve tek ortaklı limited şirketler için bildirim ve tescil ile ilan yükümlülükleri belirlenir; bu yükümlülükler zamanında yerine getirilmezse sonuç doğurur. - Yönetim kurulundaki mevzuat değişiklikleri ve görevlerin sürekliliği konusunda mevcut yöneticiler görevlerini sürdürür; belirli durumlarda tüzel kişi temsilcisiyle ilgili düzenlemeler gerekir. - Esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisaplarına ilişkin uyum zorunluluğu doğar; aksi halde eski genel hükümlerin uygulanması söz konusu olabilir. - Özel denetçinin mevcut görevi, raporu tamamlayıncaya kadar yürütülür; bu durumda denetçi istediği takdirde görevinden ayrılabilir. - Oy hakları ve nama yazılı payların devri konusundaki sınırlamalar önceki hükümler çerçevesinde uygulanmaya devam eder. Genel olarak, bu düzenleme şirketler ve ticari işletmeler için geçiş süreçlerini belirler, uyum gerekliliklerini ortaya koyar, eski hakların korunmasını ve yeni hükümlerin uygulanmasını sağlar.

Kanun 6100
2011-02-04

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

- Kanun, hangi tür davalarda hangi mahkemelerin yetkili olduğunu belirleyerek dava açılışında hangi merciye gidileceğini etkiler; temel ayrım asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemeleridir. - Yetkili mahkeme, çoğunlukla davalının ikametgâhının bulunduğu yerdeki mahkemedir; malvarlığına ilişkin davalarda değer veya tutar önemli değildir. - Birden çok davalı varsa dava genelde davalılardan birinin yerleşim yerinde açılabilir; bazı düzenlemelerde ortak yetki öne çıkar. - Geçici veya belirli hâllerde geçici oturanların davalarında, onların bulunduğu yerdeki mahkeme yetkili olabilir. - Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar için genel yetkili yer, malvarlığı konusundaki davalarda malvarlığı unsurunun bulunduğu yer olarak kararlaştırılır; bazı özel hâllerde bu kurallar değişebilir. - Sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. - Miras ve tereke ile ilgili davalarda genel olarak ölenin son yerleşim yerindeki mahkeme yetkili sayılır; terekenin paylaşımı ve yönetiminden doğan davalarda özel kurallar uygulanır. - Taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalar için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olur; irtifak hakları için de taşınmazın bulunduğu yer belirleyici olur. - Şube işlemlerinden doğan davalar şubenin bulunduğu yer, tüzel kişinin ortaklık ve üyelik ilişkileriyle ilgili davalar ise merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. - Sigorta davalarında, malın bulunduğu yer veya rizikonun gerçekleştiği yer, can sigortalarında yerleşim yeri kesin yetkili olur; deniz sigortaları için bu hüküm uygulanmaz. - Haksız fiilden doğan davalarda, fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yer ile zarar görenin ikametgahı yetkili olabilir. - Yetki sözleşmesiyle taraflar, uyuşmazlığı hangi mahkemede göreceklerini yazılı olarak belirleyebilir; ancak bazı konularda yetki sözleşmesi yapılamaz; yazılı olması ve net gösterilmesi gerekir. - Yetki kesin olduğunda taraflar bu yetkiyi kendiliğinden denetletmezse, davaya başlayana kadar bu durum değişmez; yetkili olmadığını iddia etmek için cevap dilekçesinde veya kanun yoluyla itiraz edilmesi gerekir. - Yetkisi kesin olmayan hâllerde yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülür; eğer taraflar itiraz etmezse, açılan dava yetkili olduğuna çevrilir. - Görevsizlik veya yetkisizlik kararları alındığında, karar kesinleşene kadar taraflar dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesini talep edebilir; karar kesinleşirse resen karar verilebilir. - Yargı yerinin belirlenmesi gereken durumlarda, engel veya tereddüt halinde bölge adliye mahkemelerine veya Yargıtay’a başvurulur; kararlar kesinleşince ilgili merci belirlenir. - İnceleme usulü, yetkili mahkemenin belirlenmesinde dosya üzerinden yapılabilir; kesinleşen kararlar sonraki davayı bağlar. - Duruşmalar ve kararlar genel olarak alenidir; bazı durumlarda gizli duruşma veya kısmi gizlilik uygulanabilir; gizli duruşmada alınan kararlar gerekçesiyle birlikte açıklanır. - Taraflar, müdahiller ve ilgili kişiler hukuki dinlenilme hakkına sahiptir; bilgiye erişim, savunma ve delil gösterme hakları güvence altındadır. - Taraflar dürüstlük yükümlülüğüne tabidir; beyanlar gerçeğe uygun olmalıdır. - Usul ekonomisi ilkesi gereği dava makul sürede ve gereksiz gider yapılmadan yürütülmelidir. - Hâkim, uyuşmazlığı aydınlatma ihtiyacı hissederse taraflardan açıklama ve delil talep edebilir; gerekli gördüğü hususlarda soru sorabilir. - Hâkim, yargılamayı yönetir; süreci düzenli ve hızlı ilerletmeye çalışır; hukukun uygulanmasında Türkiye hukukunu resen uygular. - Hâkimin yasaklılığı ve reddi sebepleri bulunabilir; taraflar hâkimin tarafsızlığı konusunda itiraz edebilir; reddedilen hâkimin dışında başka bir merci bu durumu incelemeye yetkilidir; reddin sonucu ve süreci belirlenir. - Çekilme ve reddedilme süreçlerinde belirli usul ve süreler bulunur; ret talepleri yazılı olarak ve ilgili mahkemeye bildirilir; süresinde yapılmayan ret talepleri dikkate alınmaz. - Çekilme kararları incelenirken karar veren merci ve usul belirlenir; gerekli görülürse başka bir mahkeme tarafından incelenir.