İlgili Mevzuat:

ZEYTİNCİLİĞİN ISLAHI VE YABANİLERİNİN AŞILATTIRILMASI HAKKINDAKİ 3573 SAYILI KANUNUN SAKIZ VE NEVİLERİYLE HARNUPLUKLARA DA TEŞMİLİNE DAİR KANUN

10 / 2.916 sonuç gösteriliyor

Kanun 3573
1939-02-07

ZEYTİNCİLİĞİN ISLAHI VE YABANİLERİN AŞILATTIRILMASI HAKKINDA KANUN

Bu yasa zeytinciliğin ıslahı amacıyla yabani zeytinliklerin aşılanması, temizlenmesi ve zeytinlik alanlarının oluşturulması süreçlerini düzenler. Yabani zeytinlikler ile fıstık ve sakız türlerine ait alanlar zeytin yetiştirmeye elverişli olarak tespit edilip haritalanır ve ilan edilir. Bu alanlar yerel koşullara göre parçalara ayrılır; zeytin aşısı ve dikim işlerini yapacak kişiler belirlenir ve yükümlülük belgesi verilir; fidanlar devletçe temin edilir. Verilen alanlar amacı dışında kullanılamaz; miras dahil bölünemez ve kullanım amacına uygun şekilde kullanılamadığında devletçe geri alınabilir; ilgili tapulara şerh konulur. Zeytinliklere hayvan girişi, belirli sınırlandırmalarla düzenlenir; çift sürme ve nakliyat için hayvanlara ağızlık takılması gerekebilir; ihlaller cezai yaptırımlara tabidir. Aşılama ve bakım için kredi ve mali destek sağlanır; kredinin geri ödenmesi koşulları uygulanır ve süreçte başarısızlık durumunda geri ödeme ve tapu işlemlerinde yaptırımlar uygulanabilir. Arazinin açılması ve delicelerin aşıya hazır hale getirilmesi sonrası, tapu ve finansal işlemlerle ilgili düzenlemeler uygulanır; planlanan süre içinde işlemler tamamlanmazsa belirli sonuçlar doğabilir. Zeytinlik bakımında emeği olanlara veya aşılı zeytinlikleri en iyi yapanlara teşvikler verilir. Zeytinlik hastalık ve zararlılarıyla mücadele amacıyla birlikler kurulur; devlet kaynakları bu birliklere sağlanır; üreticilerin bu mücadele giderlerindeki payları ödenir. Zeytinlik alanlar içinde veya yakın bölgelerde tesisler kurulumuna kısıtlamalar uygulanır; izin ve teknik koşullara uyulur; izinsiz kesim veya zarar durumunda cezai yaptırımlar uygulanabilir. Bu kanunun ihlalleri halinde idari para cezaları uygulanabilir. Bazı alanlarda kanun hükümleri uygulanmaz; istisnalar mevcut olabilir.

Kanun 7472
1960-05-13

ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSLİĞİ HAKKINDA KANUN

Bu kanun, ziraat yüksek mühendisliği unvanını kullanıp mesleki faaliyetlerde bulunabilecek kişilerin niteliklerini ve faaliyette bulunabileceği alanları belirler; temel olarak eğitim ve tasdike dayalı bir yetkilendirme sistemi kurar. Unvanı kullanabilmek için gerekenler - Türkiye’de ziraat fakültesi mezunu olmak veya yabancı ülkelerin ziraat fakülteleri/yüksek ziraat eğitim kurumlarından mezun olup yüksek mühendislik vasfının tasdik edilmesi gerekir. Faaliyet alanları ve yetkileri - Ziraat yüksek mühendisleri araştırma, ıslah, yetiştirme, toprak muhafaza, zirai mücadele, ziraat alet ve makineleri, bahçe mimarisi, toprak tasnifi, toprak, su, gıda, yem, kimyevi gübre, nebat tahlilleri, teknoloji, zootekni ve zirai ekonomi gibi çeşitli alanlarda hizmet üretebilir. - Bu alanlarda lisans aldıkları veya ihtisas yaptıkları sahalarda keşif, plan ve projeler hazırlayabilir ve uygulayabilir, gerekli kontrol, muayene ve eksperlik işlemlerini yapabilir. - Raporlar düzenleyebilir, zirai danışma büroları ve laboratuvarlar kurabilir ve yönetecek veya bu kurumların mesul müdürlüğünü üstlenebilir. - Kamu ve kamuya bağlı kurumlar ile sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan müesseselerde görev yaptığı durumlarda, mesai saatleri dışındaki ilgili faaliyetleri, kendi dairelerine bağlı olmaksızın ve izinli olarak yapabilir. Kısıtlamalar ve yaptırımlar - Unvanı kaynağını taşımayan veya niteliklere sahip olmayanlar tarafından unvanın kullanılması halinde idari para cezası uygulanabilir. - Medeni haklarını kullanma ehliyetinin kaybı veya hak yoksunluk gibi sonuçlar doğabilir; bazı meslek icrası yasaklarına tabi olabilirler. Uygulama ve maliyetler - Uygulama usulünü ve ruhsat harçlarını belirleyecek bir yönetmelik çıkarılır; bu düzenleme lisanslama süreçlerini ve ilgili maliyetleri içerir. Geçiş hükümleri - Kanun yürürlüğe girinceye kadar yüksek ziraat eğitimi alıp haklarını kazananlar, bu haklardan yararlanır. Genel etki - Ziraat yüksek mühendisliği unvanı ve mesleki haklar netleşir, geniş bir mesleki faaliyet yelpazesi belirlenir ve bu faaliyetlerin denetimi ile uyumunu sağlama mekanizmaları öngörülür.

Kanun 6551
1955-05-18

BARUT VE PATLAYICI MADDELERLE SİLAH VE TEFERRUATI VE AV MALZEMESİNİN İNHİSARDAN ÇIKARILMASI HAKKINDA KANUN

Bu yasa, av ve patlayıcı maddelerle silah ve teferruatının ticaretini ve bulundurulmasını belirli bir çerçevede düzenler; av için kullanılan malzemeler ve bunların fişekleri ile parçaları ile rovelver ve tabancalara ait fişekler ve parçaları, mevcut silah mevzuatıyla ilişkilendirilerek ticareti ve bulundurulması açısından serbest sayılabilir, ancak bu kapsam savaş silahları ve mühimmat olarak kullanılabilecek patlayıcı maddeler için ayrı kurallara tabidir. İnhisar kapsamı dışındaki maddelerin üretimi, ithali, nakli, depolanması, satışı ve kullanımı için izin ve denetim gereklidir; bu izinlerin ve denetimin usul ve esasları belirli bir yönetmelikle konulur. İnhisarlar tarafından bu maddelerin muhafazası için kullanılan gayrimenkul ve tesisler söz konusu olacak ve bu tesislerin yönetimiyle ilgili esaslar uygulanır; bunların gerçek kişilere veya tüzel kişilere satışı da genel esaslar çerçevesinde gerçekleşebilir. Savaş silahları ve mühimmatı olarak kullanılabilecek patlayıcı maddeler için ayrı düzenlemeler uygulanır; bu madde yasanın kapsamı dışında kalır. Yasa yürürlüğe girer ve uygulanır.

Kanun 2525
1934-07-02

SOYADI KANUNU

- Her Türk’ün, öz adından sonra alınmış bir soy adını taşımak zorunda olduğu ve bu soy adının konuşmada, yazışmada ve imzada öz adın ardından kullanıldığı uygulanır. - Kullanılamayacak soy adları, rütbe ve memuriyete uygun olmayanlar, aşiret veya yabancı ırk ve millet isimleriyle ilgili olanlar ve genel toplumsal edep ile iğrenç veya gülünç bulunanlar olarak sınırlandırılır. - Soyadı seçme hakkı öncelikle evlilik birliğinin başı olan kocaya aittir; belirli durumlarda hak ve görev, kocanın ölümü, vesayet altında olma veya evliliğin sonlanması halinde en yakın baba tarafı erkeğe veya vasıya geçer; reşit olan kimseler kendi soy adını seçmekte serbesttir; vesayet altındaki reşitlerin adını ise baba, yoksa ana ya da vasisi belirler. - Bu hak ve göreve aykırı olarak kullanılan soy adlarının değiştirilmesi talep edilebilir ve tarihte ün almış adların kullanılmaması için dava yoluyla karar alınabilir. - Soyadının nüfus kütüğüne ve doğum kağıtlarına kaydedilmesi için gerekli işlemler belirli bir süre içinde yürütülmelidir; bu süreçte resmi evrak pulları muaf tutulabilir. - Ad değiştirme ihtiyacı veya çocuğa ad verme konularında çıkan ihtilaflar ile adın kanuna uygun olup olmadığını belirleme yetkisi yetkili mercilere aittir; konuların çözümünde yardımcı olarak görev yapan kişiler bulunabilir. - Bu işlemlerde ihmali görülen memurlar hakkında cezai yaptırımlar uygulanabilir; benzer şekilde, adı doğru yazdırmayanlar ve diğer görevlerde ihmali görülenler için disiplin uygulamaları söz konusu olabilir. - Uygulama yollarını gösteren bir yönetmelik çıkarılır ve kanunun uygulanması bu yönetmelik çerçevesinde yürütülür. - 2018 yılında yapılan bir değişiklikle, kanunu uygulayan düzenlemelerin niteliğiyle ilgili ifade değişikliği yapılmıştır; bundan sonra ilgili düzenlemelerin nasıl çıkarılacağına ilişkin yönlendirme bu çerçevede belirlenmiştir.

Kanun 4373
1943-01-21

TAŞKIN SULARA VE SU BASKINLARINA KARŞI KORUNMA KANUNU

Bu kanunun uygulanmasıyla taşkın ve su baskınlarına uğrayabileceği kabul edilen bölgelerin sınırları belirlenip ilan edilir ve buna göre hareket planları yapılır. Bu bölgeler içinde su akışını engelleyen her türlü yapı, tesis, bitki örtüsü ve benzerleri, sahiplerine ödenebilecek tazminatlar karşılığında kaldırılır veya yıkılır; bazı durumlarda bu tazminatlar ödenmez. Kamuya ait alanlar ve bazı özel paylar için tazminat talepleri olmaksızın kaldırma işlemleri uygulanabilir; kıymet takdirine dayalı olarak bedellerin ödenmesi süreci bulunur. Kıyı ve setlerin dikili olduğu yerlerdeki basit engeller de tazminatsız olarak kaldırılabilir. Taşkın sahaları dışında kalan veya zararlı görülen alanlarda yer alan ark ve kanalların düzgünleşmesi için belirli süreler verilir; bu süreler sonunda eksik düzeltmelerde ilgili kurallar uygulanır. Taşkın tehlikesinin bulunduğu alanlarda izinsiz inşaat, tadilat veya fidan dikimi yapılması yasaktır; iznin alınması için teknik uygunluk raporu gereklidir. İzinsiz yapılan çalışmalar nedeniyle su akışını bozacak veya su seviyesinin yükselmesine yol açacak olanlar yıkılır veya kaldırılır ve bu masraflar sahiplerden karşılanır. Tehlikeli bölgelerde yaşayanlar ve köy halkı, suların yükselmesi veya taşkın tehlikesiyle karşılaşıldığında derhal ilgili birimlere haber verme ve uyarı yapma yükümlülüğüne sahiptir; bu yükümlülük sezonluk olarak halka ilan edilir. Tehlike durumu ciddi olduğunda, en seri biçimde yardım çağrısı yapılır ve komşu köyler de gerekli destek için muhtaç durum önceliği gözetilerek seferber edilir; yardıma katılanlar gerekli araç-gereçlerle tehlike yerine yönlendirilir. Kusursuz işleyen bir afet yönetimi için gerekli kayıtlar tutulur ve ilgili yerlere iletilir; ihtiyaç halinde diğer birimlerden yardım istenir ve sağlanan malzeme ve vasıtalar işin gereğine göre kullanılır. Tehlike bölgesine gelenlerin taşınması için ulaşım giderleri karşılanır; bu süreçte çalışanlara ücret verilmez, ancak temel besin temin edilir. Çalışanlar yaralandığında veya engellendiğinde tazminat ve destek sağlanır; hastanelerde tedavi ücretsizdir; özel hastanelerde tedavi giderleri devlet tarafından karşılanır. Taşkın haberleşme ve iletişim hatlarının hızlı ve ücretsiz kullanımı sağlanır ve acil bildirimlerin iletimi kolaylaştırılır. Bölgeler arası koordinasyon sağlanır; gerekli durumlarda araçlar ve personel güvenli bir şekilde sevk edilerek başa çıkmaya yönelik çabalar bir arada yürütülür. Bu uygulamaların parasal ve operasyonel giderleri kamu bütçesinden karşılanır. Birlikte yürütülen denetim ve ihmal durumlarında ilgili kamu görevlileri gerektiğinde sorumlulukla hareket eder.

Kanun 2976
1984-02-15

DIŞ TİCARETİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN

- Dış ticaret işlemleri üzerinde vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler konulması ve bunların uygulanması, esaslarının belirlenmesi ve oluşan fonların kullanımına ilişkin düzenlemeler yapılır. - Ek yükümlülüklerin türü, miktarı, tahsili, iadesi, bütçeye kaydedilmesi ve bir fonda toplanması ile fondan kullanım esasları yetkili kararlarla belirlenir. - Ek yükümlülüklerin tahsilinde mevcut kamu alacaklarının usulleri uygulanır. - Ek yükümlülüklerini yerine getirmeden işlem yapanlar cezai yaptırım ile karşılaşır.

Kanun 1062
1927-06-15

HUDUTLARI DAHİLİNDE TEBAAMIZIN EMLAKİNE VAZİYET EDEN DEVLETLERİN TÜRKİYE´DEKİ TEBAALARI EMLAKİNE KARŞI MUKABELEİ BİLMİSİL TEDABİRİ İTTİHAZI HAKKINDA KANUN

Pratik olarak bu düzenleme, Türkiye’deki belirli devletlerin tebaasının malvarlığı üzerinde kısıtlamalar uygulanabilir hale gelmesini öngörür ve bu devletlerin Türkiye’deki tebaası olanların malları üzerinde kısmen veya tamamen tasarruf ve sınırlama imkanını ortaya koyar. Sınırlanan veya tasfiye edilen malların varlığı karşılığında elde edilecek gelirler, ispat edilmesi gereken zarar miktarına göre zarar gören Türk tebaasına dağıtılır. Zararların ispatı için gerekli vesikaların şekil ve içeriği belirli bir yönerge ile tespit olunur. Kanun yürürlüğe girdikten sonra uygulanır.

Kanun 3653
1939-07-04

YALOVA TERMAL KAPLICALARININ İDARESİ VE İŞLETİLMESİ HAKKINDA KANUN

Yalova kaplıcaları ve bunlara ait alanlar devlete ait olarak kalır ve işletme için kamu yönetimiyle doğrudan işletim veya özel kişi/özel hukuk tüzel kişilerine kira verilmesi ya da restore-et-işlet-devret yöntemiyle devredilmesi seçenekleriyle işletilebilir. İşletme çalışmalarının nasıl yürütüleceği ve muhasebe uygulamalarının esasları için uygun esaslar belirlenir. Kiraya verildiğinde gelirler belirli kaynaklara aktarılır ve kalan kısmı bütçeye gelir olarak kaydedilir. Kiralama yoluyla işletilmeye geçildiğinde bazı hükümler uygulanmaz. Binaların yerleşimi ve inşa şekli belirli plana göre yapılır; plana aykırı olan yapılar yıkıma tabi olabilir. Her bina için verilecek arsa miktarı sınırlıdır; bu sınır aşıldığında arsa konusundaki kararlar bu çerçevede alınır. İnşaate başlanması için belirli bir süre öngörülür; süre dolmadan tamamlanmayan inşaatlar devlet adına işlem görür ve bazı durumlarda süreler uzatılabilir; varisler için de haklar devralınabilir. Tarife işletme sahibiyle birlikte belirlenir ve uygulanır; kiralama veya devri söz konusu olduğunda tarife yeniden düzenlenebilir. Kaplıcalara ilişkin tüm mal varlığı devlet adına korunur ve suiistimaller durumunda cezai yaptırımlar uygulanır.

Kanun 6760
1956-06-30

VAKIFLAR UMUM MÜDÜRLÜĞÜ VAZİFE VE TEŞKİLATI HAKKINDA KANUN

Bu kanun, Vakıflar Genel Müdürlüğünün görev ve teşkilâtını düzenler; uzun süre önce birçok hüküm yürürlükten kaldırılmıştır. Mevcut uygulanabilir hüküm, merkez ile illerde vakfa ait konut niteliğindeki bazı taşınmazların görevli personelin ikametgahı olarak tahsis edilmesini öngörür; bu tahsislerin kimlere ve nasıl yapılacağı bir talimatnameyle belirlenir. Taşınmazlarla ilgili uygulanacak diğer hükümler, mevcut mevzuat ve talimatnameyle ortaya konur. Kanunda zaman içinde yapılan değişiklikler nedeniyle uygulanabilirlik, bu değişikliklere göre şekillenir.

Kanun 1453
1929-06-30

ZABİTAN VE ASKERİ MEMURLARIN MAAŞATI HAKKINDA KANUN

Bu kanun, zabıtlar ve askeri memurların maaşları, harcırahları ve ilgili ödemeleri için bir çerçeve koyar; ödemelerin hesaplanmasında temel alınan esas, en yüksek rütbedeki maaş üzerinden belirlenir ve harcırahlar da bu temel maaş üzerinden hesaplanır. Maaş ve ilgili ödemeler, görev devam ettiği sürece sürer; iki görevin bir kişi tarafından yürütülmesi durumunda yalnızca tek bir ödeme yapılır. Maaşlar ve ödemeler savunma ve bağlantılı bütçe kalemlerinden karşılanır; bu kanunun kapsamı dışında kalan ödemeler ise özel kanunlar uyarınca düzenlenir ve bu ödemeler tek bir toplam olarak hesaplanıp ödenir. Önceki maaş düzenlemeleri bu çerçeveye uyumlu hale getirilirken, bazı geçici ve eski hükümler belirli gruplar için geçerliliğini koruyabilir. Net olarak, askerî personelin maaş, harcırah ve ilgili ödemelerinin, tek bir tutar altında birleşik ve tutarlı bir yapıya kavuşturulması amaçlanır.