İlgili Mevzuat:

TÜRK VATANDAŞLARINA AİT OLUP YUGOSLAV FEDERATİF HALK CUMHURİYETİNCE MİLLİLEŞTİRİLMİŞ BULUNAN MAL, HAK VE MENFAATLERİN TASFİYESİ HAKKINDA KANUN

10 / 3.478 sonuç gösteriliyor

Kanun 3303
1986-06-19

TAŞKÖMÜRÜ HAVZASINDAKİ TAŞINMAZ MALLARIN İKTİSABINA DAİR KANUN

Taşkömürü havzası içinde bulunan taşınmaz mallar zilyetler adına tescil edilerek, malikiyet güvence altına alınır; taşınmaz üzerinde madenlerle ilgili haklar devletin malı olarak kalır ve mevcut işletme/arama hakları devrede olmaya devam eder. Taşınmaz malların zilyetlikleri tescil edildiğinde, maliklere maden üzerinde hak iddia edilemez; maden işletme ve arama hakları şu anda işletmekte olanlara ait olmaya devam eder; yeraltı ve yerüstü tesisleri ile güvenlik/çalışma sahaları korunur. Tescil işlemleri, beyanlar hanesinde madenlerin devlet malı olarak belirtilmesini gerektirir; zilyetlik süresi açısından geçmiş süreler dikkate alınır. Önceden açılan davalarda, taşınmaz malın havza içinde kalması nedeniyle verilen tescil reddi kararları bağlayıcı değildir. Ek madde kapsamında önceden yapılan kadastro çalışmaları, fiili durumlara uygun olarak ifraz ve/veya tevhit yoluyla kadastroya dönüştürülür ve mümkün olduğunca hak sahiplerine tescil edilir; hak sahipliği beyanlarla tapu kaydına yansıtılır. Kamu hizmetine ayrılmış veya kamu hizmeti amacıyla kullanılan taşınmazlar, imar planlarıyla kamu hizmetine ayrılan yerler ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler gibi belirli kategorilere giren taşınmazlar devre konu olmaz. transfer edilmesi mümkün olmayan yerler arasında askeri yasak bölgeleri, turizm/kültür varlığı koruma alanları, içme suyu koruma alanları, milli parklar, orman alanları, çevreyle ilgili koruma bölgeleri ve benzeri kamu yararı alanları bulunur. Taşınmazın devri için kesin ödeme planı ve güvence aranır; güvence olarak banka teminat mektubu veya kanuni ipotek gibi garantiler sağlandığında devre ilişkin işlemler yürütülür; devredilen taşınmazın bedeli, kanuni faizlerle birlikte ödenerek tescil edilir. Taşınmaz mal üzerindeki ağaçlar ve muhdesatlar değer tespitinde dikkate alınmaz. Taşınmaz malın devri peşin veya taksitle yapılabilir; taksitle ödemelerde belirli taksitler için ödemeler yapıldığında tescil gerçekleşir; taksitler ödenmedikçe tapuda hak sahibi adına tescil yapılmaz. Bu kanuna göre hak sahibi olan kullanıcılardan ecrimisil alınmaz; tahakkuk eden ecrimisiller terkin edilir; son dönemlere ilişkin tahsilatlar satış bedelinden mahsup edilir, fazlası iade edilmez. Taşınmaz malların bu kanun kapsamındaki ifraz işlemleri imar Kanunu hükümlerine tabi değildir; bununla ilgili işlemler özel olarak belirlenen kurallara göre yürütülür. Sonuç olarak, taşınmaz mallar zilyetler adına kayıt altına alınır; üzerinde bulunan madenler devletin malı olarak kalır; maden işletme hakları mevcut kullanıcılar tarafından sürdürülür; bazı alanlar transfer edilemez ve belirli kamu yararı alanları nedeniyle devriniz mümkün değildir; devrin gerçekleşmesi için güvence ve ödeme koşulları yerine getirilmeli, önceki bazı mahkeme kararları bağlayıcı değildir ve ecrimisil uygulamaları devri etkilenmez.

Kanun 5811
2008-11-22

BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN

Bu Kanunun amacı yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların ekonomiye kazandırılmasını ve işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesini sağlamaktır. Yurt dışında bulunan ve kanıtlanan varlıklar Türkiye’ye getirildiğinde ya da beyanla kayda alındığında değerleri Türkiye’de belirtilerek defterlere kaydedilir; bu varlıklar özel bir fon hesabında gösterilir ve fon sermayenin bir cüz’ü olarak kabul edilir, başka amaçla kullanılamaz ve tasfiye halinde vergilendirilmez; bu varlıklar dönem kazancının hesaplarına dahil edilmez. Türkiye’de bulunan ancak işletmenin özkaynakları içinde yer almayan varlıklar için de beyan ve vergilendirme yapılır; değer üzerinden vergi uygulanır ve vergi ödenir; beyanda bulunanlar bu vergiyi ödemekle yükümlüdür. Beyan edilen varlıklar için vergi, ilgili hesaplardan ödenir ve bu verginin banka ve aracı kurumlar tarafından da ayrıca beyan edilmesi ve ödenmesi gerekir. Beyan edilen varlıklar nedeniyle verilen vergi, gider olarak kabul edilmez ve bu varlıkların amortismana tabi tutarı yoktur; elden çıkarılmasından doğan zararlar da vergisel gider olarak dikkate alınmaz. Beyan veya beyanda bulunanlar için bazı durumlarda tarhiyat veya vergi incelemesi uygulanmaz veya diğer hükümlerden istisnalar bulunabilir; bu konulara ilişkin düzenlemeler uygulanır. Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenir; uygulamayı yürüten merci ve süreçler bu kapsamda belirlenir.

Kanun 5838
2009-02-28

BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Bu Kanun, vergi, resim, harç ve ilgili uygulamaları geniş ölçüde güncelleyerek mevcut mevzuatı yeni bir çerçeveye taşımayı amaçlar; pek çok farklı alanda hükümlerin uyumlu ve uygulanabilir hale getirilmesini sağlar. Motorlu taşıtlar açısından önemli etkiler ortaya çıkar: belirli şartlar altında trafik tescil kaydı silinen taşıtlar üzerinden doğan motorlu taşıt vergisi, gecikme zamları, faizi ve cezaları terkin edilebilir; bazı işlemler karşılığında vergi muafiyetleri uygulanabilir; noterden yapılan satış veya kamu kurumlarından alınan taşıtlarla ilgili tescil süreçleri tamamlandığında yükümlülükler yeniden belirlenebilir; tescil kaydı silinen taşıtların elde ettiği kazançlar ve işlemler vergi, resim ve harçtan muaf sayılabilir; bu kapsamda katma değer vergisi uygulamaları bazı durumlarda uygulanmaz. Ayrıca geçmişteki bazı kayıtlar ve ödemelerle ilgili olarak durumlar netleşir ve uygulama usulleri belirlenir; ileride taşıtların bulunması halinde yeniden tescil ve vergi yükümlülükleri doğabilir. Bu değişiklikler, vergi uyumunu kolaylaştırmayı ve uygulamadaki belirsizlikleri azaltmayı hedeflerken, bazı yükümlülüklerin iade veya terkinine ilişkin istisnai düzenlemeleri de içerir. Ayrıca değişikliklerin uygulanmasına ilişkin geçiş ve yürütme süreçleri ile ilgili düzenlemeler getirilir. Anayasa Mahkemesi kararına bağlı olarak, bazı hükümlerin uygulanışında değişiklikler veya iptaller doğuracak etkiler vardır.

Kanun 4842
2003-04-24

BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Bu kanun, bazı vergi gelirlerinden belirli kamu fonlarına pay aktarımını zorunlu hale getirir ve bu paylar her ay hesaplanıp kamuya ait hesaplarda fonlar adına tutulur; oranlar düşürülebilir veya yeniden eski seviyeye getirilebilir ve uygulanış esasları belirli yönetmeliklerle saptanır. Fon payları özellikle savunma sanayii için destek fonu ve sosyal yardımlaşmayı ve dayanışmayı teşvik fonu gibi alanlar için ayrılır; bu paylar vergi tahsilatı üzerinden hesaplanır ve ilgili hesaplara yatırılır. Geçici hükümler, geçmiş dönemler için bazı uygulamaların nasıl işleyeceğini ve bazı beyannamelerde fon payının nasıl dikkate alınacağını düzenler; bazı durumlarda 2004 yılına ilişkin vergi beyannamelerinde ayrıca fon payı hesaplanmaz. Bankacılık ve finansal kiralama alanında bazı geçici muafiyetler ve özel kurallar uygulanır; bu süreçte harçlar ve benzeri giderler bakımından özel muafiyetler öngörülür. Uzun vadeli inşaat ve onarım işlerinde kâr veya zararın beyanında fon payı ile ilgili giderleme ve beyan düzenlemeleri yapılır; cari yıl içinde ödenecek tutarın ilgili dönemde gider olarak dikkate alınması veya kâr/zarar beyanına yansıtılması konusunda esneklik sağlar. Bir dizi eski hüküm yürürlükten kaldırılır; böylece bazı eski vergi düzenlemeleri uygulanmaz hale gelir. Kanun hükümlerinin hangi sürelerde hangi hükümlerle uygulanacağına dair geçiş kuralları bulunmaktadır; bazı hükümler belirli zamanlarda yürürlüğe girer ve uygulanır. Bu değişiklikler, vergi yükümlülerinin ve vergiyle ilişkili işlemler yapanların yükümlülüklerinde ve uygulamalarda değişiklikler doğurur.

Kanun 7145
2018-07-31

BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

- Belirli suç şüphesi altında bulunan şirketler veya bu şirketlerin malvarlıkları için tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kayyım olarak atanmasına olanak tanınır; kayyım, fonun yöneticileri aracılığıyla yönetim, temsiliyet ve sigortalanmış güvenlik kapsamındaki işlemleri yürütür. - Kayyımlık kapsamında şirket veya varlıklar, gerekli görüldüğünde yönetilir, yeniden yapılandırılır, satılır veya tasfiye edilir; satışlar, hisselerin azınlık pay sahiplerinin rızasına bakılmaksızın yapılabilir. - Satışlardan elde edilen gelirler önce borçların ödenmesine, kalan tutar ise şirketin işlerinde kullanılmaya yönlendirilir; tasfiye sonunda kalan bakiyeler belirli bir amaçla veya yargılamanın kesin hükmüne kadar nemalandırılır ve nihai durumda Hazine’ye devredilebilir. - Kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemler, kayyımın atandığı şirketlerin veya varlıkların yönetimine ilişkin adli süreçleri etkileyebilir; mevcut tedbir kararları ve müsadere gibi işlemler kayyımın yetkisine devredildiğinde uygulanabilirlik açısından farklılık gösterebilir. - Kayyımlık altındaki şirketler veya malvarlıkları için açılan davalarda harçtan muaftır; kayyım tarafından temsil edilen işlemlerde adli süreçler bu kapsamda yürütülür. - Kayyım kararlarına karşı açılan davalar, ilgili idari mahkemelerde görülür. - Geçici düzenlemeler kapsamında kayyımlık görevinin uygulanması ve sınırlamaları konusunda değişiklikler yapılabilir.

Kanun 2847
1983-06-18

TÜRKİYE EMEKLİ SUBAYLAR, EMEKLİ ASTSUBAYLAR, EMEKLİ UZMAN ERBAŞLAR, HARP MALULÜ GAZİLER, ŞEHİT DUL VE YETİMLERİ İLE MUHARİP GAZİLER DERNEKLERİ HAKKINDA KANUN

Bu kanun emekli subaylar, emekli astsubaylar, harp malulü gaziler, şehit dul ve yetimleri ile muharip gaziler derneklerinin kurulması, işletilmesi ve faaliyetlerinin çerçevesini belirler. Dernekler için kurucu ve üye olabilecekler arasında emeklilik veya malullük nedeniyle ayrılan askerler ile onların eşleri, dul ve yetimleri ve şehitlerin yakınları ile muharip gaziler bulunur; ayrıca uzaman erbaşlar için kurucu bir yapı da öngörülmektedir. Dernekler tüzel kişilik kazanır; tüzükleri ilgili mercilerce incelenir ve uygun bulunduğunda tüzel kişilik olarak kurulurlar. Üyelik kapsamı, kurucuların kendileri ve aile üyelerini, ayrıca belirli yakınları kapsayacak şekilde genişletilir; ancak emeklilikten önce ayrılan veya disiplin nedeniyle ayrılanlar derneklere üye olamaz veya kurucu olamaz. Derneklerin isimlerinde benzerlik veya çağrışımlı militarist ifadeler kullanılamaz; siyasi partilere veya işçi-işveren sendikalarına maddi yardım verilemez veya maddi yardım alınamaz. Dernekler kamu yararına çalışan dernekler olarak kabul edilir ve gerektiğinde devlet bütçesinden destek alınabilir. Mevcut dernekler yeni çerçeveye uyum sağlayarak tüzüklerini güncellemek, mal varlıklarını uygun derneklere devretmek ve gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür; aksi durumda tasfiye edilme ve mal varlıklarının ilgili derneklere aktarılması söz konusu olabilir. Yeni bir dernek türü olarak Uzman Erbaşlar Derneği de kurulabilir; bunun için uygun üyelik ve kurucu süreçleri işletilir ve üyelik mevcut statüye göre şekillendirilir. Mevcut derneklerin, yeni yapıya geçiş sürecinde üyelik durumlarını ve mal varlıklarını uyumlu biçimde dönüştürmesi amaçlanır; gerekli aksaklıklar halinde işleyişin sürdürülmesi için uygun çözümler bulunur. Uluslararası toplantılar ve benzeri faaliyetlere katılım gibi konularda ilke ve usuller belirlenir; bunun uygulanmasına ilişkin esaslar ilerleyen düzenlemelerle netleşir. Bu düzenlemelerin uygulanması ve uygulanabilirliği ile ilgili teknik ayrıntılar mevcut mevzuat ve yönergeler tarafından yürütülür.

Kanun 3201
1985-05-22

YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN

Yurt dışında geçen sigortalılık süreleri ve yurt dışında ev kadını olarak geçirilen süreler, istek halinde sosyal güvenlik açısından değerlendirilir ve hak kazanım amacıyla borçlanma yoluyla Türkiye içindeki sigortalılığa dahil edilme imkanı doğar. Bu süreler arasındaki veya sonunda prim ödenmemiş olsa dahi borçlanma yoluyla emeklilik hakları elde edilebilir; borçlanılan süreler karşılığında borçlar ödenerek hak sahiplerinin aylık hesaplarına konu olabilir. Borçlanılan sürelerin karşılığında hesaplanan borçlar ödendiğinde bu süreler sigortalılığa eklenir; borçlar ödenmediğinde ise bu süreler aylık hesaplarına dahil edilmez. Aylık bağlanması halinde, yurt dışında çalışmaya başlanması veya ikamete dayalı bir ödeneğe başlanması gibi durumlar aylık ödemelerinin kesilmesine yol açabilir; Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlananlar için ilgili uygulamalar dikkate alınır. Kısa süreli işlerde çalışılması durumunda bu süreler bu hükümlerin kapsamı dışında sayılır ve aylıklar etkilenmez. Yabancı ülkelerdeki primlerin Türkiye’ye transfer edilmesi halinde, transfer edilen primlerle ilgili süreler borçlanılarak karşılık gelen haklar ve tutar üzerinde uygulanır ve hak sahiplerine iade edilir. Kısmi aylık alanlar için borcun tamamen ödenmesi halinde aylığın tam aylığa dönüştürülmesiyle ilgili esaslar uygulanır. Bu kapsamda hak sahibi olanlar veya aylık bağlanmış olanlar için bu hükümlerin uygulanması mevcut durumun sınırlı olarak dışındadır; ayrıca bazı kişiler veya durumlar için istisnalar bulunmaktadır. Bu hususların uygulanmasına ilişkin ayrıntılar yönetmeliklerle belirlenir.

Kanun 3671
1990-10-28

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÜYELERİNİN ÖDENEK, YOLLUK VE EMEKLİLİKLERİNE DAİR KANUN

Bu yasa Meclis üyelerinin ödenek, yolluk ve emeklilik haklarını belirler. Aylık ödenekler en yüksek devlet memurunun aldığı tutara göre belirlenir ve bu kapsamda vergi muafiyeti uygulanır. Yolluklar ilgili ödenek üzerinden verilir ve haczedilemez. Meclis üyeleri en yüksek devlet memurunun mali ve sosyal haklarından yararlanır. Meclis üyeleri ve dışarıdan atanan bakanlar emeklilik süreciyle sosyal güvenlik kurumlarıyla ilişkilendirilir ve emekli olduklarında bazı aylıklar kesilebilir; hizmet yılları için fiili hizmet zammı uygulanır. Meclis üyeleri ile görevleri sona erenler ve bakmakla yükümlü oldukları aileler için tedavi ve diğer sosyal haklar Meclis bütçesinden sağlanır ve kamu kurumlarının sosyal tesislerinden yararlanabilir. Ölüm halinde ölüm yardımı ödenir ve dul ve yetimlerin hakları için gerekli destekler sağlanır. Meclis üyeliği ve eski üyeliklerle ilgili işlemlerde kimlik belgesi verilir ve bu belge resmî kimlik olarak kabul edilir; bu belgeyle ilgili işlemler ve bildirimler resmî kurumlar nezdinde kolaylık sağlar. Uygulama usulleri yönetmeliklerle belirlenir.

Kanun 6217
2011-04-14

YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Bu yasa yargı hizmetlerinin hızlandırılmasını amaçlar ve bazı mevcut kanunlarda kapsamlı değişiklikler getirir. Yüksek yargı organlarına yeni kadrolar ihdas edilerek bu organlarda personel kapasitesi artırılır ve karar süreçlerinin hızlandırılması hedeflenir. İlgili mevzuatlar yüksek yargı organlarının işleyişiyle uyumlaştırılır ve yargı süreçlerini kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılır. İşyeri kiralamalarıyla ilgili olarak kiracı tüzel kişileri için bazı eski hükümler uygulanmaz hale getirilir; taraflar sözleşme serbestisiyle hareket eder ve mevcut sözleşme hükümlerine göre düzenleme yapılır. Kira sözleşmelerinin yenilenmesinde maliyet artışlarının hesaplanmasına ilişkin uygulamalarda endeks esaslı değişimlere yer verilen bir çerçeve öngörülebilir. Özelleştirme kapsamındaki bazı şirketlerle ilgili olarak Sayıştay denetim hükümlerinin uygulanması geçici olarak kaldırılır veya sınırlı olarak uygulanır. Geçici hükümlerle bazı alanlarda mevzuat uyumunun sağlanması ve uygulanabilirliğin netleştirilmesi amaçlanır; yürürlüğe giriş ve uygulanmasına ilişkin koşullara ilişkin düzenlemeler getirilir. Genel olarak, yargı süreçlerinin hızlandırılması, mevcut uygulamaların sadeleştirilmesi ve taraflar arasındaki hukuki ilişkilerin daha hızlı çözüme kavuşturulması hedeflenir.

Kanun 1705
1930-06-19

TİCARETTE TAĞŞİŞİN MEN´İ VE İHRACATIN MURAKABESİ VE KORUNMASI HAKKINDA KANUN

Bu kanun, gıda maddeleri hariç olmak üzere iç ve dış ticarette tağşiş ve hileleri önlemek ve ticaret mallarının güvenilirliğini sağlamak amacıyla belirli hammaddeler ile bunlardan türeyen ürünlerin üretim, ambalaj, etiketleme, taşıma ve depolama süreçlerinde uygulanacak usul ve şartları belirler. Bu kapsamda uygun bulunmayan maddelerin satışa veya ihracata konu edilmesi engellenebilir. İnceleme ve denetim işlemlerini yürüten kişiler numune alabilir ve teftiş raporları düzenleyebilir; teftiş sonucu mevzuata aykırı hareket tespit edildiğinde gerekli bildirimler yapılır. Saptanan suiistimaller durumunda ilgili kişiler hakkında idari yaptırımlar uygulanabilir; bu durumda görevden uzaklaştırma veya memurluktan çıkarma gibi sonuçlar doğabilir ve evraklar adli veya idari süreçlere devredilir. Ayrıca uygunsuzluk devam ederse üretim ve ticari faaliyetin durdurulmasına karar verilmesi ve uygunluk sağlanmazsa malların kamuya geçmesi gibi sonuçlar doğabilir. Mevzuatta zaman içinde değişiklikler yapılarak yaptırımların uygulanabilirliği ve usullerde farklılaşmalar meydana gelmiştir.