İlgili Mevzuat:

TAKVİMDE TARİH MEBDEİNİN TEBDİLİ HAKKINDA KANUN

10 / 381 sonuç gösteriliyor

Kanun 697
1926-01-02

GÜNÜN YİRMİDÖRT SAATE TAKSİMİNE DAİR KANUN

Günün başlangıcı geceyarısından kabul edilir ve saatler düzenli olarak sayılır. Tüm Türkiye için temel zaman referansı Greenwich meridyeni esas alınır. İleri saat uygulaması yapılabilir; bu uygulama belirli bir sınırla sınırlıdır. Kanun yayımlandığı anda yürürlüğe girer. Yürütme bu çerçevede uygulanır.

Kanun 1288
1928-05-28

BEYNELMİLEL ERKAMIN KABULÜ HAKKINDA KANUN

Resmi daireler ve kamu tüzel kişilikleri arasındaki yazışma ve hesaplamalarda uluslararası rakamların kullanımı zorunlu hale gelir. Bu zorunluluğun özel kişiler arasındaki işlemlere de uygulanması hedeflenir, başlangıçta kolay görünen alanlardan uygulanmasıyla adım adım yaygınlaştırılır. Uygulama, kayıt tutma, hesaplama ve dokümantasyon süreçlerini standart hale getirir. Geçiş süreci, belgelerin, sistemlerin ve personelin uyum sağlamasını gerektirir; buna bağlı olarak eğitim ve altyapı ihtiyaçları ortaya çıkar.

Kanun 1057
1927-06-15

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DAHİLİNDE BULUNAN BİLUMUM MEBANİİ RESMİYE VE MİLLİYE ÜZERİNDEKİ TUĞRA VE METHİYELERİN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN

Bu yasa devlet veya belediyelere ait binalarda bulunan Osmanlı saltanatını temsil eden tuğra, arma ve kitabelerin kaldırılmasına veya örtülmesine imkan tanır. Kaldırılan veya örtülen eserler, estetik veya tarihi değerlerine zarar vermemek için korunur ve gerektiğinde müzelere aktarılır. Hangi eserlerin kaldırılması veya örtülmesi gerektiğine karar verilmesi gerekir. Bu uygulama, ilgili binaların kamu hizmeti görme kapasitesini bozmadan yürütülür.

Kanun 1705
1930-06-19

TİCARETTE TAĞŞİŞİN MEN´İ VE İHRACATIN MURAKABESİ VE KORUNMASI HAKKINDA KANUN

Bu kanun, gıda maddeleri hariç olmak üzere iç ve dış ticarette tağşiş ve hileleri önlemek ve ticaret mallarının güvenilirliğini sağlamak amacıyla belirli hammaddeler ile bunlardan türeyen ürünlerin üretim, ambalaj, etiketleme, taşıma ve depolama süreçlerinde uygulanacak usul ve şartları belirler. Bu kapsamda uygun bulunmayan maddelerin satışa veya ihracata konu edilmesi engellenebilir. İnceleme ve denetim işlemlerini yürüten kişiler numune alabilir ve teftiş raporları düzenleyebilir; teftiş sonucu mevzuata aykırı hareket tespit edildiğinde gerekli bildirimler yapılır. Saptanan suiistimaller durumunda ilgili kişiler hakkında idari yaptırımlar uygulanabilir; bu durumda görevden uzaklaştırma veya memurluktan çıkarma gibi sonuçlar doğabilir ve evraklar adli veya idari süreçlere devredilir. Ayrıca uygunsuzluk devam ederse üretim ve ticari faaliyetin durdurulmasına karar verilmesi ve uygunluk sağlanmazsa malların kamuya geçmesi gibi sonuçlar doğabilir. Mevzuatta zaman içinde değişiklikler yapılarak yaptırımların uygulanabilirliği ve usullerde farklılaşmalar meydana gelmiştir.

Kanun 430
1340-03-06

TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNU

- Dini eğitim kurumları ve dinî amaçlı eğitim veren medreseler ile vakıflar tarafından yönetilen bütün okullar, Maarif Vekaleti tarafından yönetilecek ve bu kurumların bütçeleri Maarif bütçesine aktarılacaktır. - Bu kurumların mevcut bütçeleriyle birlikte yönetim kadroları ve denetim mekanizmaları Maarif’e devredilecek; mevcut bağlılıklar yeniden tanzim edilecektir. - Dinde eğitim veren personel için yeni bir İlahiyat Fakültesi kurulacak ve imamlık ile hutbet gibi dini hizmetleri yürütecek personel yetiştirilmesi sağlanacaktır. - Terbiye ve tedrisatı umumiyeye bağlı olan askeri rüşti ve idadiler ile Sıhhiye ve Müdafaai Milliyeye ilişkin eğitim kurumları Maarif’e devredilecek; bu kurumların eğitim heyeti ile irtibatları yeniden düzenlenecek; orduya mensup muallimler ise yeniden atanana kadar orduya bağlı kalacaktır. - Harbiyeden köken alan askeri liselerin bütçe ve kadroları Müdafaai Milliye Vekaletine devredilmiştir.

Kanun 677
1925-12-13

TEKKE VE ZAVİYELERLE TÜRBELERİN SEDDİNE VE TÜRBEDARLIKLAR İLE BİRTAKIM ÜNVANLARIN MEN VE İLGASINA DAİR KANUN

Tekkeler ve zaviyeler kapatılmıştır; mevcut sahiplik hakları farklı bir biçimde korunabilir ve bazıları cami veya mescit olarak kullanılabilir. Tarikatlarla ilgili unvanlar ve bu unvanlara ait hizmet, kıyafet ve iktisası yasaktır; bu tür hizmetlerde bulunmak veya bu unvanları taşımak mümkün değildir. Bu yapıların açılması, yeniden ihdas edilmesi veya tarikat uygulamasına yer verilmesi veya bu unvanları taşıyanlar veya bunlara hizmet verenler cezaya tabidir. Şeyhlik, babalık ve halifelik gibi yüksek konumlar söz konusu olduğunda cezalar ağırlaştırılır. Türbelerden önemli Türk büyüklerine ait olanlar veya sanat değeri taşıyanlar kamuya açılabilir; bakım için gerekli personel görevlendirilir. Bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin değişiklikler yapılmıştır ve bazı sonuçlar değiştirilmiştir.

Kanun 1905
1931-12-31

MENKUL VE GAYRİMENKUL EMVAL İLE BUNLARIN İNTİFA HAKLARININ VE DAİMİ VERGİLERİN MEKTUMLARINI HABER VERENLERE VERİLECEK İKRAMİYELERE DAİR KANUN

Bu yasa, devletin malı sayılan veya devlete ait olması gereken menkul ve gayrimenkul emval ile intifa hakları ve bunlara ilişkin alacaklar ile mevduat ve emanetler gibi değerleri ihbar edenlere, ihbar edilen emvalin devlet malı olduğunun tespit edilmesi halinde ikramiye verilmesini öngörür. İhbar sonucunda belirtilecek emvalin devlete ait olduğu tespit edilmişse, hesaplanan ikramiye ödenir ve ödemenin belirli aşamalarda tamamlanacağı belirtilir. Ayrıca vergiyle ilgili usulsüzlükler veya beyan hataları bildiren ihbar sahiplerine de benzer şekilde ikramiye verilir; hesaplama, bildirilen tutar ve mevcut değerler üzerinden yapılır. İkramiyeden yararlanma konusunda bazı istisnalar ve kısıtlamalar bulunur; bazı kamu görevlileri bu ikramiyeden yararlanamaz. Hesaplanan ikramiyenin nasıl dağıtılacağı ve hangi durumlarda uygulanacağına ilişkin esaslar mevcut değerler üzerinden belirlenir. Kanunda ayrıca bazı durumlarda hükümlerin uygulanmasına ilişkin değişiklik yapılabileceği öngörülür.

Kanun 6772
1956-07-11

DEVLET VE ONA BAĞLI MÜESSESELERDE ÇALIŞAN İŞÇİLERE İLAVE TEDİYE YAPILMASI VE 6452 SAYILI KANUNLA 6212 SAYILI KANUNUN İKİNCİ MADDESİNİN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN

Bu yasa devlet ve bağlı kurumlarda çalışan işçilere her yıl ilave tediye ödenmesini sağlar. Yeraltında çalışan maden işçileri için ayrıca yeraltında çalışma süresine bağlı olarak ek bir tediye ödenir. Tediyeler esas ücrete dahil değildir; prim kesintileri uygulanmaz ve haczedilemez. Tediyelerin ödenme zamanı ve uygulanma koşulları ilgili kararlarla belirlenir; hizmet süresi içinde izinler ve tatiller çalışılmış sayılarak hesaplanır. Toplu iş sözleşmeleriyle ek ikramiyeler verilmesi öngörülmüş olup, bazı durumlarda yeraltında çalışanlar için ek ikramiyeler mümkün olabilir. Kanunun bazı hükümlerinin önceki mevzuatla ilişkisi nedeniyle değişiklikler getirdiği ifade edilir. Bu ödemelerin uygulanması mevcut hakları güvence altına alacak şekilde düzenlenir.

Kanun 477
1924-04-26

MEMLEKETLERİNDE TÜRK TEBAASINDAN KAVANİN VE TEDABİRİ İSTİSNAİYEİ HARBİYEYİ REFETMİŞ OLAN DEVLETLERİN TÜRKİYE´DEKİ TEBAASINA MEVZU TEDABİRİN DE REFİNE DAİR KANUN

Bu yasa, Türkiye ile savaş halinde olan veya savaş sırasında geçerli olan özel harp kavanin ve tedbirlerin karşılıklı olarak uygulanmasını sağlayan bir çerçeve getirir. Buna göre, kendi memleketlerinde Türkiye tebaası için istisnai olarak uygulanmış olan harp kuralları ve tedbirleri, bu ülkelerin tebaasının Türkiye’de bulunması durumunda karşılıklılık esasıyla Türkiye’de de uygulanabilir. Bu düzenleme, karşılıklılık temelinde savaş zamanında uygulanacak tedbirlerin Türk vatandaşı ile ilgili ülkelerin vatandaşları arasında eşit muameleyle yürütülmesini amaçlar.

Kanun 1868
1931-08-01

İKAMET MUKAVELENAMESİ AKTEDİLMİYEN DEVLETLERLE YAPILACAK MUVAKKAT MUKAVELENAME HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemenin pratik etkisi, kalıcı ikamet mukavelesi henüz yapılmamış devletlerle geçici ikamet ilişkisini düzenlemesi ve bu geçici çerçevenin, kalıcı mukavele için yürütülen görüşmeler sürerken uygulanmasıdır. Geçici ikamet amacıyla yapılan anlaşmalar, görüşmelerin sonuçlanmasına kadar geçerli sayılır. Geçici ikamet süresi sonunda veya görüşmeler sürerken, uzatma yoluna gidilebilmesi için belirli koşulları karşılayan bir süreç öngörülür; uzatma koşulları sürecin gerekliliklerine göre belirlenir. Uygulama, zaman içinde çeşitli değişikliklerle güncel duruma getirilmiştir.