10 / 1.637 sonuç gösteriliyor

Kanun 7472
1960-05-13

ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSLİĞİ HAKKINDA KANUN

Bu kanun, ziraat yüksek mühendisliği unvanını kullanıp mesleki faaliyetlerde bulunabilecek kişilerin niteliklerini ve faaliyette bulunabileceği alanları belirler; temel olarak eğitim ve tasdike dayalı bir yetkilendirme sistemi kurar. Unvanı kullanabilmek için gerekenler - Türkiye’de ziraat fakültesi mezunu olmak veya yabancı ülkelerin ziraat fakülteleri/yüksek ziraat eğitim kurumlarından mezun olup yüksek mühendislik vasfının tasdik edilmesi gerekir. Faaliyet alanları ve yetkileri - Ziraat yüksek mühendisleri araştırma, ıslah, yetiştirme, toprak muhafaza, zirai mücadele, ziraat alet ve makineleri, bahçe mimarisi, toprak tasnifi, toprak, su, gıda, yem, kimyevi gübre, nebat tahlilleri, teknoloji, zootekni ve zirai ekonomi gibi çeşitli alanlarda hizmet üretebilir. - Bu alanlarda lisans aldıkları veya ihtisas yaptıkları sahalarda keşif, plan ve projeler hazırlayabilir ve uygulayabilir, gerekli kontrol, muayene ve eksperlik işlemlerini yapabilir. - Raporlar düzenleyebilir, zirai danışma büroları ve laboratuvarlar kurabilir ve yönetecek veya bu kurumların mesul müdürlüğünü üstlenebilir. - Kamu ve kamuya bağlı kurumlar ile sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan müesseselerde görev yaptığı durumlarda, mesai saatleri dışındaki ilgili faaliyetleri, kendi dairelerine bağlı olmaksızın ve izinli olarak yapabilir. Kısıtlamalar ve yaptırımlar - Unvanı kaynağını taşımayan veya niteliklere sahip olmayanlar tarafından unvanın kullanılması halinde idari para cezası uygulanabilir. - Medeni haklarını kullanma ehliyetinin kaybı veya hak yoksunluk gibi sonuçlar doğabilir; bazı meslek icrası yasaklarına tabi olabilirler. Uygulama ve maliyetler - Uygulama usulünü ve ruhsat harçlarını belirleyecek bir yönetmelik çıkarılır; bu düzenleme lisanslama süreçlerini ve ilgili maliyetleri içerir. Geçiş hükümleri - Kanun yürürlüğe girinceye kadar yüksek ziraat eğitimi alıp haklarını kazananlar, bu haklardan yararlanır. Genel etki - Ziraat yüksek mühendisliği unvanı ve mesleki haklar netleşir, geniş bir mesleki faaliyet yelpazesi belirlenir ve bu faaliyetlerin denetimi ile uyumunu sağlama mekanizmaları öngörülür.

Kanun 5718
2007-12-12

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemede yabancı unsur taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk ve bu konudaki ihtilafın çözümüne ilişkin temel kurallar belirlenir. Taraflar arasındaki meselelerde hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına karar verirken, hangi ülkenin yetkili olduğu ve yabancı kararların tanınması gibi meseleler de dikkate alınır. Yetkili hukuk, tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi bağlarla belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça bu bağlar esas alınır. Yetkili hukuk toplu olarak tarafların mutabakatıyla değiştirilebilir; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça söz konusu hüküm uygulanır. Yabancı hukuk belirli bir olay için uygulanabilirken, bu hukuk kamu düzenine aykırı olduğunda Türk hukuku uygulanabilir. Yetkili yabancı hukukun uygulanmasının amacı ve kapsamı açısından Türk hukukunun doğrudan uygulanabilir kuralları da devreye girebilir. Hukukî işlemlerin şekline ilişkin esaslar, işlemin yapıldığı ülkenin veya esasta uygulanacak olan hukukun öngördüğü şekil kurallarına bağlıdır. Zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tabidir. Ehliyet ve kısıtlılık gibi hususlarda haklar çoğunlukla kişinin millî hukukuna tabidir; bazı istisnai durumlarda Türkiye’deki mutad mesken hükümleri devreye girebilir. Vasiyet, gaiplik ve ölmüş sayılma gibi konularda karar verilecek kişinin millî hukuku belirleyici olur; bazı durumlarda malların bulunduğu ülke etkili olabilir. Nişanlanma ve evlilik gibi aile hayatı konularında ehliyet, şartlar ve geçerlik genelde tarafların millî hukukuna bağlıdır; evlilik şekli ise evliliğin yapıldığı ülke hukuku tarafından belirlenir; ortak evlilik hukuku, tarafların müşterek millî hukukuna bağlı olarak ya da Türk hukuku uygulanarak çözülebilir. Boşanma ve ayrılık konuları tarafların müşterek millî hukukuna göre incelenir; nafaka, velayet ve geçici önlemler Türk hukuku kapsamına girebilir. Evlilik malları konusunda taraflar mutabık kaldıkları millî hukukunu esas alabilir; aksi halde mutad mesken hukuku veya Türk hukuku uygulanır; taşınmazlar için ilgili ülke hukuku esas alınır. Soybağı ve soybağına ilişkin hükümler, çocuğun doğum anındaki millî hukuka göre kurulur; kurulamıyorsa çocuğun mutad meskeni veya diğer yakın bağlar dikkate alınır. Evlât edinme, vesayet ve kayyımlık gibi koruma tedbirleri ile ilişkilere ilişkin hükümler çoğunlukla tarafların millî hukukuna göre uygulanır. Nafaka ve miras gibi konularda uygulanacak hukuk, alacaklı veya mirasçıların çoğu duruma göre belirlenir; taşınmazlar ve muvazaa gibi durumlarda yerleşim ya da malın bulunduğu ülke etkili olur. Taşınır ve taşınmaz üzerindeki aynî haklar, hareket halindeki mallar ve taşıma sözleşmeleri gibi alanlarda uygulanan hukuk, malın bulunduğu ülke veya tarafların seçimlerine göre belirlenir; taşınmaz haklarında ise esas olarak taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerli olur. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin işlemlerde hangi ülkenin koruma talebinde bulunduğu esas alınır; taraflar arasında hukuk seçimi yapılmışsa o hukuk uygulanır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, taraflar açıkça bir hukuk seçmezse en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır; bu, sözleşmenin kuruluşundaki mutad mesken veya işyeri gibi kriterlerle belirlenir. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Tüketici sözleşmeleri için tüketicinin mutad meskeninin emredici hükümleri korunur; tarafların hukuk seçimi yoksa da mutad mesken hukuku uygulanır; bazı istisnalar paket turlar kapsamında uygulanmaz. İş sözleşmeleri, tarafların belirlediği hukuka tabidir; taraflar seçim yapmamışsa işçinin mutad işyeri hukuku uygulanır; işin sürekli olarak birden çok ülkede yapıldığı durumlarda esas işyerinin bulunduğu ülke uygulanır. Fikrî mülkiyet sözleşmeleri, tarafların seçtikleri hukuka tabidir; seçim yoksa işyeri veya mutad mesken hukuku uygulanır. Sözleşmeden doğan ilişkilerde, taraflarca sıkı ilişkiyle bağlanan başka bir hukuk varsa o hukuk uygulanabilir. İnsan hakları ile ilgili durumlarda zarar görenin seçimine göre ilgili ülkelerin yasaları uygulanabilir; bu, ihlâllerin niteliğine göre değişir. Haksız fiil durumunda zarar görenin veya zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır; sigorta ilişkilerinde hak sahipleri doğrudan sigortacıyı hedef alabilir. Kişilik haklarının ihlâliyle ilgili talepler ve cevap hakları, çeşitli bağlara göre farklı ülkelerin hukukuna tabi olabilir. İmalât ülkesinin tercihi ve mutad mesken veya işyeri gibi kriterler zarar verenin veya zararın bulunduğu ülkeye göre belirlenir. Haksız rekabet konusunda talepler, piyasaya etki eden ülkenin hukukuna tabidir; rekabetin engellenmesi ve zararlar bu bağlamda ilgili ülke hukukuna göre çözümlenir.

Kanun 5042
2004-01-15

YENİ BİTKİ ÇEŞİTLERİNE AİT ISLAHÇI HAKLARININ KORUNMASINA İLİŞKİN KANUN

- Yeni bitki çeşitlerinin korunması için ıslahçı hakları tanımlanır ve hak sahipleriyle onların mirasçılarına özel yetkiler verilir; aynı çeşit üzerinde birden çok hak sahibi olması durumunda müşterek hak sahibi olma durumu ortaya çıkabilir. - Islahçı hakları, korunan çeşitler için çoğaltım materyallerinin üretimi, çoğaltılması, satışı, piyasaya sürülmesi, ihracatı, ithalatı ve depolanması üzerinde tekelci yetkiler sağlar. - Başkasının izni olmadan korunan çeşit üzerinde hak sahibinin belirlediği bu yetkiler kullanılmaz; ihlal halinde hak sahibi yasal yollara başvurabilir. - Hak sahipliği çoğunlukla, çeşit üzerinde çalışan veya geliştiren kişilerin hak sahibi olması; işyerinde geliştirilen çeşitler için ise sahibin işveren olması ilkesine dayanır. - Çalışanlar ve işverenler arasındaki sözleşmelere bağlı olarak, iş ilişkisi dışında geliştirilen çeşitlerde hak sahibliği ve kullanım konusunda ilgili hükümler uygulanır. - Çiftçi istisnası olarak, belirli tarım ürünlerinde korunan çeşitleri kendi tarım alanlarında kendi üretimleri için kullanabilen çiftçiler bulunmaktadır; küçük çiftçiler için özel bir muafiyet ve bildirme/mütalaa yükümlülükleri söz konusudur; diğer çiftçiler ise hak sahibine bedel ödeyerek kullanım yapabilir. - Zorunlu lisans mekanizması, kamu yararı nedeniyle hak sahibinin izni olmadan korunan çeşitlerin belirli koşullarda kullanılmasını sağlayabilir; arabuluculuk süreçleri ve Bakanlığın karar verici rolü vardır. - Arabuluculuk süreciyle lisans görüşmeleri yapılabilir; taraflar uzlaşamazsa lisans verme süreci tek taraflı kararlarla sonuçlanabilir. - İsmin korunması ve kullanımına ilişkin kurallar, korunan çeşit için özel bir isim belirlenmesini ve bu ismin pazarda kullanılması zorunluluğunu getirir; ayrıca ismin yanlış kullanımı veya karışıklık yaratacak durumlar için önlemler vardır. - Koruma süresi kavramsal olarak, hak sahibine belirli bir süre boyunca üstünlük sağlayan bir koruma sağlar; sürenin sonunda çeşitlerin serbestçe kullanılabilir olması gibi sonuçlar doğurur. - Çeşitlerin tescil edildiği siciller ve yayımlanan kataloglar, koruma kapsamını ve piyasaya sürülme süreçlerini belirler; bu kayıtlar kamuya açıklık ve güven sağlar. - Uluslararası ölçekte, UPOV çerçevesinde Türkiye ile karşılıklılık esasına dayalı olarak koruma imkanı bulunmaktadır; bu, uygun şartları sağlayan yabancı gerçek veya tüzel kişilerin de haklardan yararlanmasını mümkün kılar. - Yasa, hak sahipliği, sınırlandırmalar ve uygulama için gerekli usul ve esasları yönetmelikler ve resmi düzenlemelerle belirler; bu nedenle uygulamalar değişebilir ve uygulamalara dair ayrıntılar yönetmeliklerde yer alır.

Kanun 5273
2004-12-15

ARSA OFİSİ KANUNU VE TOPLU KONUT KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE ARSA OFİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN

Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün kaldırılmasıyla ilgili varlıklar, haklar, yükümlülükler ve taşınmazlar devredilir. Devir işlemleri vergilerden, harçlardan ve diğer mali yüklerden muaf tutulur. Döner sermaye işletmesinin mevcut varlıkları tasfiye edilerek ilgili hesaplara aktarılır; taşınır ve binalar kayıt altına alınır; gerekli tahsisler için yeniden düzenleme yapılır. Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünde çalışan personel devredilir; mevcut kadrolar iptal edilerek yeni kadrolara atanır ve atananların mevcut aylık ve diğer mali hakları korunur; aradaki net fark varsa fark ödenir. İhdas edilen kadro unvanlarının kullanıma uygun olmadığı durumlarda personel ihtiyaç duyulan diğer kadrolara atanır; gerekli bulunan kadro değişiklikleri yapılır. Üst düzey yöneticiler ve avukat kadrolarında çalışanlar yeni kadrolara atandıkları kabul edilir; ancak kadrolar boşalırsa iptal edilmesine gerek kalmaz. Sürekli ve geçici işçiler devredilen kurumlardan çatısı altında çalışmaya devam eder; devralmak istemeyenlerin hakları ödenerek ilişkileri kesilir; boş olan sürekli veya geçici kadrolar iptal edilir. Geçici hükümlerde, yeni yönetmelikler çıkarılıncaya kadar mevcut yönetmelikler uygulanır. Kamu hizmeti için gerekli olan bazı arsaların bedelsiz olarak iade talep edilmesi durumu uygulanır. Bu devir ve kadro değişiklikleriyle ilgili belgeler uygulanır ve süreçler yürütülür.

Kanun 4373
1943-01-21

TAŞKIN SULARA VE SU BASKINLARINA KARŞI KORUNMA KANUNU

Bu kanunun uygulanmasıyla taşkın ve su baskınlarına uğrayabileceği kabul edilen bölgelerin sınırları belirlenip ilan edilir ve buna göre hareket planları yapılır. Bu bölgeler içinde su akışını engelleyen her türlü yapı, tesis, bitki örtüsü ve benzerleri, sahiplerine ödenebilecek tazminatlar karşılığında kaldırılır veya yıkılır; bazı durumlarda bu tazminatlar ödenmez. Kamuya ait alanlar ve bazı özel paylar için tazminat talepleri olmaksızın kaldırma işlemleri uygulanabilir; kıymet takdirine dayalı olarak bedellerin ödenmesi süreci bulunur. Kıyı ve setlerin dikili olduğu yerlerdeki basit engeller de tazminatsız olarak kaldırılabilir. Taşkın sahaları dışında kalan veya zararlı görülen alanlarda yer alan ark ve kanalların düzgünleşmesi için belirli süreler verilir; bu süreler sonunda eksik düzeltmelerde ilgili kurallar uygulanır. Taşkın tehlikesinin bulunduğu alanlarda izinsiz inşaat, tadilat veya fidan dikimi yapılması yasaktır; iznin alınması için teknik uygunluk raporu gereklidir. İzinsiz yapılan çalışmalar nedeniyle su akışını bozacak veya su seviyesinin yükselmesine yol açacak olanlar yıkılır veya kaldırılır ve bu masraflar sahiplerden karşılanır. Tehlikeli bölgelerde yaşayanlar ve köy halkı, suların yükselmesi veya taşkın tehlikesiyle karşılaşıldığında derhal ilgili birimlere haber verme ve uyarı yapma yükümlülüğüne sahiptir; bu yükümlülük sezonluk olarak halka ilan edilir. Tehlike durumu ciddi olduğunda, en seri biçimde yardım çağrısı yapılır ve komşu köyler de gerekli destek için muhtaç durum önceliği gözetilerek seferber edilir; yardıma katılanlar gerekli araç-gereçlerle tehlike yerine yönlendirilir. Kusursuz işleyen bir afet yönetimi için gerekli kayıtlar tutulur ve ilgili yerlere iletilir; ihtiyaç halinde diğer birimlerden yardım istenir ve sağlanan malzeme ve vasıtalar işin gereğine göre kullanılır. Tehlike bölgesine gelenlerin taşınması için ulaşım giderleri karşılanır; bu süreçte çalışanlara ücret verilmez, ancak temel besin temin edilir. Çalışanlar yaralandığında veya engellendiğinde tazminat ve destek sağlanır; hastanelerde tedavi ücretsizdir; özel hastanelerde tedavi giderleri devlet tarafından karşılanır. Taşkın haberleşme ve iletişim hatlarının hızlı ve ücretsiz kullanımı sağlanır ve acil bildirimlerin iletimi kolaylaştırılır. Bölgeler arası koordinasyon sağlanır; gerekli durumlarda araçlar ve personel güvenli bir şekilde sevk edilerek başa çıkmaya yönelik çabalar bir arada yürütülür. Bu uygulamaların parasal ve operasyonel giderleri kamu bütçesinden karşılanır. Birlikte yürütülen denetim ve ihmal durumlarında ilgili kamu görevlileri gerektiğinde sorumlulukla hareket eder.

Kanun 3573
1939-02-07

ZEYTİNCİLİĞİN ISLAHI VE YABANİLERİN AŞILATTIRILMASI HAKKINDA KANUN

Bu yasa zeytinciliğin ıslahı amacıyla yabani zeytinliklerin aşılanması, temizlenmesi ve zeytinlik alanlarının oluşturulması süreçlerini düzenler. Yabani zeytinlikler ile fıstık ve sakız türlerine ait alanlar zeytin yetiştirmeye elverişli olarak tespit edilip haritalanır ve ilan edilir. Bu alanlar yerel koşullara göre parçalara ayrılır; zeytin aşısı ve dikim işlerini yapacak kişiler belirlenir ve yükümlülük belgesi verilir; fidanlar devletçe temin edilir. Verilen alanlar amacı dışında kullanılamaz; miras dahil bölünemez ve kullanım amacına uygun şekilde kullanılamadığında devletçe geri alınabilir; ilgili tapulara şerh konulur. Zeytinliklere hayvan girişi, belirli sınırlandırmalarla düzenlenir; çift sürme ve nakliyat için hayvanlara ağızlık takılması gerekebilir; ihlaller cezai yaptırımlara tabidir. Aşılama ve bakım için kredi ve mali destek sağlanır; kredinin geri ödenmesi koşulları uygulanır ve süreçte başarısızlık durumunda geri ödeme ve tapu işlemlerinde yaptırımlar uygulanabilir. Arazinin açılması ve delicelerin aşıya hazır hale getirilmesi sonrası, tapu ve finansal işlemlerle ilgili düzenlemeler uygulanır; planlanan süre içinde işlemler tamamlanmazsa belirli sonuçlar doğabilir. Zeytinlik bakımında emeği olanlara veya aşılı zeytinlikleri en iyi yapanlara teşvikler verilir. Zeytinlik hastalık ve zararlılarıyla mücadele amacıyla birlikler kurulur; devlet kaynakları bu birliklere sağlanır; üreticilerin bu mücadele giderlerindeki payları ödenir. Zeytinlik alanlar içinde veya yakın bölgelerde tesisler kurulumuna kısıtlamalar uygulanır; izin ve teknik koşullara uyulur; izinsiz kesim veya zarar durumunda cezai yaptırımlar uygulanabilir. Bu kanunun ihlalleri halinde idari para cezaları uygulanabilir. Bazı alanlarda kanun hükümleri uygulanmaz; istisnalar mevcut olabilir.

Kanun 7061
2017-12-05

BAZI VERGİ KANUNLARI İLE DİĞER BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Bu kanun, vergi ve maliye alanında bulunan bir dizi hükmü değiştiren ve bazılarını yerine geçiren geniş kapsamlı bir düzenlemedir. Birçok vergi ve harçla ilgili uygulamanın içeriği ve nasıl hesaplandığı konusunda yeniden düzenleme getirir; böylece vergi gelirlerinin toplanması ve mali işlemlerin yürütülmesi daha tutarlı bir çerçeveye oturtulur. Geçiş hükümleriyle mevcut uygulamaların yeni düzenlemeler kapsamında nasıl uygulanacağı ve hangi durumlarda muafiyetler veya iade işlemlerinin söz konusu olabileceği belirginleştirilir. Ayrıca bazı kamu fonlarının bütçeye gelir olarak kaydedilmesi ve ilgili hesaplardan bu yönde aktarma yapılması öngörülür; bu, kamu maliyesine kaynak akışını etkileyebilir. Değişiklikler, yürürlüğe girecek diğer yasa tasarılarıyla ilişkilendirilerek hangi hükümlerin hangi diğer mevzuatla birlikte uygulamaya alınacağını düzenler. Uygulamanın akışını kolaylaştırmak amacıyla bazı hükümler geçici düzenlemelerle sınırlı süreli olarak uygulanabilir hâle getirilir ve yeni kurallar kademeli olarak hayata geçirilir. Bu değişiklikler, vergi ve maliye mevzuatında uyum ve tutarlılık sağlama amacı taşır.

Kanun 5403
2005-07-19

TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU

Bu düzenleme tarım arazilerinin planlı ve sürdürülebilir kullanımı için sınıflandırma, koruma ve paylaşım süreçlerini belirler. - Araziler doğal özellikleri ve bölgesel önemi dikkate alınarak sınıflandırılır; bu sınıflandırma, korunması ve geliştirilmesi için özel planlar ve uygulamalar öngörülür; küçültme ya da parçalama sınırları konularak üretkenliğin sürdürülmesi hedeflenir. - Her ilde kurulan toprak koruma kurulu, arazi kullanım planlarının uygulanması ve izlenmesi, olumsuzlukların belirlenmesi ve çözümler için görüş üretmesi amacıyla çalışır; planlar arasındaki uyum denetlenir. - Arazinin varlığı ve özellikleri belirli standartlarla haritalandırılır ve bir toprak veri tabanı oluşturarak karar alma süreçlerine sunulur; planlama bununla desteklenir ve ilgili paydaşların hizmetine sunulur. - Tarım arazileri mutlak, özel ürün, dikili ve marjinal olarak sınıflandırılır; her sınıf için özel hedefler ve koruma/geliştirme planları uygulanır; bu sınıflandırma üretimin sürekliliğini güvence altına alır. - Yeter gelirli tarımsal arazi kavramı, belirlenen büyüklükler içinde kalan parsellerin korunmasını sağlar; bu niteliğin korunması için kayıtlara bildirim ve denetim mekanizmaları işler ve gereğinde düzenlemeler yapılır. - Mirasa konu tarımsal arazi olanlar için devri, mirasçılar arasında anlaşmaya bağlıdır; anlaşma sağlanamadığında mahkeme devriyle ilgili karar verir ve üretkenliğin sürdürülmesini gözetir; gerektiğinde paylar karşılığında satışı mümkün kılar. - Devir işlemleriyla birlikte gerekli tarımsal altyapı ve ekipmanın devri de söz konusu olabilir; pay dağılımında adaletli ve verimli kullanım önceliklidir. - Ölümle bağlı tasarruflar nedeniyle mirasçıların üretkenliğin korunmasına ilişkin hakları güvence altındadır; bu süreçler şeffaf ve dengeleyici biçimde yürütülür. - Kamu ve finans kurumları tarafından tespit edilen devrin gecikmesi durumunda devrin sağlanmasına yönelik adımlar atılır; mahkeme desteğiyle uygun devrin gerçekleşmesi hedeflenir. - Tarımsal amaçlı arazilerin kullanımı, altyapı ve üretim tesislerinin planlı ve uyumlu biçimde yönetilmesini gerektirdiği için çevresel, ekonomik ve toplumsal etkilerin dengeli şekilde gözetilmesi sağlanır.

CB Kararı 379
2018-11-27

2018 YILINDA YAPILACAK TARIMSAL DESTEKLEMELERE İLİŞKİN KARARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 379)

Bu karar tarımsal desteklere ilişkin mevcut bir hükmün yürürlükten kaldırılmasına yol açmıştır. Bu değişiklik, tarımsal desteklerin uygulanmasıyla ilgili kurallarda değişiklik doğurmuş ve başvuru ile ödeme süreçlerinde etkiler yaratabilir. Değişikliğin uygulanması ilgili mevzuata uygun olarak yürütülür.

Kanun 7036
2017-10-25

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU

Bu metnin iş mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yargılama usulüne ilişkin temel sonuçları, taraflar için pratik etki olarak şu şekilde özetlenebilir. - İş mahkemeleri, tek hâkimli şekilde kurulup iş ilişkilerine ve buna bağlı uyuşmazlıklara bakar; ihtisaslaşma amacıyla bazı yerlerde bölümler veya daireler oluşturulabilir ve dava, bu kapsamda belirlenen yerlerde görülür. - Arabuluculuk zorunluluğu uygulanır; işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi gibi konularda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir; taraflar arabuluculuk sürecinde iletişim bilgilerini paylaşır ve arabuluculuk sonucunda varılan anlaşma veya varılamaması davayı doğrudan etkiler. - Arabuluculuk süreci belirli bir sürede sonuçlandırılmaya çalışılır; taraflar görüşmelere katılmazsa veya iletişim sağlanamazsa arabuluculuk faaliyeti sona erer ve bazı durumlarda yargılama giderlerinin paylaşımı konusunda yaptırımlar uygulanır; ayrıca arabuluculuk süresince zamanaşımı durur. - Arabuluculuk şartının istisnaları bulunmaktadır; iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri gibi bazı konular için bu şart uygulanmaz. - Arabuluculuk bürosunun görevi, uygun mediatori belirlemek, tarafların iletişimlerini organize etmek ve yetkili büroyu kurumsal olarak belirlemektir; yetki konusunda tarafların itirazları olduğunda yetkili büro ve mahkeme karar verir. - Arabuluculuk sonucunda taraflar eşit olarak ücret ve giderleri paylaşabilir; anlaşma halinde taraflar belirlenen şekilde ödemeyi yapar; anlaşma olmaması durumunda giderler belirli kurallara göre karşı tarafa yüklendirilebilir. - Bazı kararlar temyiz yoluna kapalıdır; bu, fesih bildirimine itiraz, disiplin cezalarının iptali gibi belirli tür kararlar için geçerlidir; bu, bu tür kararların istinaf veya temyiz yoluyla denetlenemeyeceği anlamına gelir. - Sosyal güvenlik mevzuatına ilişkin uyuşmazlıklarda, Sosyal Güvenlik Kurumu veya ilgili kurumlar davaya taraf olarak müdahil veya ihbar edilmiş olarak katılabilir; bu durum süreçte kurumun görüş ve işlemlerinin dikkate alınmasını sağlar. - Yürürlük, geçiş ve uygulama açısından yeni kurallar mevcut davalara uygulanır; eski davaların akışı devam eder ve bazı hükümler yeni davalarda uygulanır. - Genel olarak, dava süreçleri basit yargılama usulüne uygun olarak yürütülür; tarafların ispat yükü ve delillerinin değerlendirilmesi, dava birikiminin her talep açısından ayrı ele alınması gibi hususlar uygulanır.