10 / 848 sonuç gösteriliyor

Kanun 3713
1991-04-12

TERÖRLE MÜCADELE KANUNU

Terör, cebir ve şiddet kullanarak, devletin temel niteliklerini değiştirmeyi, ülkenin bütünlüğünü bozmayı veya devletin güvenliğini tehdit etmeyi amaçlayan örgütler ve bu örgütlerin faaliyetleriyle ilgili olarak işlenen suçlardır. Terör suçlusu; terör örgütlerinin mensubu olarak veya örgüt adına suç işleyen kişiler olarak tanımlanır; örgüt adına suç işlemek de ayrıca cezalandırılır. Terör amacıyla işlenen suçlar, bu amaçla kurulan örgütlerin faaliyeti kapsamında işlendiğinde terör suçu sayılır ve bu tür suçlar için verilen cezalar artırılır. Terör örgütlerinin meşru gösterilmesi, övülmesi veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri ve açıklamalar suç teşkil eder; bu tür fiillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi cezayı artırabilir; ancak haber verme sınırlarını aşmayan eleştiri ve düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Terör örgütünü kuran, yöneten veya üye olanlar ile örgüt faaliyeti düzenleyenler cezalandırılır. Terör amacıyla işlenen suçlar arasında yer alan bazı suçlar için cezaların artması öngörülür; artırımın uygulanması, ilgili koşullara bağlı olarak gerçekleşir. Terörün finansmanı suçtur; bu kapsamdaki fiiller için ağır yaptırımlar uygulanır; tüzel kişiler için güvenlik tedbirleri söz konusu olur. Terörle mücadelede görevli kamu görevlileri, kolluk ve yargı personeli ile ilgili koruma tedbirleri ve güvenlik önlemleri öngörülür. Terör suçlarından zarar görenlerin zararlarının tazmini amacıyla mahkeme süreçlerinde gerekli tedbirler alınır; bu süreçlerde tebligat ve ilân gibi uygulamalar kullanılır. Terör davalarında avukat temini ve ücretlere ilişkin düzenlemeler yapılır; savunmanın sağlanması amacıyla usuller belirlenir. Ceza infazı ve tutukluların korunmasıyla ilgili uygulamalar belirli esaslar çerçevesinde yürütülür; bazı ağır cezalar için özel koşullar uygulanabilir ve şartlı tahliye ile denetimli serbestlik konuları düzenlenir. Kamu görevlileri ve ilgili kurumlar, terör soruşturması ve kovuşturması süreçlerinde güvenlik ve gizlilik tedbirlerine tabi olarak hareket eder; gerekli hallerde koruma ve güvenlik önlemleri alınır. Terör suçları nedeniyle zarar görenler için maddi tazminat amacıyla gerektiğinde mahkeme önleyici tedbirler ve ilgili kararlar uygulanır.

Kanun 6749
2016-10-29

OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA ALINAN TEDBİRLERE İLİŞKİN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN DEĞİŞTİRİLEREK KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN

- Olağanüstü hal kapsamında belirlenen yapı, oluşum veya gruplarla ilişkili özel sağlık, özel öğretim, vakıflar ve sendikalar gibi kurumların kapatılması ve varlıklarının uygun bir kamu kurumuna bedelsiz devredilmesi, borçlardan sorumluluk taleplerinin karşılanmaması sonucunu doğurur. Taşınmazlar ve diğer mal varlıkları ilgili kamu otoriteleri tarafından devralınır ve kayıtlar buna göre düzenlenir. - Kapatılan kurum ve kuruluşlarda çalışanlar ve yöneticiler için kamu görevinden çıkarılma tedbirleri uygulanır ve bu kişilerin kamu hizmetinden men edilmesi sağlanır; bazı haklar ve pozisyonlar yeniden yapılandırılır. - Kapatılan yükseköğretim kurumlarındaki öğrenciler için yerleştirme ve geçiş süreçleri yapılır; öğrenciler mevcut durumlarına göre Devlet veya kamuya ait üniversitelere yönlendirilir ve öğrenim sürecinin devamı kapsamında ödemelerin nasıl sürdürüleceği belirlenir. - Yargı ve ilgili meslek grupları için milli güvenliğe tehdit oluşturan yapı, oluşum veya gruplara üyelik veya iltisak bulunanlar hakkında meslekten çıkarılma kararları uygulanır; bu kararlar yayımlanır ve gerektiğinde itiraz süreçleri işletilir. - Kamu görevlileri için geniş kapsamlı çıkarılma yetkileri kullanılır; her kurum kendi yapısına uygun usullerle çalışır ve görevden çıkarılanlar bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmez. - Tutuklu ve savunma süreçlerinde güvenlik ve kamu yararı gerekçesiyle denetim, kayıt altına alma ve sınırlamalar uygulanabilir; avukat görüşmeleri denetim ve kayıtlara konu olabilir. - Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde belirlenen güvenlik tedbirleri uygulanır; yakalama, gözaltı ve ifadelerin alınması süreçleri bu tedbirlere uygun olarak yürütülür. - Mağdur ve hak sahiplerine yönelik maddi ve sosyal haklar ile emeklilik ve tazminat konularında ilgili uygulamalar devreye girer; bu haklar belirli şartlar dahilinde sağlanır ve nakdi tazminatlar söz konusu olabilir.

Kanun 5320
2005-03-31

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemenin uygulanmasıyla mevcut soruşturma ve kovuşturma süreçleri yeni hükümler temel alınarak yürütülür; kesinleşmiş kararlar korunur. Gıyabi tutuklama kararları, yeni hükümlerin uygulanmasıyla yakalama emrine dönüşür ve yabancı ülkelerdeki kaçaklar için özel bir düzenleme söz konusu olur. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminata ilişkin hükümler, uygulamada belirli dönemler için geçerli olur; önceki dönemdeki işlemler için eski mevzuat uygulanmaya devam eder. İtiraz ve temyiz süreçlerine ilişkin süreler ve usuller netleşir; acele itirazlar için uygulanacak hükümler geçerli olur. Şahsî dava kavramı kamu davasına dönüşür; mevcut şahsî dava dosyaları kamu davası olarak sürdürülür ve davacı olanlar katılan statüsüne geçer; uzlaştırma hükümleri uygulanır. Müdafi ve vekil ücretlerine ilişkin esaslar belirlenir ve bu ödemelerin yargılama gideri sayılacağı öngörülür; uygulanacak tarifeler yönetmelikle belirlenir. Yönetmelik çıkarılması, zamanaşımı, kolluk bildirimi, sahte para bilgileriyle ilgili uygulamalar ve eski hükümlerle uyum sağlama konuları düzenlenir; geçiş sürecinde eski hükümlere uygun çözümler geliştirilir. Ek ve geçici hükümler sulh Ceza mahkemelerinin yapısı ve yetkileriyle ilgili geçişleri düzenler; denetimli serbestlik ve tedavi uygulamalarıyla uyum sağlanır.

Kanun 5275
2004-12-29

CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN

- Bu yasa ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları belirler ve hedef olarak toplumsal güvenliği sağlamak, hükümlünün yeniden topluma kazandırılmasını güçlendirmek ve suça dönmeyi önlemek amacı güder. - Infaz sürecinde herkese eşit davranılması ve insan onurunun korunması esastır; zalimane veya aşağılayıcı davranışlar yasaktır. - Hapis infazı, hükümlülüğün kesinleşmesiyle başlar ve infazın izlenmesi ilgili yetkili makamlarca yürütülür; sürecin adil ve denetlenebilir olması amaçlanır. - Hapis cezalarının infazında güvenli, düzenli ve disiplinli bir ortam sağlanır; özgürlük sınırlamaları, hükümlünün temel haklarıyla orantılı ve kanunlar çerçevesinde uygulanır; hükümlünün sağlık ve güvenliği korunur. - İyileştirme amacıyla rehabilitasyon odaklı programlar kullanılır; haklara saygı korunur; kanuna uygunluk temel ilke olarak esas alınır; kişilik ve yaşam kurallarına uygun bireyselleştirilmiş planlar önemsenir. - Infaz sürecinde adaletli hareket edilir; disiplin cezaları ve güvenlik tedbirleri ölçülü şekilde uygulanır ve savunma/itiraz yolları sağlanır. - Başarı ölçütü, hükümlünün yeni tutum ve beceriler kazanmasıyla değerlendirilir; iyileştirme çabalarına gönüllü katılım teşvik edilir. - Farklı infaz kurumları türleri vardır: kapalı yüksek güvenlikli tesisler; kadınlar için özel kapalı tesisler; çocuklar ve gençler için eğitim-odaklı kapalı tesisler; açık infaz kurumları; ayrıca hükümlülerin uygun yere yerleştirilmesini belirleyen gözlem ve sınıflandırma merkezleri bulunur. - Kapalı tesisler, güvenlik ve disiplinin sağlanması için gerekli tedbirleri içerir; ihtiyaca göre bireyselleştirilmiş veya grup halinde iyileştirme yöntemleri uygulanır; kapasite yetersiz olduğunda diğer kapalı tesislerin yüksek güvenlikli bölümleri devreye girebilir. - Kadınlar, çocuklar ve gençler için özel düzenlemeler vardır; kadın tesislerinde güvenlik görevlileri kadınlardan oluşur; çocuklar için eğitim ve yaşa uygun bölümler önceliklidir; gerektiğinde çocuklar için ayrı bölümler veya diğer uygun bölümler kullanılır; eğitime ve topluma yeniden entegrasyona öncelik verilir. - Açık infaz kurumları, iyileştirme, çalışma ve meslek edinimini ön planda tutar; firar veya güvenlik açısından riskli durumlar için bazı sınırlamalar söz konusudur; belirli şartlar altında bazı hükümlüler doğrudan açık kurumlara alınabilir veya açık kurumlardan kapalı kuruma geçiş yapılabilir. - Gözlem ve sınıflandırma merkezleri, hükümlünün durumuna uygun kuruma yerleşimini belirler; kurumlar arası geçişler bu merkezlerin kararlarıyla düzenlenir. - Hastalık veya gebelik gibi hallerde infaz ertelenebilir; özellikle akıl sağlığı, ağır hastalıklar veya çocuk sahibi olan durumlar için ertelenme düzenlemeleri bulunur; erteleme süresi ve denetim şartları, sağlık durumunun takibi ve ilgili makamların kararlarıyla şekillenir; şartlar değişirse ertelenme kaldırılabilir. - Gebe olan veya doğum sonrası dönemde olan kadınlar için özel hükümler uygulanır; doğum sonrasındaki süreler ve şartlar infazın nasıl devam edeceğini etkiler. - Çocukların hastalığı veya engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olması durumunda ilgili erken erteleme veya özel düzenlemeler uygulanabilir; kararlar bireysel durumlara göre değerlendirilir.

Kanun 5235
2004-10-07

ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN

Bu Kanun adlî yargının kuruluşunu, görevlerini ve yetkilerini tanımlar; vatandaşların hukuk ve ceza davalarının hangi mahkemeler tarafından bakılacağını ve bu mahkemelerin organizasyonunu belirler. Kapsam olarak ilk derece adlî mahkemelerin ve bölge adliye mahkemelerinin işleyişini ve görevlerini düzenler; hukuk ve ceza alanında hangi davaların hangi mahkemelerde görüleceğini somut çerçevede ortaya koyar. Hukuk mahkemeleri açısından sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer hukuk mahkemelerinin görev alanlarını belirtir; bazı işlerde özel yetkili hukuk mahkemelerinin kurulabileceğini ve bu mahkemelerin iş yoğunluğu ile ihtiyaçlara göre yapılandırılabileceğini ifade eder; mahkeme kurulumu ve daireler arasındaki iş dağılımı konularını da kapsar. Hukuk mahkemelerinin yargı çevresi coğrafi sınırlarla belirlenir ve gerektiğinde il ve ilçeler üzerinde değişiklik yapılabilir; bu düzenlemeler idari sınırlar çerçevesinde yürütülür. Ceza mahkemeleri açısından sulh ceza mahkemeleriyle ağır ve asliye ceza mahkemelerinin görevlerini netleştirir; özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin kurulumu saklıdır; ceza mahkemelerinin daireleri gerektirdiğinde numaralandırılarak ve gerektiğinde daireler arası iş dağılımı yapılara göre düzenlenir. Sulh ceza hâkimliği, yürütülen soruşturmalarda karar almak, işleri yürütmek ve itirazları incelemek amacıyla kurulmuştur; gerektiğinde birden çok sulh ceza hâkimliği kurulabilir; hâkimlikler bulundukları yerin adli sınırları içinde çalışır. Asliye ceza mahkemesinin görevi, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere bakmaktır. Ağır ceza mahkemesi, ağır cezayı gerektiren suçlar ve ilgili davalara bakmakla görevlidir; bu mahkeme, iş bölümü ve daireler arasındaki görev dağılımı çerçevesinde çalışır. Cumhuriyet başsavcılığı ve savcılarının yapısı, görev ve yetkileri, soruşturma yürütme, kamu davasını izleme ve duruşmalarda temsil gibi temel işlevleri kapsar; başsavcı ve başsavcı vekilleri ile savcılar, görev ve denetim açısından bir hiyerarşi içinde çalışır; başsavcılıklar bulundukları yargı çevresinde denetim ve gözetim yetkisine sahiptir. Duruşmalarda Cumhuriyet savcısının temsil yetkisi, görevlendirme ve gerektiğinde birden çok savcının katılımını mümkün kılan uygulamalar düzenlenir; duruşmalara katılım, kamu davasının yürütülmesi açısından önemli bir unsurdur. Bölge adliye mahkemeleri, bölgesel düzeyde temyiz incelemesini yürütür; bölge merkezi başkanlığı ve hukuk ile ceza dairelerinden oluşan yapılarıyla bölgesel düzeyde karar verecek birimler olarak organize edilir; bölge başsavcılığı ve adalet komisyonu ile birlikte çalışır. Müdürlükler ve adli idari yapı, her mahkemede yazı işleri müdürlüğü ile başvuru ve işlem süreçlerinin yürütülmesini sağlar; bölge adliye mahkemelerinde de adalet komisyonları ve müdürlükler bulunur; idari ve mali işlemler bu yapılar üzerinden yürütülür. Adlî yargı ilk derece mahkemesi adalet komisiyonu gibi ortak yapılar, ağır ceza mahkemelerinin bulunduğu yargı çevrelerinde kurulabilir ve işleyişleri yönergelerle belirlenir; müdürlükler ve personel çalışmaları bu yapıya bağlı olarak yürütülür. Genel olarak bu düzenleme, dava türlerine göre hangi mahkemelerin yetkili olduğunun işleyişini, mahkemelerin hangi sınırlar içinde hareket edeceğini, yetki ve görev dağılımlarını, daireler arasındaki iş paylaşımını ve adli idari altyapıyı belirleyerek adaletin hızlı ve uyumlu işlemesini amaçlar.

Kanun 1632
1930-06-15

ASKERİ CEZA KANUNU

Bu kanun, askeri personelin işlediği fiiller için uygulanacak esasları belirler ve askeri suçlar ile askeri olmayan suçlar için ayrı uygulanabilir çerçeve getirir; genel ceza kanunlarının askeri alanda uygulanmasıyla ilgili temel prensipleri düzenler. Askeri suçlar, ağır veya ölüm cezası gibi ağır yaptırımlarla cezalandırılabilir; hafif cezalar ise kısa hapishane, göz hapsi ve oda hapsi gibi disiplin cezalarını içerebilir. Kapsam, subaylar, astsubaylar, erbaş ve erler ile askeri öğrenciler ve ilgili sivil personel gibi askeri hizmet kapsamındaki kişileri içerir. Askeri şahısların yabancı ülkelerde işledikleri fiiller Türkiye’de yargılanabilir; yabancı ülkedeki hüküm Türkiye’de yeniden muhakeme edilerek uygulanabilir ve gerekli hallerde cezadan indirim yapılabilir. Seferberlik ve harp hükümleri, seferberlik durumunda hangi cezaların uygulanacağını belirler; genel olarak savaş hali veya benzeri durumlarda harp hükümleri yürürlükte olur. Fer’i cezalar olarak rütbenin geri alınması, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma ve askeri öğrencilik hukukunu kaybettirme bulunur; bu cezalar asıl cezayla birlikte veya bağımsız olarak uygulanabilir ve bazı durumlarda kamu otoritesi tarafından kararlaştırılır. Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma ve rütbenin geri alınması gibi cezaların sonuçları, askerî rütbe ve karşılama açısından temel kayıplar doğurur ve tekrar hizmete alınmama sonuçlarını doğurabilir. Memuriyetten mahrumiyet, bazı durumlarda kıdem ve emeklilik sürelerinden indirim yapılmasını gerektirebilir ve bazı durumlarda disiplin cezalarıyla birlikte uygulanabilir. Kararların bazıları temyize tabi değildir veya itirazlar belirli aşamalarda yapılır; itirazlar üzerine duruşmada hüküm verilir. Kısa hapis cezaları, ilgili rütbe ve göreve göre uygulanır ve infaz şekli belirli disiplin düzenlemelerine tabidir; maaş ve tahsisatlar bu cezalar sırasında korunabilir. İcra ve infaz konuları, cezaların nasıl yürütüleceğini ve hangi yerlere uygulanacağını belirler.

Kanun 5237
2004-10-12

TÜRK CEZA KANUNU

Pratik etki özeti: - Ceza kanunları, yalnızca açıkça suç sayılan fiilleri cezalandırır ve güvenlik tedbirlerini uygular; yasa dışı olarak geniş yorumla suç oluşturulamaz veya cezalandırılamaz. - Suç ve ceza uygulanırken temel ilke, fiilin ağırlığına göre adil ve orantılı bir ceza verilmesi; tüm kişiler önünde eşitlik sağlanır, hiçbir fark gözetilmez. - Kanunda yazılı olmayan fiiller için mazeret sayılmaz; kanunun kendisi dışında bir düzenleyici işlemle suç oluşturulamaz. - Özel kanunlar varsa genel hükümler de bu özel durumlar için geçerli olur. - Tanımlar netleştirilir; kimlerin vatandaş sayılacağı, çocuk sayılacağı, kamu görevlisi kimler olduğu gibi kavramlar belirli kurallarla açıklığa kavuşur. - Zaman bakımından uygulanabilirlik; işlenen fiile o an yürürlükte olan yasa uygulanır; lehe olan yasa uygulanır; bazı infaz ve geçici hükümler hemen uygulanabilir. - Yeri bakımından uygulanabilirlik; Türkiye sınırlarında işlenen fiiller Türk kanunlarına tabidir; bazı durumlarda deniz ve hava sahası gibi alanlarda da Türkiye’nin yetkisi sayılır. - Yabancı ülkede hüküm verilen suçlar konusunda Türkiye, bu hükümlere karşı yeniden yargılama yapabilir veya kovuşturma başlatabilir; bazı hallerde Adalet Bakanlığının talebiyle yargılama gerçekleşir; bazı istisnalar bulunur. - Vatandaş ve yabancı ayrımıyla ilgili olarak, Türkiye’de bulunurken yabancı ülkede işlenen bazı suçlar için Türkiye’de cezalandırılma mümkün olabilir; bu süreçler belirli şartlara ve taleplere bağlıdır. - Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması durumunda, Türkiye’de verilecek cezanın üst sınırı, suçun işlendiği ülkenin ceza üst sınırını aşamaz; bazı istisnalar bu kuraldan muaftır. - Ceza sorumluluğunun şahsiliği esastır; tüzel kişiler cezalandırılamaz; güvenlik tedbirleri bu kısıtlamanın dışında uygulanabilir. - Kast ve taksir kavramları, suçun oluşması açısından belirleyici olup, niyet ve öngörüyle ilgili çeşitli sonuçlar doğurabilir; taksirli fiillerde ceza ölçüsü, kusura göre belirlenir ve bazı durumlarda indirim uygulanabilir. - Meşru savunma ve zorunluluk hali, hak kullanımı veya rıza gibi hallerde ceza verilmez; zorlayıcı güç, korkutma veya tehdit altında işlenen fiillerde faile karşı ayrı bir değerlendirme yapılır. - Haksız tahrik veya belirli haller sebebiyle cezalar hafifleyebilir; hata veya yanılgılar bazı durumlarda hafifletici nedenler doğurabilir; bilmeden işlenmiş fiiller her zaman cezadan muaftır denmez, bazı hatalar nedeniyle indirim uygulanabilir. - Yaş küçüklüğüyle ilgili olarak çocuklar üzerinde özel kurallar uygulanır; belirli yaş altındaki kişiler için cezai sorumluluk yoktur veya güvenlik tedbirleri öne çıkar; gençler için ise yaşa bağlı olarak farklı hafifletici ve güvenlik tedbirleri uygulanabilir. - Akıl hastalığı veya ciddi zihinsel bozukluklar halinde cezalandırma yerine güvenlik tedbirleri tercih edilebilir; bu durum, belirli ölçütlerle ceza yerine tedavi ve koruma odaklı bir yaklaşımı getirir. - Sağır ve dilsizlik gibi durumlar için özel uygulama ve haklar bulunabilir; genel olarak iletişim ve müdahalede adil yaklaşımlar gözetilir.

Kanun 5816
1951-07-31

ATATÜRK ALEYHİNE İŞLENEN SUÇLAR HAKKINDA KANUN

Atatürk’e açıkça hakaret etmek veya hatırasına saygısızlık etmek suç kabul edilir ve Atatürk’e ait heykel, büst ve abidelerin tahrip edilmesi veya Atatürk’ün kabrinin kirletilmesi de suçtur. Başkalarını bu tür suçları işlemeye teşvik etmek, asıl fail ile cezalandırılır. Bu suçlar toplu olarak işlenirse veya kamuya açık yerlerde ya da basın yoluyla işlenirse ceza artar. Zor kullanılarak işlenmesi veya bu suretle işlenmeye teşebbüs edilmesi halinde ceza artırılır. Bu suçlar için resen takibat yapılır.

Kanun 3628
1990-05-04

MAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI, RÜŞVET VE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE KANUNU

Kamu görevlileri ve bu kapsama giren diğer görevli konumlarda bulunanlar kendilerine, eşlerine ve bakımları altındaki çocuklarına ait mal varlıklarını beyan etmek zorundadır; beyan konusu taşınmazlar ile para, hisse senetleri, tahviller, altın ve mücevherler, diğer taşınır mallar, haklar, alacaklar ve gelirler ile bunların kaynakları ve borçlar olarak belirlenmiştir. Beyan konusu olanlar ve kapsam aileye ve kişisel mal varlığına yayılarak belirlenir; beyanlar mal varlığıyla ilgili bütün bu unsurları kapsar. Beyanların zamanı, atama ve göreve başlama, görevi sürdürme süreci içinde önemli değişiklikler olduğunda, yönetim kurulu üyelikleri veya benzeri görevler başlangıçlarında; görev sona erince ve beyan yenilendiğinde gerçekleşir. Bildirimlerin verileceği merciler yetkili merciler olarak belirlenir; bildirimler bu mercilere iletilir ve gerektiğinde ilgili kurumlar tarafından işleme alınır. Beyanlar gizli tutulur; özel dosyada saklanır ve içerikleri kamuya açıklanmaz; inceleme amacıyla gerektiğinde kontrole tabi tutulabilir; doğruluk kontrolü için ilgili kurumlar talepte bulunabilir. Yabancı devletler ve uluslararası kuruluşlar ile diğer kişilerden alınan, değeri belirli bir sınırı aşan hediye veya bağışlar beyan edilip teslim edilmelidir; bazı istisnalar bulunabilir. Haksız mal edinme, elde edilen mal veya varlıkların kaynağı ve yaşam standardı ile uyumsuz harcamalar bu kapsamda haksız mal edinme olarak değerlendirilir. Soruşturma ve ihbar süreçleri doğrudan savcılığa yapılır; muhbirlerin kimliği korunur; delil elde edildiğinde ilgili kişiler veya yakınları da mal beyanında bulunmakla yükümlü hâle gelebilir; inceleme ve soruşturma süreçleri ilgili makamlarca yürütülür. Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek veya gerçeğe aykırı beyanda bulunmak durumunda cezai yaptırımlar uygulanır; hapis cezaları, para cezaları ve zoralım ya da bedelin devlete ödenmesi gibi sonuçlar doğabilir; ayrıca kamu hizmetlerinden yasaklanma gibi sonuçlar doğabilir. Bu konuların uygulanmasıyla ilgili ayrıntılar için yönetmelikler çıkarılır ve bunlar uygulanır.

Kanun 6706
2016-05-05

CEZAÎ KONULARDA ULUSLARARASI ADLÎ İŞ BİRLİĞİ KANUNU

Bu kanun cezaî konularda uluslararası adlî iş birliğini düzenler ve yabancı devletlerle adlî yardımlaşmanın usul ve esaslarını belirler. Uygulamada adlî merciler arasındaki talepler değerlendirilir ve uygun yardımlaşmanın sağlanıp sağlanmayacağına karar verilir. Gelen bilgiler kendi gönderen devletin izni olmadan soruşturma, kovuşturma veya infaz amacıyla kullanılamaz. Suçun niteliği veya sonradan ortaya çıkan durumlar nedeniyle bazı istisnalar uygulanabilir. Adlî yardımlaşma talepleri kısmen reddedilebilir veya ek bilgi istenebilir; talebin yerine getirilmesini belirleyen kurallar uygulanır. Yabancı adlî mercilerin talepleri için benzer kurallar geçerlidir; delillerin korunması amacıyla geçici tedbirler alınabilir; arama veya el koyma talepleri için yeterli hukuki unsurlar gerekir. Görüntülü ve sesli iletişim yoluyla adlî yardımlaşma talebiyle yerine getirme mümkün olabilir; bu yöntem taraf devletlerin mevzuatı ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde uygulanır. İade süreçleri, yabancı kişinin başka devlete iade edilmesini içeren işlemleri kapsar; iade uygun bulunduğunda taleplere ilişkin kararlar verilir ve bu kararlar taraflar arasındaki koordinasyonla yürütülür. İadenin reddedilme hallerinde ve öncelik sıralamasında gerekli esaslar uygulanır. İade kararının uygulanması ve güvenlik tedbirlerinin uygulanması için süreçler yürütülür. Transit geçiş ve eşya teslimi gibi yardımlar da düzenlenir. Son olarak iade prosedürü sınır dışı kararlarıyla ilgili koordinasyon ve iletişim ile yürütülür.