10 / 493 sonuç gösteriliyor

Kanun 2802
1983-02-26

HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU

Bu düzenleme, adli ve idari yargıda çalışan hakim ve savcıların bağımsızlık ve güvence içinde görev yapmasını sağlamayı amaçlar. Hakimler ve savcılar, vicdani kanaatlerine göre karar verir ve yetkili makamların emir veya telkinde bulunması yasak olarak kabul edilir. Gözetim ve denetim mekanizmalarıyla meslekî davranışlar ile görevlerin yerine getirilmesi yakından izlenir ve gerektiğinde inceleme ve soruşturma süreçleri işletilir. Hâkim ve savcı yardımcılığı, mesleğe girişin ilk aşaması olarak tanımlanır; adaylardan sağlık, ahlaki uygunluk ve mesleğe ilişkin temel yeterlilikler gibi kriterler istenir. Giriş için adli ve idari yargı ayrımlarına göre farklı nitelikler aransa da genel olarak yükseköğrenim ve mesleğe uygunluk gibi şartlar esas alınır. Yazılı sınav ve mülakatla yürütülen değerlendirme süreçlerinde adaylar, yetenek, bilgi ve mesleğe uygunluk açısından ölçülerek, ihtiyaç doğrultusunda karar verilir. Avukatlık geçmişi olan adaylar için özel kurallar ve ek değerlendirme hususları uygulanabilir; geçmiş deneyimler ve akademik başarılar atama sıralamasında dikkate alınır. Disiplin cezaları ve meslekten çıkarılma gibi yaptırımlar için gerekli çerçeve ve süreçler öngörülerek mesleki etik ve güvenilirlik korunur.

Kanun 4483
1999-12-04

MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN

Pratik etki özeti: - Bu kanun, görevleri nedeniyle işlenen suçlar için soruşturma izni almayı zorunlu kılar ve izni kimin vereceği, kişinin görev yaptığı kurum ve makam seviyesine göre belirlenir. - Şikayet ve ihbarlar, somut bilgiler ve belgelerle yetkili mercilere iletilir; ihbarcı veya şikayetçinin kimliği gizli tutulabilir. - İhbar ya da şikayet alındığında ön inceleme başlatılır; ön incelemede olayla ilgili deliller toplanır, memurun ifadesi alınabilir ve görüşler içeren bir rapor düzenlenir. - Ön incelemeyi yapacaklar, yetkili merciin kendi birimlerinden veya ilgili kurumlardan seçilir ve inceleme sonucunda karar verilir. - Soruşturma izninin kapsamı, ihbar ve iddia konusu olayları kapsar; ileride ortaya çıkabilecek konular için yeniden izne ihtiyaç duyulabilir. - Kararlar gerekçeli olur ve itiraz yoluyla üst mercilere veya ilgili adli makamlara başvurulabilir; itirazlar en kısa sürede karara bağlanır ve kararlar kesinleşir. - İştirak halinde işlenen suçlarda, eylemi birlikte işleyenler aynı mahkemede yargılanır. - İzinin verilmesi veya reddi sonucunda dosya ilgili savcılığa iletilir; savcılık hazırlık soruşturmasını yürütür. - Hazırlık soruşturması, genel hükümlere göre yürütülür; bazı yüksek makamlar için özel yetkili merciler devreye girer ve gerektiğinde mahkeme kararları alınır. - Yargılamanın hangi mahkemede yapılacağı, genelde genel hükümlere göre belirlenir; bazı yüksek makamlar için özel mahkemeler söz konusudur. - Bu süreçte, işlemleri yürütenler için idare aleyhine tazminat davası açma ve idareye karşı rücu hakları doğabilir, ancak suç teşkil eden eylemlerle ilgili kararlar bu durumları etkiler. - Geçici hükümler ve yürürlükle ilgili düzenlemeler, mevcut davaların yeni usullerle yürütülmesini ve uygulanmasını sağlar.

KHK 659
2011-11-02

GENEL BÜTÇE KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİ VE ÖZEL BÜTÇELİ İDARELERDE HUKUK HİZMETLERİNİN YÜRÜTÜLMESİNE İLİŞKİN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Bu Kanun Hükmünde Kararname, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yürütülmesini ve uygulama birliğinin sağlanmasını amaçlar. Hukuk hizmetleri muhakemat hizmetleri ile hukuk danışmanlığına ilişkin iş ve işlemleri kapsar. İdareler için kurulan hukuk birimleri, adli ve idari davalarda idareyi temsil eder, dava ve icra işlemlerini takip eder ve hizmet satın alınması süreçlerini koordine eder. Hukuk birimleri ayrıca mevzuat taslaklarını inceleyerek hukuki mütalaa verir, uyuşmazlıkları önleyici tedbirler konusunda görüş bildirir ve idarenin amaçlarını mevzuata, plan ve programa uygun şekilde gerçekleştirmek için gerekli hukuki teklifleri hazırlar. Hukuk birimleri, hukuk uyuşmazlıklarının komisyon yoluyla değerlendirilmesi ve sekreterya hizmetlerini yürütür. Cumhurbaşkanlığı ve Maliye Bakanlığı gibi kurumların teşkilat kararnamelerindeki hükümler saklıdır. Muhakemat hizmetinin temini, idarenin ihtiyacına göre hukuk birimlerinden veya gerekli görüldüğünde Maliye Bakanlığı aracılığıyla sağlanabilir; özel hallerde doğrudan temin yoluyla serbest avukatlar veya avukatlık ortaklıklarından da hizmet satın alınabilir. Hizmetler, vekil sıfatıyla temsil yetkisini haiz avukatlar ve hukuk birimleri tarafından yürütülür. İdareler kendi iş ve işlemleriyle ilgili adli ve idari davalarda taraf sıfatını haizdir; vekil sıfatıyla temsil yetkisi hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir. Üst yönetici talimatı ile gerekli görüldüğünde temsil yetkisi, merkez veya taşra birim amirine devredilebilir. Gerekli görüldüğünde belirli durumlarda idare vekili veya temsilcisiyle birlikte duruşmalar yapılabilir; vekil listesi yazılı veya elektronik olarak ilgili mercilere bildirilir ve listede yer alanlar vekaletname olmaksızın temsiliyet yetkisine sahiptir. Yetkinin devrine ilişkin usuller ve sınırlar üst yöneticinin belirleyeceği esaslarla uygulanır. Birden çok idarenin taraf olduğu davalarda ve Cumhurbaşkanlığına bağlı öncelikli hususlarda takip ve müdafaa belirli usuller çerçevesinde yürütülür. Ulusal ve uluslararası mahkeme ve tahkim mercilerinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti veya idareler taraflı veya müdahil olduğunda gerekli görülenler Cumhurbaşkanlığı hukuk birimi tarafından takip edilir. Adli uyuşmazlıklarda sulh yoluyla hallin esas olduğu benimsenir. Sulh için taraflara uygun süreler tanınır ve başvuru sonuçlandırılıncaya kadar dava açma süresi işlemeye devam eder. Sulh başvurularının sonuçlandırılması zorunlu olup süresinin sonunda sonuç alınamazsa istek reddedilmiş sayılır. Sulh anlaşmaları ilam hükmünde sayılır ve icra hükümlerine göre infaz olunur; vadeye bağlanmış alacaklarda vadelerin dolması beklenir, aksi halde kanuni faiz hesaplarıyla takip ve tahsil edilir. Sulh halinde üzerinde anlaşılan hususlar kamu yararına uygun olmadıkça dava açılamaz veya yeniden incelenemez. İdari uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli ve vazgeçme yetkileri, maddi ve hukuki olarak kamu menfaati görülen durumlarda karar mercileri tarafından uygulanır. Tutarlara göre kararlar ve yetkilerin devri hususunda üst yönetime başvuru ve onay süreçleri uygulanır; alt kademe yetkilileri belirli sınırlar içinde bu yetkileri kullanabilir. Görüleceği üzere bu çerçeve, hukuk hizmetlerinin planlı, merkezi ve denetimli bir şekilde yürütülmesini; uyuşmazlıkların önlenmesi ve sulh yoluyla çözülmesini; temsil yetkilerinin net biçimde belirlenmesini ve gerektiğinde özel sektöre başvurulmasını amaçlar. Bu yaklaşımla maliyetlerin ve süreçlerin daha öngörülebilir olması hedeflenir.

Kanun 3628
1990-05-04

MAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI, RÜŞVET VE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE KANUNU

Kamu görevlileri ve bu kapsama giren diğer görevli konumlarda bulunanlar kendilerine, eşlerine ve bakımları altındaki çocuklarına ait mal varlıklarını beyan etmek zorundadır; beyan konusu taşınmazlar ile para, hisse senetleri, tahviller, altın ve mücevherler, diğer taşınır mallar, haklar, alacaklar ve gelirler ile bunların kaynakları ve borçlar olarak belirlenmiştir. Beyan konusu olanlar ve kapsam aileye ve kişisel mal varlığına yayılarak belirlenir; beyanlar mal varlığıyla ilgili bütün bu unsurları kapsar. Beyanların zamanı, atama ve göreve başlama, görevi sürdürme süreci içinde önemli değişiklikler olduğunda, yönetim kurulu üyelikleri veya benzeri görevler başlangıçlarında; görev sona erince ve beyan yenilendiğinde gerçekleşir. Bildirimlerin verileceği merciler yetkili merciler olarak belirlenir; bildirimler bu mercilere iletilir ve gerektiğinde ilgili kurumlar tarafından işleme alınır. Beyanlar gizli tutulur; özel dosyada saklanır ve içerikleri kamuya açıklanmaz; inceleme amacıyla gerektiğinde kontrole tabi tutulabilir; doğruluk kontrolü için ilgili kurumlar talepte bulunabilir. Yabancı devletler ve uluslararası kuruluşlar ile diğer kişilerden alınan, değeri belirli bir sınırı aşan hediye veya bağışlar beyan edilip teslim edilmelidir; bazı istisnalar bulunabilir. Haksız mal edinme, elde edilen mal veya varlıkların kaynağı ve yaşam standardı ile uyumsuz harcamalar bu kapsamda haksız mal edinme olarak değerlendirilir. Soruşturma ve ihbar süreçleri doğrudan savcılığa yapılır; muhbirlerin kimliği korunur; delil elde edildiğinde ilgili kişiler veya yakınları da mal beyanında bulunmakla yükümlü hâle gelebilir; inceleme ve soruşturma süreçleri ilgili makamlarca yürütülür. Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek veya gerçeğe aykırı beyanda bulunmak durumunda cezai yaptırımlar uygulanır; hapis cezaları, para cezaları ve zoralım ya da bedelin devlete ödenmesi gibi sonuçlar doğabilir; ayrıca kamu hizmetlerinden yasaklanma gibi sonuçlar doğabilir. Bu konuların uygulanmasıyla ilgili ayrıntılar için yönetmelikler çıkarılır ve bunlar uygulanır.

Kanun 1136
1969-04-07

AVUKATLIK KANUNU

Bu metin avukatlığın kamu hizmeti ve bağımsız savunmayı temsil eden bir meslek olduğunu ve adaletin düzgün işlemesini sağlayacak şekilde uygulandığını gösterir. Avukat olmak için gerekli temel şartlar vatandaşlık veya uyumlu denkliği, hukuk fakültesinden mezuniyeti veya eşdeğerliliği, stajı tamamlamayı, ilgili bölgenin barosuna kayıtlı olmayı ve mesleğe engel bir durumun bulunmamasını içerir. Uzun süreli kamu görevlerinde bulunanlar için bazı şartlar istisna olarak uygulanabilir. Başvuru yapan adayın başvurusu hakkında gerekçeli bir karar alınması gerekir; karar süresi dolarsa reddedilmiş sayılabilir ve bu durumda itiraz hakkı doğar. Kabul edildiği durumda aday ruhsatname elde eder ve avukatlık unvanını kullanma hakkını kazanır; ruhsatname ve kimlikler standart hale getirilir ve resmi olarak tanınır; and içme görevi yerine getirilir ve tutanağa bağlanır. Avukatlıkla bağdaşmayan veya bağdaşan işler belirli kurallar çerçevesinde düzenlenir; bazı görevler sırasında avukatlık yapılamazken bazı diğer görevlerle birlikte avukatlık yapılabilir. Hâkim veya savcının eşi veya yakın akrabası olan bir avukatın, ilgili davalarda avukatlık yapması kısıtlanabilir. Staj, avukatlığa geçiş için gerekli eğitim sürecidir ve özel bir yönetim çerçevesinde yürütülür; staj başvuruları için gerekli belgeler sunulur; staj sürecinde kamu görevleriyle ilgili izin ve çalışma şartları düzenlenebilir.

Kanun 5190
2004-06-30

CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI VE DEVLET GÜVENLİK MAHKEMELERİNİN KALDIRILMASINA DAİR KANUN

- Devlet güvenlik mahkemelerinin yetkisi kaldırılır ve bu mahkemelerin soruşturma ve kovuşturmaları ağır ceza mahkemelerine devredilir; bu devrin uygulanması ilgili ağır ceza mahkemeleri ve bulundukları illerin savcılıkları tarafından yürütülür. - Bu değişiklikle mevcut dava dosyaları ve soruşturma dosyaları uygun ağır ceza mahkemelerine veya ilgili Cumhuriyet savcılıklarına devredilir; dosyaların incelenmesi tamamlandıktan sonra kararlar bu mercilerce verilir. - Devlet güvenlik mahkemelerinde görev yapan başsavcı, savcı ve mahkeme üyeleri gibi personele dair yeni görevlendirme ve atama süreçleri başlatılır ve mevcut personel, uygun yazılı muvafakatle başka görevlere atanabilir; atanma süreçleri tamamlanana kadar mevcut görevlerinde kalabilir. - Arşiv, kalem ve benzeri birimler ile DS’ye ilişkin mevcut altyapı, yeni ağır ceza mahkemelerinin bulunduğu illerde ayrı birim olarak faaliyetlerini sürdürür ve gerektiğinde devreye alınır. - DS kapsamı dışında kalan suçlar için dosyalar, ilgili makamlarca gerekli kararlar alınarak uygun yerlere gönderilir. - Bu geçiş sürecinde mevcut dosyaların incelenmesi ve aktarılması amacıyla gerekli düzenlemeler uygulanır ve dosyalar uygun mercilere iletilir; dosya incelemesi sonuçlandığında yeni mercilere teslim edilir. - Dosyaların ve soruşturmaların kesintisiz sürdürülmesi için geçiş işlemleri düzenli olarak yürütülür ve yeni yapı kapsamında işlemler devam eder.

Kanun 2797
1983-02-08

YARGITAY KANUNU

Bu metin Yargıtay’ın en üst karar merci olarak adli yargı kararlarını son inceleme için denetlediğini ve bu kapsamda başka bir merciye bırakılmayan kararları karara bağladığını gösterir. Yargıtay’ın yapısı, ana başkanlık, daireler, genel kurullar ve diğer yönetim organları ile idari birimlerden oluşur ve bunların görev alanları net olarak belirlenir. Daireler ve kurullar içtihat birliğini sağlama, içtihat uyuşmazlıklarını giderme ve karar alma süreçlerini koordine etme işlevlerini yürütür. Büyük Genel Kurulun kararları kesin olarak uygulanır ve başka bir merciye başvurulamaz. Birinci Başkanlık ve ilişkili yönetim organları, daireler arasındaki iş bölümü, atama, nakil, terfi, disiplin ve diğer yönetim konularını düzenler. Hukuk ve Ceza Genel Kurulları, bozma kararlarına karşı direnme kararlarını inceleyerek karar verir, içtihat uyuşmazlıklarını giderir ve ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen hükümlerin temyiz incelemesini yapar. Yüksek Disiplin Kurulu, disiplin kovuşturmasını gerektiren eylemleri değerlendirir. Yönetim Kurulu ise personel atama, nakil, disiplin ve özlük işlerini yönetir. Bu yapı, işin adil ve tutarlı bir şekilde bölüşülmesini, içtihatların tutarlı hale getirilmesini ve yargısal kararların merkezi bir denetim çerçevesinde işlemesini sağlamayı amaçlar.

Kanun 5320
2005-03-31

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemenin uygulanmasıyla mevcut soruşturma ve kovuşturma süreçleri yeni hükümler temel alınarak yürütülür; kesinleşmiş kararlar korunur. Gıyabi tutuklama kararları, yeni hükümlerin uygulanmasıyla yakalama emrine dönüşür ve yabancı ülkelerdeki kaçaklar için özel bir düzenleme söz konusu olur. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminata ilişkin hükümler, uygulamada belirli dönemler için geçerli olur; önceki dönemdeki işlemler için eski mevzuat uygulanmaya devam eder. İtiraz ve temyiz süreçlerine ilişkin süreler ve usuller netleşir; acele itirazlar için uygulanacak hükümler geçerli olur. Şahsî dava kavramı kamu davasına dönüşür; mevcut şahsî dava dosyaları kamu davası olarak sürdürülür ve davacı olanlar katılan statüsüne geçer; uzlaştırma hükümleri uygulanır. Müdafi ve vekil ücretlerine ilişkin esaslar belirlenir ve bu ödemelerin yargılama gideri sayılacağı öngörülür; uygulanacak tarifeler yönetmelikle belirlenir. Yönetmelik çıkarılması, zamanaşımı, kolluk bildirimi, sahte para bilgileriyle ilgili uygulamalar ve eski hükümlerle uyum sağlama konuları düzenlenir; geçiş sürecinde eski hükümlere uygun çözümler geliştirilir. Ek ve geçici hükümler sulh Ceza mahkemelerinin yapısı ve yetkileriyle ilgili geçişleri düzenler; denetimli serbestlik ve tedavi uygulamalarıyla uyum sağlanır.

Kanun 5271
2004-12-17

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Bu metin, ceza muhakemesinin nasıl işleyeceğine ilişkin kuralları ve bu süreçte tarafların hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler; bu çerçevede süreçlerin adil ve düzenli yürütülmesi amaçlanır. Şüpheli, sanık, müdafi, vekil gibi tarafların kimlikleri ve bu kişilerle ilişkili temsil hakları netleşir; böylece savunma ve zarar görenin temsil hakları güvence altına alınır. Mahkemelerin görev ve yetkilerini belirleyen esaslar sayesinde davaya hangi mahkemenin bakacağına karar verilir; görevin yetkisizlik durumunda nasıl ele alınacağı, mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında hangi merciin karar vereceği açıklık kazanır. İddianamenin kabulünden sonra davanın görüleceği yerin uygun olmadığının ortaya çıkması halinde davanın uygun yetkili mahkemeye gönderilmesi ve bu yönde karar yolları belirlenir; yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yolunun olduğu belirtilir. Bağlantılı suçlar ve toplu davalar açısından birleştirme veya ayrılma olanakları tanınır; böylece benzer veya bağlantılı suçlar tek bir yerde, verimli bir şekilde değerlendirilebilir. Yetkinin belirlenmesinde suçun işlendiği yer, son olarak fiilin işlendiği yer, eser basım merkezi gibi kriterler rol oynar; yabancı ülkelerde işlenen suçlarda ise gerektiğinde yetkinin başka bir yargı yerine kaydırılabilmesi için usuller öngörülür. Deniz, hava veya demiryolu taşıtlarıyla işlenen suçlarda yetki, taşıtın bulunduğu veya ilk uğradığı yere göre belirlenir; bu sayede taşıtla ilgili suçlarda uygun mahkeme tespit edilmiştir. Bağlantılı suçlarda yetkideki uyuşmazlıklar olduğunda, mevcut yetkili mahkemeler arasındaki uzlaşma veya birleştirme yoluyla davalar birlikte görülebilir veya ayrı tutulabilir; bu süreç, adli yürütme açısından esneklik sağlar. Yetkisizlik iddiası, hangi aşamada bildirileceği ve kararların nasıl ortaya çıkacağı bakımından belirli usullerle düzenlenir; bu iddiaya karşı kararlar konusunda itirazlar yoluyla başvuru imkanı vardır. Davanın nakline ilişkin kararlar, görevli ya da yetkili mahkeme kamu güvenliği açısından uygun gördüğünde, davanın başka bir yerde devam ettirilmesine olanak verir; bu kararlar için gerekli kanuni yollar açık tutulur. Yetkili olmayan hâkim veya mahkeme tarafından yapılan işlemler, bazı durumlarda hükümsüz sayılmaz ve bu tür işlemlerin düzeltilmesi için ek kurallar öngörülür; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde işlemlerin yürütülmesi için esneklik sağlanır. Hâkimin reddi ve çekinmesi konularında, reddin hangi sebeplerle istenebileceği, bu reddin nasıl karara bağlanacağı, ret kararına karşı hangi yolların izleneceği ve reddin kabulü halinde hangi hâkimin görevlendirileceği gibi hususlar ayrıntılı şekilde belirlenir. Kararların verilmesi, gerekçeli olması, taraflara açıklanması ve tebliğ edilmesi kuralları netleşir; kararların nasıl yazılacağı ve gerekçelerin nasıl sunulacağı, ilgili tarafların savunmalarını takip ederek karar verilmesini sağlar. Tebligat ve yazışma usulleri, uluslararası ilişkiler bağlamında tebligatların nasıl yapılacağı ve gerekli özel hükümler ile tebligat süreçlerinin uygulanacağı şeklinde somutlaştırılır. Bu kapsamda, ceza muhakemesinin işleyişini etkileyen temel etkiler şunlar olur: davanın hangi mahkemede görüleceği konusunda net kurallar ve karar mekanizmaları, bağlı veya bağlantılı suçların davalarının nasıl birleştirilip birleştirilmeyeceğine dair esneklik, yurt içi ve yurt dışı ile ilgili yetki kuralları ve gerektiğinde yetkinin değiştirilmesi imkanı, hâkimin reddi ve çekinmesi süreçlerinin adil ve şeffaf işlemesi, kararların gerekçeli ve usule uygun olarak açıklanması ile tebliğ süreçlerinin düzenli işlemesi.

Kanun 2576
1982-01-20

BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ, İDARE MAHKEMELERİ VE VERGİ MAHKEMELERİNİN KURULUŞU VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN

Bu mevzu bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin kurulmasını ve bağımsız genel görevli mahkemeler olarak görev yapmasını sağlar. Bölge idare mahkemeleri, yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasındaki görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin olarak çözer, istinaf başvurularını inceler ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirir. Bölge idare mahkemeleri yapısı, başkanlıktan ve dairelerden oluşur; her daire en az başkan ve üye ile çalışır; bölge idare mahkemesi başkanlığı ve daire başkanlıkları atama ile yürütülür ve gerektiğinde kurul halinde çalışabilir. Bölge idare mahkemesi başkanları ve daire başkanları, mahkemenin uyumlu ve verimli çalışmasını sağlama, genel yönetimi yürütme, personeli denetleme ve benzeri görevleri üstlenir. Daire başkanları ise daire içi işlerin koordinasyonunu sağlar, dosyaların uygun üyelere yönlendirilmesini denetler, personelin özlük işlerini yönetir ve daire ile ilgili diğer görevleri yapar. Üyeler ise kendilerine verilen dosyaları inceler, kararları yazar ve duruşmalara katılır. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu, daireler arasındaki iş bölümü uyuşmazlıklarını karara bağlar ve gerektiğinde uyumsuzlukları gidermek amacıyla karar verir; bazı durumlarda konuyla ilgili kararı istinaf yoluna başvurma hakkını kullanarak Danıştay gibi merciye yönlendirme yolunu da izleyebilir. Başkanlar kurulu eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir. Dairelerin görevleri, istemler doğrultusunda istinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak, yürütmenin durdurulması kararlarına itirazları değerlendirmek ve yargı alanı içindeki yetkili mahkemeler arasındaki görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözmek olarak belirlenir. Aynı zamanda benzer veya uyuşmazlık doğuran hâller için gerektiğinde daireler birlikte karar alabilir. Adalet komisyonu her bölge mahkemesinde bulunur; komisyon başkanlık görevini üstlenen ve daire başkanları arasından belirlenen üyelerden oluşur; komisyon çoğunlukla karar verir ve iş bölümüne ilişkin tedbirler alır, ayrıca mahkeme içi adalet işlerini denetler. Müdürlükler ve memurlar bölge mahkemelerinin yazı işleri ve idari işlerini yürütür; gerektiğinde mali, teknik ve diğer müdürlükler kurulur ve her müdürlükte ilgili görevleri yürütecek personel bulunur. Soruşturma ve kovuşturma usulü çerçevesinde, başkan, daire başkanı ve üyelerin görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçlarıyla ilgili işlemler, ilgili mevzuata göre yürütülür; bu süreçler bulunduğu yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin uygulamasına göre yürütülür. İdare ve Vergi Mahkemelerinin yapısı, başkan ve üyelerden oluşan bir kurulu ve bu kurulun başkan ile iki üye etrafında düzenli çalışmasını içerir; başkan yokluğunda vekalet uygulanır. Danıştay üyelerinin geçici olarak bölge idare mahkemesi veya daire başkanlıklarına atanabilmesi; bu görevlendirme süresince Danıştay üyeliği korunur ve bütçe, disiplin gibi hususlar ilgili hükümler çerçevesinde yürütülür; görevin sonunda eski görevlerine geri dönebilirler. Tek hâkimle çözülecek bazı basit davalar, belirli türdeki idari işlemler ve vergiyle ilgili bazı davalar tek hâkim tarafından çözümlenebilir; daha karmaşık davalar ise daireler tarafından ele alınır. Vergi mahkemelerinin görevleri, vergi, harç ve benzeri mali yükümlülüklere ilişkin davaları çözer; vergi alacaklarının tahsine ilişkin davalarla ilgili işlerle ilgilenir ve diğer kanunlarda verilen görevleri yerine getirir. Yönetmelik, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin idari işleri ve kalem hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli usul ve esasları belirler.