10 / 2.790 sonuç gösteriliyor

Kanun 4686
2001-07-05

MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU

Bu yasa, yabancı unsuru taşıyan ve tahkimin Türkiye’de yer alması veya tarafların tahkim yolunu seçmesi halinde uluslararası nitelikteki uyuşmazlıkları tahkim yoluyla çözüme kavuşturmayı amaçlar; Türkiye’de bulunan taşınmazlar üzerindeki aynî haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradesine tâbi olmayan uyuşmazlıklar ise kapsamın dışında kalır. Yabancılık unsuru şu göstergelerle ortaya çıkabilir: tarafların yerleşim yerleri veya işyerleri farklı devletlerde olması; yükümlülüklerin önemli bölümünün ifa edileceği yerin diğer bir devlette bulunması; ana sözleşmenin yabancı sermayeyi içerdiğini veya yurtdışından kredi/garanti sözleşmelerinin gerekli olduğunu gösteren durumlar; sözleşme veya hukuki ilişkinin bir ülkeden diğerine sermaye/mal geçişini içermesi. Tahkim anlaşması, taraflar arasındaki ilişkiden doğan tüm uyuşmazlıkların ya bazılarını ya da tümünü tahkim yoluyla çözmeyi amaçlayan yazılı bir anlaşmadır; bu anlaşma tarafların belirlediği hukuka uygun olabileceği gibi, taraflar tarafından başka bir hukuk seçilmemişse Türk hukukuna da uygun olabilir. Tahkim anlaşmasına karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı ya da tahkim anlaşmasının henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu yönündeki itirazlar kabul edilmez. Bir uyuşmazlık mahkemede dava edilirse, karşı taraf tahkime itiraz edebilir; tahkim itirazı kabul edilirse dava mahkemenin usulüne uygun olarak reddedilir ve dosya ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir. Tahkim öncesi veya sırasında taraflardan birinin talebiyle mahkeme ya da hakem kurulu ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı verebilir; hakem kurulu, uygun güvence karşılığında bu tür kararları verebilir; bu kararların uygulanması için gerekli destek, gerektiğinde yetkili mahkeme tarafından sağlanabilir. Hakem sayısı tarafların kararlaştırmasına bağlıdır; aksi kararlaştırılmamışsa bir hakemli veya çok sayıda hakemli bir tahkim yoluna gidilir; hakemler bağımsız ve tarafsız olmalı; reddedilecek durumlar net olarak belirlenir ve reddin kararları kesinleşir; hakemlerin reddi durumunda tahkim sonlanabilir veya hakemler yeniden seçilir. Hakemler kendi yetkilerini ve tahkim sürecinin usulünü belirler; yetkilerini aşan konularda itirazlar en erken cevap dilekçesinde yapılır; yetkisizlik itirazı, tarafların kendi seçtikleri hakemleri ve usulleri etkilemez; yetkileri aşan bir itiraz ileri sürülmezse geçerli olmazsa, sonraki aşamada kabul edilebilir. Hakemler, taraflarca kararlaştırılan niteliklere sahip olmadıkları veya tarafsızlığı şüphe uyandıran koşullar bulunduğunu görürlerse reddedebilirler; taraflar hakemin reddi usulünü serbestçe kararlaştıralabilirler. Hakemler görevi kabul ettiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, görevlerini yerine getirmekten kaçınmaları halinde zarardan sorumlu tutulurlar; hakemler fiilen görevlerini hiç ya da zamanında yerine getiremediğinde görevi sona erebilir ve yeni bir hakem seçilir; tahkim süresi, hakemlerin değiştirilmesi nedeniyle durmaz. Hakemler yetkilerini kendi kararlarıyla belirler; hakem veya hakem kurulunun yetkisizliğine ilişkin itiraz en geç ilk cevap dilekçesinde yapılmalıdır; yetkili olduğuna karar verilirse tahkim sürer ve karar verilir; yetkisizlik itirazı ön sorun olarak incelenir ve karara bağlanır; yetkili olduğuna karar verilirse davaya devam edilir. Tahkim yargılamasında uygulanacak usuller taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir; aksi belirtilmemişse kanun hükümleri uygulanır; taraflar eşit haklara sahiptir ve yabancı taraflar da temsil edilebilir; tahkim dilinin seçimi taraflarca belirlenebilir, aksi kararlaştırılmamışsa hakemler karar verir; dil ve çeviri için gerektiğinde belgeler sunulur. Tahkim yeri, taraflarca veya seçilen tahkim kurumu tarafından serbestçe belirlenir; anlaşma yoksa hakemler olayın özelliklerine göre yer belirler; gerektiğinde toplantı başka bir yerde yapılabilir. Dava dilekçesi ve cevap, taraflarca belirlenen süreler içinde hakem veya hakem kuruluna sunulur; taraflar delillerini ekleyebilir ve ileride sunacakları delillere yönelik yol gösterimi yapabilirler; taraflar uyuşmazlığı tahkim kapsamı içinde değiştirme veya genişletmede bulunabilir fakat kapsam dışına çıkacak şekilde değiştirme yapılamaz. Görev belgesi, hakemler ve taraflarca imzalanır ve tarafların iletişim adresleri, istemler, hakemlerin kimlikleri, tahkim deren yeri ve süresi gibi bilgiler içerir. Duruşma veya yazılı yargılama kararıyla karar verilir; taraf olma niteliğini kaybetme durumunda tahkim süreci ertelenir; bildirim yapılmaması durumunda belirli süre sonunda tahkim sona erebilir. Tahkim yoluyla çözülen uyuşmazlıklar için Türkçe veya tanınan başka bir devletin resmi dilinde yargılama yapılabilir; dil seçimi belirlenmezse hakemler karar verir; belgelerin çevirileri de gerektiğinde sunulur. Türkiye’deki taşınmazlar üzerindeki aynî hak uyuşmazlıkları bu düzenlemenin kapsamı dışındadır.

Kanun 6749
2016-10-29

OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA ALINAN TEDBİRLERE İLİŞKİN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN DEĞİŞTİRİLEREK KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN

- Olağanüstü hal kapsamında belirlenen yapı, oluşum veya gruplarla ilişkili özel sağlık, özel öğretim, vakıflar ve sendikalar gibi kurumların kapatılması ve varlıklarının uygun bir kamu kurumuna bedelsiz devredilmesi, borçlardan sorumluluk taleplerinin karşılanmaması sonucunu doğurur. Taşınmazlar ve diğer mal varlıkları ilgili kamu otoriteleri tarafından devralınır ve kayıtlar buna göre düzenlenir. - Kapatılan kurum ve kuruluşlarda çalışanlar ve yöneticiler için kamu görevinden çıkarılma tedbirleri uygulanır ve bu kişilerin kamu hizmetinden men edilmesi sağlanır; bazı haklar ve pozisyonlar yeniden yapılandırılır. - Kapatılan yükseköğretim kurumlarındaki öğrenciler için yerleştirme ve geçiş süreçleri yapılır; öğrenciler mevcut durumlarına göre Devlet veya kamuya ait üniversitelere yönlendirilir ve öğrenim sürecinin devamı kapsamında ödemelerin nasıl sürdürüleceği belirlenir. - Yargı ve ilgili meslek grupları için milli güvenliğe tehdit oluşturan yapı, oluşum veya gruplara üyelik veya iltisak bulunanlar hakkında meslekten çıkarılma kararları uygulanır; bu kararlar yayımlanır ve gerektiğinde itiraz süreçleri işletilir. - Kamu görevlileri için geniş kapsamlı çıkarılma yetkileri kullanılır; her kurum kendi yapısına uygun usullerle çalışır ve görevden çıkarılanlar bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmez. - Tutuklu ve savunma süreçlerinde güvenlik ve kamu yararı gerekçesiyle denetim, kayıt altına alma ve sınırlamalar uygulanabilir; avukat görüşmeleri denetim ve kayıtlara konu olabilir. - Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde belirlenen güvenlik tedbirleri uygulanır; yakalama, gözaltı ve ifadelerin alınması süreçleri bu tedbirlere uygun olarak yürütülür. - Mağdur ve hak sahiplerine yönelik maddi ve sosyal haklar ile emeklilik ve tazminat konularında ilgili uygulamalar devreye girer; bu haklar belirli şartlar dahilinde sağlanır ve nakdi tazminatlar söz konusu olabilir.

KHK 659
2011-11-02

GENEL BÜTÇE KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİ VE ÖZEL BÜTÇELİ İDARELERDE HUKUK HİZMETLERİNİN YÜRÜTÜLMESİNE İLİŞKİN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Bu Kanun Hükmünde Kararname, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yürütülmesini ve uygulama birliğinin sağlanmasını amaçlar. Hukuk hizmetleri muhakemat hizmetleri ile hukuk danışmanlığına ilişkin iş ve işlemleri kapsar. İdareler için kurulan hukuk birimleri, adli ve idari davalarda idareyi temsil eder, dava ve icra işlemlerini takip eder ve hizmet satın alınması süreçlerini koordine eder. Hukuk birimleri ayrıca mevzuat taslaklarını inceleyerek hukuki mütalaa verir, uyuşmazlıkları önleyici tedbirler konusunda görüş bildirir ve idarenin amaçlarını mevzuata, plan ve programa uygun şekilde gerçekleştirmek için gerekli hukuki teklifleri hazırlar. Hukuk birimleri, hukuk uyuşmazlıklarının komisyon yoluyla değerlendirilmesi ve sekreterya hizmetlerini yürütür. Cumhurbaşkanlığı ve Maliye Bakanlığı gibi kurumların teşkilat kararnamelerindeki hükümler saklıdır. Muhakemat hizmetinin temini, idarenin ihtiyacına göre hukuk birimlerinden veya gerekli görüldüğünde Maliye Bakanlığı aracılığıyla sağlanabilir; özel hallerde doğrudan temin yoluyla serbest avukatlar veya avukatlık ortaklıklarından da hizmet satın alınabilir. Hizmetler, vekil sıfatıyla temsil yetkisini haiz avukatlar ve hukuk birimleri tarafından yürütülür. İdareler kendi iş ve işlemleriyle ilgili adli ve idari davalarda taraf sıfatını haizdir; vekil sıfatıyla temsil yetkisi hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir. Üst yönetici talimatı ile gerekli görüldüğünde temsil yetkisi, merkez veya taşra birim amirine devredilebilir. Gerekli görüldüğünde belirli durumlarda idare vekili veya temsilcisiyle birlikte duruşmalar yapılabilir; vekil listesi yazılı veya elektronik olarak ilgili mercilere bildirilir ve listede yer alanlar vekaletname olmaksızın temsiliyet yetkisine sahiptir. Yetkinin devrine ilişkin usuller ve sınırlar üst yöneticinin belirleyeceği esaslarla uygulanır. Birden çok idarenin taraf olduğu davalarda ve Cumhurbaşkanlığına bağlı öncelikli hususlarda takip ve müdafaa belirli usuller çerçevesinde yürütülür. Ulusal ve uluslararası mahkeme ve tahkim mercilerinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti veya idareler taraflı veya müdahil olduğunda gerekli görülenler Cumhurbaşkanlığı hukuk birimi tarafından takip edilir. Adli uyuşmazlıklarda sulh yoluyla hallin esas olduğu benimsenir. Sulh için taraflara uygun süreler tanınır ve başvuru sonuçlandırılıncaya kadar dava açma süresi işlemeye devam eder. Sulh başvurularının sonuçlandırılması zorunlu olup süresinin sonunda sonuç alınamazsa istek reddedilmiş sayılır. Sulh anlaşmaları ilam hükmünde sayılır ve icra hükümlerine göre infaz olunur; vadeye bağlanmış alacaklarda vadelerin dolması beklenir, aksi halde kanuni faiz hesaplarıyla takip ve tahsil edilir. Sulh halinde üzerinde anlaşılan hususlar kamu yararına uygun olmadıkça dava açılamaz veya yeniden incelenemez. İdari uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli ve vazgeçme yetkileri, maddi ve hukuki olarak kamu menfaati görülen durumlarda karar mercileri tarafından uygulanır. Tutarlara göre kararlar ve yetkilerin devri hususunda üst yönetime başvuru ve onay süreçleri uygulanır; alt kademe yetkilileri belirli sınırlar içinde bu yetkileri kullanabilir. Görüleceği üzere bu çerçeve, hukuk hizmetlerinin planlı, merkezi ve denetimli bir şekilde yürütülmesini; uyuşmazlıkların önlenmesi ve sulh yoluyla çözülmesini; temsil yetkilerinin net biçimde belirlenmesini ve gerektiğinde özel sektöre başvurulmasını amaçlar. Bu yaklaşımla maliyetlerin ve süreçlerin daha öngörülebilir olması hedeflenir.

Kanun 3713
1991-04-12

TERÖRLE MÜCADELE KANUNU

Terör, cebir ve şiddet kullanarak, devletin temel niteliklerini değiştirmeyi, ülkenin bütünlüğünü bozmayı veya devletin güvenliğini tehdit etmeyi amaçlayan örgütler ve bu örgütlerin faaliyetleriyle ilgili olarak işlenen suçlardır. Terör suçlusu; terör örgütlerinin mensubu olarak veya örgüt adına suç işleyen kişiler olarak tanımlanır; örgüt adına suç işlemek de ayrıca cezalandırılır. Terör amacıyla işlenen suçlar, bu amaçla kurulan örgütlerin faaliyeti kapsamında işlendiğinde terör suçu sayılır ve bu tür suçlar için verilen cezalar artırılır. Terör örgütlerinin meşru gösterilmesi, övülmesi veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri ve açıklamalar suç teşkil eder; bu tür fiillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi cezayı artırabilir; ancak haber verme sınırlarını aşmayan eleştiri ve düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Terör örgütünü kuran, yöneten veya üye olanlar ile örgüt faaliyeti düzenleyenler cezalandırılır. Terör amacıyla işlenen suçlar arasında yer alan bazı suçlar için cezaların artması öngörülür; artırımın uygulanması, ilgili koşullara bağlı olarak gerçekleşir. Terörün finansmanı suçtur; bu kapsamdaki fiiller için ağır yaptırımlar uygulanır; tüzel kişiler için güvenlik tedbirleri söz konusu olur. Terörle mücadelede görevli kamu görevlileri, kolluk ve yargı personeli ile ilgili koruma tedbirleri ve güvenlik önlemleri öngörülür. Terör suçlarından zarar görenlerin zararlarının tazmini amacıyla mahkeme süreçlerinde gerekli tedbirler alınır; bu süreçlerde tebligat ve ilân gibi uygulamalar kullanılır. Terör davalarında avukat temini ve ücretlere ilişkin düzenlemeler yapılır; savunmanın sağlanması amacıyla usuller belirlenir. Ceza infazı ve tutukluların korunmasıyla ilgili uygulamalar belirli esaslar çerçevesinde yürütülür; bazı ağır cezalar için özel koşullar uygulanabilir ve şartlı tahliye ile denetimli serbestlik konuları düzenlenir. Kamu görevlileri ve ilgili kurumlar, terör soruşturması ve kovuşturması süreçlerinde güvenlik ve gizlilik tedbirlerine tabi olarak hareket eder; gerekli hallerde koruma ve güvenlik önlemleri alınır. Terör suçları nedeniyle zarar görenler için maddi tazminat amacıyla gerektiğinde mahkeme önleyici tedbirler ve ilgili kararlar uygulanır.

Kanun 2247
1979-06-22

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN

Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı arasında çıkabilecek görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözen bağımsız bir yüksek mahkeme olarak görev yapar. Bu mahkeme, hangi merciin yetkili olduğuna ilişkin uyuşmazlıkları belirleyerek, taraflar arasındaki yetki çatışmasını sonlandırır ve bu karar, ilgili davaların seyrini doğrudan etkiler. Uyuşmazlık konusu olan durumlarda karar, davaların hangi yargı merciince görüleceğini netleştirir ve gerektiğinde yürütmenin durdurulması veya diğer geçici tedbirlerle ilgili uygulanabilirliği düzenler. Taraflar arasındaki tarafsızlık ve bağımsızlık güvence altına alınır; reddetme ve çekinme mekanizmaları, mahkemenin tarafsızlığını korumaya yöneliktir. Uyuşmazlık çıkarılması süreci, başvuru ve dosya akışının nasıl işleyeceğini ve hangi tarafların hangi yollarla başvurabileceğini belirler; dosyaların ilgili makamlara iletilmesi ve gerekli cevapların alınması süreçleri netleştirilir. Kararların uygulanması ve sonraki adımlar, mevcut davaların akışını etkileyecek biçimde belirlenir; gerekirse dosyaların geri gönderilmesi veya işlemlerin geri bırakılması gibi düzenlemeler uygulanır. Prosedür, mahkemeye sunulan başvuruların tek seferlik olması gibi temel kısıtlamaları içerir ve karar sonrası süreçte sürelerin nasıl işleyeceği konusunda rehberlik sağlar. Tedbirler ve geçici tedbirlerle ilgili uygulamalar, uyuşmazlık üzerine karar verilene dek süresince geçerli kalır ve karar verilirken gerekli görülen hallerde korunur. Sonuç olarak, bu düzenleme, yetki çatışmalarını hızlı ve güvenilir şekilde çözüp, tarafların haklarını koruyan net ve uygulanabilir bir çerçeve sağlar.

Kanun 2577
1982-01-20

İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU

- İdari yargı kapsamındaki uyuşmazlıklar yasal olarak incelenir ve mahkeme yalnızca işlemlerin hukuka uygunluğu yönünden denetim yapar; idarenin takdiri veya işlemin esasına ilişkin kararlar bu denetimin dışında kalır. - Uyuşmazlık türleri çeşitlidir; iptal talepleri, tam yargı davaları ve bazı idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar bu kapsama girer. - Dilekçede taraflar ve varsa vekillerinin ad soyadı veya unvanı ile adresi, davaya konu olan işlem ve dayandığı deliller, bildirim tarihi ve varsa davanın konusu tutarı gibi bilgiler ile gerektiğinde ilgili vergi türü ve yıl gösterilir; belgeler de dilekçeye eklenir. - Dava, başvurunun ilgili makama iletildiği anda açılmış sayılır ve taraflara tebligat ile savunma imkanı tanınır. - Dilekçeler, uygun mercilere veya bunlara gönderilmek üzere belirli yollarla sunulur; eksiklikler bulunduğunda gerekli inceleme ve bildirimler yapılır. - Birden çok işlemin dava konusu edilmesi mümkün olabilir; şartlar için bağlılık veya ortak nedenler varsa tek bir dilekçe yeterli olabilir. - Harç ve posta ücreti ödendikten sonra başvuru kayıt edilir ve başvuru sahibine kayıt bilgilerini gösteren bir belge verilir. - Dava açma süresi, olayın gelişimine bağlı olarak başlar; bazı durumlarda bildirimin yapıldığı an veya ilan/tebliğ tarihi esas alınır. - Başvuruya cevap verilmesi için belirli süreler öngörülür; cevap verilmezse ya da cevap kesin değilse, sürenin bitişinden itibaren dava açma imkanı doğar; süreler belirli kurallara göre uzatılabilir. - Başvuruya verilen yanıtlar veya cevaplar, taraflara tebliğ edilir; taraflar bu tebliğlere karşı belirli süre içinde yanıt verebilir. - Duruşma, bazı yüksek değerli veya mali yükümlülük içeren uyuşmazlıklarda taraflardan birinin talebi üzerine yapılabilir. - İlk incelemede belirgin hatalar veya yetkisizlik gibi durumlar saptanırsa, ilgili dilekçeler reddedilir veya göreve uygun mahkeme gönderilir; bu durumda yeni dilekçeler için yeniden başvuru süreci başlar. - Dava sonucunda verilen kararlar ilgili yollarla kesinleşir ve icra süreci doğrudan başlayabilir; gerektiğinde kanun yolları kullanılarak temyiz veya istinaf gibi başvurular yoluna gidilebilir.

Kanun 2004
1932-06-19

İCRA VE İFLAS KANUNU

Bu metnin amacı, icra ve iflas işlemlerinin nasıl organize edildiğini, hangi kurallar çerçevesinde yürütüleceğini ve hangi süreçlerin uygulanacağını belirlemek; böylelikle icra ve iflas dairelerinin işleyişinin daha düzenli, denetlenebilir ve güvenilir hale getirilmesidir. - İcra ve iflas işlemlerinin yürütülmesi için gerekli daire sayısı ve bunlarda görevli personelin düzenlenmesi sağlanır; görev dağılımları ve atama süreçleri belirli esaslara bağlanır. - İcra daireleriyle ilgili idari yapıların uyumlu çalışmasını sağlamak amacıyla başkanlık veya benzeri bir koordinasyon birimi kurulabilir; bu birimde görevli kişiler ve yetkiler netleşir. - İcra daireleri ve iflas daireleri tarafından yapılan işlemler için iç denetim ve denetim mekanizmaları öngörülür; işleyişin düzgünlüğü ve hesap verebilirlik güvence altına alınır. - Şikayet ve itirazlar, icra mahkemesi tarafından incelenir; gerektiğinde işlemler düzeltilir veya uygun görülen şekilde yürütülür. - Her türlü işlem ve kararlar tutanaklara geçirilmeli; tutanaklar gerekçeli olmalı ve ilgili kişiler tarafından imzalanmalıdır; tutanaklar, hukuki bağlayıcılık taşır. - İşlemlerde kullanılan elektronik sistemler zorunlu hâle getirilir; veriler bu sistem üzerinden işlenir, saklanır ve elektronik imza belgeleri senet hükmünde sayılır; bazı durumlarda fiziksel belgelerin incelenmesi hâlâ mümkün olabilir. - Alacaklılar, sistem üzerinden dosya hâkimiyetine ilişkin bilgiler ve borçlunun mal varlığıyla ilgili durumu sorgulayabilir; bu sorgulamalarda uygulanacak ücretler belirli sınırlar içinde düzenlenir ve borçludan ayrıca alınmaz. - Ödemeler ve değerli evrakların muhafazası için güvenli yöntemler uygulanır; ödemeler uygun hesaplara yönlendirilir ve gerekli süreler içinde yerine getirilir; kıymetli evraklar güvenli şekilde saklanır. - Memurlar arasında çıkar çatışması yasaktır; menfaat teması veya yasa dışı ilişkiler, disiplin cezaları ve diğer yaptırımlarla önlenir. - İcra ve iflas işlemlerine ilişkin sorumluluklar ve zimmet konuları netleşir; zarar doğması durumunda devletin rücu hakkı saklıdır ve zararın tazmini için hukuki başvurular yapılır. - Denetim süreçleri sürdürülür; savcılar ve ilgili denetim görevlileri tarafından denetim uygulanır; uygun görülen durumlarda disiplin cezaları uygulanabilir. - Harçlar ve giderler konusunda temel ilkeler benimsenir; giderler genelde borçluya yüklenirdi, uygulama esasları buna göre belirlenir. - İcra ve iflas işlemlerinin bir dairede toplanması veya iş akışının sadeleşmesi amacıyla birleştirme olanakları değerlendirilebilir; bu, işlemlerin daha verimli yürütülmesini hedefler. - Uygulama ve yargısal kararlar, ilgili mevzuata göre yönlendirilir ve gerektiğinde yayımlanır; bu sayede önceki uygulamalarla ilgili kesin ve tutarlı kurallar benimsenir.

Kanun 2709
1982-11-09

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

Bu metin devletin cumhuriyet olduğunu, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına aldığını belirtir; toplumun huzuru, adalet ve refahı ile kişilerin maddi ve manevi gelişimini öncelik olarak hedefler. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük ilkesine bağlıdır; Türkçe resmi dil olarak önceliklidir; milli bayrak, marş ve başkent gibi simgeler devletin kimliğini somutlaştırır. Değiştirilemeyecek hükümler, devletin temel nitelikleri ve Cumhuriyetin yapısal esaslarını korur, bu temel ilkeler üzerinde normalenin üzerinde değişiklikler yapılamaz. Egemenlik millete aittir; milletin iradesiyle kararlar alınır; devlet organları bu gücü anayasadan aldığı sınırlar içinde kullanır; hiçbir kişi veya organ kaynağını Anayasadan almayan yetkiler kullanamaz. Yasama, yürütme ve yargı bağımsız ve tarafsız olarak iş görür; kuvvetler arasındaki işbirliği ve sınırlı yetki paylaşımı, devletin medeni iş bölümünü güvence altına alır. Kanun önünde eşitlik ilkesinin korunması; dil, ırk, renk, cinsiyet, din, siyasi düşünce gibi unsurlara dayalı ayrımcılık yasaktır; eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirler makul ve haklar üzerinde dengeleyici olarak kabul edilebilir. Temel hak ve hürriyetler kişiliğe bağlı, dokunulmaz ve devredilemez olarak tanımlanır; bu haklar, toplum karşısındaki ödev ve sorumlulukları da içerir ve demokratik toplumun gerekleriyle ölçülür. Temel hakların kötüye kullanılmaması gerekir; hak ve özgürlükleri amaç göstererek, devleti veya milleti bölmeyi hedefleyen faaliyetler yasa dışı sayılır. Savaş veya olağanüstü hallerde haklar üzerinde geçici sınırlamalar yapılabilir; buna karşın yaşam hakkı ve kişilerin güvenliği korunur, kararlar yargı denetimine tabidir. Kişinin hürriyeti ve güvenliği güvence altındadır; yasa gereği yakalama ve tutuklama durumları belirli usullerle ve haklar bildirilerek gerçekleştirilir; adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi geçerlidir; uzun süreli tutukluluklarda özellikle denetim ve hızlı yargılanma güvence altındadır. Özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı ve haberleşme özgürlüğü korunur; bu haklar ancak kanunla ve gerektiğinde mahkeme kararıyla sınırlanabilir; kararlar belirli sürelerde onaylanır ve gerekçeyle açıklanır. Konut dokunulmazlığı yalnızca yetkili merciin kararlarıyla ve belirli güvenlik gerekçeleriyle ihlal edilebilir; karar süreci belirli sürelerde onaylanır ve açıklanır. Haberleşme özgürlüğü ve gizliliği korunur; engelleme ve müdahale için usule uygun hâkim kararı gerekir; kararlar belirli süre içinde onaylanır ve gerekçeli olarak açıklanır. Yerleşme ve seyahat özgürlüğü vardır; yurtdışına çıkış ve sınır dışı edilmeye ilişkin sınırlamalar kanunla belirlenir; vatandaşlar temel olarak sınır dışı edilemez ve yurda girme haklarından yoksun bırakılamaz. Din ve vicdan özgürlüğü güvence altındadır; ibadet ve dini uygulamalar serbesttir; dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; din eğitimi devlet gözetimindedir; din ve manevi yaşamla ilgili haklar kişilerin baskı altında kalmaksızın korunur.

Kanun 7036
2017-10-25

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU

Bu metnin iş mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yargılama usulüne ilişkin temel sonuçları, taraflar için pratik etki olarak şu şekilde özetlenebilir. - İş mahkemeleri, tek hâkimli şekilde kurulup iş ilişkilerine ve buna bağlı uyuşmazlıklara bakar; ihtisaslaşma amacıyla bazı yerlerde bölümler veya daireler oluşturulabilir ve dava, bu kapsamda belirlenen yerlerde görülür. - Arabuluculuk zorunluluğu uygulanır; işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi gibi konularda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir; taraflar arabuluculuk sürecinde iletişim bilgilerini paylaşır ve arabuluculuk sonucunda varılan anlaşma veya varılamaması davayı doğrudan etkiler. - Arabuluculuk süreci belirli bir sürede sonuçlandırılmaya çalışılır; taraflar görüşmelere katılmazsa veya iletişim sağlanamazsa arabuluculuk faaliyeti sona erer ve bazı durumlarda yargılama giderlerinin paylaşımı konusunda yaptırımlar uygulanır; ayrıca arabuluculuk süresince zamanaşımı durur. - Arabuluculuk şartının istisnaları bulunmaktadır; iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri gibi bazı konular için bu şart uygulanmaz. - Arabuluculuk bürosunun görevi, uygun mediatori belirlemek, tarafların iletişimlerini organize etmek ve yetkili büroyu kurumsal olarak belirlemektir; yetki konusunda tarafların itirazları olduğunda yetkili büro ve mahkeme karar verir. - Arabuluculuk sonucunda taraflar eşit olarak ücret ve giderleri paylaşabilir; anlaşma halinde taraflar belirlenen şekilde ödemeyi yapar; anlaşma olmaması durumunda giderler belirli kurallara göre karşı tarafa yüklendirilebilir. - Bazı kararlar temyiz yoluna kapalıdır; bu, fesih bildirimine itiraz, disiplin cezalarının iptali gibi belirli tür kararlar için geçerlidir; bu, bu tür kararların istinaf veya temyiz yoluyla denetlenemeyeceği anlamına gelir. - Sosyal güvenlik mevzuatına ilişkin uyuşmazlıklarda, Sosyal Güvenlik Kurumu veya ilgili kurumlar davaya taraf olarak müdahil veya ihbar edilmiş olarak katılabilir; bu durum süreçte kurumun görüş ve işlemlerinin dikkate alınmasını sağlar. - Yürürlük, geçiş ve uygulama açısından yeni kurallar mevcut davalara uygulanır; eski davaların akışı devam eder ve bazı hükümler yeni davalarda uygulanır. - Genel olarak, dava süreçleri basit yargılama usulüne uygun olarak yürütülür; tarafların ispat yükü ve delillerinin değerlendirilmesi, dava birikiminin her talep açısından ayrı ele alınması gibi hususlar uygulanır.

Kanun 477
1964-06-26

DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDA KANUN

Disiplin mahkemeleri savaş zamanında kurulur ve askeri birliklerin disiplin suçlarını yargılar. Bir disiplin mahkemesi, başkan ve üyelerden oluşur; astsubaylar üye olarak bulunabilir. Başkan ve üyeler, kurulan birimdeki yetkili amirler tarafından seçilir ve görevleri belirli bir süre için sürer; engeller oluşursa yerine başkaları geçebilir. Başkan ve üyeler için tarafsızlık ve güvenilirlik gibi nitelikler gözetilir; sanık ile astlarının güvenliği ve adil yargılanması açısından gerekli tedbirler uygulanır. Disiplin subayı, adli müşavir veya yardımcılarıyla birlikte görev yapar; bazı durumlarda görev, başka subaylar tarafından da üstlenilebilir. Disiplin mahkemesinin yetkisi, kurulu olduğu birimin kadro ve kuruluşuyla sınırlıdır; üst merciler bu yetkiyi genişletebilir veya daraltabilir. Rütbe yönünden yetki, bulunduğu yapı içindeki mevti hiyerarşiye göre belirlenir; farklı birlikler için uygulanabilir yetki sınırları söz konusudur. Yetki uyuşmazlıklarında genelde en üst düzeydeki disiplin mahkemesi çözüme katkıda bulunur; gerektiğinde Genelkurmay üst mercileri devreye girer. İhbar ve soruşturma süreci başlatılabilir; hazırlık soruşturması yapılır; yeterli gerekçe bulunursa iddianame açılır, yoksa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir. İddianamenin tebliği sonrası disiplin mahkemesi toplanır; subay ve astsubay dışındaki kişiler için yazılı yetkiyle toplama uygulanabilir. Duruşma, sanık ve tanıkların çağrılmasını ve savunmanın alınmasını içerir; duruşma açık olabilir veya kapalı yapılabilir; müdafi tutma hakkı vardır. Hüküm ve kararlar, gerekçeli olarak açıklanır; beraet durumunda da gerekçesi gösterilir; gerektiğinde hüküm derhal uygulanabilir. Hükümlere karşı itiraz hakkı bulunur; itiraz üst disiplin mahkemesinde incelenir; uygun hallerde yeni bir kurul görevlendirilebilir. Bu mekanizma, disiplin suçları için bağımsız ve disiplin odaklı bir yargılama süreci sağlamak üzere tasarlanmıştır.