10 / 3.915 sonuç gösteriliyor

Kanun 2709
1982-11-09

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

Bu metin devletin cumhuriyet olduğunu, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına aldığını belirtir; toplumun huzuru, adalet ve refahı ile kişilerin maddi ve manevi gelişimini öncelik olarak hedefler. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük ilkesine bağlıdır; Türkçe resmi dil olarak önceliklidir; milli bayrak, marş ve başkent gibi simgeler devletin kimliğini somutlaştırır. Değiştirilemeyecek hükümler, devletin temel nitelikleri ve Cumhuriyetin yapısal esaslarını korur, bu temel ilkeler üzerinde normalenin üzerinde değişiklikler yapılamaz. Egemenlik millete aittir; milletin iradesiyle kararlar alınır; devlet organları bu gücü anayasadan aldığı sınırlar içinde kullanır; hiçbir kişi veya organ kaynağını Anayasadan almayan yetkiler kullanamaz. Yasama, yürütme ve yargı bağımsız ve tarafsız olarak iş görür; kuvvetler arasındaki işbirliği ve sınırlı yetki paylaşımı, devletin medeni iş bölümünü güvence altına alır. Kanun önünde eşitlik ilkesinin korunması; dil, ırk, renk, cinsiyet, din, siyasi düşünce gibi unsurlara dayalı ayrımcılık yasaktır; eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirler makul ve haklar üzerinde dengeleyici olarak kabul edilebilir. Temel hak ve hürriyetler kişiliğe bağlı, dokunulmaz ve devredilemez olarak tanımlanır; bu haklar, toplum karşısındaki ödev ve sorumlulukları da içerir ve demokratik toplumun gerekleriyle ölçülür. Temel hakların kötüye kullanılmaması gerekir; hak ve özgürlükleri amaç göstererek, devleti veya milleti bölmeyi hedefleyen faaliyetler yasa dışı sayılır. Savaş veya olağanüstü hallerde haklar üzerinde geçici sınırlamalar yapılabilir; buna karşın yaşam hakkı ve kişilerin güvenliği korunur, kararlar yargı denetimine tabidir. Kişinin hürriyeti ve güvenliği güvence altındadır; yasa gereği yakalama ve tutuklama durumları belirli usullerle ve haklar bildirilerek gerçekleştirilir; adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi geçerlidir; uzun süreli tutukluluklarda özellikle denetim ve hızlı yargılanma güvence altındadır. Özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı ve haberleşme özgürlüğü korunur; bu haklar ancak kanunla ve gerektiğinde mahkeme kararıyla sınırlanabilir; kararlar belirli sürelerde onaylanır ve gerekçeyle açıklanır. Konut dokunulmazlığı yalnızca yetkili merciin kararlarıyla ve belirli güvenlik gerekçeleriyle ihlal edilebilir; karar süreci belirli sürelerde onaylanır ve açıklanır. Haberleşme özgürlüğü ve gizliliği korunur; engelleme ve müdahale için usule uygun hâkim kararı gerekir; kararlar belirli süre içinde onaylanır ve gerekçeli olarak açıklanır. Yerleşme ve seyahat özgürlüğü vardır; yurtdışına çıkış ve sınır dışı edilmeye ilişkin sınırlamalar kanunla belirlenir; vatandaşlar temel olarak sınır dışı edilemez ve yurda girme haklarından yoksun bırakılamaz. Din ve vicdan özgürlüğü güvence altındadır; ibadet ve dini uygulamalar serbesttir; dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; din eğitimi devlet gözetimindedir; din ve manevi yaşamla ilgili haklar kişilerin baskı altında kalmaksızın korunur.

Kanun 3628
1990-05-04

MAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI, RÜŞVET VE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE KANUNU

Kamu görevlileri ve bu kapsama giren diğer görevli konumlarda bulunanlar kendilerine, eşlerine ve bakımları altındaki çocuklarına ait mal varlıklarını beyan etmek zorundadır; beyan konusu taşınmazlar ile para, hisse senetleri, tahviller, altın ve mücevherler, diğer taşınır mallar, haklar, alacaklar ve gelirler ile bunların kaynakları ve borçlar olarak belirlenmiştir. Beyan konusu olanlar ve kapsam aileye ve kişisel mal varlığına yayılarak belirlenir; beyanlar mal varlığıyla ilgili bütün bu unsurları kapsar. Beyanların zamanı, atama ve göreve başlama, görevi sürdürme süreci içinde önemli değişiklikler olduğunda, yönetim kurulu üyelikleri veya benzeri görevler başlangıçlarında; görev sona erince ve beyan yenilendiğinde gerçekleşir. Bildirimlerin verileceği merciler yetkili merciler olarak belirlenir; bildirimler bu mercilere iletilir ve gerektiğinde ilgili kurumlar tarafından işleme alınır. Beyanlar gizli tutulur; özel dosyada saklanır ve içerikleri kamuya açıklanmaz; inceleme amacıyla gerektiğinde kontrole tabi tutulabilir; doğruluk kontrolü için ilgili kurumlar talepte bulunabilir. Yabancı devletler ve uluslararası kuruluşlar ile diğer kişilerden alınan, değeri belirli bir sınırı aşan hediye veya bağışlar beyan edilip teslim edilmelidir; bazı istisnalar bulunabilir. Haksız mal edinme, elde edilen mal veya varlıkların kaynağı ve yaşam standardı ile uyumsuz harcamalar bu kapsamda haksız mal edinme olarak değerlendirilir. Soruşturma ve ihbar süreçleri doğrudan savcılığa yapılır; muhbirlerin kimliği korunur; delil elde edildiğinde ilgili kişiler veya yakınları da mal beyanında bulunmakla yükümlü hâle gelebilir; inceleme ve soruşturma süreçleri ilgili makamlarca yürütülür. Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek veya gerçeğe aykırı beyanda bulunmak durumunda cezai yaptırımlar uygulanır; hapis cezaları, para cezaları ve zoralım ya da bedelin devlete ödenmesi gibi sonuçlar doğabilir; ayrıca kamu hizmetlerinden yasaklanma gibi sonuçlar doğabilir. Bu konuların uygulanmasıyla ilgili ayrıntılar için yönetmelikler çıkarılır ve bunlar uygulanır.

Kanun 7068
2018-03-08

GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN

Bu Kanun, polis, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında görev yapan personel için disiplin işlemlerini, cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturması usulünü ve ilgili diğer hususları düzenler. Kapsam ve uygulanabilirlik açısından - Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli ile yükümlü erbaş/erler, bu düzenlemenin kapsamındadır. - Sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay ve uzman erbaşlar ile sözleşmeli erler için kendi mevzuatları uygulanabilir. Disiplin cezalarının niteliği ve uygulanması - Disiplin cezaları çeşitlidir ve uygulanabilir; uyarma, kınama, aylıktan kesme, kısa süreli durdurma, uzun süreli durdurma, meslekten çıkarma ve devlet memurluğundan çıkarma gibi yaptırımlar öne çıkar. - Aynı fiilden birden fazla disiplin cezası verilemez; ağır olan ceza uygulanır. - Geçmiş olumlu hizmet durumları, cezaların uygulanmasında hafifletici etki yaratabilir. Disiplin soruşturması ve adli süreçler arasındaki ilişki - Disiplin soruşturması, adli soruşturma veya kovuşturmadan bağımsız olarak yürütülebilir; adli süreç bu disiplin işlemlerini engellemez. Takdir hakkı ve kararların gerekçelendirilmesi - Disiplin cezalarını uygulayan yetkili amirler veya kurullar, takdir haklarını ölçülü ve adil biçimde kullanır; kararlar gerekçelendirilir. - Takdir hakkının kullanılmasına ilişkin kararlar yalnızca sınırlı durumlarda reddedilebilir veya kaldırılabilir; genel kural, kararın gerekçeli olmasıdır. - Disiplin kararlarına itiraz halinde verilen kararlar, kararın gerekçelendirilmesi ve ölçülü değerlendirme ilkelerini gözetir. Disiplin fiillerinin niteliğine ilişkin örnekler - Disiplin fiilleri, hizmetin gerektirdiği davranış kurallarına aykırı tutumlar, emir ve görevlerin gereği gibi yerine getirilmemesi, zamanında gelmeme veya gereğince bildirimde bulunmama gibi davranışları kapsar. - Görev sırasında saygısızlık göstermek, emirleri uygulamamak veya amirlere karşı tutumlar gibi hususlar ceza nedenleri arasında yer alır. - Ekip içinde baskı, taciz veya görevlerle ilgili sorumlulukları yerine getirmeme gibi hususlar da cezai kapsama girer. Özlük dosyası ve sicil sonrası etkiler - Ceza türüne göre, cezaların özlük dosyasından silinmesi mümkün olabilir; bu süreçler belirli süreler sonunda gerçekleşebilir. - Belirli durumlarda geçmiş hizmetin olumlu olduğu durumlar, cezaların hafifletici etkisi olarak değerlendirilebilir. Süreç ve prosedürler - Disiplin kurulları ve disiplin amirleri, yapılan işlemler sırasında usul ve kurallara uygun hareket eder; takdir ve karar süreçlerinde şeffaf ve gerekçeli yaklaşım benimsenir.

Kanun 5271
2004-12-17

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Bu metin, ceza muhakemesinin nasıl işleyeceğine ilişkin kuralları ve bu süreçte tarafların hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler; bu çerçevede süreçlerin adil ve düzenli yürütülmesi amaçlanır. Şüpheli, sanık, müdafi, vekil gibi tarafların kimlikleri ve bu kişilerle ilişkili temsil hakları netleşir; böylece savunma ve zarar görenin temsil hakları güvence altına alınır. Mahkemelerin görev ve yetkilerini belirleyen esaslar sayesinde davaya hangi mahkemenin bakacağına karar verilir; görevin yetkisizlik durumunda nasıl ele alınacağı, mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında hangi merciin karar vereceği açıklık kazanır. İddianamenin kabulünden sonra davanın görüleceği yerin uygun olmadığının ortaya çıkması halinde davanın uygun yetkili mahkemeye gönderilmesi ve bu yönde karar yolları belirlenir; yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yolunun olduğu belirtilir. Bağlantılı suçlar ve toplu davalar açısından birleştirme veya ayrılma olanakları tanınır; böylece benzer veya bağlantılı suçlar tek bir yerde, verimli bir şekilde değerlendirilebilir. Yetkinin belirlenmesinde suçun işlendiği yer, son olarak fiilin işlendiği yer, eser basım merkezi gibi kriterler rol oynar; yabancı ülkelerde işlenen suçlarda ise gerektiğinde yetkinin başka bir yargı yerine kaydırılabilmesi için usuller öngörülür. Deniz, hava veya demiryolu taşıtlarıyla işlenen suçlarda yetki, taşıtın bulunduğu veya ilk uğradığı yere göre belirlenir; bu sayede taşıtla ilgili suçlarda uygun mahkeme tespit edilmiştir. Bağlantılı suçlarda yetkideki uyuşmazlıklar olduğunda, mevcut yetkili mahkemeler arasındaki uzlaşma veya birleştirme yoluyla davalar birlikte görülebilir veya ayrı tutulabilir; bu süreç, adli yürütme açısından esneklik sağlar. Yetkisizlik iddiası, hangi aşamada bildirileceği ve kararların nasıl ortaya çıkacağı bakımından belirli usullerle düzenlenir; bu iddiaya karşı kararlar konusunda itirazlar yoluyla başvuru imkanı vardır. Davanın nakline ilişkin kararlar, görevli ya da yetkili mahkeme kamu güvenliği açısından uygun gördüğünde, davanın başka bir yerde devam ettirilmesine olanak verir; bu kararlar için gerekli kanuni yollar açık tutulur. Yetkili olmayan hâkim veya mahkeme tarafından yapılan işlemler, bazı durumlarda hükümsüz sayılmaz ve bu tür işlemlerin düzeltilmesi için ek kurallar öngörülür; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde işlemlerin yürütülmesi için esneklik sağlanır. Hâkimin reddi ve çekinmesi konularında, reddin hangi sebeplerle istenebileceği, bu reddin nasıl karara bağlanacağı, ret kararına karşı hangi yolların izleneceği ve reddin kabulü halinde hangi hâkimin görevlendirileceği gibi hususlar ayrıntılı şekilde belirlenir. Kararların verilmesi, gerekçeli olması, taraflara açıklanması ve tebliğ edilmesi kuralları netleşir; kararların nasıl yazılacağı ve gerekçelerin nasıl sunulacağı, ilgili tarafların savunmalarını takip ederek karar verilmesini sağlar. Tebligat ve yazışma usulleri, uluslararası ilişkiler bağlamında tebligatların nasıl yapılacağı ve gerekli özel hükümler ile tebligat süreçlerinin uygulanacağı şeklinde somutlaştırılır. Bu kapsamda, ceza muhakemesinin işleyişini etkileyen temel etkiler şunlar olur: davanın hangi mahkemede görüleceği konusunda net kurallar ve karar mekanizmaları, bağlı veya bağlantılı suçların davalarının nasıl birleştirilip birleştirilmeyeceğine dair esneklik, yurt içi ve yurt dışı ile ilgili yetki kuralları ve gerektiğinde yetkinin değiştirilmesi imkanı, hâkimin reddi ve çekinmesi süreçlerinin adil ve şeffaf işlemesi, kararların gerekçeli ve usule uygun olarak açıklanması ile tebliğ süreçlerinin düzenli işlemesi.

Kanun 6100
2011-02-04

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

- Kanun, hangi tür davalarda hangi mahkemelerin yetkili olduğunu belirleyerek dava açılışında hangi merciye gidileceğini etkiler; temel ayrım asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemeleridir. - Yetkili mahkeme, çoğunlukla davalının ikametgâhının bulunduğu yerdeki mahkemedir; malvarlığına ilişkin davalarda değer veya tutar önemli değildir. - Birden çok davalı varsa dava genelde davalılardan birinin yerleşim yerinde açılabilir; bazı düzenlemelerde ortak yetki öne çıkar. - Geçici veya belirli hâllerde geçici oturanların davalarında, onların bulunduğu yerdeki mahkeme yetkili olabilir. - Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar için genel yetkili yer, malvarlığı konusundaki davalarda malvarlığı unsurunun bulunduğu yer olarak kararlaştırılır; bazı özel hâllerde bu kurallar değişebilir. - Sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. - Miras ve tereke ile ilgili davalarda genel olarak ölenin son yerleşim yerindeki mahkeme yetkili sayılır; terekenin paylaşımı ve yönetiminden doğan davalarda özel kurallar uygulanır. - Taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalar için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olur; irtifak hakları için de taşınmazın bulunduğu yer belirleyici olur. - Şube işlemlerinden doğan davalar şubenin bulunduğu yer, tüzel kişinin ortaklık ve üyelik ilişkileriyle ilgili davalar ise merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. - Sigorta davalarında, malın bulunduğu yer veya rizikonun gerçekleştiği yer, can sigortalarında yerleşim yeri kesin yetkili olur; deniz sigortaları için bu hüküm uygulanmaz. - Haksız fiilden doğan davalarda, fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yer ile zarar görenin ikametgahı yetkili olabilir. - Yetki sözleşmesiyle taraflar, uyuşmazlığı hangi mahkemede göreceklerini yazılı olarak belirleyebilir; ancak bazı konularda yetki sözleşmesi yapılamaz; yazılı olması ve net gösterilmesi gerekir. - Yetki kesin olduğunda taraflar bu yetkiyi kendiliğinden denetletmezse, davaya başlayana kadar bu durum değişmez; yetkili olmadığını iddia etmek için cevap dilekçesinde veya kanun yoluyla itiraz edilmesi gerekir. - Yetkisi kesin olmayan hâllerde yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülür; eğer taraflar itiraz etmezse, açılan dava yetkili olduğuna çevrilir. - Görevsizlik veya yetkisizlik kararları alındığında, karar kesinleşene kadar taraflar dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesini talep edebilir; karar kesinleşirse resen karar verilebilir. - Yargı yerinin belirlenmesi gereken durumlarda, engel veya tereddüt halinde bölge adliye mahkemelerine veya Yargıtay’a başvurulur; kararlar kesinleşince ilgili merci belirlenir. - İnceleme usulü, yetkili mahkemenin belirlenmesinde dosya üzerinden yapılabilir; kesinleşen kararlar sonraki davayı bağlar. - Duruşmalar ve kararlar genel olarak alenidir; bazı durumlarda gizli duruşma veya kısmi gizlilik uygulanabilir; gizli duruşmada alınan kararlar gerekçesiyle birlikte açıklanır. - Taraflar, müdahiller ve ilgili kişiler hukuki dinlenilme hakkına sahiptir; bilgiye erişim, savunma ve delil gösterme hakları güvence altındadır. - Taraflar dürüstlük yükümlülüğüne tabidir; beyanlar gerçeğe uygun olmalıdır. - Usul ekonomisi ilkesi gereği dava makul sürede ve gereksiz gider yapılmadan yürütülmelidir. - Hâkim, uyuşmazlığı aydınlatma ihtiyacı hissederse taraflardan açıklama ve delil talep edebilir; gerekli gördüğü hususlarda soru sorabilir. - Hâkim, yargılamayı yönetir; süreci düzenli ve hızlı ilerletmeye çalışır; hukukun uygulanmasında Türkiye hukukunu resen uygular. - Hâkimin yasaklılığı ve reddi sebepleri bulunabilir; taraflar hâkimin tarafsızlığı konusunda itiraz edebilir; reddedilen hâkimin dışında başka bir merci bu durumu incelemeye yetkilidir; reddin sonucu ve süreci belirlenir. - Çekilme ve reddedilme süreçlerinde belirli usul ve süreler bulunur; ret talepleri yazılı olarak ve ilgili mahkemeye bildirilir; süresinde yapılmayan ret talepleri dikkate alınmaz. - Çekilme kararları incelenirken karar veren merci ve usul belirlenir; gerekli görülürse başka bir mahkeme tarafından incelenir.

Kanun 6502
2013-11-28

TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN

Bu Kanunun pratik etkileri şu şekildedir: - Sözleşmelere konulan haksız şartlar geçersiz sayılır; kalan hükümler geçerli olur ve standart şartlar için özel uygulama yapılır. - Sözleşmelerin dili açık, sade ve tüketici açısından anlaşılır olmak zorundadır; tüketici lehine yorumlanır. - Sözleşme kapsamında ücretler ve masraflar hakkında bilgiler yazılı olarak veya uzaktan iletişimde uygun şekilde sunulur; bunların sunulduğunun ispatı düzenleyen taraftadır. - Tüketiciye ayıplı mal veya hizmet durumunda seçimlik haklar tanınır; satıcı, üretici ve/veya ithalatçı birlikte sorumludur; tüketici seçimini yerine getirmekle yükümlüdür; masraflar tüketiciye yüklenmez. - Ayıplı mal teslimi halinde, adreslenen durumlar satıcının sorumluluğundadır ve ayıbın varlığı veya yokluğu konusunda belirli düzenlemeler uygulanır; ürün etiketinde ayıbı belirtici bilgiler bulundurulur. - Üretici veya ithalatçı, malın piyasaya sürülmesinden sonra ortaya çıkan ayıplardan da sorumlu tutulabilir; satıcı bu sorumluluğu paylaşır. - Ayıplı hizmet durumunda da tüketiciye yeniden görülme, ücretsiz onarım, ayıp oranında indirim veya sözleşmeden dönme hakları tanınır; bu haklar sağlayıcı tarafından yerine getirilir ve masraflar sağlayıcıya aittir. - Ayıplı mal veya hizmet için iddia edilen ayıp, teslimden sonra belirli bir süre içinde ortaya çıkarsa satıcı veya sağlayıcı ayıpla ilgili iddia ve kanıt yükümlülüğünü üstlenir; bazı durumlarda tüketiciye aittir. - Sipariş edilmeyen mallar veya hizmetler için tüketicinin hak iddia etmesi korunmaz; bu durumda ilgili tarafların iddiaları ispatla yükümlüdür. - Reklam ve ilanlarda sunulan özellikler ayıba işaret ediyorsa sorumluluk doğar; bu tür ayıplar için satıcı/üretici/ithalatçı birlikte sorumludur. - Sözleşmede haksızlık tespit edilirse, bu şartlar uygulanmaz ve tüketicinin mevcut hakları korunur. - Taşınmazlar gibi özel durumlar için tüketicinin korunmasına yönelik özel hükümler uygulanır; genel olarak tüketiciyi koruyucu düzenler geçerlidir.

CB Kararı 3113
2020-10-22

İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİ HAKKINDA KARARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KARAR (KARAR SAYISI: 3113)

İthalatta korunma önlemlerinin yürürlükte olduğu süre boyunca, belirli koşullarda mevcut önlemler uygulanır. Bu uygulama kapsamında toplanan tahsilatların iadesi talep edilemez.

Kanun 7091
2018-03-08

OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN

- FETÖ/PDY ile ilişkili olduğu belirlenen kişiler kamu görevlerinden çıkarılır; rütbe ve/veya memuriyetleri alınır, başka kamu görevlerinde tekrar görev yapmaları mümkün olmaz; bazı mevzuî haklar ve görevler sona erer ve güvenlik birimlerine ilişkin belgeler iptal edilir; ayrıca kamu konutlarından tahliye edilme süreci uygulanır. - Olağanüstü hal devamında kişisel verilerin paylaşımı genişletilir; yetkili kurumlar ve gerekli görülen diğer merciler, müşteri sırrı ve benzeri sınırlamalara bakılmaksızın her türlü bilgi ve belgenin teminini talep edip iletebilir; bazı istisnai bilgiler ise bankacılık mevzuatı kapsamında korunabilir. - Kamu görevinden çıkarılanların unvanları ve meslek adlarıyla anılmaları veya bu unvanlara dayanarak hak talep etmeleri engellenir; bu kişiler önceki unvanlarını kullanamaz. - Kapatılan kurumların devralınan varlıklarıyla ilgili işlemler yürütülür; varlıklar devralınır, kapsamı belirlenir, yönetilir ve gerektiğinde tasfiye edilir; borç ve yükümlülükler belirli kurallar çerçevesinde tespit edilip paylaştırılır; kapatma sonrası bazı varlıklar kamuya bedelsiz veya karşılıksız devredilebilir veya iade edilebilir; tasfiye süreçlerinde uzmanlar atanabilir. - Kapatılan özel medya, basın ve yayın kuruluşlarına ait varlıklar ve bu kuruluşların bağlı olduğu şirketler için çeşitli idari ve mali tedbirler uygulanır; faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kaydı resen yürürlükten kaldırılabilir; bu kapsamda varlıklar ve borçlar uygun şekilde devredilir veya tasfiye edilir. - Devralınan varlıklara ilişkin hak iddiaları için belirli süreler ve prosedürler uygulanır; bu kapsamda alacaklar için önceliklendirme ve emanet hesap yönetimi gibi uygulamalar yürütülür; anlaşmazlıklar için uygun karar süreçleri devreye girer. - Kapatılan eğitim kurumları ve benzeri kuruluşların hak ve yükümlülükleri Milli Savunma Bakanlığına geçer; bazı sözleşmeler feshedilebilir veya miktar azaltılabilir; teminatlar iade edilebilir; yüklenici hakkında bazı kısıtlayıcı kurallar uygulanabilir. - 2010 Kamu Personel Seçme Sınavında elde edilen sonuçlara göre atanan personelin atama geçerliliği korunur; ancak sınav soruları ve/veya cevaplarının hukuka aykırı şekilde elde edildiği tespit edilenlerin atamaları iptal edilir. - Mali suçlara ilişkin tedbirler kapsamında belirlenen yapı, oluşum veya gruplara ilişkin üyelik, iltisak veya irtibatı olduğunun tespiti halinde ilgili kişi ve kuruluşlar buna ilişkin işlemlere tabi tutulabilir; mali suç bağlantılı inceleme ve tedbirler uygulanabilir. - Yeniden ifade alma konusunda olağanüstü hal süresince gerek duyulduğunda kolluk ve savcılık talimatıyla ifade alınabilir. - Tazminat ödemeleri kapsamında, yaralanan kamu görevlileri ve siviller için, ilgili makamlarca belirlenen esaslar çerçevesinde maddi tazminat ödenebilir; tazminatın hesaplanmasında yaralanma ve engellilik dereceleri dikkate alınır. - Yürürlükten kaldırılan ve değiştirilmiş hükümler çerçevesinde mevcut bazı uygulamalar ve hükümlerde değişiklikler yapılır; bu değişiklikler kapsamdaki işlemlere ve haklara yansıtılır.

Kanun 6183
1953-07-28

AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN

Bu yasa devletin, vilayet ve belediyelerin vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takipleri ile bunlara bağlı giderler ve fer’i alacakları kapsamadaki tahsil mevzuatını düzenler; vergi cezaları gibi bazı cezai hükümler saklıdır. Devletin amme alacakları, takip daireleri tarafından takip edilir; borçlunun bulunduğu yere göre takipler ilgili mahaldeki amme idaresinin tahsil daireleri tarafından yürütülür. Tahsil için teminat talep edilebilir; teminat olarak nakit, süresiz ve şartsız banka teminat mektupları, süresiz kefaletler, devlet iç borçlanma senetleri veya buna denk belgeler, belirli menkul ve gayrimenkuller gibi değerler kabul edilir; teminatın değer kaybetmesi veya borç artması durumunda ek teminat istenir; teminat başka değerlerle değiştirilebilir. Şahsi kefalet de kabul edilebilir; kefalet noter tasdikli sözleşme ile tesis edilir ve alacaklı tahsil dairesi tarafından kabul edilip edilmeyeceğiyle ilgili karar verilir; kefalete ilişkin ödeme yapıldığına dair belge verilir. Teminat olarak kullanılan eşya konusunda bazı özel sınırlamalar uygulanır; otel, han, pansiyon gibi işletmelerin işlemlerinden doğan alacaklar için belirli eşyalar teminat olarak kabul edilebilir; üçüncü şahısların hak iddiaları bu teminata zarar vermez. İhtiyati haciz derhal uygulanabilir; teminat istenmesi halinde, borçlunun ikametgahı yoksa, kaçma veya mal kaçırma ihtimali varsa, teminat veya kefil gösterilmemişse, mal bildirimine ilişkin eksik bildirim varsa, para cezası nedeniyle dava açılmışsa veya diğer ilgili haller mevcutsa haciz işletilir. Hacize karşı itirazlar vergi itiraz komisyonlarında incelenir ve kararlar kesindir. Hacizin kaldırılması, borçlunun uygun teminat göstermesi halinde mümkün olabilir. İhtiyati tahakkuk uygulanabilir; bazı hallerde vergi dairesi yöneticisinin talebiyle henüz hesaplanmamış vergi ve cezaların derhal tahakkuk ettirilmesi sağlanır; geçmiş yıllar için geçici takdirlerle hesaplanan tutarlar da bu kapsamda tahsil edilir; bu tutarların ödeme zamanları gelmeden ödenmesi gerekir, ancak gerekirse derhal haciz uygulanabilir. İhtiyati tahakkukun düzeltilmesi, tarhiyata dayalı düzeltmeler ve nihai kararlar çerçevesinde mümkün olur. Rüçhan hakkı uygulanır; amme alacakları, üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce de alacaklı olarak yer alır ve satış bedeli paylaştırılır; belirli varlıklar için özel hükümler ve rehinli alacaklıların hakları korunur; iflas ve tasfiye hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacaklar kapsamında ele alınır. Amme alacağını borçlundan kesip tahsil dairesine ödemek zorunluluğu bulunanlar bu yükümlülüklerini yerine getirmezse, ödenmeyen alacaklar bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Ödemeler ve işlemler hususunda zorunlu kesinti uygulamasına ilişkin usul ve esaslar, hangi ödemelerin kapsama girdiği, hangi durumlarda istisna olduğu ve ödemelerin kimlere yapılacağı konularında ayrıntılar belirlenir; hızlı ve güvenilir tahsilat için kesinti ve paylaşım mekanizmaları öngörülür; gerektiğinde genel esaslar çerçevesinde özel hükümler uygulanır.

CB Yönetmeliği 20124096
2012-01-17

SERBEST AVUKATLARDAN HİZMET SATIN ALINMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

Bu yönetmeliğin amacı, kamu idarelerinin yargı süreçlerinde serbest avukatlardan hizmet satın alımını düzenlemek ve bu alımın kapsadığı nitelikler, görevler, sorumluluklar ve denetim unsurları ile uyulacak esasları ortaya koymaktır. - Hizmet alımının kapsamı: kamu idareleri, özel bütçeli idareler ve ilgili yargı mercileri nezdinde gerektirdiği hallerde serbest avukatlardan hizmet alınmasına olanak sağlar; özel uzmanlık gerektiren durumlarda bu süreç uygulanır. - Rol ve yapı ayrımı: hukuk birimi, birim amiri, koordinasyon görevi üstlenen avukatlar ve serbest avukatlar arasındaki görevler ve iletişim, idarenin merkezi ve dairesel yapılarında belirli bir düzen içinde yürütülür. - Seçim ve karar süreçleri: hizmet almak için bir komisyon kurulur; teklifler toplanır, eksiksiz değerlendirme yapılır ve uygun serbest avukat belirlenerek kararlar harcama yetkilisine sunulur. - Sözleşme ve temsil: karar onaylandıktan sonra avukatla sözleşme yapılır; avukatlara idareyi temsil etmek üzere uygun yetki belgesi verilir; dosya takip ve işlerin yürütülmesi bu çerçevede organize edilir. - Dosya yönetimi ve raporlama: avukatlar yürütülen işlerle ilgili kayıt ve raporlar tutar, süre ve süreç içinde ilgili birim amirine bilgi verir; dosya ve evrakların düzgün korunması sağlanır. - Sorumluluklar ve etik yükümlülükler: avukatlar mevzuat, meslek kuralları ve sözleşme hükümlerine uyar; idarenin çıkarlarını önceleyerek davranır; çıkar çatışması, bilgi paylaşımı ve benzeri yasaklara riayet eder. - Denetim ve fesih: idare tarafından denetimler yapılabilir; uygunsuzluk halinde sözleşmenin feshi ve gerekli yaptırımlar uygulanabilir; fesih durumlarında bildirim ve usuller işletilir. - Ücretlendirme ve ödemeler: sözleşme bedeli ve vekalet ücreti belirlenir; ödeme şekilleri ve şartları uygulanır; gerekli kesintiler ve mali hükümler dikkate alınır. - Bildirim ve tebligat: taraflar işyeri adresi ve iletişim bilgilerini güncellemek zorundadır; tebligatlar ilgili adreslere yapılır. - Hüküm bulunmayan hallerde uygulanacak genel hükümler: özel hükümlerin uygulanmadığı hallerde genel hükümler devreye alınır.