10 / 1.559 sonuç gösteriliyor

Kanun 2004
1932-06-19

İCRA VE İFLAS KANUNU

Bu metnin amacı, icra ve iflas işlemlerinin nasıl organize edildiğini, hangi kurallar çerçevesinde yürütüleceğini ve hangi süreçlerin uygulanacağını belirlemek; böylelikle icra ve iflas dairelerinin işleyişinin daha düzenli, denetlenebilir ve güvenilir hale getirilmesidir. - İcra ve iflas işlemlerinin yürütülmesi için gerekli daire sayısı ve bunlarda görevli personelin düzenlenmesi sağlanır; görev dağılımları ve atama süreçleri belirli esaslara bağlanır. - İcra daireleriyle ilgili idari yapıların uyumlu çalışmasını sağlamak amacıyla başkanlık veya benzeri bir koordinasyon birimi kurulabilir; bu birimde görevli kişiler ve yetkiler netleşir. - İcra daireleri ve iflas daireleri tarafından yapılan işlemler için iç denetim ve denetim mekanizmaları öngörülür; işleyişin düzgünlüğü ve hesap verebilirlik güvence altına alınır. - Şikayet ve itirazlar, icra mahkemesi tarafından incelenir; gerektiğinde işlemler düzeltilir veya uygun görülen şekilde yürütülür. - Her türlü işlem ve kararlar tutanaklara geçirilmeli; tutanaklar gerekçeli olmalı ve ilgili kişiler tarafından imzalanmalıdır; tutanaklar, hukuki bağlayıcılık taşır. - İşlemlerde kullanılan elektronik sistemler zorunlu hâle getirilir; veriler bu sistem üzerinden işlenir, saklanır ve elektronik imza belgeleri senet hükmünde sayılır; bazı durumlarda fiziksel belgelerin incelenmesi hâlâ mümkün olabilir. - Alacaklılar, sistem üzerinden dosya hâkimiyetine ilişkin bilgiler ve borçlunun mal varlığıyla ilgili durumu sorgulayabilir; bu sorgulamalarda uygulanacak ücretler belirli sınırlar içinde düzenlenir ve borçludan ayrıca alınmaz. - Ödemeler ve değerli evrakların muhafazası için güvenli yöntemler uygulanır; ödemeler uygun hesaplara yönlendirilir ve gerekli süreler içinde yerine getirilir; kıymetli evraklar güvenli şekilde saklanır. - Memurlar arasında çıkar çatışması yasaktır; menfaat teması veya yasa dışı ilişkiler, disiplin cezaları ve diğer yaptırımlarla önlenir. - İcra ve iflas işlemlerine ilişkin sorumluluklar ve zimmet konuları netleşir; zarar doğması durumunda devletin rücu hakkı saklıdır ve zararın tazmini için hukuki başvurular yapılır. - Denetim süreçleri sürdürülür; savcılar ve ilgili denetim görevlileri tarafından denetim uygulanır; uygun görülen durumlarda disiplin cezaları uygulanabilir. - Harçlar ve giderler konusunda temel ilkeler benimsenir; giderler genelde borçluya yüklenirdi, uygulama esasları buna göre belirlenir. - İcra ve iflas işlemlerinin bir dairede toplanması veya iş akışının sadeleşmesi amacıyla birleştirme olanakları değerlendirilebilir; bu, işlemlerin daha verimli yürütülmesini hedefler. - Uygulama ve yargısal kararlar, ilgili mevzuata göre yönlendirilir ve gerektiğinde yayımlanır; bu sayede önceki uygulamalarla ilgili kesin ve tutarlı kurallar benimsenir.

Kanun 6183
1953-07-28

AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN

Bu yasa devletin, vilayet ve belediyelerin vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takipleri ile bunlara bağlı giderler ve fer’i alacakları kapsamadaki tahsil mevzuatını düzenler; vergi cezaları gibi bazı cezai hükümler saklıdır. Devletin amme alacakları, takip daireleri tarafından takip edilir; borçlunun bulunduğu yere göre takipler ilgili mahaldeki amme idaresinin tahsil daireleri tarafından yürütülür. Tahsil için teminat talep edilebilir; teminat olarak nakit, süresiz ve şartsız banka teminat mektupları, süresiz kefaletler, devlet iç borçlanma senetleri veya buna denk belgeler, belirli menkul ve gayrimenkuller gibi değerler kabul edilir; teminatın değer kaybetmesi veya borç artması durumunda ek teminat istenir; teminat başka değerlerle değiştirilebilir. Şahsi kefalet de kabul edilebilir; kefalet noter tasdikli sözleşme ile tesis edilir ve alacaklı tahsil dairesi tarafından kabul edilip edilmeyeceğiyle ilgili karar verilir; kefalete ilişkin ödeme yapıldığına dair belge verilir. Teminat olarak kullanılan eşya konusunda bazı özel sınırlamalar uygulanır; otel, han, pansiyon gibi işletmelerin işlemlerinden doğan alacaklar için belirli eşyalar teminat olarak kabul edilebilir; üçüncü şahısların hak iddiaları bu teminata zarar vermez. İhtiyati haciz derhal uygulanabilir; teminat istenmesi halinde, borçlunun ikametgahı yoksa, kaçma veya mal kaçırma ihtimali varsa, teminat veya kefil gösterilmemişse, mal bildirimine ilişkin eksik bildirim varsa, para cezası nedeniyle dava açılmışsa veya diğer ilgili haller mevcutsa haciz işletilir. Hacize karşı itirazlar vergi itiraz komisyonlarında incelenir ve kararlar kesindir. Hacizin kaldırılması, borçlunun uygun teminat göstermesi halinde mümkün olabilir. İhtiyati tahakkuk uygulanabilir; bazı hallerde vergi dairesi yöneticisinin talebiyle henüz hesaplanmamış vergi ve cezaların derhal tahakkuk ettirilmesi sağlanır; geçmiş yıllar için geçici takdirlerle hesaplanan tutarlar da bu kapsamda tahsil edilir; bu tutarların ödeme zamanları gelmeden ödenmesi gerekir, ancak gerekirse derhal haciz uygulanabilir. İhtiyati tahakkukun düzeltilmesi, tarhiyata dayalı düzeltmeler ve nihai kararlar çerçevesinde mümkün olur. Rüçhan hakkı uygulanır; amme alacakları, üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce de alacaklı olarak yer alır ve satış bedeli paylaştırılır; belirli varlıklar için özel hükümler ve rehinli alacaklıların hakları korunur; iflas ve tasfiye hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacaklar kapsamında ele alınır. Amme alacağını borçlundan kesip tahsil dairesine ödemek zorunluluğu bulunanlar bu yükümlülüklerini yerine getirmezse, ödenmeyen alacaklar bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Ödemeler ve işlemler hususunda zorunlu kesinti uygulamasına ilişkin usul ve esaslar, hangi ödemelerin kapsama girdiği, hangi durumlarda istisna olduğu ve ödemelerin kimlere yapılacağı konularında ayrıntılar belirlenir; hızlı ve güvenilir tahsilat için kesinti ve paylaşım mekanizmaları öngörülür; gerektiğinde genel esaslar çerçevesinde özel hükümler uygulanır.

Kanun 5718
2007-12-12

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemede yabancı unsur taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk ve bu konudaki ihtilafın çözümüne ilişkin temel kurallar belirlenir. Taraflar arasındaki meselelerde hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına karar verirken, hangi ülkenin yetkili olduğu ve yabancı kararların tanınması gibi meseleler de dikkate alınır. Yetkili hukuk, tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi bağlarla belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça bu bağlar esas alınır. Yetkili hukuk toplu olarak tarafların mutabakatıyla değiştirilebilir; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça söz konusu hüküm uygulanır. Yabancı hukuk belirli bir olay için uygulanabilirken, bu hukuk kamu düzenine aykırı olduğunda Türk hukuku uygulanabilir. Yetkili yabancı hukukun uygulanmasının amacı ve kapsamı açısından Türk hukukunun doğrudan uygulanabilir kuralları da devreye girebilir. Hukukî işlemlerin şekline ilişkin esaslar, işlemin yapıldığı ülkenin veya esasta uygulanacak olan hukukun öngördüğü şekil kurallarına bağlıdır. Zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tabidir. Ehliyet ve kısıtlılık gibi hususlarda haklar çoğunlukla kişinin millî hukukuna tabidir; bazı istisnai durumlarda Türkiye’deki mutad mesken hükümleri devreye girebilir. Vasiyet, gaiplik ve ölmüş sayılma gibi konularda karar verilecek kişinin millî hukuku belirleyici olur; bazı durumlarda malların bulunduğu ülke etkili olabilir. Nişanlanma ve evlilik gibi aile hayatı konularında ehliyet, şartlar ve geçerlik genelde tarafların millî hukukuna bağlıdır; evlilik şekli ise evliliğin yapıldığı ülke hukuku tarafından belirlenir; ortak evlilik hukuku, tarafların müşterek millî hukukuna bağlı olarak ya da Türk hukuku uygulanarak çözülebilir. Boşanma ve ayrılık konuları tarafların müşterek millî hukukuna göre incelenir; nafaka, velayet ve geçici önlemler Türk hukuku kapsamına girebilir. Evlilik malları konusunda taraflar mutabık kaldıkları millî hukukunu esas alabilir; aksi halde mutad mesken hukuku veya Türk hukuku uygulanır; taşınmazlar için ilgili ülke hukuku esas alınır. Soybağı ve soybağına ilişkin hükümler, çocuğun doğum anındaki millî hukuka göre kurulur; kurulamıyorsa çocuğun mutad meskeni veya diğer yakın bağlar dikkate alınır. Evlât edinme, vesayet ve kayyımlık gibi koruma tedbirleri ile ilişkilere ilişkin hükümler çoğunlukla tarafların millî hukukuna göre uygulanır. Nafaka ve miras gibi konularda uygulanacak hukuk, alacaklı veya mirasçıların çoğu duruma göre belirlenir; taşınmazlar ve muvazaa gibi durumlarda yerleşim ya da malın bulunduğu ülke etkili olur. Taşınır ve taşınmaz üzerindeki aynî haklar, hareket halindeki mallar ve taşıma sözleşmeleri gibi alanlarda uygulanan hukuk, malın bulunduğu ülke veya tarafların seçimlerine göre belirlenir; taşınmaz haklarında ise esas olarak taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerli olur. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin işlemlerde hangi ülkenin koruma talebinde bulunduğu esas alınır; taraflar arasında hukuk seçimi yapılmışsa o hukuk uygulanır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, taraflar açıkça bir hukuk seçmezse en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır; bu, sözleşmenin kuruluşundaki mutad mesken veya işyeri gibi kriterlerle belirlenir. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Tüketici sözleşmeleri için tüketicinin mutad meskeninin emredici hükümleri korunur; tarafların hukuk seçimi yoksa da mutad mesken hukuku uygulanır; bazı istisnalar paket turlar kapsamında uygulanmaz. İş sözleşmeleri, tarafların belirlediği hukuka tabidir; taraflar seçim yapmamışsa işçinin mutad işyeri hukuku uygulanır; işin sürekli olarak birden çok ülkede yapıldığı durumlarda esas işyerinin bulunduğu ülke uygulanır. Fikrî mülkiyet sözleşmeleri, tarafların seçtikleri hukuka tabidir; seçim yoksa işyeri veya mutad mesken hukuku uygulanır. Sözleşmeden doğan ilişkilerde, taraflarca sıkı ilişkiyle bağlanan başka bir hukuk varsa o hukuk uygulanabilir. İnsan hakları ile ilgili durumlarda zarar görenin seçimine göre ilgili ülkelerin yasaları uygulanabilir; bu, ihlâllerin niteliğine göre değişir. Haksız fiil durumunda zarar görenin veya zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır; sigorta ilişkilerinde hak sahipleri doğrudan sigortacıyı hedef alabilir. Kişilik haklarının ihlâliyle ilgili talepler ve cevap hakları, çeşitli bağlara göre farklı ülkelerin hukukuna tabi olabilir. İmalât ülkesinin tercihi ve mutad mesken veya işyeri gibi kriterler zarar verenin veya zararın bulunduğu ülkeye göre belirlenir. Haksız rekabet konusunda talepler, piyasaya etki eden ülkenin hukukuna tabidir; rekabetin engellenmesi ve zararlar bu bağlamda ilgili ülke hukukuna göre çözümlenir.

Kanun 6100
2011-02-04

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

- Kanun, hangi tür davalarda hangi mahkemelerin yetkili olduğunu belirleyerek dava açılışında hangi merciye gidileceğini etkiler; temel ayrım asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemeleridir. - Yetkili mahkeme, çoğunlukla davalının ikametgâhının bulunduğu yerdeki mahkemedir; malvarlığına ilişkin davalarda değer veya tutar önemli değildir. - Birden çok davalı varsa dava genelde davalılardan birinin yerleşim yerinde açılabilir; bazı düzenlemelerde ortak yetki öne çıkar. - Geçici veya belirli hâllerde geçici oturanların davalarında, onların bulunduğu yerdeki mahkeme yetkili olabilir. - Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar için genel yetkili yer, malvarlığı konusundaki davalarda malvarlığı unsurunun bulunduğu yer olarak kararlaştırılır; bazı özel hâllerde bu kurallar değişebilir. - Sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. - Miras ve tereke ile ilgili davalarda genel olarak ölenin son yerleşim yerindeki mahkeme yetkili sayılır; terekenin paylaşımı ve yönetiminden doğan davalarda özel kurallar uygulanır. - Taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalar için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olur; irtifak hakları için de taşınmazın bulunduğu yer belirleyici olur. - Şube işlemlerinden doğan davalar şubenin bulunduğu yer, tüzel kişinin ortaklık ve üyelik ilişkileriyle ilgili davalar ise merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. - Sigorta davalarında, malın bulunduğu yer veya rizikonun gerçekleştiği yer, can sigortalarında yerleşim yeri kesin yetkili olur; deniz sigortaları için bu hüküm uygulanmaz. - Haksız fiilden doğan davalarda, fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yer ile zarar görenin ikametgahı yetkili olabilir. - Yetki sözleşmesiyle taraflar, uyuşmazlığı hangi mahkemede göreceklerini yazılı olarak belirleyebilir; ancak bazı konularda yetki sözleşmesi yapılamaz; yazılı olması ve net gösterilmesi gerekir. - Yetki kesin olduğunda taraflar bu yetkiyi kendiliğinden denetletmezse, davaya başlayana kadar bu durum değişmez; yetkili olmadığını iddia etmek için cevap dilekçesinde veya kanun yoluyla itiraz edilmesi gerekir. - Yetkisi kesin olmayan hâllerde yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülür; eğer taraflar itiraz etmezse, açılan dava yetkili olduğuna çevrilir. - Görevsizlik veya yetkisizlik kararları alındığında, karar kesinleşene kadar taraflar dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesini talep edebilir; karar kesinleşirse resen karar verilebilir. - Yargı yerinin belirlenmesi gereken durumlarda, engel veya tereddüt halinde bölge adliye mahkemelerine veya Yargıtay’a başvurulur; kararlar kesinleşince ilgili merci belirlenir. - İnceleme usulü, yetkili mahkemenin belirlenmesinde dosya üzerinden yapılabilir; kesinleşen kararlar sonraki davayı bağlar. - Duruşmalar ve kararlar genel olarak alenidir; bazı durumlarda gizli duruşma veya kısmi gizlilik uygulanabilir; gizli duruşmada alınan kararlar gerekçesiyle birlikte açıklanır. - Taraflar, müdahiller ve ilgili kişiler hukuki dinlenilme hakkına sahiptir; bilgiye erişim, savunma ve delil gösterme hakları güvence altındadır. - Taraflar dürüstlük yükümlülüğüne tabidir; beyanlar gerçeğe uygun olmalıdır. - Usul ekonomisi ilkesi gereği dava makul sürede ve gereksiz gider yapılmadan yürütülmelidir. - Hâkim, uyuşmazlığı aydınlatma ihtiyacı hissederse taraflardan açıklama ve delil talep edebilir; gerekli gördüğü hususlarda soru sorabilir. - Hâkim, yargılamayı yönetir; süreci düzenli ve hızlı ilerletmeye çalışır; hukukun uygulanmasında Türkiye hukukunu resen uygular. - Hâkimin yasaklılığı ve reddi sebepleri bulunabilir; taraflar hâkimin tarafsızlığı konusunda itiraz edebilir; reddedilen hâkimin dışında başka bir merci bu durumu incelemeye yetkilidir; reddin sonucu ve süreci belirlenir. - Çekilme ve reddedilme süreçlerinde belirli usul ve süreler bulunur; ret talepleri yazılı olarak ve ilgili mahkemeye bildirilir; süresinde yapılmayan ret talepleri dikkate alınmaz. - Çekilme kararları incelenirken karar veren merci ve usul belirlenir; gerekli görülürse başka bir mahkeme tarafından incelenir.

Kanun 6132
1953-07-15

AT YARIŞLARI HAKKINDA KANUN

Bu düzenleme, at yarışlarının ülke sınırları içinde nasıl düzenleneceğini, yurt içi ve yurt dışı yarışlar üzerinden ortak bahis kabulünü ve yarış gelirlerinin kullanımını belirler. Mahalli olmayan yarışlar için programlar ve ödül planları onaylanır ve gerekli izinler alınır. Yarış gelirleri, ikramiyeler, tesis bakım ve ıslahı, damızlık alımı, teşvikler ve genel giderler gibi amaçlar için kullanılabilir. Belediyelerin Hipodrom ya da yarış yerlerinden aldıkları eğlence payı sınırlı olabilir. Yarışlarda usulsüz hareket edenler veya yarış dürüstlüğünü bozanlar için ihtar, para cezası, geçici veya süresiz yasaklar ve yarışlardan men gibi disiplin cezaları uygulanabilir; cezalar tekrarda artış gösterebilir. Yasaklı madde veya uygulama tespit edildiğinde at, sahip, antrenör ve diğer ilgili kişiler sorumlu tutulabilir; bazı durumlarda atın yarışlara katılımı engellenebilir ve cezalar uygulanabilir. Birden çok yasaklı madde tespit edilirse ağır olan yaptırım uygulanır; numuneler üzerinden yapılan testlerin sonucu kesin olarak kabul edilir ve gerektiğinde ek analiz yapılabilir. Tedavi amacıyla kullanılan bazı yasaklı maddeler için istisnalar bulunabilir; ancak kanıtlanamazsa yaptırımlar uygulanabilir. Yarış dışı numunelerde tespit edilen yasaklı madde veya uygulamanın bazı hallerinde, tedavi amacıyla kullanıldığı ispatlanamazsa ilgili kişilere para cezaları uygulanabilir ve bazı durumlarda yarış dışı kalma veya yasaklar devreye girer. Numune tesiriyle tespit durumlarında ikinci analiz kesin karar olarak kabul edilir. Köy, kasaba ve şehirlerde şenlik ve eğlence amacıyla düzenlenen at yarışları bu düzenlemenin kapsamı dışındadır. At yetiştirme ve ıslahını teşvik amacıyla derneklere hak ve yetkilerin devri ve bu dernekler aracılığıyla denetim, izleme ve bazı yönetim işlemleri yapılabilir; devrin şartları ve denetim mekanizmaları uygulanabilir. Genel olarak, bu düzenleme yarışların güvenliği, dürüstlüğü ve sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yapılan disiplin, denetim ve yönetişim önlemlerini içerir.

KHK 320
1988-06-06

MİLLİ PİYANGO HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Bu kararname kapsamında Milli Piyango İdaresi’nin piyango ve çekilişleri planlama, tertip etme ve denetleme rolü sürdürülür; iç düzenlemelerin çoğu kaldırılarak denetim, izinler ve yaptırımlar odaklı bir yapı öne çıkarılmıştır. Piyango ve çekilişler için bedeli nakit olanlar kadar olmayanlar için de izin gerekliliği getirilmiş; izin başvuru bedeli uygulanabilir ve bazı kamu kurumları muaf sayılabilir. Denetim yetkisi genişletilmiş; denetim elemanları hesap ve belgeleri inceleyebilir, gerekli görüldüğünde el koyabilir ve gerekli gördüklerinde soruşturma yapabilir; ihlaller için uyarma ve para cezaları uygulanabilir; cezaların uygulanması ve itiraz süreçleri belirlenmiştir. Talih oyunları işletmeleri açısından ihlallerde kapatma, ruhsat iptali ve diğer yaptırımlar öngörülmüş; cezaların uygulanması ve yerinde tahsili için idarenin yetkisi bulunmaktadır. Vergi muafiyeti ve devlet garantisi hükümleri korunmuştur; idarenin hasılatı, ikramiyeler ve ilgili işlemler vergi, resim ve harçtan muaftır; ikramiyeler devlet garantisi kapsamındadır. İdare Kefalet Sandığı kurulması öngörülmüş ve sandığın yönetimi ile denetimi idareye aittir; sandığın işleyişine ilişkin usul ve esaslar düzenlenir. Yurtdışı faaliyetler ve ortaklıklara ilişkin hükümler kaldırılmıştır; bu konular bu kararnameyle düzenlenmez hale gelmiştir. Kadrolar ve personel uygulamalarında bazı hükümler kaldırılmıştır; mevcut çerçeveye göre personel rejiminin temel ilkeleri korunur. Genel olarak, iç yapıdaki çok sayıda hüküm kaldırılarak yerine denetim, izinler, yaptırımlar, devlet garantisi ve kefalet gibi uygulama odaklı hükümler getirilmektedir.

Kanun 492
1964-07-17

HARÇLAR KANUNU

Bu düzenleme, yargı ve noter işlemleri başta olmak üzere çeşitli işlemler için ödenecek harçları belirler ve bu harçların nasıl hesaplanacağını, kimlerin ödemekle yükümlü olduğunu ve hangi durumlarda muafiyet, iade veya ödeme zamanlarını düzenler. - Harçlar, işlemin türüne ve değerine göre nispi veya maktu olarak alınır; bazı işlemler için değer gösterilmesi gerekir; değer beyanı eksikse gerekli tespit yapılır. - Yargı işlemlerinde harçlar, davayı açan veya işlemi yaptıran kişinin ödemesi gerekir; vasinin hesaplarına ilişkin işlemlerde harçlar vasiden alınır; bazı resen yapılan işlemlerde harçlar ilgili taraftan talep edilir. - Yabancı mahkeme ilamlarının tenfizi ve Danıştay/yerel idareler gibi kurumların işlemleri için harç uygulanır; bazı işlemler bu kapsam dışında değildir. - Hakem kararlarının infazı ve ihtilaf konularında verilen kararlar için harçlar ödenir; bozulan hükümlere ait harçlar da yeni hükme dahil olur. - Karşılık davalar, müdahaleler ve davaya müdahale edenler için harçlar geçerli olur; bazı durumlarda harçlar talep eden taraftan alınır. - Yeniden harç alınması, muamelelerin yeniden yapılması gereken durumlarda uygulanır; haklı çıkılan durumlarda harçlar geri veya mahsup edilebilir. - Harçtan muaf olan işlemler ve kişiler bulunmaktadır; işçi alacaklarının takibi gibi bazı durumlarda harç alınmaz; kamu makamlarının belirli işlemleri ve bazı vakıflar için muafiyetler söz konusudur. - İcra ve icra takiplerinde harçlar, takiple ilgili işlemler için hesaplanır; takip sonrası faizler harç hesaplamasında dikkate alınmaz; feragat, kabul veya sulh halinde harçlar belirli oranda azaltılabilir. - Merkezî Takip Sistemi kapsamında başlatılan takiplerde harçlar peşin alınır ve bazı durumlarda iadesi söz konusu değildir; takip sonuçlandırılamazsa harç iade edilmez; kesinleşen takipte ise ilgili tutar hesaplamaya dahil edilir. - Ödeme usulü ve zamanına ilişkin esaslar: harçlar ilgili mahkeme veya daire tarafından alınır; işlemin yapılmasından önce veya belirlenen aşamalarda ödenir; süresi içinde ödenmeyen harçlar için takip süreçleri durabilir veya başka yollarla tahsil edilebilir. - Noter işlemlerinde harçlar, düzenlenen işlemin değerine veya türüne göre hesaplanır; çok nüshalı belgeler için sadece bir nüsha harç alınır; bazı özel bağışlar veya vakıflar için harç muafiyetleri uygulanabilir. - Kamu hukuku ile ilgili bazı talepler için istenen suretlerden harç alınmaz; yetkili makamların talep ettiği suretler bu kapsamda değildir. - İşlemi yapan kişiler, noter harçlarını ödemekle yükümlüdür; bazı durumlarda komisyonlar veya ek olarak ödenmesi gereken tutarlar belirlenir. - Taşınır ve taşınmaz değerlerine ilişkin işlemlerde harç hesapları, işlem kapsamındaki değer üzerinden yapılır; kiralar veya mukavele süresi gibi unsurlar harç hesaplamasında dikkate alınır. - Harç ödemeleriyle ilgili eksik veya yanlış beyanlar, işlemlerin ilerleyişini etkileyebilir ve gerektiğinde düzeltici adımlar uygulanır.

Kanun 2709
1982-11-09

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

Bu metin devletin cumhuriyet olduğunu, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına aldığını belirtir; toplumun huzuru, adalet ve refahı ile kişilerin maddi ve manevi gelişimini öncelik olarak hedefler. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük ilkesine bağlıdır; Türkçe resmi dil olarak önceliklidir; milli bayrak, marş ve başkent gibi simgeler devletin kimliğini somutlaştırır. Değiştirilemeyecek hükümler, devletin temel nitelikleri ve Cumhuriyetin yapısal esaslarını korur, bu temel ilkeler üzerinde normalenin üzerinde değişiklikler yapılamaz. Egemenlik millete aittir; milletin iradesiyle kararlar alınır; devlet organları bu gücü anayasadan aldığı sınırlar içinde kullanır; hiçbir kişi veya organ kaynağını Anayasadan almayan yetkiler kullanamaz. Yasama, yürütme ve yargı bağımsız ve tarafsız olarak iş görür; kuvvetler arasındaki işbirliği ve sınırlı yetki paylaşımı, devletin medeni iş bölümünü güvence altına alır. Kanun önünde eşitlik ilkesinin korunması; dil, ırk, renk, cinsiyet, din, siyasi düşünce gibi unsurlara dayalı ayrımcılık yasaktır; eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirler makul ve haklar üzerinde dengeleyici olarak kabul edilebilir. Temel hak ve hürriyetler kişiliğe bağlı, dokunulmaz ve devredilemez olarak tanımlanır; bu haklar, toplum karşısındaki ödev ve sorumlulukları da içerir ve demokratik toplumun gerekleriyle ölçülür. Temel hakların kötüye kullanılmaması gerekir; hak ve özgürlükleri amaç göstererek, devleti veya milleti bölmeyi hedefleyen faaliyetler yasa dışı sayılır. Savaş veya olağanüstü hallerde haklar üzerinde geçici sınırlamalar yapılabilir; buna karşın yaşam hakkı ve kişilerin güvenliği korunur, kararlar yargı denetimine tabidir. Kişinin hürriyeti ve güvenliği güvence altındadır; yasa gereği yakalama ve tutuklama durumları belirli usullerle ve haklar bildirilerek gerçekleştirilir; adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi geçerlidir; uzun süreli tutukluluklarda özellikle denetim ve hızlı yargılanma güvence altındadır. Özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı ve haberleşme özgürlüğü korunur; bu haklar ancak kanunla ve gerektiğinde mahkeme kararıyla sınırlanabilir; kararlar belirli sürelerde onaylanır ve gerekçeyle açıklanır. Konut dokunulmazlığı yalnızca yetkili merciin kararlarıyla ve belirli güvenlik gerekçeleriyle ihlal edilebilir; karar süreci belirli sürelerde onaylanır ve açıklanır. Haberleşme özgürlüğü ve gizliliği korunur; engelleme ve müdahale için usule uygun hâkim kararı gerekir; kararlar belirli süre içinde onaylanır ve gerekçeli olarak açıklanır. Yerleşme ve seyahat özgürlüğü vardır; yurtdışına çıkış ve sınır dışı edilmeye ilişkin sınırlamalar kanunla belirlenir; vatandaşlar temel olarak sınır dışı edilemez ve yurda girme haklarından yoksun bırakılamaz. Din ve vicdan özgürlüğü güvence altındadır; ibadet ve dini uygulamalar serbesttir; dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; din eğitimi devlet gözetimindedir; din ve manevi yaşamla ilgili haklar kişilerin baskı altında kalmaksızın korunur.

Kanun 2644
1934-12-29

TAPU KANUNU

- Gayrimenkul tescilinde yetkili temsilcilerin kimler olduğu açıkça belirlenmiş; tescil işlemleri bu temsilciler aracılığıyla yürütülür ve uygunluk için gerekli belgelerin sunulması zorunlu hale gelir. - Hükmi şahıslar için tescil ve tasarrufta bulunabilme yetkisi, resmi belgelerle kanıtlanır; ticaret şirketleri için ilgili kayıtlardan gerekli belgelerin alınması gerekir. - Yurttaşlık esasına dayalı ve ülke mevzuatında öngörülen sınırlar dahilinde yabancı gerçek kişiler ve yabancı tüzel kişilerin taşınmaz edinimi mümkün olur; ek kısıtlar ve devlet onayları uygulanabilir; bazı bölgelerde edinim ve projeler için özel denetim gerekebilir. - Denizden, gölden veya nehirden arazi edinmek için ilgili makamdan izin almak gerekir; belediye sınırları içinde ve dışında farklı kurullar izin verir; iznin süresi ve şartları yerine getirilmezse haklar sona erebilir. - İzinsiz doldurulan yerlerin tesciliyle ilgili özel kurallar vardır; belirli koşullar gerçekleştiğinde doldurulan yerler, komisyon kararına bağlı olarak edinilebilir veya sahibine bildirimli olarak devralınabilir. - Bir gayrimenkulün önünde ya da bitişiğinde doldurulmak istenen yerin durumuna göre, maliklerin müdahale hakları, komşu mülkteki haklar ve tescil konuları düzenlenir; doldurma işlemi belirli şartlar altında değerlendirilebilir. - Bataklıkların sıhhi veya iktisadi nedenlerle kurutulması gerektiğinde, sahipler uygun süre içinde kurutmadıkları takdirde devlet veya vilayet tarafından kurutulabilir; kurutulan arazinin sahipleriyle ilgili tazminat ve haklar uygulanabilir. - Orman, koru ve baltalıklar üzerinde tarla açma veya özel bina yapma gibi fiiller genel olarak yasaktır; özel izinler gereklidir. - İrtifak (hafif veya sınırlı haklar) hakları tescil ve ayni hakların kullanıma alınması, sonradan da geçerli olur ve ilgili şerhlerde belirlenen koşullar korunur. - Taşınmaz rehinleri ve teminatlar, kredilerin güvenceye alınması amacıyla tescil edilerek kayıtlı hale getirilebilir; resmi senetlerle bu işlemler sonucu haklar tesis edilir. - Planlı veya haritalı arazilerin bölünmesi, haritalı planlara bağlı olarak yapılır; harita olmadan bölünme durumu mahkeme kararıyla belirlenir. - Planlı veya haritalı yerlerde, tescil işlemleri ve düzeltmeler belirlenmiş usuller çerçevesinde yürütülür; gerekli yasal işlemler tamamlanmadan tescil yapılamaz. - Metruk mezarlıktlar ve vakıf umumi mezarlıkları köy adına tescil edilerek yönetim altında tutulur. - Yabancı kişiler ve yabancı ülkelerde kurulan tüzel kişiler için getirilen sınırlamalar özel kararlarla uyarlanabilir; bazı bölgelerde edinimler kısıtlanabilir veya yasaklanabilir.

Kanun 5941
2009-12-20

ÇEK KANUNU

Bu yasa, çeklerin güvenli ve takip edilebilir bir şekilde düzenlenmesini, çek hesaplarının sağlıklı yönetilmesini ve kayıt dışı ekonominin denetlenmesini amaçlar; pratikte çek işlemlerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlar. - Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyen kişinin yasağa tabi olup olmadığını kontrol etmek ve kimlik, adres ve benzeri bilgileri uygun biçimde saklamakla yükümlüdür; ayrıca tüzel kişiler için yönetim organı yetkililerinin yasağa tabi bulunup bulunmadığını kaydeder. - Çek defterleri, çek hesap bilgilerini net olarak yansıtacak şekilde bastırılır; hamiline düzenlenen çekler için ayrı yapraklar ve ayırt edici baskı kuralları uygulanır. - Çek defterinde ve çek üzerinde yer alması gereken bilgiler, hesap sahibi ve düzenleyenin kimlik ve hesap bilgilerini doğru biçimde gösterir. - Çek yasağı bulunan kişi veya tüzel kişi için çek defteri verilmez veya hesap açılamaz; yasağın devamı halinde mevcut görevler ve yetkiler buna göre sınırlanır. - Çek ibrazında karşılığı bulunmayan veya kısmen karşılığı bulunan çekler için bankanın ödemeyle yükümlü olduğu tutarlar ve ödeme şekilleri belirli esaslara göre uygulanır; hamilin talebi halinde ödeme bilgileri ve işlemin sonuçları kaydedilir. - Karşılıksızlık durumunda adli ve idari yaptırımlar gündeme gelebilir; kararlar kesinleşince yasağın kaldırılması ve ilgili bildirimlerin yapılması süreçleri işler. - Bankalar, hamiline ilişkin bilgileri ve çek ödemesiyle ilgili kayıtları tutar ve gerektiğinde ilgili kamu ve kayıt sistemlerine iletir; bu bilgiler güvenli biçimde saklanır ve denetimlere uygun olarak paylaşılır. - Çek düzenleyenler ve hesap sahibi arasındaki sorumluluklar net olarak belirlenir; temsilci veya vekil aracılığıyla çek düzenleyenler için hukuki ve cezai sorumluluk hesap sahibine aittir.