10 / 4.008 sonuç gösteriliyor

Kanun 1353
1928-11-03

TÜRK HARFLERİNİN KABUL VE TATBİKİ HAKKINDA KANUN

Bu Kanunla Arap harfleri yerine Latin esaslı Türk harflerinin yazı dilinin temel aldığı kabul edilmiştir ve tüm yazı ve iletişim bu harflerle yapılır. Devlet daireleri, kamuya ait tüm kurumlar ile özel sektörün yazışma ve işlemleri Türk harfleriyle yazılıp değerlendirilerek yürütülür. Tapu kayıtları, nüfus ve kimlik belgeleri, evlenme cüzdanları ve benzeri resmi kayıtlar Türk harfleriyle düzenlenir. Halkın başvurularında eski Arap harfli yazılar belirli süreler için kabul edilebilse bile genel olarak yazılar ve basılı materyaller Türk harfleriyle basılıp yazılır. Okullarda verilen eğitim Türk harfleriyle yapılır; eski harflerle basılı kitaplarla eğitim yürütülemez. Eski Arap harfleriyle basılmış kayıtlar değiştirilmeyecekse geçerli sayılır. Bankalar ve tüm ticari ve mali kurumlar Türkçe işlemlerini Türk harfleriyle yürütmelidir; halk tarafından eski harflerle müracaat edilmesi durumunda da belirli şartlar altında kabul edilebilir. Eski Arap harfleriyle basılan defterler, kataloglar, nizamnamen ve talimatnameler gibi materyaller belirli süre içinde kullanılabilir.

CB Kararı 4713
2021-10-29

BAZI KİŞİ VE KURULUŞLARIN TASARRUFUNDA BULUNAN TÜRKİYE'DEKİ MALVARLIKLARININ DONDURULMASINA İLİŞKİN KARAR (KARAR SAYISI: 4713)

Bu uygulamanın pratik etkileri şunlardır: - Türkiye’deki bazı kişiler ile kuruluşların varlıkları dondurulmuş ve bunlarla ilgili tasarruflar kısıtlanmıştır. - Bu kişiler ve kuruluşlar için mal, para ve varlık transferleriyle ilgili işlemler yasaklanmıştır; mali ve ticari faaliyetler üzerinde kısıtlamalar uygulanır. - Dondurmanın sürdürülmesi için inceleme veya soruşturma başlatılmalıdır; başlatılmaması durumunda karar kaldırılabilir. - Uygulama bankalar ve diğer finansal kurumlar açısından uyum ve risk yönetimi yükümlülüklerini doğurur; işletmeler finansal işlemlerini dikkatli şekilde yürütmelidir. - Dondurulan varlıklar ve ilişkili işlemler nedeniyle bazı ticari faaliyetler, ödemeler veya transferler ertelenebilir veya durabilir. - Amaç, terörizmin finansmanını engellemektir.

Kanun 2521
1981-09-15

AVDA VE SPORDA KULLANILAN TÜFEKLER, NİŞAN TABANCALARI VE AV BIÇAKLARININ YAPIMI, ALIMI, SATIMI VE BULUNDURULMASINA DAİR KANUN

Bu kanun yivsiz av tüfekleri, spor ve nişan tüfekleri ile tabancaları ve av bıçaklarını kapsar ve bunların yapımı, alımı-satımı, bulundurulması ve taşınması üzerinde düzenleyici kurallar getirir. - Yivsiz av tüfekleri ve ilgili ekipmanları üretmek için kuruluş kurmak isteyenler için denetimli kurulum izni ve işletecek kişilerin teknik yeterlilik belgeleri istenir; güvenlik uygunluğu ve kapasite gibi şartlar sağlandığında izin verilir. - Üretim tesislerinin standarda uygunluğu denetlenir; üreticilerin strik olarak güvenlik ve kalite gerekliliklerini karşılaması beklenir; yüksek üretim kapasitesine sahip tesislerin kendi test tezgahlarını kurması zorunlu olabilir, daha küçük tesisler ise dış test hizmetlerinden yararlanabilir. - Üretim ve satış yapanlar, imal ettiği veya sattığı ürünlerin türünü, çapını ve seri numaralarını içeren listeler düzenlemek ve bu bilgileri ilgili yerlere bildirmek zorundadır. - Satış işlemlerinde satıcı için belirli bir belge, alıcı için ise ilgili makama başvuru belgeleri aranabilir; bazı türler için bu belgeler aranmaz. Alıcılar, satın aldıkları tüfeklerin türünü, marka ve seri numarasını gösteren belgelerle birlikte kayıt edilmelidir; satışlar için periyodik kayıtlar tutulur. - Tüfeklerin ve tabancaların el değiştirmesi durumunda yapılacak işlemler yönetmelikte belirlenir; sahiplik ve devriyle ilgili kurallar bulunduğu belirtilir. - Bu silahların izinsiz üretim, satım veya kamuoyuna reklamı suç sayılır ve buna ilişkin ciddi cezai yaptırımlar öngörülür; ayrıca bu tür işlemlerde bulunanlara ilişkin yaptırımlar uygulanır. - İzinsiz ya da kurallara aykırı olarak bu silahları imal eden, satan, taşıyan veya bulunduranlar hakkında cezai yaptırımlar uygulanır; reklam veya tanıtımların yapılması yasaktır ve belirli kanıtlara dayanılarak idari yaptırımlar uygulanabilir. - Geçici ve ek geçici hükümlerle mevcut sahiplerin, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra belirlenen süreler içinde yasal altyapıyı tamamlaması ve gerekli belgeleri edinmesi için süreçler öngörülür; bu süreçler tamamlanmazsa işlemler durdurulabilir veya mevcut durum özel hükümler kapsamında ele alınabilir. - Yönetmelikler, kanunun uygulanmasına ilişkin ayrıntılı kuralları belirlemek üzere ileride çıkarılacaktır; uygulama açısından hükümler ve prosedürler bu yönetmeliklerle netleşir.

Kanun 2622
1934-12-24

24/11/1934 TARİH VE 2587 SAYILI KANUNLA KEMAL ÖZ ADLI TÜRKİYE CUMHUR REİSİNE VERİLEN ATATÜRK ADININ VEYA BUNUN BAŞINA VE SONUNA SÖZ KONARAK YAPILAN ADLARIN HİÇ BİR KİMSE TARAFINDAN ALINAMIYACAĞINI BUYURAN KANUN

Atatürk adı yalnızca tek bir kişiye aittir ve başka kimse bu adı öz ve soy adı olarak kullanamaz veya bu adı başkasına veremez. Başkasına Atatürk adıyla ad verilmesi veya Atatürk adının başına veya sonuna başka sözler eklenerek bu adın alınması mümkün değildir. Bu düzenlemenin amacı Atatürk adının korunmasını ve yalnızca ilgili kişide kalmasını sağlamaktır.

Kanun 7
1960-07-06

ANADOLU AJANSI TÜRK ANONİM ŞİRKETİNİN 6762 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNUNUN 272 NCİ MADDESİNDEN İSTİSNA EDİLMESİNE DAİR KANUN

Pratik etki: Anadolu Ajansı anonim şirkete ilişkin intibak hükümlerine tabi değildir ve bu kapsamda söz konusu uyum yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda değildir. Bu muafiyet mevcut yönetim yapısının ve karar alma süreçlerinin korunmasını sağlar.

Kanun 815
1926-04-29

TÜRKİYE SAHİLLERİNDE NAKLİYATI BAHRİYE (KABOTAJ) VE LİMANLARLA KARA SULARI DAHİLİNDE İCRAYİ SANAT VE TİCARET HAKKINDA KANUN

Bu metin Türkiye sahillerinde deniz taşımacılığı ve limanla kara suları içindeki ticari hizmetlerin esas olarak Türk vatandaşlarına ve Türk bayraklı gemilere ait olduğunu, Türk tebaasının bu tür işlemleri münhasır olarak yürütmesini öngördüğünü gösterir. Yabancı gemi ve sahiplerinin bu alanda faaliyet göstermesi belirli istisnalarla sınırlanır ve genel olarak iç pazar ve liman hizmetleri Türkler lehine organize edilmiştir. Kara suları ve limanlar içinde yapılan nakliyat, balıkçılık ve deniz esnafı faaliyeti esas olarak Türk bayrağı taşıyan gemiler ve Türk personeli tarafından yürütülür; kaptanlık, tayfalık, amelelik gibi temel denizcilik meslekleri de Türk vatandaşlarına aittir. Petrol arama ve üretim faaliyetleri konusunda, bu alanda hak sahibi yabancıların Türk kara sularında çalışma yürütme imkanı bulunmaktadır; ayrıca hükümet gerektiğinde geçici olarak yabancı tahlisiye gemileri ve petrol arama/üretim faaliyetlerinde kullanılan deniz vasıtalarının icrasını Türk tahlisine uygun şekilde yapabilmesi için yabancı uzman değerlendirmenin ve istihdamının yolunu açabilir. İdare, uygulamada bu hakları delinmesi halinde mevcut yaptırımlarını devreye sokar; ihlaller için para cezaları verilebilir ve gemi ya da deniz taşıtları seferden alıkonulabilir veya limanda malî olarak tutulabilir. Kanun, bu haklarda değişiklikler yapılmasına ve bu alanlarda belirli genişletmelere imkan verir; petrol arama/üretim faaliyetlerinin yabancı sahiplerce yapılması ve bu alanlardaki geçici istihdam konuları da bu kapsamda düzenlenir.

Kanun 805
1926-04-22

İKTİSADİ MÜESSESELERDE MECBURİ TÜRKÇE KULLANILMASI HAKKINDA KANUN

- Türkiye’deki işletme ve müesseseler, işlemlerini Türkçe olarak yürütmek ve defterlerini Türkçe tutmak zorundadır. - Yabancı şirket ve müesseseler için bu zorunluluk, Türkiye’deki muameleler ile devlet kurumlarına ibraz edilen evrak ve defterler için geçerlidir; Türkçe ana dil olarak kabul edilir ve Türkçe dışında da yazılı kayıtlar bulunabilir, ancak Türkçe metin esas alınır; imza, Türkçe metin üzerinde başka bir dilde yazılmış olsa dahi Türkçe kısmın geçerliliği korunur. - Birinci ve ikinci maddelere aykırı olarak düzenlenen evrak ve vesikalar, şirkete karşı aleyhe olan bir durumda dikkate alınmaz. - Bu düzenlemelere aykırı hareket edenler için cezai yaptırım öngörülmüştür. - Kanuna ekleyen mevzuat yürürlüğe girer ve bu değişiklikler mevcut uygulamaya yansır.

Kanun 6301
1954-03-08

ÖĞLE DİNLENMESİ KANUNU

- Büyükşehirlerdeki fabrikalar, imalathaneler, dükkan ve benzeri işyerlerinde çalışanlar için öğle dinlenmesi zorunludur; dinlenme süresi işyeri tarafından belirlenir. - Dinlenme süresi boyunca işyerleri kapalı olur; çalışanlar isterlerse dinlenme sırasında işyerinden ayrılabilir. - Belirli yerler için dinlenmenin hangi saatlerde ve nasıl uygulanacağı belediye kararlarıyla belirlenir; bu tür yerlerde dinlenme süresi boyunca kapalı olma zorunluluğu olmayabilir ve çalışanlar dinlenmeyi münavebe ile sağlayabilir. - Kanunun hükümleri, işçilere ve müstahdemlere ait mevcut hakları daha aşağı seviyelere düşürmez; daha elverişli haklar varsa bunlar geçerli olur. - İşverenler öğle dinlenmesini yaptırmazsa yaptırım uygulanabilir; bu yaptırımlar belediye tarafından uygulanır. - Uygulama, nüfusu yoğun olan yerlerle sınırlı olup, küçük yerleşim yerlerinde yerel belediye karar ve ilanlarına bağlıdır. - Bu düzenleme, mevcut diğer mevzuat ve teamüllerin sağladığı hakları zedelemez veya engellemez.

Kanun 6777
1956-07-14

ZEYTİNCİLİĞİN ISLAHI VE YABANİLERİNİN AŞILATTIRILMASI HAKKINDAKİ 3573 SAYILI KANUNUN SAKIZ VE NEVİLERİYLE HARNUPLUKLARA DA TEŞMİLİNE DAİR KANUN

Bu düzenlemenin pratik etkisi zeytinciliğin ıslahı amacıyla sakız türlerinin aşı yoluyla zeytin ağaçlarına ve yabani harnupluklar için kullanılmasına olanak tanımaktadır. Aşıya konu sakız türleri menengiç, buttun, yabani sakız, adi sakız ve Filistin sakızı olarak belirlenmiştir. Aşı işlemleri ayrı yerlerde gerçekleştirilebileceği gibi zeytin, sakız ve nevileriyle yabani harnuplukların karışık olarak bulunduğu yerlerde de bir arada tesis edilebilir. Uygulama hükümleri mevcut mevzuat kapsamında uygulanır. Bu düzenlemenin yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.

Kanun 1156
1927-07-19

KANUNA MUGAYİR TAHAKKUK VE TEDİYE MUAMELATINI İHBAR EDENLERE İKRAMİYE İTASINA DAİR KANUN

İhbar edenlere, usulüne uygun olarak tahakkuk ettirilmiş veya tediyeye konu olacak bir masrafın iadesi veya tahsili gerekliliğinin ihbar edilmesi ve ihbarın doğrulanması halinde ikramiye ödenir. Ikramiyenin miktarı, iade edilmesi veya tahsil edilecek tutardan belirli bir pay olarak hesaplanır. Ikramiye, bütçeden özel bir ödenekle karşılanır. Bu uygulama, ihbar edenleri teşvik ederek usulsüzlüklerin tespit ve düzeltimini kolaylaştırır.