10 / 210 sonuç gösteriliyor

Kanun 3484
1988-11-05

4353, 5539, 6200 VE 6760 SAYILI KANUNLARDA YER ALAN PARASAL SINIRLARIN SAPTANMASINA İLİŞKİN 11.12.1978 TARİH VE 17 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN DEĞİŞTİRİLEREK KABULÜNE DAİR KANUN

Bu düzenleme, bazı mevzuatlarda yer alan parasal sınırların mevcut ihtiyaç ve koşullara uygun biçimde güncel olarak belirlenmesini sağlar. Bu sınırların uygulanacağı tutarlar her yıl yapılacak bütçe kanunlarında belirlenir. Böylelikle ilgili işlemler için gereken mali yetkiler, bütçe koşullarıyla uyumlu olarak ayarlanabilir.

Kanun 7071
2018-03-08

OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA BAZI DÜZENLEMELER YAPILMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN DEĞİŞTİRİLEREK KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN

Bu Kanun, olağanüstü hal kapsamında çıkarılan bazı düzenlemelerin değiştirilerek kabul edilmesini sağlar. Güvenlik ve millî savunma alanlarında mevcut hükümleri günceller ve bu alanlara ilişkin çerçeveyi yeniler. Taşınmaz malların değerlenmesi ve kefaletlerle ilgili uygulamalarda değişiklikler getirir; bu alandaki bazı hükümler iptal edilmiştir. Kanun yürürlüğe girer ve uygulanır.

Kanun 6777
1956-07-14

ZEYTİNCİLİĞİN ISLAHI VE YABANİLERİNİN AŞILATTIRILMASI HAKKINDAKİ 3573 SAYILI KANUNUN SAKIZ VE NEVİLERİYLE HARNUPLUKLARA DA TEŞMİLİNE DAİR KANUN

Bu düzenlemenin pratik etkisi zeytinciliğin ıslahı amacıyla sakız türlerinin aşı yoluyla zeytin ağaçlarına ve yabani harnupluklar için kullanılmasına olanak tanımaktadır. Aşıya konu sakız türleri menengiç, buttun, yabani sakız, adi sakız ve Filistin sakızı olarak belirlenmiştir. Aşı işlemleri ayrı yerlerde gerçekleştirilebileceği gibi zeytin, sakız ve nevileriyle yabani harnuplukların karışık olarak bulunduğu yerlerde de bir arada tesis edilebilir. Uygulama hükümleri mevcut mevzuat kapsamında uygulanır. Bu düzenlemenin yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.

Kanun 3488
1988-11-08

UYGULANMA İMKANI KALMAMIŞ OLAN KANUNLARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN

İlişikte yer alan kanunlar yürürlükten kaldırılmıştır. Kaldırılan kanunların adları ve numaraları içeren liste ekte yer almaktadır.

Kanun 1567
1930-02-25

TÜRK PARASININ KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA KANUN

- Yasa, döviz, para, kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunları içeren her türlü eşya ve işlemin düzenlenmesini ve bu alanda kararlar alınmasını yetkilendirir; bu kararlar yayımlanıp yürürlüğe girer. - Bu alanlarda faaliyet göstermek için izin ve düzenlemeler bulunur; izinsiz hareketler tespit edildiğinde idari yaptırımlar uygulanır ve bu yaptırımlar tekrarlama halinde güçlenebilir. - Yurda getirilmesi veya yurtdışına çıkarılması gereken kıymetler üzerinde izinsiz işlem yapanlar veya bu işlemleri muğlak, saklı veya yanıltıcı biçimde gerçekleştirenler cezai yaptırımlarla karşılaşır; tüzel kişiler de bu yaptırımlardan sorumlu olur. - Yetkisiz faaliyet gösteren işletmelerin faaliyetleri durdurulur ve izinlerin iptali ya da faaliyetin belirli bölgelere kaydırılması gibi tedbirler uygulanabilir; gerekli izinler alınmadığı sürece işlemlere devam yapılamaz ve ücretli düzenlemeler uygulanır. - Faaliyet izinleri için belirlenen ücret tarifeleri uygulanır ve bu tarifeler belirli koşullara göre güncellenebilir; izin değiştirme veya ek faaliyetler için ek ücretler alınabilir. - Faaliyetler, verilen izinlerin kapsamı ile sınırlı olup, bu kapsam dışındaki hareketler izinine uygun olarak düzeltilecek veya iznin iptali yoluna gidilecek şekilde değerlendirilebilir. - Faaliyet gösteren anonim ve benzeri şirketler, amaç ve konular açısından izinlerle uyum içinde olmak zorundadır; aksi durumda iznin kaldırılması veya bölgeye göre yeniden düzenlenmesi mümkün olur. - İhbarda bulunanlara ilişkin ödüller öngörülebilir, ancak ödülün miktarı sınırlıdır. - Yasa kapsamındaki uygulamalar ve kararlar, mevcut mevzuat çerçevesinde yürütülür; uygulanabilirlik için ilgili kurumlar sorumludur. - Yasadaki yaptırımlar, para cezaları ve bu cezaların tahsiliyle ilgili uygulamaları içerir; gecikme ve kur farkı gibi hesaplamalar da bu kapsamda ele alınır.

Kanun 7499
2024-03-12

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Bu kanunla bazı yasal yollar için itiraz, istinaf ve temyiz başvurularının sürelerinin hesaplanma biçimi değiştirilmiştir; süreler tebliğ edildiği veya ilandan itibaren hesaplanır. Değişiklik, süre başlangıç noktasını tek bir esas üzerinden belirleyerek uygulamalardaki belirsizliği azaltmayı hedefler. Değişiklikten önce verilen kararlar için eski kurallar uygulanmaya devam eder; yeni kurallar kararlar için geçerlidir. Amacı süre yönetimini standartlaştırmak ve taraflar için öngörülebilirliği artırmaktır. Uygulamada, karar tebliğ veya ilân edildiğinde itiraz ve başvuru sürelerinin hesaplanması bu yeni esaslara göre yapılır.

Kanun 6728
2016-08-09

YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Bu yasa yatırım ortamını iyileştirmek amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını öngörür. Eski teminat mektuplarının tasfiye süreciyle ilgili düzenlemeler getirir. Koşulları sağlayan ve uyuşmazlığı bulunmayan teminat mektupları muhasebe kayıtlarından çıkarılır ve ilgili bankalara iade edilir. İade ve kayıt dışı bırakma işlemlerinin uygulanmasına ilişkin esaslar belirlenir ve hesaplamalarda küsurat dikkate alınmaz. Tutarlar yeniden değerleme yoluyla güncel tutarlara göre güncellenir. Geçiş hükümleri mevcut iş ve projelerin hangi kapsamda değişikliklerden etkilenebileceğini ve uygulanabilirliğini belirler. Bu değişikliklerin amacı yatırım ortamını kolaylaştırmaktır.

Kanun 5718
2007-12-12

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemede yabancı unsur taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk ve bu konudaki ihtilafın çözümüne ilişkin temel kurallar belirlenir. Taraflar arasındaki meselelerde hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına karar verirken, hangi ülkenin yetkili olduğu ve yabancı kararların tanınması gibi meseleler de dikkate alınır. Yetkili hukuk, tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi bağlarla belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça bu bağlar esas alınır. Yetkili hukuk toplu olarak tarafların mutabakatıyla değiştirilebilir; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça söz konusu hüküm uygulanır. Yabancı hukuk belirli bir olay için uygulanabilirken, bu hukuk kamu düzenine aykırı olduğunda Türk hukuku uygulanabilir. Yetkili yabancı hukukun uygulanmasının amacı ve kapsamı açısından Türk hukukunun doğrudan uygulanabilir kuralları da devreye girebilir. Hukukî işlemlerin şekline ilişkin esaslar, işlemin yapıldığı ülkenin veya esasta uygulanacak olan hukukun öngördüğü şekil kurallarına bağlıdır. Zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tabidir. Ehliyet ve kısıtlılık gibi hususlarda haklar çoğunlukla kişinin millî hukukuna tabidir; bazı istisnai durumlarda Türkiye’deki mutad mesken hükümleri devreye girebilir. Vasiyet, gaiplik ve ölmüş sayılma gibi konularda karar verilecek kişinin millî hukuku belirleyici olur; bazı durumlarda malların bulunduğu ülke etkili olabilir. Nişanlanma ve evlilik gibi aile hayatı konularında ehliyet, şartlar ve geçerlik genelde tarafların millî hukukuna bağlıdır; evlilik şekli ise evliliğin yapıldığı ülke hukuku tarafından belirlenir; ortak evlilik hukuku, tarafların müşterek millî hukukuna bağlı olarak ya da Türk hukuku uygulanarak çözülebilir. Boşanma ve ayrılık konuları tarafların müşterek millî hukukuna göre incelenir; nafaka, velayet ve geçici önlemler Türk hukuku kapsamına girebilir. Evlilik malları konusunda taraflar mutabık kaldıkları millî hukukunu esas alabilir; aksi halde mutad mesken hukuku veya Türk hukuku uygulanır; taşınmazlar için ilgili ülke hukuku esas alınır. Soybağı ve soybağına ilişkin hükümler, çocuğun doğum anındaki millî hukuka göre kurulur; kurulamıyorsa çocuğun mutad meskeni veya diğer yakın bağlar dikkate alınır. Evlât edinme, vesayet ve kayyımlık gibi koruma tedbirleri ile ilişkilere ilişkin hükümler çoğunlukla tarafların millî hukukuna göre uygulanır. Nafaka ve miras gibi konularda uygulanacak hukuk, alacaklı veya mirasçıların çoğu duruma göre belirlenir; taşınmazlar ve muvazaa gibi durumlarda yerleşim ya da malın bulunduğu ülke etkili olur. Taşınır ve taşınmaz üzerindeki aynî haklar, hareket halindeki mallar ve taşıma sözleşmeleri gibi alanlarda uygulanan hukuk, malın bulunduğu ülke veya tarafların seçimlerine göre belirlenir; taşınmaz haklarında ise esas olarak taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerli olur. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin işlemlerde hangi ülkenin koruma talebinde bulunduğu esas alınır; taraflar arasında hukuk seçimi yapılmışsa o hukuk uygulanır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, taraflar açıkça bir hukuk seçmezse en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır; bu, sözleşmenin kuruluşundaki mutad mesken veya işyeri gibi kriterlerle belirlenir. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Tüketici sözleşmeleri için tüketicinin mutad meskeninin emredici hükümleri korunur; tarafların hukuk seçimi yoksa da mutad mesken hukuku uygulanır; bazı istisnalar paket turlar kapsamında uygulanmaz. İş sözleşmeleri, tarafların belirlediği hukuka tabidir; taraflar seçim yapmamışsa işçinin mutad işyeri hukuku uygulanır; işin sürekli olarak birden çok ülkede yapıldığı durumlarda esas işyerinin bulunduğu ülke uygulanır. Fikrî mülkiyet sözleşmeleri, tarafların seçtikleri hukuka tabidir; seçim yoksa işyeri veya mutad mesken hukuku uygulanır. Sözleşmeden doğan ilişkilerde, taraflarca sıkı ilişkiyle bağlanan başka bir hukuk varsa o hukuk uygulanabilir. İnsan hakları ile ilgili durumlarda zarar görenin seçimine göre ilgili ülkelerin yasaları uygulanabilir; bu, ihlâllerin niteliğine göre değişir. Haksız fiil durumunda zarar görenin veya zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır; sigorta ilişkilerinde hak sahipleri doğrudan sigortacıyı hedef alabilir. Kişilik haklarının ihlâliyle ilgili talepler ve cevap hakları, çeşitli bağlara göre farklı ülkelerin hukukuna tabi olabilir. İmalât ülkesinin tercihi ve mutad mesken veya işyeri gibi kriterler zarar verenin veya zararın bulunduğu ülkeye göre belirlenir. Haksız rekabet konusunda talepler, piyasaya etki eden ülkenin hukukuna tabidir; rekabetin engellenmesi ve zararlar bu bağlamda ilgili ülke hukukuna göre çözümlenir.

Kanun 5253
2004-11-23

DERNEKLER KANUNU

- Derneklerin Türkiye’deki faaliyetlerinin çerçevesini belirler; amaçları, yapıları, denetimleri ve uygulanacak yaptırımları kapsar. - Dernek kurma hakkını güvence altına alır ve tüzükte bulunması gereken asgari konuları tanımlar. - Genel kurul, yönetim ve denetim kurulları ile diğer organların görevlerini, yetkilerini ve üyelik süreçlerini düzenler. - Şubeler, temsilcilikler, platformlar, federasyonlar ve konfederasyonlar gibi tüzel kişilikleri ve organları arasındaki ilişkiyi ve yönetimini kurallandırır. - Uluslararası faaliyetlere ilişkin esasları getirir; yurt dışında temsilcilik veya şube açma, yabancı kuruluşlarla işbirliği ve Türkiye’de faaliyet için gerekli izin/görüş süreçlerini belirler. - Tüzel kişilerin oy kullanmasını ve temsil yetkilerini düzenler. - İç denetim zorunluluğu getirir ve bağımsız denetim kuruluşlarıyla denetim yapılmasına olanak tanır; denetim sonuçlarının ilgili kişiler ve kurul tarafından sunulmasını sağlar. - Gelir ve giderlerin belgelenmesini, saklama sürelerini ve mali süreçlerin yürütülmesini standardize eder; bankacılık işlemleri için gereken belgeleri belirtir. - Derneklerin maddi yardım alabileceği ve verebileceği tarafları, kamu kurumlarıyla ortak projeler için mali paylaşımına ilişkin esasları ve ilgili sınırlamaları kurallaştırır. - Sandık kurulumu ile üyelerin zaruri ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin esasları düzenler. - Üyelik kabulü, çıkışı, değişiklikler ve organ üyelerinin bildirilmesi gibi işlemlerde uygulanacak usulleri belirler. - Taşınmaz mal edinme ve tasfiye süreçlerini, mal varlığının korunması ve devriyle ilgili esasları düzenler. - Kolluk kuvvetlerinin müdahale yetkileri ve el koyma hallerinde hakim kararının gerekliliğini ve bildirim yükümlülüğünü belirtir. - Yurtdışından yardımların alınması ve yurtdışına yapılacak yardımların bildirilmesi ile kayıt altına alınmasına ilişkin esasları getirir. - Faaliyetlerin ve hesapların şeffaflığı için beyanname verilmesi ve yıl sonunda denetimlerin yapılmasına ilişkin uygulamaları özetler.

Kanun 4369
1998-07-29

VERGİ USUL KANUNU, AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN, GELİR VERGİSİ KANUNU,KURUMLAR VERGİSİ KANUNU, KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU, GİDER VERGİLERİ KANUNU, EMLAK VERGİSİ KANUNU, VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU,MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ KANUNU, DAMGA VERGİSİ KANUNU, HARÇLAR KANUNU, 3505 SAYILI KANUN,KATMA DEĞER VERGİSİ MÜKELLEFLERİNİN ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZLARI KULLANMALARI MECBURİYETİ HAKKINDA KANUN, BELEDİYE GELİRLERİ KANUNU, 1318 VE 4208 SAYILI KANUNLAR İLE 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME VE 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Bu değişiklikler, vergi ve amme alacaklarının tahsilini ilgilendiren çeşitli kanunlarda terimlerin sadeleşmesini ve tek tip sınıflandırmanın getirilmesini amaçlar. Götürü usulü ifadesiyle tanımlanan bazı vergi hesaplama yöntemleri basit usul veya diğer uygun kavramlar olarak yeniden tanımlanır; böylece hangi mükellefin hangi yönteme tabi olduğu konusunda daha net bir sınıflandırma sağlanır. Birçok vergi türünde (gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi, gider vergileri, emlak vergisi, veraset ve intikal vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, damga vergisi, harçlar vb.) hesaplama ve beyan süreçlerinde kullanılan terimler değiştirilir; bu sayede vergi hesaplarının uygulanması daha tutarlı ve öngörülebilir hâle gelir. Vergi cezaları ve gecikme faizinin uygulanmasına ilişkin kuralların standardize edilmesi hedeflenir; bu, vergi ziyaı cezaları ile ilgili uygulamanın tek tip esaslar çerçevesinde yürütülmesini amaçlar. Tahsilat süreciyle ilgili bazı hükümler, borç bakiyelerinin takibi ve alınan yaptırımların uygulanması konusunda daha net ve tutarlı bir çerçeve sağlar; bu, vergi alacaklarının tahsilinde tek tip uygulamayı kolaylaştırır. Mükellefler açısından bakıldığında, esnaf, çiftçi, tüccar ve serbest meslek erbabı gibi çeşitli kategorilerin hangi usulden hangi şekilde vergiye tabi tutulacağına ilişkin sınıflandırmanın sadeleşmesi beklenir; bu durum, bildirim ve beyan süreçlerinde değişikliklere yol açabilir. Genel olarak, bu değişiklikler vergi mevzuatında dil ve uygulama tutarlılığına odaklanır; böylece maliye idaresi ile mükellefler arasındaki iletişim ve uygulamanın sadeleşmesi, aynı zamanda idari yüklerin hafifletilmesi yönünde bir etki yaratır.