10 / 715 sonuç gösteriliyor

Kanun 5718
2007-12-12

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemede yabancı unsur taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk ve bu konudaki ihtilafın çözümüne ilişkin temel kurallar belirlenir. Taraflar arasındaki meselelerde hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına karar verirken, hangi ülkenin yetkili olduğu ve yabancı kararların tanınması gibi meseleler de dikkate alınır. Yetkili hukuk, tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi bağlarla belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça bu bağlar esas alınır. Yetkili hukuk toplu olarak tarafların mutabakatıyla değiştirilebilir; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça söz konusu hüküm uygulanır. Yabancı hukuk belirli bir olay için uygulanabilirken, bu hukuk kamu düzenine aykırı olduğunda Türk hukuku uygulanabilir. Yetkili yabancı hukukun uygulanmasının amacı ve kapsamı açısından Türk hukukunun doğrudan uygulanabilir kuralları da devreye girebilir. Hukukî işlemlerin şekline ilişkin esaslar, işlemin yapıldığı ülkenin veya esasta uygulanacak olan hukukun öngördüğü şekil kurallarına bağlıdır. Zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tabidir. Ehliyet ve kısıtlılık gibi hususlarda haklar çoğunlukla kişinin millî hukukuna tabidir; bazı istisnai durumlarda Türkiye’deki mutad mesken hükümleri devreye girebilir. Vasiyet, gaiplik ve ölmüş sayılma gibi konularda karar verilecek kişinin millî hukuku belirleyici olur; bazı durumlarda malların bulunduğu ülke etkili olabilir. Nişanlanma ve evlilik gibi aile hayatı konularında ehliyet, şartlar ve geçerlik genelde tarafların millî hukukuna bağlıdır; evlilik şekli ise evliliğin yapıldığı ülke hukuku tarafından belirlenir; ortak evlilik hukuku, tarafların müşterek millî hukukuna bağlı olarak ya da Türk hukuku uygulanarak çözülebilir. Boşanma ve ayrılık konuları tarafların müşterek millî hukukuna göre incelenir; nafaka, velayet ve geçici önlemler Türk hukuku kapsamına girebilir. Evlilik malları konusunda taraflar mutabık kaldıkları millî hukukunu esas alabilir; aksi halde mutad mesken hukuku veya Türk hukuku uygulanır; taşınmazlar için ilgili ülke hukuku esas alınır. Soybağı ve soybağına ilişkin hükümler, çocuğun doğum anındaki millî hukuka göre kurulur; kurulamıyorsa çocuğun mutad meskeni veya diğer yakın bağlar dikkate alınır. Evlât edinme, vesayet ve kayyımlık gibi koruma tedbirleri ile ilişkilere ilişkin hükümler çoğunlukla tarafların millî hukukuna göre uygulanır. Nafaka ve miras gibi konularda uygulanacak hukuk, alacaklı veya mirasçıların çoğu duruma göre belirlenir; taşınmazlar ve muvazaa gibi durumlarda yerleşim ya da malın bulunduğu ülke etkili olur. Taşınır ve taşınmaz üzerindeki aynî haklar, hareket halindeki mallar ve taşıma sözleşmeleri gibi alanlarda uygulanan hukuk, malın bulunduğu ülke veya tarafların seçimlerine göre belirlenir; taşınmaz haklarında ise esas olarak taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerli olur. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin işlemlerde hangi ülkenin koruma talebinde bulunduğu esas alınır; taraflar arasında hukuk seçimi yapılmışsa o hukuk uygulanır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, taraflar açıkça bir hukuk seçmezse en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır; bu, sözleşmenin kuruluşundaki mutad mesken veya işyeri gibi kriterlerle belirlenir. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Tüketici sözleşmeleri için tüketicinin mutad meskeninin emredici hükümleri korunur; tarafların hukuk seçimi yoksa da mutad mesken hukuku uygulanır; bazı istisnalar paket turlar kapsamında uygulanmaz. İş sözleşmeleri, tarafların belirlediği hukuka tabidir; taraflar seçim yapmamışsa işçinin mutad işyeri hukuku uygulanır; işin sürekli olarak birden çok ülkede yapıldığı durumlarda esas işyerinin bulunduğu ülke uygulanır. Fikrî mülkiyet sözleşmeleri, tarafların seçtikleri hukuka tabidir; seçim yoksa işyeri veya mutad mesken hukuku uygulanır. Sözleşmeden doğan ilişkilerde, taraflarca sıkı ilişkiyle bağlanan başka bir hukuk varsa o hukuk uygulanabilir. İnsan hakları ile ilgili durumlarda zarar görenin seçimine göre ilgili ülkelerin yasaları uygulanabilir; bu, ihlâllerin niteliğine göre değişir. Haksız fiil durumunda zarar görenin veya zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır; sigorta ilişkilerinde hak sahipleri doğrudan sigortacıyı hedef alabilir. Kişilik haklarının ihlâliyle ilgili talepler ve cevap hakları, çeşitli bağlara göre farklı ülkelerin hukukuna tabi olabilir. İmalât ülkesinin tercihi ve mutad mesken veya işyeri gibi kriterler zarar verenin veya zararın bulunduğu ülkeye göre belirlenir. Haksız rekabet konusunda talepler, piyasaya etki eden ülkenin hukukuna tabidir; rekabetin engellenmesi ve zararlar bu bağlamda ilgili ülke hukukuna göre çözümlenir.

Kanun 6100
2011-02-04

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

- Kanun, hangi tür davalarda hangi mahkemelerin yetkili olduğunu belirleyerek dava açılışında hangi merciye gidileceğini etkiler; temel ayrım asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemeleridir. - Yetkili mahkeme, çoğunlukla davalının ikametgâhının bulunduğu yerdeki mahkemedir; malvarlığına ilişkin davalarda değer veya tutar önemli değildir. - Birden çok davalı varsa dava genelde davalılardan birinin yerleşim yerinde açılabilir; bazı düzenlemelerde ortak yetki öne çıkar. - Geçici veya belirli hâllerde geçici oturanların davalarında, onların bulunduğu yerdeki mahkeme yetkili olabilir. - Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar için genel yetkili yer, malvarlığı konusundaki davalarda malvarlığı unsurunun bulunduğu yer olarak kararlaştırılır; bazı özel hâllerde bu kurallar değişebilir. - Sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. - Miras ve tereke ile ilgili davalarda genel olarak ölenin son yerleşim yerindeki mahkeme yetkili sayılır; terekenin paylaşımı ve yönetiminden doğan davalarda özel kurallar uygulanır. - Taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalar için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olur; irtifak hakları için de taşınmazın bulunduğu yer belirleyici olur. - Şube işlemlerinden doğan davalar şubenin bulunduğu yer, tüzel kişinin ortaklık ve üyelik ilişkileriyle ilgili davalar ise merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. - Sigorta davalarında, malın bulunduğu yer veya rizikonun gerçekleştiği yer, can sigortalarında yerleşim yeri kesin yetkili olur; deniz sigortaları için bu hüküm uygulanmaz. - Haksız fiilden doğan davalarda, fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yer ile zarar görenin ikametgahı yetkili olabilir. - Yetki sözleşmesiyle taraflar, uyuşmazlığı hangi mahkemede göreceklerini yazılı olarak belirleyebilir; ancak bazı konularda yetki sözleşmesi yapılamaz; yazılı olması ve net gösterilmesi gerekir. - Yetki kesin olduğunda taraflar bu yetkiyi kendiliğinden denetletmezse, davaya başlayana kadar bu durum değişmez; yetkili olmadığını iddia etmek için cevap dilekçesinde veya kanun yoluyla itiraz edilmesi gerekir. - Yetkisi kesin olmayan hâllerde yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülür; eğer taraflar itiraz etmezse, açılan dava yetkili olduğuna çevrilir. - Görevsizlik veya yetkisizlik kararları alındığında, karar kesinleşene kadar taraflar dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesini talep edebilir; karar kesinleşirse resen karar verilebilir. - Yargı yerinin belirlenmesi gereken durumlarda, engel veya tereddüt halinde bölge adliye mahkemelerine veya Yargıtay’a başvurulur; kararlar kesinleşince ilgili merci belirlenir. - İnceleme usulü, yetkili mahkemenin belirlenmesinde dosya üzerinden yapılabilir; kesinleşen kararlar sonraki davayı bağlar. - Duruşmalar ve kararlar genel olarak alenidir; bazı durumlarda gizli duruşma veya kısmi gizlilik uygulanabilir; gizli duruşmada alınan kararlar gerekçesiyle birlikte açıklanır. - Taraflar, müdahiller ve ilgili kişiler hukuki dinlenilme hakkına sahiptir; bilgiye erişim, savunma ve delil gösterme hakları güvence altındadır. - Taraflar dürüstlük yükümlülüğüne tabidir; beyanlar gerçeğe uygun olmalıdır. - Usul ekonomisi ilkesi gereği dava makul sürede ve gereksiz gider yapılmadan yürütülmelidir. - Hâkim, uyuşmazlığı aydınlatma ihtiyacı hissederse taraflardan açıklama ve delil talep edebilir; gerekli gördüğü hususlarda soru sorabilir. - Hâkim, yargılamayı yönetir; süreci düzenli ve hızlı ilerletmeye çalışır; hukukun uygulanmasında Türkiye hukukunu resen uygular. - Hâkimin yasaklılığı ve reddi sebepleri bulunabilir; taraflar hâkimin tarafsızlığı konusunda itiraz edebilir; reddedilen hâkimin dışında başka bir merci bu durumu incelemeye yetkilidir; reddin sonucu ve süreci belirlenir. - Çekilme ve reddedilme süreçlerinde belirli usul ve süreler bulunur; ret talepleri yazılı olarak ve ilgili mahkemeye bildirilir; süresinde yapılmayan ret talepleri dikkate alınmaz. - Çekilme kararları incelenirken karar veren merci ve usul belirlenir; gerekli görülürse başka bir mahkeme tarafından incelenir.

Kanun 2247
1979-06-22

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN

Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı arasında çıkabilecek görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözen bağımsız bir yüksek mahkeme olarak görev yapar. Bu mahkeme, hangi merciin yetkili olduğuna ilişkin uyuşmazlıkları belirleyerek, taraflar arasındaki yetki çatışmasını sonlandırır ve bu karar, ilgili davaların seyrini doğrudan etkiler. Uyuşmazlık konusu olan durumlarda karar, davaların hangi yargı merciince görüleceğini netleştirir ve gerektiğinde yürütmenin durdurulması veya diğer geçici tedbirlerle ilgili uygulanabilirliği düzenler. Taraflar arasındaki tarafsızlık ve bağımsızlık güvence altına alınır; reddetme ve çekinme mekanizmaları, mahkemenin tarafsızlığını korumaya yöneliktir. Uyuşmazlık çıkarılması süreci, başvuru ve dosya akışının nasıl işleyeceğini ve hangi tarafların hangi yollarla başvurabileceğini belirler; dosyaların ilgili makamlara iletilmesi ve gerekli cevapların alınması süreçleri netleştirilir. Kararların uygulanması ve sonraki adımlar, mevcut davaların akışını etkileyecek biçimde belirlenir; gerekirse dosyaların geri gönderilmesi veya işlemlerin geri bırakılması gibi düzenlemeler uygulanır. Prosedür, mahkemeye sunulan başvuruların tek seferlik olması gibi temel kısıtlamaları içerir ve karar sonrası süreçte sürelerin nasıl işleyeceği konusunda rehberlik sağlar. Tedbirler ve geçici tedbirlerle ilgili uygulamalar, uyuşmazlık üzerine karar verilene dek süresince geçerli kalır ve karar verilirken gerekli görülen hallerde korunur. Sonuç olarak, bu düzenleme, yetki çatışmalarını hızlı ve güvenilir şekilde çözüp, tarafların haklarını koruyan net ve uygulanabilir bir çerçeve sağlar.

Kanun 2709
1982-11-09

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

Bu metin devletin cumhuriyet olduğunu, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına aldığını belirtir; toplumun huzuru, adalet ve refahı ile kişilerin maddi ve manevi gelişimini öncelik olarak hedefler. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük ilkesine bağlıdır; Türkçe resmi dil olarak önceliklidir; milli bayrak, marş ve başkent gibi simgeler devletin kimliğini somutlaştırır. Değiştirilemeyecek hükümler, devletin temel nitelikleri ve Cumhuriyetin yapısal esaslarını korur, bu temel ilkeler üzerinde normalenin üzerinde değişiklikler yapılamaz. Egemenlik millete aittir; milletin iradesiyle kararlar alınır; devlet organları bu gücü anayasadan aldığı sınırlar içinde kullanır; hiçbir kişi veya organ kaynağını Anayasadan almayan yetkiler kullanamaz. Yasama, yürütme ve yargı bağımsız ve tarafsız olarak iş görür; kuvvetler arasındaki işbirliği ve sınırlı yetki paylaşımı, devletin medeni iş bölümünü güvence altına alır. Kanun önünde eşitlik ilkesinin korunması; dil, ırk, renk, cinsiyet, din, siyasi düşünce gibi unsurlara dayalı ayrımcılık yasaktır; eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirler makul ve haklar üzerinde dengeleyici olarak kabul edilebilir. Temel hak ve hürriyetler kişiliğe bağlı, dokunulmaz ve devredilemez olarak tanımlanır; bu haklar, toplum karşısındaki ödev ve sorumlulukları da içerir ve demokratik toplumun gerekleriyle ölçülür. Temel hakların kötüye kullanılmaması gerekir; hak ve özgürlükleri amaç göstererek, devleti veya milleti bölmeyi hedefleyen faaliyetler yasa dışı sayılır. Savaş veya olağanüstü hallerde haklar üzerinde geçici sınırlamalar yapılabilir; buna karşın yaşam hakkı ve kişilerin güvenliği korunur, kararlar yargı denetimine tabidir. Kişinin hürriyeti ve güvenliği güvence altındadır; yasa gereği yakalama ve tutuklama durumları belirli usullerle ve haklar bildirilerek gerçekleştirilir; adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi geçerlidir; uzun süreli tutukluluklarda özellikle denetim ve hızlı yargılanma güvence altındadır. Özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı ve haberleşme özgürlüğü korunur; bu haklar ancak kanunla ve gerektiğinde mahkeme kararıyla sınırlanabilir; kararlar belirli sürelerde onaylanır ve gerekçeyle açıklanır. Konut dokunulmazlığı yalnızca yetkili merciin kararlarıyla ve belirli güvenlik gerekçeleriyle ihlal edilebilir; karar süreci belirli sürelerde onaylanır ve açıklanır. Haberleşme özgürlüğü ve gizliliği korunur; engelleme ve müdahale için usule uygun hâkim kararı gerekir; kararlar belirli süre içinde onaylanır ve gerekçeli olarak açıklanır. Yerleşme ve seyahat özgürlüğü vardır; yurtdışına çıkış ve sınır dışı edilmeye ilişkin sınırlamalar kanunla belirlenir; vatandaşlar temel olarak sınır dışı edilemez ve yurda girme haklarından yoksun bırakılamaz. Din ve vicdan özgürlüğü güvence altındadır; ibadet ve dini uygulamalar serbesttir; dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; din eğitimi devlet gözetimindedir; din ve manevi yaşamla ilgili haklar kişilerin baskı altında kalmaksızın korunur.

Kanun 7036
2017-10-25

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU

Bu metnin iş mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yargılama usulüne ilişkin temel sonuçları, taraflar için pratik etki olarak şu şekilde özetlenebilir. - İş mahkemeleri, tek hâkimli şekilde kurulup iş ilişkilerine ve buna bağlı uyuşmazlıklara bakar; ihtisaslaşma amacıyla bazı yerlerde bölümler veya daireler oluşturulabilir ve dava, bu kapsamda belirlenen yerlerde görülür. - Arabuluculuk zorunluluğu uygulanır; işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi gibi konularda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir; taraflar arabuluculuk sürecinde iletişim bilgilerini paylaşır ve arabuluculuk sonucunda varılan anlaşma veya varılamaması davayı doğrudan etkiler. - Arabuluculuk süreci belirli bir sürede sonuçlandırılmaya çalışılır; taraflar görüşmelere katılmazsa veya iletişim sağlanamazsa arabuluculuk faaliyeti sona erer ve bazı durumlarda yargılama giderlerinin paylaşımı konusunda yaptırımlar uygulanır; ayrıca arabuluculuk süresince zamanaşımı durur. - Arabuluculuk şartının istisnaları bulunmaktadır; iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri gibi bazı konular için bu şart uygulanmaz. - Arabuluculuk bürosunun görevi, uygun mediatori belirlemek, tarafların iletişimlerini organize etmek ve yetkili büroyu kurumsal olarak belirlemektir; yetki konusunda tarafların itirazları olduğunda yetkili büro ve mahkeme karar verir. - Arabuluculuk sonucunda taraflar eşit olarak ücret ve giderleri paylaşabilir; anlaşma halinde taraflar belirlenen şekilde ödemeyi yapar; anlaşma olmaması durumunda giderler belirli kurallara göre karşı tarafa yüklendirilebilir. - Bazı kararlar temyiz yoluna kapalıdır; bu, fesih bildirimine itiraz, disiplin cezalarının iptali gibi belirli tür kararlar için geçerlidir; bu, bu tür kararların istinaf veya temyiz yoluyla denetlenemeyeceği anlamına gelir. - Sosyal güvenlik mevzuatına ilişkin uyuşmazlıklarda, Sosyal Güvenlik Kurumu veya ilgili kurumlar davaya taraf olarak müdahil veya ihbar edilmiş olarak katılabilir; bu durum süreçte kurumun görüş ve işlemlerinin dikkate alınmasını sağlar. - Yürürlük, geçiş ve uygulama açısından yeni kurallar mevcut davalara uygulanır; eski davaların akışı devam eder ve bazı hükümler yeni davalarda uygulanır. - Genel olarak, dava süreçleri basit yargılama usulüne uygun olarak yürütülür; tarafların ispat yükü ve delillerinin değerlendirilmesi, dava birikiminin her talep açısından ayrı ele alınması gibi hususlar uygulanır.

Kanun 4686
2001-07-05

MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU

Bu yasa, yabancı unsuru taşıyan ve tahkimin Türkiye’de yer alması veya tarafların tahkim yolunu seçmesi halinde uluslararası nitelikteki uyuşmazlıkları tahkim yoluyla çözüme kavuşturmayı amaçlar; Türkiye’de bulunan taşınmazlar üzerindeki aynî haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradesine tâbi olmayan uyuşmazlıklar ise kapsamın dışında kalır. Yabancılık unsuru şu göstergelerle ortaya çıkabilir: tarafların yerleşim yerleri veya işyerleri farklı devletlerde olması; yükümlülüklerin önemli bölümünün ifa edileceği yerin diğer bir devlette bulunması; ana sözleşmenin yabancı sermayeyi içerdiğini veya yurtdışından kredi/garanti sözleşmelerinin gerekli olduğunu gösteren durumlar; sözleşme veya hukuki ilişkinin bir ülkeden diğerine sermaye/mal geçişini içermesi. Tahkim anlaşması, taraflar arasındaki ilişkiden doğan tüm uyuşmazlıkların ya bazılarını ya da tümünü tahkim yoluyla çözmeyi amaçlayan yazılı bir anlaşmadır; bu anlaşma tarafların belirlediği hukuka uygun olabileceği gibi, taraflar tarafından başka bir hukuk seçilmemişse Türk hukukuna da uygun olabilir. Tahkim anlaşmasına karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı ya da tahkim anlaşmasının henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu yönündeki itirazlar kabul edilmez. Bir uyuşmazlık mahkemede dava edilirse, karşı taraf tahkime itiraz edebilir; tahkim itirazı kabul edilirse dava mahkemenin usulüne uygun olarak reddedilir ve dosya ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir. Tahkim öncesi veya sırasında taraflardan birinin talebiyle mahkeme ya da hakem kurulu ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı verebilir; hakem kurulu, uygun güvence karşılığında bu tür kararları verebilir; bu kararların uygulanması için gerekli destek, gerektiğinde yetkili mahkeme tarafından sağlanabilir. Hakem sayısı tarafların kararlaştırmasına bağlıdır; aksi kararlaştırılmamışsa bir hakemli veya çok sayıda hakemli bir tahkim yoluna gidilir; hakemler bağımsız ve tarafsız olmalı; reddedilecek durumlar net olarak belirlenir ve reddin kararları kesinleşir; hakemlerin reddi durumunda tahkim sonlanabilir veya hakemler yeniden seçilir. Hakemler kendi yetkilerini ve tahkim sürecinin usulünü belirler; yetkilerini aşan konularda itirazlar en erken cevap dilekçesinde yapılır; yetkisizlik itirazı, tarafların kendi seçtikleri hakemleri ve usulleri etkilemez; yetkileri aşan bir itiraz ileri sürülmezse geçerli olmazsa, sonraki aşamada kabul edilebilir. Hakemler, taraflarca kararlaştırılan niteliklere sahip olmadıkları veya tarafsızlığı şüphe uyandıran koşullar bulunduğunu görürlerse reddedebilirler; taraflar hakemin reddi usulünü serbestçe kararlaştıralabilirler. Hakemler görevi kabul ettiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, görevlerini yerine getirmekten kaçınmaları halinde zarardan sorumlu tutulurlar; hakemler fiilen görevlerini hiç ya da zamanında yerine getiremediğinde görevi sona erebilir ve yeni bir hakem seçilir; tahkim süresi, hakemlerin değiştirilmesi nedeniyle durmaz. Hakemler yetkilerini kendi kararlarıyla belirler; hakem veya hakem kurulunun yetkisizliğine ilişkin itiraz en geç ilk cevap dilekçesinde yapılmalıdır; yetkili olduğuna karar verilirse tahkim sürer ve karar verilir; yetkisizlik itirazı ön sorun olarak incelenir ve karara bağlanır; yetkili olduğuna karar verilirse davaya devam edilir. Tahkim yargılamasında uygulanacak usuller taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir; aksi belirtilmemişse kanun hükümleri uygulanır; taraflar eşit haklara sahiptir ve yabancı taraflar da temsil edilebilir; tahkim dilinin seçimi taraflarca belirlenebilir, aksi kararlaştırılmamışsa hakemler karar verir; dil ve çeviri için gerektiğinde belgeler sunulur. Tahkim yeri, taraflarca veya seçilen tahkim kurumu tarafından serbestçe belirlenir; anlaşma yoksa hakemler olayın özelliklerine göre yer belirler; gerektiğinde toplantı başka bir yerde yapılabilir. Dava dilekçesi ve cevap, taraflarca belirlenen süreler içinde hakem veya hakem kuruluna sunulur; taraflar delillerini ekleyebilir ve ileride sunacakları delillere yönelik yol gösterimi yapabilirler; taraflar uyuşmazlığı tahkim kapsamı içinde değiştirme veya genişletmede bulunabilir fakat kapsam dışına çıkacak şekilde değiştirme yapılamaz. Görev belgesi, hakemler ve taraflarca imzalanır ve tarafların iletişim adresleri, istemler, hakemlerin kimlikleri, tahkim deren yeri ve süresi gibi bilgiler içerir. Duruşma veya yazılı yargılama kararıyla karar verilir; taraf olma niteliğini kaybetme durumunda tahkim süreci ertelenir; bildirim yapılmaması durumunda belirli süre sonunda tahkim sona erebilir. Tahkim yoluyla çözülen uyuşmazlıklar için Türkçe veya tanınan başka bir devletin resmi dilinde yargılama yapılabilir; dil seçimi belirlenmezse hakemler karar verir; belgelerin çevirileri de gerektiğinde sunulur. Türkiye’deki taşınmazlar üzerindeki aynî hak uyuşmazlıkları bu düzenlemenin kapsamı dışındadır.

Kanun 5549
2006-10-18

SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN

Bu yasa, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi amacıyla yükümlülükler, denetim ve yaptırımları düzenler; yükümlü sayılan finansal ve ilişkili alanlardaki gerçek ve tüzel kişiler için sıkı uyum yükümlülükleri getirir. - Yükümlüler, işlemler başlamadan önce müşterinin kimliğini tespit etmek ve kimliklerle ilgili gerekli tedbirleri almak zorundadır; hangi belgelerin gerekli olduğuna ilişkin usul ve esaslar belirlenir. - Şüpheli işlem bulunduğunda yükümlüler bu işlemleri Başkanlığa bildirmek zorundadır; bildirimin güvenli ve gizli kalması sağlanır. - Yükümlüler, risk temelli bir yaklaşımla eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri kurar ve uygular; finansal grup içindeki bilgi paylaşımı mümkün olabilir ve buna ilişkin çerçeve gerektiğinde ayrıntılandırılır. - Devamlı bilgi verme kapsamında belirli işlemler ve tutarlar aşan işlemler için sürekli bildirimler yapılır; hangi işlem türlerinin kapsamda olduğu ve nasıl bildirileceği yönetmelikte belirlenir. - Kamu kurumları bilgi ve belge talep edebilir; sunulan bilgiler doğru ve eksiksiz olur; paylaşılan bilgiler güvenli biçimde korunur. - Belgeler ve kimlik tespitine ilişkin kayıtlar belirli süreler boyunca saklanır ve istenildiğinde ibraz edilir. - Kamu kurumlarının bilgi sistemlerine Başkanlıkla birlikte erişim sağlanabilir; elektronik tebligat uygulanabilir ve elektronik olarak cevap istenebilir. - Yükümlülük ihlallerinde idari para cezaları ve adlî cezalar uygulanır; ihlaller için çeşitli tedbirler (faaliyetleri kısıtlama veya iptal dahil) ile yaptırımlar öngörülür. - Başkasının hesabına hareket edildiğini bildirmemenin tespiti halinde cezai yaptırımlar uygulanabilir. - Gümrük idaresine ilişkin açıklama yükümlülüğü vardır; yanlış veya eksik beyan halinde para cezası uygulanabilir. - Denetim, bilgi talepleri ve uyum konularında yürütülen işlemler, ilgili denetim elemanları ve kurumlar tarafından sürdürülebilir. - Yasal olarak yükümlü olmayanlar için sorumluluk doğmazken, uyum sağlanmayanlara yönelik güvenlik ve yaptırım süreçleri uygulanır.

Kanun 4458
1999-11-04

GÜMRÜK KANUNU

Gümrük kuralları Türkiye Gümrük Bölgesine giren veya çıkan eşyaya ve taşıt araçlarına uygulanır; bölge kapsamı kara suları, iç sular ve hava sahasını içerir. Gümrük mevzuatı, kavramlar ve işlemler konusunda taraflar için net tanımlar sağlar; bir kişinin temsilci atayabilmesi, temsilin türüne göre hareket etmesi ve yetki belgesini ibraz etmesi gerekir; doğru beyan edilmeyen hareketler kendi adıyla işlem görmek olarak kabul edilebilir. Temsilci sistemi, transit sınırlaması olanlar hariç, gümrük işlemlerinde yerleşik kişiler tarafından yürütülür ve temsilci işlemleri belirli kurallara uygun olarak yapılır. Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü, yerleşik işletmelere daha hızlı ve basitleştirilmiş emniyet ve güvenlik kontrolleriyle avantaj sağlayabilir; statü ve izinler, hangi kontrollerin uygulanacağını ve hangi idarelerin yetkili olduğunu belirleyen kurallarla düzenlenir. Gümrükle ilgili kararlar için talep süreci vardır; kararlar için gerekli bilgi ve belgeler sunulur, talep yazılı olarak yapılır ve belirli sürelerde karar verilmesi amaçlanır; alınan kararlar gerekçeli olarak bildirilir ve itiraz yoluyla olur. Lehine verilen kararlar bazı durumlarda iptal veya değiştirme kapsamına girebilir; iptalin veya değiştirmenin hangi durumlarda mümkün olduğunun şartları belirlenir ve iptal kararı tebliğ edildiğinde yürürlüğe girer; ihtiyaç halinde erteleme yapılabilir. Kişiler gümrük mevzuatı uygulamaları hakkında bilgi talep edebilir; bilgiler ücretsiz olarak verilir; bazı özel hallerde masraflar talepte bulunan tarafından karşılanır. Bağlayıcı tarife ve bağlayıcı menşe bilgisi yazılı talep üzerine verilir; bu bilgiler belirli süreler için geçerlidir ve bazı değişiklikler veya yanlış beyanlar durumunda geçerliliğini kaybedebilir; menşe kuralları veya tarife kaydıyla ilgili değişiklikler sonrasında bilgiler yeniden değerlendirilir ve değiştirilir veya iptal edilebilir. Gümrük güvenliği ve gözetimi ile ilgili uygulamalar, eşyaların giriş-çıkış- transit ve nihai kullanımına ilişkin prosedürleri kapsar; bu süreçler, güvenli ve uyumlu bir ticaret akışını sağlamak amacıyla uygulanır. İdareler ve kişiler, mevzuata uygun hareket etmek ve gümrük vergilerini ödemek, gerekli kayıtları tutmak ve denetimlere açık olmakla yükümlüdür. Risk, ülkeler arası taşınan eşyaların güvenlik, ekonomi, çevre ve tüketici açısından potansiyel tehditler yaratma ihtimalini ifade eder; risk yönetimi, bu riskleri azaltmak için veri toplama, analiz ve önlemleri kapsayan bir süreç olarak tanımlanır.

Kanun 5335
2005-04-27

BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Bu yasa, kamu hizmetlerinde emeklilik veya yaşlılık aylığı alan kişiler için istihdam sınırlamaları getirirken kamu taşınmazlarının yönetimi ve özelleştirme süreçlerinde önemli değişiklikler öngörmektedir ve bazı özel durumlar ile istisnaları da içermektedir. - Emeklilik aylığı alanlar için geniş bir kadro ve görev ataması yasağı uygulanır; ancak Cumhurbaşkanlığı, bakanlık görevi veya yasama organı üyeliği gibi bazı özel durumlar ile üniversite ve kamu hizmetinin belirli alanlarında istisnalar bulunmaktadır. Ayrıca sadece toplantı veya huzur ücreti karşılığı yürütülen bazı görevler ve belirli özel mevzuatla çalıştırılma hakkı verilenlerden istisna olunanlar kapsam dışı değildir. - Emeklilik aylıkları kesilirse, yazılı talep üzerine sigortalılık durumunun sona erdiği kabul edilerek aylıkların yeniden bağlanması sağlanabilir. - Taşınmazlarla ilgili olarak devlet demiryolları ve havacılık alanında bulunan taşınmazların satışına ilişkin kapsamlı süreçler belirlenir; değer tespiti, ihale süreçleri ve satış kararları şeffaf ve alenî yürütülür. Satış bedelleri operasyonel giderlere yönlendirilir; bazı taşınmazlar ilgili mevzuat çerçevesinde belediyelere veya diğer kamu kurumlarına devredilebilir veya bedelsiz kullanım/özel hak tesisi gibi seçeneklerle değerlendirilebilir. - Taşınmazların satış ve değerlendirme süreçlerinde gerekli görüldüğünde özel komisyonlar ve ihale birimleri kurulur; değer tespiti ve ihale kararları iç denetim ve onay süreçlerine tabi olur; süreçler kamuya açık, rekabete dayalı ve şeffaf bir şekilde yürütülür. - Özelleştirme kapsamına giren taşınmazlar için ilgili mevzuat çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile uygulamalar yürütülür ve elde edilecek gelirler ilgili giderler düşüldükten sonra bu kapsamda değerlendirilir. - Devlet hava meydanları ve bağlı tesisler için, 49 yılı geçmemek üzere Build-Operate-Transfer veya benzeri modellerle işletilmesi amacıyla özel sektör tüzel kişilerine devir yapılabilir; bu süreçler ihale yoluyla ve kamuya açık şekilde gerçekleştirilir, işletim süresi boyunca denetim ve standarda uygunluk sağlanır. - Savaş veya barış halindeki yardım işlerinde Türkiye Kızılay Derneği ile buna bağlı işletmelerin faaliyetleri, bu düzenlemenin kapsamı dışında tutulabilir. - Genel olarak, kamu hizmetlerinin verimliliği ve planlı personel dağılımı hedeflenirken taşınmazların yönetimi, satış süreçleri ve özelleştirme uygulamaları için yeni prosedürler ve denetim mekanizmaları getirilir; bu sayede kamuya ait varlıkların kullanımı, gelir elde edilmesi ve kamu hizmetlerinin sürdürülmesi konusunda daha açık ve belirli kurallar uygulanır.

Kanun 5271
2004-12-17

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Bu metin, ceza muhakemesinin nasıl işleyeceğine ilişkin kuralları ve bu süreçte tarafların hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler; bu çerçevede süreçlerin adil ve düzenli yürütülmesi amaçlanır. Şüpheli, sanık, müdafi, vekil gibi tarafların kimlikleri ve bu kişilerle ilişkili temsil hakları netleşir; böylece savunma ve zarar görenin temsil hakları güvence altına alınır. Mahkemelerin görev ve yetkilerini belirleyen esaslar sayesinde davaya hangi mahkemenin bakacağına karar verilir; görevin yetkisizlik durumunda nasıl ele alınacağı, mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında hangi merciin karar vereceği açıklık kazanır. İddianamenin kabulünden sonra davanın görüleceği yerin uygun olmadığının ortaya çıkması halinde davanın uygun yetkili mahkemeye gönderilmesi ve bu yönde karar yolları belirlenir; yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yolunun olduğu belirtilir. Bağlantılı suçlar ve toplu davalar açısından birleştirme veya ayrılma olanakları tanınır; böylece benzer veya bağlantılı suçlar tek bir yerde, verimli bir şekilde değerlendirilebilir. Yetkinin belirlenmesinde suçun işlendiği yer, son olarak fiilin işlendiği yer, eser basım merkezi gibi kriterler rol oynar; yabancı ülkelerde işlenen suçlarda ise gerektiğinde yetkinin başka bir yargı yerine kaydırılabilmesi için usuller öngörülür. Deniz, hava veya demiryolu taşıtlarıyla işlenen suçlarda yetki, taşıtın bulunduğu veya ilk uğradığı yere göre belirlenir; bu sayede taşıtla ilgili suçlarda uygun mahkeme tespit edilmiştir. Bağlantılı suçlarda yetkideki uyuşmazlıklar olduğunda, mevcut yetkili mahkemeler arasındaki uzlaşma veya birleştirme yoluyla davalar birlikte görülebilir veya ayrı tutulabilir; bu süreç, adli yürütme açısından esneklik sağlar. Yetkisizlik iddiası, hangi aşamada bildirileceği ve kararların nasıl ortaya çıkacağı bakımından belirli usullerle düzenlenir; bu iddiaya karşı kararlar konusunda itirazlar yoluyla başvuru imkanı vardır. Davanın nakline ilişkin kararlar, görevli ya da yetkili mahkeme kamu güvenliği açısından uygun gördüğünde, davanın başka bir yerde devam ettirilmesine olanak verir; bu kararlar için gerekli kanuni yollar açık tutulur. Yetkili olmayan hâkim veya mahkeme tarafından yapılan işlemler, bazı durumlarda hükümsüz sayılmaz ve bu tür işlemlerin düzeltilmesi için ek kurallar öngörülür; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde işlemlerin yürütülmesi için esneklik sağlanır. Hâkimin reddi ve çekinmesi konularında, reddin hangi sebeplerle istenebileceği, bu reddin nasıl karara bağlanacağı, ret kararına karşı hangi yolların izleneceği ve reddin kabulü halinde hangi hâkimin görevlendirileceği gibi hususlar ayrıntılı şekilde belirlenir. Kararların verilmesi, gerekçeli olması, taraflara açıklanması ve tebliğ edilmesi kuralları netleşir; kararların nasıl yazılacağı ve gerekçelerin nasıl sunulacağı, ilgili tarafların savunmalarını takip ederek karar verilmesini sağlar. Tebligat ve yazışma usulleri, uluslararası ilişkiler bağlamında tebligatların nasıl yapılacağı ve gerekli özel hükümler ile tebligat süreçlerinin uygulanacağı şeklinde somutlaştırılır. Bu kapsamda, ceza muhakemesinin işleyişini etkileyen temel etkiler şunlar olur: davanın hangi mahkemede görüleceği konusunda net kurallar ve karar mekanizmaları, bağlı veya bağlantılı suçların davalarının nasıl birleştirilip birleştirilmeyeceğine dair esneklik, yurt içi ve yurt dışı ile ilgili yetki kuralları ve gerektiğinde yetkinin değiştirilmesi imkanı, hâkimin reddi ve çekinmesi süreçlerinin adil ve şeffaf işlemesi, kararların gerekçeli ve usule uygun olarak açıklanması ile tebliğ süreçlerinin düzenli işlemesi.