10 / 1.967 sonuç gösteriliyor

Kanun 5042
2004-01-15

YENİ BİTKİ ÇEŞİTLERİNE AİT ISLAHÇI HAKLARININ KORUNMASINA İLİŞKİN KANUN

- Yeni bitki çeşitlerinin korunması için ıslahçı hakları tanımlanır ve hak sahipleriyle onların mirasçılarına özel yetkiler verilir; aynı çeşit üzerinde birden çok hak sahibi olması durumunda müşterek hak sahibi olma durumu ortaya çıkabilir. - Islahçı hakları, korunan çeşitler için çoğaltım materyallerinin üretimi, çoğaltılması, satışı, piyasaya sürülmesi, ihracatı, ithalatı ve depolanması üzerinde tekelci yetkiler sağlar. - Başkasının izni olmadan korunan çeşit üzerinde hak sahibinin belirlediği bu yetkiler kullanılmaz; ihlal halinde hak sahibi yasal yollara başvurabilir. - Hak sahipliği çoğunlukla, çeşit üzerinde çalışan veya geliştiren kişilerin hak sahibi olması; işyerinde geliştirilen çeşitler için ise sahibin işveren olması ilkesine dayanır. - Çalışanlar ve işverenler arasındaki sözleşmelere bağlı olarak, iş ilişkisi dışında geliştirilen çeşitlerde hak sahibliği ve kullanım konusunda ilgili hükümler uygulanır. - Çiftçi istisnası olarak, belirli tarım ürünlerinde korunan çeşitleri kendi tarım alanlarında kendi üretimleri için kullanabilen çiftçiler bulunmaktadır; küçük çiftçiler için özel bir muafiyet ve bildirme/mütalaa yükümlülükleri söz konusudur; diğer çiftçiler ise hak sahibine bedel ödeyerek kullanım yapabilir. - Zorunlu lisans mekanizması, kamu yararı nedeniyle hak sahibinin izni olmadan korunan çeşitlerin belirli koşullarda kullanılmasını sağlayabilir; arabuluculuk süreçleri ve Bakanlığın karar verici rolü vardır. - Arabuluculuk süreciyle lisans görüşmeleri yapılabilir; taraflar uzlaşamazsa lisans verme süreci tek taraflı kararlarla sonuçlanabilir. - İsmin korunması ve kullanımına ilişkin kurallar, korunan çeşit için özel bir isim belirlenmesini ve bu ismin pazarda kullanılması zorunluluğunu getirir; ayrıca ismin yanlış kullanımı veya karışıklık yaratacak durumlar için önlemler vardır. - Koruma süresi kavramsal olarak, hak sahibine belirli bir süre boyunca üstünlük sağlayan bir koruma sağlar; sürenin sonunda çeşitlerin serbestçe kullanılabilir olması gibi sonuçlar doğurur. - Çeşitlerin tescil edildiği siciller ve yayımlanan kataloglar, koruma kapsamını ve piyasaya sürülme süreçlerini belirler; bu kayıtlar kamuya açıklık ve güven sağlar. - Uluslararası ölçekte, UPOV çerçevesinde Türkiye ile karşılıklılık esasına dayalı olarak koruma imkanı bulunmaktadır; bu, uygun şartları sağlayan yabancı gerçek veya tüzel kişilerin de haklardan yararlanmasını mümkün kılar. - Yasa, hak sahipliği, sınırlandırmalar ve uygulama için gerekli usul ve esasları yönetmelikler ve resmi düzenlemelerle belirler; bu nedenle uygulamalar değişebilir ve uygulamalara dair ayrıntılar yönetmeliklerde yer alır.

Kanun 5718
2007-12-12

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemede yabancı unsur taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk ve bu konudaki ihtilafın çözümüne ilişkin temel kurallar belirlenir. Taraflar arasındaki meselelerde hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına karar verirken, hangi ülkenin yetkili olduğu ve yabancı kararların tanınması gibi meseleler de dikkate alınır. Yetkili hukuk, tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi bağlarla belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça bu bağlar esas alınır. Yetkili hukuk toplu olarak tarafların mutabakatıyla değiştirilebilir; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça söz konusu hüküm uygulanır. Yabancı hukuk belirli bir olay için uygulanabilirken, bu hukuk kamu düzenine aykırı olduğunda Türk hukuku uygulanabilir. Yetkili yabancı hukukun uygulanmasının amacı ve kapsamı açısından Türk hukukunun doğrudan uygulanabilir kuralları da devreye girebilir. Hukukî işlemlerin şekline ilişkin esaslar, işlemin yapıldığı ülkenin veya esasta uygulanacak olan hukukun öngördüğü şekil kurallarına bağlıdır. Zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tabidir. Ehliyet ve kısıtlılık gibi hususlarda haklar çoğunlukla kişinin millî hukukuna tabidir; bazı istisnai durumlarda Türkiye’deki mutad mesken hükümleri devreye girebilir. Vasiyet, gaiplik ve ölmüş sayılma gibi konularda karar verilecek kişinin millî hukuku belirleyici olur; bazı durumlarda malların bulunduğu ülke etkili olabilir. Nişanlanma ve evlilik gibi aile hayatı konularında ehliyet, şartlar ve geçerlik genelde tarafların millî hukukuna bağlıdır; evlilik şekli ise evliliğin yapıldığı ülke hukuku tarafından belirlenir; ortak evlilik hukuku, tarafların müşterek millî hukukuna bağlı olarak ya da Türk hukuku uygulanarak çözülebilir. Boşanma ve ayrılık konuları tarafların müşterek millî hukukuna göre incelenir; nafaka, velayet ve geçici önlemler Türk hukuku kapsamına girebilir. Evlilik malları konusunda taraflar mutabık kaldıkları millî hukukunu esas alabilir; aksi halde mutad mesken hukuku veya Türk hukuku uygulanır; taşınmazlar için ilgili ülke hukuku esas alınır. Soybağı ve soybağına ilişkin hükümler, çocuğun doğum anındaki millî hukuka göre kurulur; kurulamıyorsa çocuğun mutad meskeni veya diğer yakın bağlar dikkate alınır. Evlât edinme, vesayet ve kayyımlık gibi koruma tedbirleri ile ilişkilere ilişkin hükümler çoğunlukla tarafların millî hukukuna göre uygulanır. Nafaka ve miras gibi konularda uygulanacak hukuk, alacaklı veya mirasçıların çoğu duruma göre belirlenir; taşınmazlar ve muvazaa gibi durumlarda yerleşim ya da malın bulunduğu ülke etkili olur. Taşınır ve taşınmaz üzerindeki aynî haklar, hareket halindeki mallar ve taşıma sözleşmeleri gibi alanlarda uygulanan hukuk, malın bulunduğu ülke veya tarafların seçimlerine göre belirlenir; taşınmaz haklarında ise esas olarak taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerli olur. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin işlemlerde hangi ülkenin koruma talebinde bulunduğu esas alınır; taraflar arasında hukuk seçimi yapılmışsa o hukuk uygulanır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, taraflar açıkça bir hukuk seçmezse en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır; bu, sözleşmenin kuruluşundaki mutad mesken veya işyeri gibi kriterlerle belirlenir. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Tüketici sözleşmeleri için tüketicinin mutad meskeninin emredici hükümleri korunur; tarafların hukuk seçimi yoksa da mutad mesken hukuku uygulanır; bazı istisnalar paket turlar kapsamında uygulanmaz. İş sözleşmeleri, tarafların belirlediği hukuka tabidir; taraflar seçim yapmamışsa işçinin mutad işyeri hukuku uygulanır; işin sürekli olarak birden çok ülkede yapıldığı durumlarda esas işyerinin bulunduğu ülke uygulanır. Fikrî mülkiyet sözleşmeleri, tarafların seçtikleri hukuka tabidir; seçim yoksa işyeri veya mutad mesken hukuku uygulanır. Sözleşmeden doğan ilişkilerde, taraflarca sıkı ilişkiyle bağlanan başka bir hukuk varsa o hukuk uygulanabilir. İnsan hakları ile ilgili durumlarda zarar görenin seçimine göre ilgili ülkelerin yasaları uygulanabilir; bu, ihlâllerin niteliğine göre değişir. Haksız fiil durumunda zarar görenin veya zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır; sigorta ilişkilerinde hak sahipleri doğrudan sigortacıyı hedef alabilir. Kişilik haklarının ihlâliyle ilgili talepler ve cevap hakları, çeşitli bağlara göre farklı ülkelerin hukukuna tabi olabilir. İmalât ülkesinin tercihi ve mutad mesken veya işyeri gibi kriterler zarar verenin veya zararın bulunduğu ülkeye göre belirlenir. Haksız rekabet konusunda talepler, piyasaya etki eden ülkenin hukukuna tabidir; rekabetin engellenmesi ve zararlar bu bağlamda ilgili ülke hukukuna göre çözümlenir.

Kanun 7061
2017-12-05

BAZI VERGİ KANUNLARI İLE DİĞER BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Bu kanun, vergi ve maliye alanında bulunan bir dizi hükmü değiştiren ve bazılarını yerine geçiren geniş kapsamlı bir düzenlemedir. Birçok vergi ve harçla ilgili uygulamanın içeriği ve nasıl hesaplandığı konusunda yeniden düzenleme getirir; böylece vergi gelirlerinin toplanması ve mali işlemlerin yürütülmesi daha tutarlı bir çerçeveye oturtulur. Geçiş hükümleriyle mevcut uygulamaların yeni düzenlemeler kapsamında nasıl uygulanacağı ve hangi durumlarda muafiyetler veya iade işlemlerinin söz konusu olabileceği belirginleştirilir. Ayrıca bazı kamu fonlarının bütçeye gelir olarak kaydedilmesi ve ilgili hesaplardan bu yönde aktarma yapılması öngörülür; bu, kamu maliyesine kaynak akışını etkileyebilir. Değişiklikler, yürürlüğe girecek diğer yasa tasarılarıyla ilişkilendirilerek hangi hükümlerin hangi diğer mevzuatla birlikte uygulamaya alınacağını düzenler. Uygulamanın akışını kolaylaştırmak amacıyla bazı hükümler geçici düzenlemelerle sınırlı süreli olarak uygulanabilir hâle getirilir ve yeni kurallar kademeli olarak hayata geçirilir. Bu değişiklikler, vergi ve maliye mevzuatında uyum ve tutarlılık sağlama amacı taşır.

Kanun 7155
2018-12-19

ABONELİK SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN TAKİBİN BAŞLATILMASI USULÜ HAKKINDA KANUN

Abonelik sözleşmelerinden doğan para alacaklarının haciz yoluyla ilamsız icra takibinin merkezi elektronik sistem üzerinden başlatılması ve takip sürecine kadar yönetilmesi amaçlanır. Alacaklı avukatı takip talebini Merkezî Takip Sistemine girer; sisteme borçlu ve alacaklı bilgileri, alacağın tutarı, takip dayanağı belgeler ve diğer ilgili bilgiler kaydedilir; takip için Merkezî Takip Numarası verilir. Takip ödeme emri ile başlar; ödeme emrinde toplam borç ve masraflar ile ödeme için hesap numarası ve ödeme süreleri belirtilir; itiraz ve yetkiye ilişkin bilgiler de yer alır; itirazlar güvenli elektronik imza ile de yapılabilir. Tebliğ işlemi PTT ile gerçekleştirilir; borçluya tebliğ edilir; bazı hallerde borçlunun adres kayıt sistemindeki adres üzerinden de tebligat yapılabilir; tebligatın kanıtı sisteme yüklenir. Borç ödenirse takip sona erer; ödenen para hesaplara aktarılır; masraflar ilgili hesaplara düşülür. Borçlu ödeme emrine itiraz edebilir; itiraz icra dairesi tarafından işlenir ve takip durur; yetkiye ilişkin itiraz halinde mahkeme kararına bağlı olarak yetkinin kaldırılması gerekir. Ödeme emrine itiraz edilmemesi veya itiraz hükümden düşürüldüğünde takip cebri icraya devam eder; alacaklı dilerse borçlunun mal veya alacaklarının olup olmadığını UYAP üzerinden sorgulayabilir. Takipte harç ve masraflar Merkezî Takip Sistemi üzerinden alınır; icraya başvurma harcı ve tahsil harcı alınmaz. Hüküm bulunmayan hallerde uygulanacak esaslar ve yönetmelikler düzenlenir. Geçiş hükmü kapsamında mevcut takipler için önceki hükümler esas alınır; yürürlük ve yürütme konuları uygulanır.

Kanun 805
1926-04-22

İKTİSADİ MÜESSESELERDE MECBURİ TÜRKÇE KULLANILMASI HAKKINDA KANUN

- Türkiye’deki işletme ve müesseseler, işlemlerini Türkçe olarak yürütmek ve defterlerini Türkçe tutmak zorundadır. - Yabancı şirket ve müesseseler için bu zorunluluk, Türkiye’deki muameleler ile devlet kurumlarına ibraz edilen evrak ve defterler için geçerlidir; Türkçe ana dil olarak kabul edilir ve Türkçe dışında da yazılı kayıtlar bulunabilir, ancak Türkçe metin esas alınır; imza, Türkçe metin üzerinde başka bir dilde yazılmış olsa dahi Türkçe kısmın geçerliliği korunur. - Birinci ve ikinci maddelere aykırı olarak düzenlenen evrak ve vesikalar, şirkete karşı aleyhe olan bir durumda dikkate alınmaz. - Bu düzenlemelere aykırı hareket edenler için cezai yaptırım öngörülmüştür. - Kanuna ekleyen mevzuat yürürlüğe girer ve bu değişiklikler mevcut uygulamaya yansır.

Kanun 5651
2007-05-23

İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN

Bu mevzuat internet ortamında ana aktörleri etkiler: içerik sağlayıcılar, yer sağlayıcılar ve erişim sağlayıcılar. İçerik sağlayıcılar, sunmuş oldukları içerikten sorumludur; kendi sunduğu içeriğe ilişkin sorumluluk, başkasına ait içerik için her durumda uygulanmaz. Yer sağlayıcılar, kendileri tarafından yayımlanan içeriği kontrol etmekle yükümlü değildir; ancak kendilerine iletilen hukuka aykırı içerikleri yayımdan kaldırmakla yükümlüdürler. Ayrıca trafik bilgilerini saklamak ve bu bilgilerin doğruluk ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdürler. Erişim sağlayıcılar, uygun olan kararlar doğrultusunda içeriğe erişimi engellemeye yönelik yükümlülükler taşılar; trafik kayıtlarını saklamak ve gerekli bildirimleri yapmak konusunda esaslara uymakla yükümlüdürler. İçerik çıkartılması ve/veya erişimin engellenmesi kararları belirli suçlar için uygulanabilir ve kararlar ilgili taraflara bildirilerek yerine getirilir. Bu süreçlerin uygulanması için koordinasyon ve gerekli teknik altyapı gerekir. Toplu kullanım sağlayıcılar için izin ve denetim süreçleri uygulanır ve çocukların korunması gibi amaçlarla tedbirler alınır. Bu düzenlemenin amacı internetin güvenli ve sağlıklı kullanımını desteklemek ve suçlarla mücadeleyi sağlamaktır.

Kanun 167
1960-12-23

YERALTI SULARI HAKKINDA KANUN

Yeraltı suları kamu malı olarak kabul edilir ve devletin denetim ve yönetimi altındadır; bu suların araştırılması, kullanılması ve korunması bu yasa kapsamında düzenlenir. Yeraltı suyu depoları, yeraltında bulunan su kütlesinin bütününü etkileyebilecek nitelikte bir yapıya sahiptir. Komşu hakları, komşu arazideki sahibin kendi faydalı ihtiyaçlarını karşılama amacıyla su kullanımına olanak tanır; kullanım şartları ilgili mevzuatta belirlenir. Araştırma ve kullanım için belge almak zorunludur; arama belgesi belirli bir süre için geçerlidir ve süresi dolunca yenilenmesi gerekir. Kullanma belgesi almak için arama belgesinin bulunması gerekir; su kullanımı için ölçüm sisteminin kurulması ve teknik şartların yerine getirilmesi gerekir; miktar ve havza gibi hususlar uygun makamlarca belirlenir. Islah ve tadil için belge almak suretiyle kuyuların verimini artırma veya başka amaçlarla müdahaleler yapılabilir. Belgesiz veya şartlara aykırı işlemler cezai yaptırımlarla karşılaşır; kuyular kapatılabilir ve masraflar sahibinden talep edilebilir. Önceden açılmış kuyular için geçici hükümler uygulanır; sahiplerin belirli bir süre içinde başvuru yapması gerekir; aksi halde cezai sonuç doğabilir. Yapılacak tesislerin tasarımı ve uygulanması için teknik standartlar ve proje onayları gerekir; mühendislik sorumluluğu esas alınır. Verilen belgeler resmi kayda geçirilir ve tescil edilir.

Kanun 1774
1973-07-11

KİMLİK BİLDİRME KANUNU

Tesisler ve konaklama hizmeti sunan işyerleri, gelen misafirlerin ve çalışanların kimliklerini kayda almak ve giriş-çıkış kayıtlarını güncel tutmakla, gerektiğinde kolluk kuvvetlerine sunmaya hazır bulundurmakla yükümlüdür; bu kayıtlar denetimler için değerlendirilebilir. Sorumlu işletmeciler ve yöneticiler, işletilen tesislere ilişkin kimlik sorumlusunu belirterek değişiklikleri bildirmekle yükümlüdür; ayrıca çalışanların ve kalanların kimlik bilgilerini takip etmekle, bilgi devrini gerektiğinde yapmakla sorumludurlar; bu yükümlülükler ortaklaşa yürütülebilir. Kolluk görevlileri talep ettiğinde kimlik kartlarının gösterilmesi zorunludur; kimlik kartları çalışanlar için düzenlenir ve kullanılır. Elektronik bildirim imkanı bulunabilir; bazı bildirimler elektronik ortamda yapılabilir; muhtar onayıyla kayıtlar onaylanabilir ve bazı durumlarda paylaşımlar gerçekleşebilir. Konutlar, iş yerleri ve benzeri yerlerde çalışanlar ile kalanlar için güvenlik amacıyla durum gözetimi yapılabilir; yöneticiler ve kat sahipleri bu süreçte yardımcı olmak ve gerekli bilgileri sağlamakla yükümlüdür. Konutlarda veya iş yerlerinde geçici veya mevsimlik yer değiştirme durumlarında, ilgili kişilerden bildirim yapması talep edilir; mevsimlik tarım işçileri için belirli uygulamalar uygulanabilir ve bu bilgiler ilgili mercilerle paylaşılabilir. Araç, gemi veya deniz aracı kiralama işletmeleri, kiralanan araçlar ve kiracıların kimlik bilgilerini kayıt altında tutmak, araç konumunu izlemek ve bu verileri kolluk kuvvetleriyle paylaşmak zorundadır; verinin doğru ve erişilebilir tutulması sağlanır; ihlaller halinde belirli yaptırımlar uygulanabilir ve ruhsatlar etkilenebilir. İhlaller durumunda idari yaptırımlar uygulanabilir ve tekrarlayan ihlaller ruhsatların iptaliyle sonuçlanabilir. Kamuya açık ve yatısız kullanılan bazı yerlerde, özel izinler çerçevesinde kalmaya ilişkin sınırlamalar bulunabilir; bu tür yerler için bildirim yükümlülüğü uygulanmayabilir. Yönetmelikler kapsamında bildirimler ve kayıt tutma süreçleri, denetim ve uygulama için belirlenen usullere göre yürütülür.

Kanun 210
1963-02-28

DEĞERLİ KAĞITLAR KANUNU

Bu kanunun pratik etkileri şunlardır: - Değerli kâğıt olarak kabul edilen belge türleri belirlenir ve ilgili işlemlerde bu belgelerin kullanılmaları zorunlu hale gelir; elektronık imza ile oluşturulan noter belgeleri de değerli kâğıt kapsamındadır. - Değerli kâğıtlar hazırlanır, bastırılır ve uygun yerlerde satılır; içeriğe göre bedeller uygulanır. - Noter işlemleri ve ilgili belgeler için belirlenen bedeller üzerinden işlem yapılır; adi kâğıt kullanımı halinde bedellerin ödenmesi gerekebilir. - Adi kâğıt yerine değerli kâğıt kullanımı esas olduğundan, buna uymayanlar için ağır cezai yaptırımlar uygulanabilir. - Çeşitli belge türleri için bir bedel tablosu bulunur ve bu tablodaki bedeller karşılığında belgeler temin edilir; bankalar da çekleri bu kapsamda basar ve satar. - Eski belge bedelleri ile yeni bedeller arasındaki farklar taraflarca tamamlanır; kullanılmayan eski bedeller iade edilir. - Değerli kâğıtların hazırlanması, basımı ve satışı ilgili kamu kurumları tarafından yürütülür. - Sistemin amacı, değerli kâğıtların kullanımıyla işlemlerin takip edilebilirliğini ve ülke genelinde kamu mali yönetimini sağlamaktır.

Kanun 3071
1984-11-10

DİLEKÇE HAKKININ KULLANILMASINA DAİR KANUN

Dilekçe hakkı, Türk vatandaşlarına ve Türkiye’de ikamet eden yabancılara kendileriyle ya da kamu ile ilgili dilek ve şikâyetlerini yazılı olarak yetkili makamlara başvurma imkânı sağlar; yabancılar için karşılıklılık esası gözetilmekte ve dilekçelerin Türkçe yazılması şartıyla bu haktan yararlanılabilir. Dilekçede bulunması zorunlu şartlar arasında başvuru sahibinin adı ve soyadı ile imzası ve iş veya ikametgâh adresinin bulunması gerekir. Dilekçe, konusuyla ilgili olmayan bir idari makama verilmişse ilgili yetkili makama gönderilir ve dilekçe sahibine bilgi verilir. İncelenemeyecek dilekçeler arasında belli bir konuyu içermeyenler, yargı alanına giren konular ile şartlardan herhangi birini taşımayanlar yer alır. Dilekçenin incelenmesi ve sonucunun bildirilmesi konusunda başvurunun sahibi, başvurunun sonucu veya işlem safahatı hakkında gerekçeli olarak bilgilendirilir ve gerekli durumlarda duyuru yapılır. Başvuruların incelenmesi ve karara bağlanması sürecinde, ilgili makamlar dilekçeyi incelemek ve karar vermek üzere gerekli adımları atar; başvuru sahiplerinden talep edilen bilgi ve belgeyi sunmaları istenir ve idari denetim yapılması, bilirkişi görevlendirilmesi ve yerinde inceleme gibi işlemler gerçekleştirilebilir; kamu kurumları ve kamu personeli bu taleplere uygun olarak yanıt verir ve gerekli tedbirleri almak zorundadır. Yabancılar açısından ilke olarak, Türkiye’de ikamet edenler bu haktan yararlanabilir; karşılıklılık esası ve dilekçelerin Türkçe yazılması şartları uygulanır.