10 / 4.773 sonuç gösteriliyor

Kanun 805
1926-04-22

İKTİSADİ MÜESSESELERDE MECBURİ TÜRKÇE KULLANILMASI HAKKINDA KANUN

- Türkiye’deki işletme ve müesseseler, işlemlerini Türkçe olarak yürütmek ve defterlerini Türkçe tutmak zorundadır. - Yabancı şirket ve müesseseler için bu zorunluluk, Türkiye’deki muameleler ile devlet kurumlarına ibraz edilen evrak ve defterler için geçerlidir; Türkçe ana dil olarak kabul edilir ve Türkçe dışında da yazılı kayıtlar bulunabilir, ancak Türkçe metin esas alınır; imza, Türkçe metin üzerinde başka bir dilde yazılmış olsa dahi Türkçe kısmın geçerliliği korunur. - Birinci ve ikinci maddelere aykırı olarak düzenlenen evrak ve vesikalar, şirkete karşı aleyhe olan bir durumda dikkate alınmaz. - Bu düzenlemelere aykırı hareket edenler için cezai yaptırım öngörülmüştür. - Kanuna ekleyen mevzuat yürürlüğe girer ve bu değişiklikler mevcut uygulamaya yansır.

CB Yönetmeliği 200610970
2006-10-02

KAMU İDARELERİNE AİT TAŞINMAZLARIN KAYDINA İLİŞKİN YÖNETMELİK

Kamu idarelerine ait taşınmazların kayıt altına alınması ve envanterinin tutulması ile birlikte taşınmazların sahiplik, yönetim ve kullanım durumları tek bir sistemde izlenebilir hale gelir. Taşınmazlar değerine göre kaydedilir; maliyet bedeli veya rayiç değeri üzerinden bu kayıtlar oluşturulur ve gerektiğinde bu değerler güncellenir. Taşınmazların kimlik numaraları belirlenir ve dosyalanır; böylece işlemler için gerekli belgeler tek bir çatı altında takip edilebilir. Edinim, elden çıkarım, devir, kira, irtifak gibi işlemler için gerekli belgeler kayda geçirilir ve icmal cetvelleri mali hizmetler birimine iletilerek konsolide edilir. Değişiklikler meydana geldiğinde kayıtlarda yeni durumlar tesis edilir; terkin veya devrin gerektiği durumlarda kayıtlarda kapatma işlemi uygulanır. Cins tashihi gerektiğinde mevcut kullanım şekli ile tapu kaydı arasındaki uyumsuzluk giderilir; savunma, güvenlik ve istihbarat taşınmazları için özel istisnalar söz konusu olabilir. Kayıt ve kontrol işlemlerini yürüten birimler, kayıtların mevzuata uygun, saydam ve erişilebilir olmasını sağlamalı, kayıtlarla ilgili belgelerin denetime hazır şekilde korunmasını güvence altına almalıdır. Taşınmaz kayıtları güncellendiğinde ilgili birimlere ve mali hizmetler birimine bildirim yapılır ve bu değişiklikler takip edilerek gerektiğinde mali tablolara yansıtılır. Mevcut taşınmaz kayıtlarının yenilenmesi sürecinde eski kayıtlar kapatılıp yeni kayıtlara aktarılır; böylece varlık yönetiminde bütünlük sağlanır. Bu düzenleme ile idarelerin taşınmazlarıyla ilgili kayıtlar ve raporlama süreçleri standartlaşır, denetim ve hesap verebilirlik güçlenir.

Kanun 4735
2002-01-22

KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİ KANUNU

Kanun kapsamında yapılan kamu sözleşmelerinde ihale dokümanında yer alan şartlara aykırı hükümler konulamaz ve ek sözleşme düzenlenemez; taraflar eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir. Uygulamada mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin tip sözleşmeler esas alınır; bazı sözleşme türleri uygulama için belirlenir ve idarenin uygun görüşüyle istekliler sözleşme hazırlayabilir. Sözleşmede yer alması zorunlu hususlar ayrıntılı biçimde belirlenir; işin adı ve niteliği, tarafların bilgileri, bedel ve süre, ödeme şartları, avans ve diğer ödeme koşulları, garanti ve teminatlar, sigorta, işçilik ve güvenlik konuları, fesih şartları, cezai hükümler ve anlaşmazlık çözümü gibi konular açıkça yer alır. Fiyat farkı ödenebilmesi için esaslar belirlenir; ancak sözleşme imzalandıktan sonra bu esaslarda değişiklik yapılamaz. İş ve işyeri sigortalanması yükümlülüğü, yüklenicinin işin niteliğine göre sigorta yaptırmasını gerektirir; sigorta, oluşabilecek doğal afetler ve güvenlik risklerini kapsayacak şekilde düzenlenir ve geçici kabulden kesin kabule kadar süreci kapsar. Mücbir sebepler halinde süre uzatımı ve fesih gibi durumlar tanınır; bunların uygulanması için yüklenicinin bildirimi ve belgelerle dayanıklılık şartları vardır. Denetim, muayene ve kabul işlemleri belirli kurallar çerçevesinde yürütülür; teslim edilmemiş mal veya iş üzerinde muayene ve kabul yapılamaz; gerektiğinde aşamalı denetimler uygulanabilir ve kısmi kabul mümkün olabilir. Kesin teminat ve ek kesin teminatların iadesi, taahhütlerin yerine getirilmesi ve ilgili şartların sağlanması halinde gerçekleşir; borçlar ve kesintiler sözleşme uygulanırken teminatlardan mahsup edilebilir. İade edilmeyen teminatlar ile süreye bağlı durumlarda teminatlarla ilgili hükümler uygulanır ve şartlar dolduğunda iade edilmez ise işlem görür. Sözleşmede değişiklikler, sözleşmenin devri ve feshi belirli sınırlamalarla yapılabilir; değişikliğin tarafların karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleşmesi esastır; devrin yazılı izne bağlı olması ve belirli kurallar içinde yürütülmesi gerekir. Yüklenicinin ölümü, iflası, ağır hastalığı, tutukluluğu veya mahkumiyeti gibi hallerde uygulanacak hükümler, ortak girişimler için özel düzenlemeler ve pilot/koordinatör ortak kavramı ile devam ya da tasfiye seçeneklerini kapsar; diğer ortaklar yüklenici sorumluluklarını üstlenebilir. Yüklenicinin sözleşmeyi feshetmesi halinde kesin teminat ve varsa ek teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme tasfiye edilir. İdarenin sözleşmeyi feshetmesi halinde yüklenici taahhütlerini yerine getirmediği veya yasağa ilişkin fiil/ davranışlar tespit edildiği gerekçesiyle fesih uygulanabilir ve teminatlar gelir kaydedilir; tasfiye süreci başlar. Yasak fiil veya davranış tespit edildiğinde, fesih ve teminat uygulaması yapılır; ancak bazı durumlarda yükleniciye taahhüdünü tamamlaması için süre verilir ve bu durumda cezai işlem uygulanabilir.

Kanun 7145
2018-07-31

BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

- Belirli suç şüphesi altında bulunan şirketler veya bu şirketlerin malvarlıkları için tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kayyım olarak atanmasına olanak tanınır; kayyım, fonun yöneticileri aracılığıyla yönetim, temsiliyet ve sigortalanmış güvenlik kapsamındaki işlemleri yürütür. - Kayyımlık kapsamında şirket veya varlıklar, gerekli görüldüğünde yönetilir, yeniden yapılandırılır, satılır veya tasfiye edilir; satışlar, hisselerin azınlık pay sahiplerinin rızasına bakılmaksızın yapılabilir. - Satışlardan elde edilen gelirler önce borçların ödenmesine, kalan tutar ise şirketin işlerinde kullanılmaya yönlendirilir; tasfiye sonunda kalan bakiyeler belirli bir amaçla veya yargılamanın kesin hükmüne kadar nemalandırılır ve nihai durumda Hazine’ye devredilebilir. - Kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemler, kayyımın atandığı şirketlerin veya varlıkların yönetimine ilişkin adli süreçleri etkileyebilir; mevcut tedbir kararları ve müsadere gibi işlemler kayyımın yetkisine devredildiğinde uygulanabilirlik açısından farklılık gösterebilir. - Kayyımlık altındaki şirketler veya malvarlıkları için açılan davalarda harçtan muaftır; kayyım tarafından temsil edilen işlemlerde adli süreçler bu kapsamda yürütülür. - Kayyım kararlarına karşı açılan davalar, ilgili idari mahkemelerde görülür. - Geçici düzenlemeler kapsamında kayyımlık görevinin uygulanması ve sınırlamaları konusunda değişiklikler yapılabilir.

Kanun 5718
2007-12-12

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemede yabancı unsur taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk ve bu konudaki ihtilafın çözümüne ilişkin temel kurallar belirlenir. Taraflar arasındaki meselelerde hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına karar verirken, hangi ülkenin yetkili olduğu ve yabancı kararların tanınması gibi meseleler de dikkate alınır. Yetkili hukuk, tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi bağlarla belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça bu bağlar esas alınır. Yetkili hukuk toplu olarak tarafların mutabakatıyla değiştirilebilir; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça söz konusu hüküm uygulanır. Yabancı hukuk belirli bir olay için uygulanabilirken, bu hukuk kamu düzenine aykırı olduğunda Türk hukuku uygulanabilir. Yetkili yabancı hukukun uygulanmasının amacı ve kapsamı açısından Türk hukukunun doğrudan uygulanabilir kuralları da devreye girebilir. Hukukî işlemlerin şekline ilişkin esaslar, işlemin yapıldığı ülkenin veya esasta uygulanacak olan hukukun öngördüğü şekil kurallarına bağlıdır. Zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tabidir. Ehliyet ve kısıtlılık gibi hususlarda haklar çoğunlukla kişinin millî hukukuna tabidir; bazı istisnai durumlarda Türkiye’deki mutad mesken hükümleri devreye girebilir. Vasiyet, gaiplik ve ölmüş sayılma gibi konularda karar verilecek kişinin millî hukuku belirleyici olur; bazı durumlarda malların bulunduğu ülke etkili olabilir. Nişanlanma ve evlilik gibi aile hayatı konularında ehliyet, şartlar ve geçerlik genelde tarafların millî hukukuna bağlıdır; evlilik şekli ise evliliğin yapıldığı ülke hukuku tarafından belirlenir; ortak evlilik hukuku, tarafların müşterek millî hukukuna bağlı olarak ya da Türk hukuku uygulanarak çözülebilir. Boşanma ve ayrılık konuları tarafların müşterek millî hukukuna göre incelenir; nafaka, velayet ve geçici önlemler Türk hukuku kapsamına girebilir. Evlilik malları konusunda taraflar mutabık kaldıkları millî hukukunu esas alabilir; aksi halde mutad mesken hukuku veya Türk hukuku uygulanır; taşınmazlar için ilgili ülke hukuku esas alınır. Soybağı ve soybağına ilişkin hükümler, çocuğun doğum anındaki millî hukuka göre kurulur; kurulamıyorsa çocuğun mutad meskeni veya diğer yakın bağlar dikkate alınır. Evlât edinme, vesayet ve kayyımlık gibi koruma tedbirleri ile ilişkilere ilişkin hükümler çoğunlukla tarafların millî hukukuna göre uygulanır. Nafaka ve miras gibi konularda uygulanacak hukuk, alacaklı veya mirasçıların çoğu duruma göre belirlenir; taşınmazlar ve muvazaa gibi durumlarda yerleşim ya da malın bulunduğu ülke etkili olur. Taşınır ve taşınmaz üzerindeki aynî haklar, hareket halindeki mallar ve taşıma sözleşmeleri gibi alanlarda uygulanan hukuk, malın bulunduğu ülke veya tarafların seçimlerine göre belirlenir; taşınmaz haklarında ise esas olarak taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerli olur. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin işlemlerde hangi ülkenin koruma talebinde bulunduğu esas alınır; taraflar arasında hukuk seçimi yapılmışsa o hukuk uygulanır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, taraflar açıkça bir hukuk seçmezse en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır; bu, sözleşmenin kuruluşundaki mutad mesken veya işyeri gibi kriterlerle belirlenir. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Tüketici sözleşmeleri için tüketicinin mutad meskeninin emredici hükümleri korunur; tarafların hukuk seçimi yoksa da mutad mesken hukuku uygulanır; bazı istisnalar paket turlar kapsamında uygulanmaz. İş sözleşmeleri, tarafların belirlediği hukuka tabidir; taraflar seçim yapmamışsa işçinin mutad işyeri hukuku uygulanır; işin sürekli olarak birden çok ülkede yapıldığı durumlarda esas işyerinin bulunduğu ülke uygulanır. Fikrî mülkiyet sözleşmeleri, tarafların seçtikleri hukuka tabidir; seçim yoksa işyeri veya mutad mesken hukuku uygulanır. Sözleşmeden doğan ilişkilerde, taraflarca sıkı ilişkiyle bağlanan başka bir hukuk varsa o hukuk uygulanabilir. İnsan hakları ile ilgili durumlarda zarar görenin seçimine göre ilgili ülkelerin yasaları uygulanabilir; bu, ihlâllerin niteliğine göre değişir. Haksız fiil durumunda zarar görenin veya zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır; sigorta ilişkilerinde hak sahipleri doğrudan sigortacıyı hedef alabilir. Kişilik haklarının ihlâliyle ilgili talepler ve cevap hakları, çeşitli bağlara göre farklı ülkelerin hukukuna tabi olabilir. İmalât ülkesinin tercihi ve mutad mesken veya işyeri gibi kriterler zarar verenin veya zararın bulunduğu ülkeye göre belirlenir. Haksız rekabet konusunda talepler, piyasaya etki eden ülkenin hukukuna tabidir; rekabetin engellenmesi ve zararlar bu bağlamda ilgili ülke hukukuna göre çözümlenir.

CB Kararı 8245
2024-03-12

154 KV KEBAN ŞALT-2-MALATYA-2 ENERJİ İLETİM HATTI YENİLEME PROJESİ KAPSAMINDA BAZI TAŞINMAZLARIN TÜRKİYE ELEKTRİK İLETİM ANONİM ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN ACELE KAMULAŞTIRILMASI HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 8245)

Kamu yararı doğrultusunda bir taşınmaz üzerinde acele kamulaştırma yapılması ve üzerinde irtifak hakkı kurulması öngörülmektedir. Bu durumda taşınmazın kullanım hakları devlet adına geçer ve projenin hızlı bir şekilde yürütülmesi hedeflenir. Mülk sahipleri açısından mevcut haklarının kısıtlanması veya devri söz konusu olabilir; tazminat talebi ve hesaplaması gibi haklar süreçler aracılığıyla uygulanır. İrtifak hakkı kurulması, kullanıma yönelik sınırlamalara yol açabilir ve mevcut kullanım üzerinde etkiler doğurabilir. Kararın amacı, ilgili kamu hizmetinin veya projenin hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştirilmesini sağlamaktır.

Kanun 3100
1984-12-15

KATMA DEĞER VERGİSİ MÜKELLEFLERİNİN ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZLARI KULLANMALARI MECBURİYETİ HAKKINDA KANUN

Bu yasa, bazı tüccar türlerinin ödeme kaydedici cihaz kullanmasını zorunlu kılar ve bu kapsam dışı durumlar için muafiyetler öngörür. Ödeme kaydedici cihazlar, alışveriş başına satış fişi ve günlük kapanış fişi düzenler; bu fişler, faturaya alternatif olarak satışın belgelendirilmesini sağlar. Cihazlar güvenli ve müdahaleye karşı korunur yapıda olur; mali hafızası sayesinde vergi tutarlarını kaydeder ve işlevini korumak için enerji ihtiyacı olan dış müdahalelere karşı güvenliğe sahiptir; kullanıcı dışı müdahaleyi engelleyecek tedbirler uygulanır; cihazların sicil numarası kayıtlıdır. Satış fişlerinde satıcının adı/üzerine ilişkin bilgi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası, satılan malların cinsi ve bedeli, verginin uygulanıp uygulanmadığı, fiş numarası, işlem tarihi, cihaz onay sembolü ve cihaz sicil numarası gibi bilgiler bulunur. Üretici veya ithalatçı firmalar, cihazlara ilişkin ruhsatname düzenler ve cihazların kimlere satıldığına dair bildirimde bulunur; arıza durumunda yetkili servisler tamir yapar ve tamir kayıtları ruhsatta ayrıntılı biçimde tutulur; bakım ve onarım servislerinin şartları denetlenir ve belirlenir; cihazlar ruhsatsız olarak satılamaz, kiralanamaz veya devredilemez. Modellerin onayı, ilgili kurumlarca belirlenen şartlara uygunluk üzerinden yapılır; onay süresiyle sınırlı olabilir; şartlara uyulmadığında onay iptal edilebilir. Kullanım mecburiyetinin başlaması, satış hacmi gibi ölçütlere dayanır; bu ölçütler büyütülebilir veya değiştirilir. Mükellefler, cihazlar için amortisman veya vergi matrahı düşüşü imkanlarından yararlanabilir; uygulanacak usul ve esaslar belirlenir. Cezalar ve sorumluluklar, usulsüzlük cezaları dahil olarak düzenlenir; üretici/ithalatçıların özel mühür ve servis yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde cezai yaptırımlar uygulanır; cihazları kayıtlı biçimde satışa sürmeyenler veya çalışır durumda tutmayanlar için sorumluluk doğar; usul ve esaslar maliye tarafından belirlenir. Bakım ve onarım için teknik görevlilerin sicilleri tutulur, kendilerine yetki belgeleri ve özel mühürler verilir; bu görevlilerden istenen yardımı sağlamaları beklenir ve denetlenir. Diğer mevzuat hükümleri bu alanla ilgili olarak uygulanır. Cihazlar, vergi borçları nedeniyle mükellefin hesabı sürerken haczedilemez.

Kanun 5846
1951-12-13

FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU

- Bu kanun, eser sahipleri ile eserleri icra eden sanatçılar ve yapımcılar ile radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali hakları tanımlar ve korur; bu haklar eserin kullanımı, çoğaltılması, yayımlanması, temsil edilmesi, işlenmesi ve türevlerinin yaratılması gibi hususları kapsar. - Eser sahipliği tek kişi veya birden çok kişi tarafından ortaya konabilir; ortak eserlerde her katılımcı, kendi katkısına göre hak sahibidir ve hakların kullanımı konusunda birlik halinde hareket edilir; gerektiğinde mahkeme yoluyla karar verilebilir. - Manevi haklar, eserin alenileştirme kararını verme, eserin adıyla tanınmasını sağlama ve eserin itibarını zedeleyecek değişiklikleri engelleme gibi unsurları içerir; sahibin itibarına zarar verebilecek durumlarda belirli korumalar uygulanır. - Mali haklar, eserin kullanımı, lisanslanması, dağıtımı ve ticari gelir elde edilmesi gibi konuları kapsar; bu haklar çoğu durumda sözleşme ile devredilebilir veya paylaşılabilir. - Eser sahiplerinin ölümünden sonra haklar mirasçılarına geçebilir; bu mirasçılar mali hakları kullanabilirken manevi haklar da korunur. - Türev eserler olarak çeviri, uyarlama, derleme ve işleme gibi çalışmalarda orijinal eserin haklarına bağlı kalınması gerekir; türev çalışmalar da eserin hak sahibi konumunu sürdürür. - Eserlerin sahipliğinin ispatı için kayıt ve tescil yoluyla belgeler oluşturulabilir; bu işlemler hakların takibi ve korunması açısından faydalı olur. - Eserin umuma arzı veya yayımlanması, sahibin onayına bağlıdır; eserin itibarını zedeleyecek biçimde kullanılması engellenebilir ve bu haklar mirasçılar aracılığıyla devredilebilir. - Eser sahiplerinin haklarının kullanımında, çalışanlar tarafından üretilen eserler ve görev gereği üretilen çalışmalar belirli çerçeveler içinde yönetilir; bu durumda hak sahipliği ve yararlanma koşulları sözleşme ile düzenlenir.

Kanun 1062
1927-06-15

HUDUTLARI DAHİLİNDE TEBAAMIZIN EMLAKİNE VAZİYET EDEN DEVLETLERİN TÜRKİYE´DEKİ TEBAALARI EMLAKİNE KARŞI MUKABELEİ BİLMİSİL TEDABİRİ İTTİHAZI HAKKINDA KANUN

Pratik olarak bu düzenleme, Türkiye’deki belirli devletlerin tebaasının malvarlığı üzerinde kısıtlamalar uygulanabilir hale gelmesini öngörür ve bu devletlerin Türkiye’deki tebaası olanların malları üzerinde kısmen veya tamamen tasarruf ve sınırlama imkanını ortaya koyar. Sınırlanan veya tasfiye edilen malların varlığı karşılığında elde edilecek gelirler, ispat edilmesi gereken zarar miktarına göre zarar gören Türk tebaasına dağıtılır. Zararların ispatı için gerekli vesikaların şekil ve içeriği belirli bir yönerge ile tespit olunur. Kanun yürürlüğe girdikten sonra uygulanır.

Kanun 5834
2009-01-28

KARŞILIKSIZ ÇEK VE PROTESTOLU SENETLER İLE KREDİ VE KREDİ KARTLARI BORÇLARINA İLİŞKİN KAYITLARIN DİKKATE ALINMAMASI HAKKINDA KANUN

Bu yasa geçmişte karşılıksız çıkan çekler, protesto edilmiş senetler, kredi kartı ve diğer kredi borçlarına ilişkin kayıtların borcun tamamının ödenmesi veya yeniden yapılandırılması halinde silinmesini sağlar. Silinen kayıtlar sonrası kredi başvuruları ve kredi işlemlerinde bu kayıtlar dikkate alınmaz. Bankalar ve finansal kuruluşlar tarafından yeni kredilendirme, kredi kartı işlemleri ve benzeri finansal faaliyetlerde silinmiş kayıtlara dayanılarak karar verilmez. Mevcut durumlar itibarıyla, silinme süreciyle ilgili olarak belirli geçici hükümler kapsamında genişletilmiş uygulama alanı doğabilir. Bu düzenlemenin amacı, geçmiş borçlar nedeniyle aşırı olumsuz etki yaratan kayıtların etkisini azaltmaktır. Bu düzenlemeler, kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar açısından hukuki veya cezai sorumluluk doğurmaz.