10 / 695 sonuç gösteriliyor

Kanun 4787
2003-01-18

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN

Aile hukukundan doğan dava ve işler bu mahkemeler tarafından görülür ve bu konularda karar verilir. Önce sulh yoluyla çözüm teşvik edilir; sulh sağlanamazsa dava esasına girilir ve yargılama devam eder. Mahkemeler, taraflar arasındaki ihtilaflarda anlaşma ve uzlaşı için gerekli çalışmaları yapar ve gerektiğinde uzman desteğiyle konulara ilişkin araştırma ve inceleme yürütür. Gerektiğinde mahkeme tarafından uzman olarak psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı gibi kişilerden yararlanılır; bu uzmanlar aile sorunları alanında eğitimli kişiler arasından görevlendirilebilir. Uzmanın bulunmaması veya çalışamaması durumunda başka kamu kurumları veya serbest meslek sahiplerinden yararlanılabilir. Yetişkinler için evlilik birliğinin korunması, mal varlığının güvence altına alınması ve yerine getirilmesi gereken yükümlülükler için önlemler alınır; ihtiyaç halinde yerleştirme veya eğitim olanakları sağlanabilir. Küçükler için bakım ve gözetim, korunması gereken durumlarda gerekli tedbirler alınır; çocuk mallarının yönetimi konularında kararlar verilir ve uygun yerlere yerleştirme yapılabilir. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfiziyle ilgili hususlar aile hukukunun uygulanması kapsamında ele alınır. Bir bölgede aile mahkemesi kurulamazsa ilgili konular başka mahkemeler tarafından görülür. Kararların takibi ve uygulanması süreçlerinde uzmanlardan yararlanılır; uyulmaması halinde ilgili yaptırımlar uygulanabilir. Geçiş halinde mevcut dava ve işler yetkili aile mahkemesine devredilir ve yönlendirme yapılır.

Kanun 6100
2011-02-04

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

- Kanun, hangi tür davalarda hangi mahkemelerin yetkili olduğunu belirleyerek dava açılışında hangi merciye gidileceğini etkiler; temel ayrım asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemeleridir. - Yetkili mahkeme, çoğunlukla davalının ikametgâhının bulunduğu yerdeki mahkemedir; malvarlığına ilişkin davalarda değer veya tutar önemli değildir. - Birden çok davalı varsa dava genelde davalılardan birinin yerleşim yerinde açılabilir; bazı düzenlemelerde ortak yetki öne çıkar. - Geçici veya belirli hâllerde geçici oturanların davalarında, onların bulunduğu yerdeki mahkeme yetkili olabilir. - Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar için genel yetkili yer, malvarlığı konusundaki davalarda malvarlığı unsurunun bulunduğu yer olarak kararlaştırılır; bazı özel hâllerde bu kurallar değişebilir. - Sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. - Miras ve tereke ile ilgili davalarda genel olarak ölenin son yerleşim yerindeki mahkeme yetkili sayılır; terekenin paylaşımı ve yönetiminden doğan davalarda özel kurallar uygulanır. - Taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalar için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olur; irtifak hakları için de taşınmazın bulunduğu yer belirleyici olur. - Şube işlemlerinden doğan davalar şubenin bulunduğu yer, tüzel kişinin ortaklık ve üyelik ilişkileriyle ilgili davalar ise merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. - Sigorta davalarında, malın bulunduğu yer veya rizikonun gerçekleştiği yer, can sigortalarında yerleşim yeri kesin yetkili olur; deniz sigortaları için bu hüküm uygulanmaz. - Haksız fiilden doğan davalarda, fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yer ile zarar görenin ikametgahı yetkili olabilir. - Yetki sözleşmesiyle taraflar, uyuşmazlığı hangi mahkemede göreceklerini yazılı olarak belirleyebilir; ancak bazı konularda yetki sözleşmesi yapılamaz; yazılı olması ve net gösterilmesi gerekir. - Yetki kesin olduğunda taraflar bu yetkiyi kendiliğinden denetletmezse, davaya başlayana kadar bu durum değişmez; yetkili olmadığını iddia etmek için cevap dilekçesinde veya kanun yoluyla itiraz edilmesi gerekir. - Yetkisi kesin olmayan hâllerde yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülür; eğer taraflar itiraz etmezse, açılan dava yetkili olduğuna çevrilir. - Görevsizlik veya yetkisizlik kararları alındığında, karar kesinleşene kadar taraflar dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesini talep edebilir; karar kesinleşirse resen karar verilebilir. - Yargı yerinin belirlenmesi gereken durumlarda, engel veya tereddüt halinde bölge adliye mahkemelerine veya Yargıtay’a başvurulur; kararlar kesinleşince ilgili merci belirlenir. - İnceleme usulü, yetkili mahkemenin belirlenmesinde dosya üzerinden yapılabilir; kesinleşen kararlar sonraki davayı bağlar. - Duruşmalar ve kararlar genel olarak alenidir; bazı durumlarda gizli duruşma veya kısmi gizlilik uygulanabilir; gizli duruşmada alınan kararlar gerekçesiyle birlikte açıklanır. - Taraflar, müdahiller ve ilgili kişiler hukuki dinlenilme hakkına sahiptir; bilgiye erişim, savunma ve delil gösterme hakları güvence altındadır. - Taraflar dürüstlük yükümlülüğüne tabidir; beyanlar gerçeğe uygun olmalıdır. - Usul ekonomisi ilkesi gereği dava makul sürede ve gereksiz gider yapılmadan yürütülmelidir. - Hâkim, uyuşmazlığı aydınlatma ihtiyacı hissederse taraflardan açıklama ve delil talep edebilir; gerekli gördüğü hususlarda soru sorabilir. - Hâkim, yargılamayı yönetir; süreci düzenli ve hızlı ilerletmeye çalışır; hukukun uygulanmasında Türkiye hukukunu resen uygular. - Hâkimin yasaklılığı ve reddi sebepleri bulunabilir; taraflar hâkimin tarafsızlığı konusunda itiraz edebilir; reddedilen hâkimin dışında başka bir merci bu durumu incelemeye yetkilidir; reddin sonucu ve süreci belirlenir. - Çekilme ve reddedilme süreçlerinde belirli usul ve süreler bulunur; ret talepleri yazılı olarak ve ilgili mahkemeye bildirilir; süresinde yapılmayan ret talepleri dikkate alınmaz. - Çekilme kararları incelenirken karar veren merci ve usul belirlenir; gerekli görülürse başka bir mahkeme tarafından incelenir.

Kanun 5403
2005-07-19

TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU

Bu düzenleme tarım arazilerinin planlı ve sürdürülebilir kullanımı için sınıflandırma, koruma ve paylaşım süreçlerini belirler. - Araziler doğal özellikleri ve bölgesel önemi dikkate alınarak sınıflandırılır; bu sınıflandırma, korunması ve geliştirilmesi için özel planlar ve uygulamalar öngörülür; küçültme ya da parçalama sınırları konularak üretkenliğin sürdürülmesi hedeflenir. - Her ilde kurulan toprak koruma kurulu, arazi kullanım planlarının uygulanması ve izlenmesi, olumsuzlukların belirlenmesi ve çözümler için görüş üretmesi amacıyla çalışır; planlar arasındaki uyum denetlenir. - Arazinin varlığı ve özellikleri belirli standartlarla haritalandırılır ve bir toprak veri tabanı oluşturarak karar alma süreçlerine sunulur; planlama bununla desteklenir ve ilgili paydaşların hizmetine sunulur. - Tarım arazileri mutlak, özel ürün, dikili ve marjinal olarak sınıflandırılır; her sınıf için özel hedefler ve koruma/geliştirme planları uygulanır; bu sınıflandırma üretimin sürekliliğini güvence altına alır. - Yeter gelirli tarımsal arazi kavramı, belirlenen büyüklükler içinde kalan parsellerin korunmasını sağlar; bu niteliğin korunması için kayıtlara bildirim ve denetim mekanizmaları işler ve gereğinde düzenlemeler yapılır. - Mirasa konu tarımsal arazi olanlar için devri, mirasçılar arasında anlaşmaya bağlıdır; anlaşma sağlanamadığında mahkeme devriyle ilgili karar verir ve üretkenliğin sürdürülmesini gözetir; gerektiğinde paylar karşılığında satışı mümkün kılar. - Devir işlemleriyla birlikte gerekli tarımsal altyapı ve ekipmanın devri de söz konusu olabilir; pay dağılımında adaletli ve verimli kullanım önceliklidir. - Ölümle bağlı tasarruflar nedeniyle mirasçıların üretkenliğin korunmasına ilişkin hakları güvence altındadır; bu süreçler şeffaf ve dengeleyici biçimde yürütülür. - Kamu ve finans kurumları tarafından tespit edilen devrin gecikmesi durumunda devrin sağlanmasına yönelik adımlar atılır; mahkeme desteğiyle uygun devrin gerçekleşmesi hedeflenir. - Tarımsal amaçlı arazilerin kullanımı, altyapı ve üretim tesislerinin planlı ve uyumlu biçimde yönetilmesini gerektirdiği için çevresel, ekonomik ve toplumsal etkilerin dengeli şekilde gözetilmesi sağlanır.

Kanun 5718
2007-12-12

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemede yabancı unsur taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk ve bu konudaki ihtilafın çözümüne ilişkin temel kurallar belirlenir. Taraflar arasındaki meselelerde hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına karar verirken, hangi ülkenin yetkili olduğu ve yabancı kararların tanınması gibi meseleler de dikkate alınır. Yetkili hukuk, tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi bağlarla belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça bu bağlar esas alınır. Yetkili hukuk toplu olarak tarafların mutabakatıyla değiştirilebilir; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça söz konusu hüküm uygulanır. Yabancı hukuk belirli bir olay için uygulanabilirken, bu hukuk kamu düzenine aykırı olduğunda Türk hukuku uygulanabilir. Yetkili yabancı hukukun uygulanmasının amacı ve kapsamı açısından Türk hukukunun doğrudan uygulanabilir kuralları da devreye girebilir. Hukukî işlemlerin şekline ilişkin esaslar, işlemin yapıldığı ülkenin veya esasta uygulanacak olan hukukun öngördüğü şekil kurallarına bağlıdır. Zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tabidir. Ehliyet ve kısıtlılık gibi hususlarda haklar çoğunlukla kişinin millî hukukuna tabidir; bazı istisnai durumlarda Türkiye’deki mutad mesken hükümleri devreye girebilir. Vasiyet, gaiplik ve ölmüş sayılma gibi konularda karar verilecek kişinin millî hukuku belirleyici olur; bazı durumlarda malların bulunduğu ülke etkili olabilir. Nişanlanma ve evlilik gibi aile hayatı konularında ehliyet, şartlar ve geçerlik genelde tarafların millî hukukuna bağlıdır; evlilik şekli ise evliliğin yapıldığı ülke hukuku tarafından belirlenir; ortak evlilik hukuku, tarafların müşterek millî hukukuna bağlı olarak ya da Türk hukuku uygulanarak çözülebilir. Boşanma ve ayrılık konuları tarafların müşterek millî hukukuna göre incelenir; nafaka, velayet ve geçici önlemler Türk hukuku kapsamına girebilir. Evlilik malları konusunda taraflar mutabık kaldıkları millî hukukunu esas alabilir; aksi halde mutad mesken hukuku veya Türk hukuku uygulanır; taşınmazlar için ilgili ülke hukuku esas alınır. Soybağı ve soybağına ilişkin hükümler, çocuğun doğum anındaki millî hukuka göre kurulur; kurulamıyorsa çocuğun mutad meskeni veya diğer yakın bağlar dikkate alınır. Evlât edinme, vesayet ve kayyımlık gibi koruma tedbirleri ile ilişkilere ilişkin hükümler çoğunlukla tarafların millî hukukuna göre uygulanır. Nafaka ve miras gibi konularda uygulanacak hukuk, alacaklı veya mirasçıların çoğu duruma göre belirlenir; taşınmazlar ve muvazaa gibi durumlarda yerleşim ya da malın bulunduğu ülke etkili olur. Taşınır ve taşınmaz üzerindeki aynî haklar, hareket halindeki mallar ve taşıma sözleşmeleri gibi alanlarda uygulanan hukuk, malın bulunduğu ülke veya tarafların seçimlerine göre belirlenir; taşınmaz haklarında ise esas olarak taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerli olur. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin işlemlerde hangi ülkenin koruma talebinde bulunduğu esas alınır; taraflar arasında hukuk seçimi yapılmışsa o hukuk uygulanır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, taraflar açıkça bir hukuk seçmezse en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır; bu, sözleşmenin kuruluşundaki mutad mesken veya işyeri gibi kriterlerle belirlenir. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Tüketici sözleşmeleri için tüketicinin mutad meskeninin emredici hükümleri korunur; tarafların hukuk seçimi yoksa da mutad mesken hukuku uygulanır; bazı istisnalar paket turlar kapsamında uygulanmaz. İş sözleşmeleri, tarafların belirlediği hukuka tabidir; taraflar seçim yapmamışsa işçinin mutad işyeri hukuku uygulanır; işin sürekli olarak birden çok ülkede yapıldığı durumlarda esas işyerinin bulunduğu ülke uygulanır. Fikrî mülkiyet sözleşmeleri, tarafların seçtikleri hukuka tabidir; seçim yoksa işyeri veya mutad mesken hukuku uygulanır. Sözleşmeden doğan ilişkilerde, taraflarca sıkı ilişkiyle bağlanan başka bir hukuk varsa o hukuk uygulanabilir. İnsan hakları ile ilgili durumlarda zarar görenin seçimine göre ilgili ülkelerin yasaları uygulanabilir; bu, ihlâllerin niteliğine göre değişir. Haksız fiil durumunda zarar görenin veya zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır; sigorta ilişkilerinde hak sahipleri doğrudan sigortacıyı hedef alabilir. Kişilik haklarının ihlâliyle ilgili talepler ve cevap hakları, çeşitli bağlara göre farklı ülkelerin hukukuna tabi olabilir. İmalât ülkesinin tercihi ve mutad mesken veya işyeri gibi kriterler zarar verenin veya zararın bulunduğu ülkeye göre belirlenir. Haksız rekabet konusunda talepler, piyasaya etki eden ülkenin hukukuna tabidir; rekabetin engellenmesi ve zararlar bu bağlamda ilgili ülke hukukuna göre çözümlenir.

Kanun 5717
2007-12-04

ULUSLARARASI ÇOCUK KAÇIRMANIN HUKUKİ YÖN VE KAPSAMINA DAİR KANUN

- Bu yasa, velayet hakkı ihlâli ile bir ülkeden başka bir ülkeye götürülen veya alıkonulan çocuğun, mutat meskeninin bulunduğu ülkeye iadesini ve/veya şahsî ilişki kurma hakkının kullanılmasını sağlamaya yöneliktir. - Uygulama, çocukların velâyet veya şahsî ilişki kurma haklarının ihlâlinden hemen önce mutat meskeninin bulunduğu ülkedeki çocuklara yöneliktir. - Süreç, ilgili makamlarca koordine edilerek çocuğun iadesi veya şahsî ilişki kurulması amacıyla gerekli idari ve adli işlemler başlatılır. - Taraflar arasındaki uzlaşmanın sağlanması teşvik edilir; sulh mümkün olmadığında konuyla ilgili karar yetkili mahkemece verilir. - Dava, öncelikle hızlı ve sade usule göre görülür; esasa girilmeden önce sulh yoluyla çözüme çalışılır. - Geçici koruma tedbirleri uygulanabilir; çocuğun bakımının güvenli birine verilmesi, güvenilir bir yerde geçici bakıma alınması, resmi kayıtların korunması ve benzeri tedbirler devreye alınabilir. - Şahsî ilişki kurulması talebi, iade talebiyle ilişkili olarak değerlendirilir; gerektiğinde geçici olarak taraflar arasında şahsî ilişki kurulabilir. - İade kararında velâyetle ilgili ayrı bir karar verilmez; reddedilirse velâyet hakkında karar verilebilir. - İade veya şahsî ilişki kurulması yönündeki kararlar kesinleşir ve uygulanır; gerekli hallerde teslim işlemleri ilgili tarafın huzurunda veya yetkili birinin eşliğinde yapılır ve gerektiğinde kolluk desteği kullanılabilir. - Çocuğun giderleri devletçe karşılanır; hatalı ödeme yapanlar için geri ödeme yapılabilir. - Dava ve işlemler mali yükümlülükler açısından taraflı değildir; bazı masraflar kovuşturma ödeneğinden karşılanabilir; başvuru sahibine adli yardım sağlanabilir. - Bu süreçte usul hükümlerine uygun olarak, mevcut diğer kanun hükümleri de uygulanır ve adli tatil sürecinde de işlemeye devam edilebilir.

CB Kararı 1930
2019-12-26

KURTULUŞ SAVAŞINDAKİ HİZMETLERİ TESPİT EDİLEN ŞEHİT VE GAZİLERİN MİRASÇILARINA “İSTİKLAL MADALYASI” VERİLMESİ HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 1930)

Bu karar, şehit askerlerin mirasçılarına yapılacak taltiflerin belirlenmesini ve bu mirasçıların kimlikleri ile yakınlık bağlarının kayıtlara geçilmesini sağlar. Kararda mirasçı olarak gösterilen kişilerin hangi şehitlikte görev yaptıkları ve kimin hangi yakınlık ilişkisiyle taltiften yararlanacağı bilgileri yer alır. Her mirasçı için ilgili taltif ve belgelendirme süreçleriyle ilgili kayıtlar oluşturulur. Bu durum, hak sahiplerinin taltiflere ilişkin haklarının resmî olarak tanınması ve belgelenmesiyle sonuçlanır.

CB Kararı 8800
2024-08-10

İSTANBUL İLİ, ŞİLE İLÇESİNDE DARLIK BARAJININ YAPIMINDAN ETKİLENEN DARLIK MAHALLESİNDE HALEN YAŞAYAN AİLELERİN İSKÂNI AMACIYLA SINIR VE KOORDİNATLARI GÖSTERİLEN ALANIN ORMAN SINIRLARI DIŞINA ÇIKARTILMASI HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 8800)

Darılık Barajı nedeniyle etkilenmiş olan Darılık Mahallesi sakinlerinin iskânı amacıyla ekli krokiyle belirlenen alanın orman sınırları dışına alınması öngörülmektedir. Bu değişiklik, iskân amacıyla söz konusu alanın kullanılabilir hale gelmesini sağlar. Böylece etkilenen ailelerin yerleşim ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmaların ilerlemesi beklenir.

Kanun 4722
2001-12-08

TÜRK MEDENİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

Bu kanun, eski hukuk ile yeni Türk Medenî Kanunu arasındaki geçişi ve uygulanışı belirler. Önceki olaylara ilişkin sonuçlar, o dönemde yürürlükte olan kurallara göre karara bağlanır; yeni yasa yürürlüğe girdikten sonra gerçekleşen olaylar ise çoğunlukla yeni hükümlere göre değerlendirilir. Kamu düzeni ve genel ahlâka aykırı olan kurallar, özel bir hüküm olmadıkça yeni kanunla bağlayıcı hale gelir. İçeriği kanunla belirlenen işlemler konusunda tarafların istek ve iradesi gözetilmeksizin, yeni hükümlerin uygulanması gerekebilir. Mal rejimlerine ilişkin olarak evli olanlar mevcut durumlarını sürdürür; yürürlüğe girdikten sonra belirli bir süre içinde başka bir mal rejimi seçmezlerse otomatik olarak yasal mal rejimini benimsemiş sayılırlar. Mal rejimi değişiklikleri, üçüncü kişilerin haklarını da etkileyebilir. Eşler arasındaki konularda verilecek kararlar ve önceki mahkeme kararları geçerliliğini korur; velayet, vesayet gibi konularda önceki hükümler uygulanır. Evlat edinme sözleşmeleri bütün hükümleriyle geçerliliğini korur. Soybağı, babalık ve miras konularında önceki düzenlemeler çerçevesinde çözümler devam eder. Aynî haklar, eski kurallar üzerinden korunur ve uygulanır; tapu kayıtlarında mevcut haklar sürer. Yasal süreler ve zamanaşımı konularında geçmişte başlayan hak düşürücü süreler eski hükümlerle, ancak karşılaştırmada daha uzun olan süreler yeni hükümlere göre sınırlanabilir. Yeni düzenlemeler için gerekli tüzük ve yönetmelikler çıkana kadar, mevcut hükümler uygulanır ve bu süreç tamamlanınca yeni hükümler geçerli olur.

CB Kararı 6192
2022-10-08

İSTANBUL İLİ, ŞİLE İLÇESİNDE DARLIK VE ÖMERLİ BARAJLARININ YAPIMINDAN ETKİLENEN DARLIK VE ESENCELİ MAHALLELERİNDE HALEN YAŞAYAN AİLELERİN İSKÂN EDİLMELERİNE İLİŞKİN EKLİ KARARIN YÜRÜRLÜĞE KONULMASI HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 6192)

Bu karar, Darlık ve Esenceli mahallelerinde baraj yapımından etkilenen ailelerin iskânı için hak sahipliği, tahsis, borçlandırma ve tapu kayıt süreçlerini belirler. Iskân için uygun görülecek arazilerin orman sınırları dışına çıkarılarak hazine adına tescil edilmesi ve iskân amaçlı olarak ilgili kuruma tahsis edilmesi öngörülür. Hak sahibi belirleme işlemleri için mahallelerde kurulacak bir tespit komisyonu görev yapar; hak sahibi olabilmek için aile vasfı ve ikamet şartları aranır. Esenceli mahallesinde hak sahibi olanlar yalnızca arsa veya arazi olarak iskân edilir; Darlık mahallesinde hak sahibi olanlar, talep etmeleri halinde hisseleri oranında bedel ödeyerek kendi adlarına geçmesini talep edebilirler; devlet tarafından başka bir iskân yardımı talep edilemez. Borçlandırma konusunda, hak sahiplerine sunulan bedeller uzun vadeli ve faizsiz şekilde ödenir; borçlar tamamen ödendiğinde tapuda konulan kısıtlayıcı kayıt kaldırılır. İmar ve altyapı çalışmaları yerel makamlarca yürütülür.

CB Kararı 531
2018-12-30

MUHTAÇ AİLELERE ISINMA AMAÇLI KÖMÜR YARDIMI YAPILMASINA İLİŞKİN KARAR (KARAR SAYISI: 531)

Bu karar muhtaç ailelere ısınma amacıyla kömür yardımının vakıflar aracılığıyla dağıtılmasını öngörür. Kömür dağıtımı, illerdeki belirlenen ailelerin ihtiyaç durumuna göre belirlenir ve dağıtılan kömürün satışı mümkün değildir. Dağıtım miktarı bölgesel iklim koşulları, geçmiş dağıtımlar ve kömürün değerine göre belirlenir. Vakıflar kömürü ihtiyaç nispetinde dağıtır ve teslim noktalarını belirler. Taşıma ve sevkiyat işleri vakıfların teslim noktalarına ulaşacak şekilde düzenlenir; dağıtım takvimi ve programına uyulur. Kömür temini için mümkün olan kaynaklardan sağlanır; gerektiğinde kendi sahalarından veya bağlı işletmelerden temin edilebilir. Taşıma sürecinde öncelik ve protokoller belirlenir; taşıma güvenliği ve zamanında teslim için gerekli tedbirler alınır. Kömürün niteliği, standartlara uygun olarak belirlenir; vergi ve harçlar ödemesi kömürü sağlayan taraflarca yapılır; teslim bedeli görevlendirme bedeli olarak ödenir. Uygulama usul ve esasları belirlemek üzere ilgili kurullar çalışma yürütür ve karar yürürlüğe girer.