10 / 2.059 sonuç gösteriliyor

Kanun 3713
1991-04-12

TERÖRLE MÜCADELE KANUNU

Terör, cebir ve şiddet kullanarak, devletin temel niteliklerini değiştirmeyi, ülkenin bütünlüğünü bozmayı veya devletin güvenliğini tehdit etmeyi amaçlayan örgütler ve bu örgütlerin faaliyetleriyle ilgili olarak işlenen suçlardır. Terör suçlusu; terör örgütlerinin mensubu olarak veya örgüt adına suç işleyen kişiler olarak tanımlanır; örgüt adına suç işlemek de ayrıca cezalandırılır. Terör amacıyla işlenen suçlar, bu amaçla kurulan örgütlerin faaliyeti kapsamında işlendiğinde terör suçu sayılır ve bu tür suçlar için verilen cezalar artırılır. Terör örgütlerinin meşru gösterilmesi, övülmesi veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri ve açıklamalar suç teşkil eder; bu tür fiillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi cezayı artırabilir; ancak haber verme sınırlarını aşmayan eleştiri ve düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Terör örgütünü kuran, yöneten veya üye olanlar ile örgüt faaliyeti düzenleyenler cezalandırılır. Terör amacıyla işlenen suçlar arasında yer alan bazı suçlar için cezaların artması öngörülür; artırımın uygulanması, ilgili koşullara bağlı olarak gerçekleşir. Terörün finansmanı suçtur; bu kapsamdaki fiiller için ağır yaptırımlar uygulanır; tüzel kişiler için güvenlik tedbirleri söz konusu olur. Terörle mücadelede görevli kamu görevlileri, kolluk ve yargı personeli ile ilgili koruma tedbirleri ve güvenlik önlemleri öngörülür. Terör suçlarından zarar görenlerin zararlarının tazmini amacıyla mahkeme süreçlerinde gerekli tedbirler alınır; bu süreçlerde tebligat ve ilân gibi uygulamalar kullanılır. Terör davalarında avukat temini ve ücretlere ilişkin düzenlemeler yapılır; savunmanın sağlanması amacıyla usuller belirlenir. Ceza infazı ve tutukluların korunmasıyla ilgili uygulamalar belirli esaslar çerçevesinde yürütülür; bazı ağır cezalar için özel koşullar uygulanabilir ve şartlı tahliye ile denetimli serbestlik konuları düzenlenir. Kamu görevlileri ve ilgili kurumlar, terör soruşturması ve kovuşturması süreçlerinde güvenlik ve gizlilik tedbirlerine tabi olarak hareket eder; gerekli hallerde koruma ve güvenlik önlemleri alınır. Terör suçları nedeniyle zarar görenler için maddi tazminat amacıyla gerektiğinde mahkeme önleyici tedbirler ve ilgili kararlar uygulanır.

Kanun 3628
1990-05-04

MAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI, RÜŞVET VE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE KANUNU

Kamu görevlileri ve bu kapsama giren diğer görevli konumlarda bulunanlar kendilerine, eşlerine ve bakımları altındaki çocuklarına ait mal varlıklarını beyan etmek zorundadır; beyan konusu taşınmazlar ile para, hisse senetleri, tahviller, altın ve mücevherler, diğer taşınır mallar, haklar, alacaklar ve gelirler ile bunların kaynakları ve borçlar olarak belirlenmiştir. Beyan konusu olanlar ve kapsam aileye ve kişisel mal varlığına yayılarak belirlenir; beyanlar mal varlığıyla ilgili bütün bu unsurları kapsar. Beyanların zamanı, atama ve göreve başlama, görevi sürdürme süreci içinde önemli değişiklikler olduğunda, yönetim kurulu üyelikleri veya benzeri görevler başlangıçlarında; görev sona erince ve beyan yenilendiğinde gerçekleşir. Bildirimlerin verileceği merciler yetkili merciler olarak belirlenir; bildirimler bu mercilere iletilir ve gerektiğinde ilgili kurumlar tarafından işleme alınır. Beyanlar gizli tutulur; özel dosyada saklanır ve içerikleri kamuya açıklanmaz; inceleme amacıyla gerektiğinde kontrole tabi tutulabilir; doğruluk kontrolü için ilgili kurumlar talepte bulunabilir. Yabancı devletler ve uluslararası kuruluşlar ile diğer kişilerden alınan, değeri belirli bir sınırı aşan hediye veya bağışlar beyan edilip teslim edilmelidir; bazı istisnalar bulunabilir. Haksız mal edinme, elde edilen mal veya varlıkların kaynağı ve yaşam standardı ile uyumsuz harcamalar bu kapsamda haksız mal edinme olarak değerlendirilir. Soruşturma ve ihbar süreçleri doğrudan savcılığa yapılır; muhbirlerin kimliği korunur; delil elde edildiğinde ilgili kişiler veya yakınları da mal beyanında bulunmakla yükümlü hâle gelebilir; inceleme ve soruşturma süreçleri ilgili makamlarca yürütülür. Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek veya gerçeğe aykırı beyanda bulunmak durumunda cezai yaptırımlar uygulanır; hapis cezaları, para cezaları ve zoralım ya da bedelin devlete ödenmesi gibi sonuçlar doğabilir; ayrıca kamu hizmetlerinden yasaklanma gibi sonuçlar doğabilir. Bu konuların uygulanmasıyla ilgili ayrıntılar için yönetmelikler çıkarılır ve bunlar uygulanır.

Kanun 5816
1951-07-31

ATATÜRK ALEYHİNE İŞLENEN SUÇLAR HAKKINDA KANUN

Atatürk’e açıkça hakaret etmek veya hatırasına saygısızlık etmek suç kabul edilir ve Atatürk’e ait heykel, büst ve abidelerin tahrip edilmesi veya Atatürk’ün kabrinin kirletilmesi de suçtur. Başkalarını bu tür suçları işlemeye teşvik etmek, asıl fail ile cezalandırılır. Bu suçlar toplu olarak işlenirse veya kamuya açık yerlerde ya da basın yoluyla işlenirse ceza artar. Zor kullanılarak işlenmesi veya bu suretle işlenmeye teşebbüs edilmesi halinde ceza artırılır. Bu suçlar için resen takibat yapılır.

Kanun 6749
2016-10-29

OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA ALINAN TEDBİRLERE İLİŞKİN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN DEĞİŞTİRİLEREK KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN

- Olağanüstü hal kapsamında belirlenen yapı, oluşum veya gruplarla ilişkili özel sağlık, özel öğretim, vakıflar ve sendikalar gibi kurumların kapatılması ve varlıklarının uygun bir kamu kurumuna bedelsiz devredilmesi, borçlardan sorumluluk taleplerinin karşılanmaması sonucunu doğurur. Taşınmazlar ve diğer mal varlıkları ilgili kamu otoriteleri tarafından devralınır ve kayıtlar buna göre düzenlenir. - Kapatılan kurum ve kuruluşlarda çalışanlar ve yöneticiler için kamu görevinden çıkarılma tedbirleri uygulanır ve bu kişilerin kamu hizmetinden men edilmesi sağlanır; bazı haklar ve pozisyonlar yeniden yapılandırılır. - Kapatılan yükseköğretim kurumlarındaki öğrenciler için yerleştirme ve geçiş süreçleri yapılır; öğrenciler mevcut durumlarına göre Devlet veya kamuya ait üniversitelere yönlendirilir ve öğrenim sürecinin devamı kapsamında ödemelerin nasıl sürdürüleceği belirlenir. - Yargı ve ilgili meslek grupları için milli güvenliğe tehdit oluşturan yapı, oluşum veya gruplara üyelik veya iltisak bulunanlar hakkında meslekten çıkarılma kararları uygulanır; bu kararlar yayımlanır ve gerektiğinde itiraz süreçleri işletilir. - Kamu görevlileri için geniş kapsamlı çıkarılma yetkileri kullanılır; her kurum kendi yapısına uygun usullerle çalışır ve görevden çıkarılanlar bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmez. - Tutuklu ve savunma süreçlerinde güvenlik ve kamu yararı gerekçesiyle denetim, kayıt altına alma ve sınırlamalar uygulanabilir; avukat görüşmeleri denetim ve kayıtlara konu olabilir. - Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde belirlenen güvenlik tedbirleri uygulanır; yakalama, gözaltı ve ifadelerin alınması süreçleri bu tedbirlere uygun olarak yürütülür. - Mağdur ve hak sahiplerine yönelik maddi ve sosyal haklar ile emeklilik ve tazminat konularında ilgili uygulamalar devreye girer; bu haklar belirli şartlar dahilinde sağlanır ve nakdi tazminatlar söz konusu olabilir.

Kanun 5607
2007-03-31

KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNU

- Kaçakçılık fiilleri, gümrük işlemleri olmadan veya gümrük vergileri ödenmeksizin eşya sokma ve/veya çıkarmayı içerir; bu tür fiiller ağır hapis ve ağır para cezalarıyla cezalandırılır. - Eşyayı daima gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokanlar ile ihracat ve ithalat süreçlerinde yasa dışı şekilde hareket edenler, ayrıca bu fiilleri aldatıcı işlemlerle veya kısıtlı/hiç ödenmemiş vergilerle gerçekleştirirse daha ağır yaptırımlarla karşılaşır. - Transit veya dahilde işleme gibi süreçler dışında kalan veya rejim hükümlerine aykırı taşınan eşyalarla ilgili fiiller, hapis ve adlî para cezalarıyla cezalandırılır. - Belirli amaçlar için getirilen eşyaları hile ile yurtdışına çıkarmış gibi işlem yapanlar ile bu fiillere aracılık edenler, ayrıca bu tür fiillere iştirak edenler de cezalandırılır. - Özel muafiyet veya teşvik amacıyla yapılan işlemlerde gerçeğe aykırı beyanlar ve değişiklikler ağır yaptırımlara tabidir. - Kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek ve araştırmakla görevlilerin ya da ilgili meslek erbabının bu tür fiilleri kasten göz ardı etmesi halinde cezalar artırılır; ayrıca bu tür fiillerden doğan zararlarda güvenlik tedbirleri uygulanabilir. - Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın niteliğine göre ağır sonuçlar doğuran ürünler (örneğin yakıt, tütün, alkollü içkiler gibi) için cezalar artırılabilir. - Kaçakçılık amacıyla kullanılan taşıtlar el konulur; taşıt sahibinin belirli şartlar altında iade alabilmesi için mevzuatta öngörülen durumlar bulunur. - Arama ve elkoyma yetkileriyle, kaçak eşya tespit edildiğinde derhal el konulabilir; gümrük bölgesine girip çıkmak yasaktır ve gerekli aramalar yapılır. - Etkin pişmanlık kapsamında, resmi makamlarca haber alınmadan önce katkıda bulunanlar ceza indirimi veya muafiyetinden yararlanabilir; süreçte işbirliği yapanlar için belirli indirimler uygulanır. - Denizdeki taşıtlar veya sahile yanaşan gemiler için, yasa dışı faaliyetler tespit edildiğinde kaptanlar ve ilgili kişiler cezalandırılır. - Yasal olarak belirlenen bazı ürünler ve uygulamalar (örneğin belirli işaretlerin taklidi veya belgelerin sahteciliği) konusunda işleyenler için özel cezai yaptırımlar uygulanır ve bu alanlarda kamuoyuna yönelik ilanlar yapılabilir.

Kanun 5237
2004-10-12

TÜRK CEZA KANUNU

Pratik etki özeti: - Ceza kanunları, yalnızca açıkça suç sayılan fiilleri cezalandırır ve güvenlik tedbirlerini uygular; yasa dışı olarak geniş yorumla suç oluşturulamaz veya cezalandırılamaz. - Suç ve ceza uygulanırken temel ilke, fiilin ağırlığına göre adil ve orantılı bir ceza verilmesi; tüm kişiler önünde eşitlik sağlanır, hiçbir fark gözetilmez. - Kanunda yazılı olmayan fiiller için mazeret sayılmaz; kanunun kendisi dışında bir düzenleyici işlemle suç oluşturulamaz. - Özel kanunlar varsa genel hükümler de bu özel durumlar için geçerli olur. - Tanımlar netleştirilir; kimlerin vatandaş sayılacağı, çocuk sayılacağı, kamu görevlisi kimler olduğu gibi kavramlar belirli kurallarla açıklığa kavuşur. - Zaman bakımından uygulanabilirlik; işlenen fiile o an yürürlükte olan yasa uygulanır; lehe olan yasa uygulanır; bazı infaz ve geçici hükümler hemen uygulanabilir. - Yeri bakımından uygulanabilirlik; Türkiye sınırlarında işlenen fiiller Türk kanunlarına tabidir; bazı durumlarda deniz ve hava sahası gibi alanlarda da Türkiye’nin yetkisi sayılır. - Yabancı ülkede hüküm verilen suçlar konusunda Türkiye, bu hükümlere karşı yeniden yargılama yapabilir veya kovuşturma başlatabilir; bazı hallerde Adalet Bakanlığının talebiyle yargılama gerçekleşir; bazı istisnalar bulunur. - Vatandaş ve yabancı ayrımıyla ilgili olarak, Türkiye’de bulunurken yabancı ülkede işlenen bazı suçlar için Türkiye’de cezalandırılma mümkün olabilir; bu süreçler belirli şartlara ve taleplere bağlıdır. - Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması durumunda, Türkiye’de verilecek cezanın üst sınırı, suçun işlendiği ülkenin ceza üst sınırını aşamaz; bazı istisnalar bu kuraldan muaftır. - Ceza sorumluluğunun şahsiliği esastır; tüzel kişiler cezalandırılamaz; güvenlik tedbirleri bu kısıtlamanın dışında uygulanabilir. - Kast ve taksir kavramları, suçun oluşması açısından belirleyici olup, niyet ve öngörüyle ilgili çeşitli sonuçlar doğurabilir; taksirli fiillerde ceza ölçüsü, kusura göre belirlenir ve bazı durumlarda indirim uygulanabilir. - Meşru savunma ve zorunluluk hali, hak kullanımı veya rıza gibi hallerde ceza verilmez; zorlayıcı güç, korkutma veya tehdit altında işlenen fiillerde faile karşı ayrı bir değerlendirme yapılır. - Haksız tahrik veya belirli haller sebebiyle cezalar hafifleyebilir; hata veya yanılgılar bazı durumlarda hafifletici nedenler doğurabilir; bilmeden işlenmiş fiiller her zaman cezadan muaftır denmez, bazı hatalar nedeniyle indirim uygulanabilir. - Yaş küçüklüğüyle ilgili olarak çocuklar üzerinde özel kurallar uygulanır; belirli yaş altındaki kişiler için cezai sorumluluk yoktur veya güvenlik tedbirleri öne çıkar; gençler için ise yaşa bağlı olarak farklı hafifletici ve güvenlik tedbirleri uygulanabilir. - Akıl hastalığı veya ciddi zihinsel bozukluklar halinde cezalandırma yerine güvenlik tedbirleri tercih edilebilir; bu durum, belirli ölçütlerle ceza yerine tedavi ve koruma odaklı bir yaklaşımı getirir. - Sağır ve dilsizlik gibi durumlar için özel uygulama ve haklar bulunabilir; genel olarak iletişim ve müdahalede adil yaklaşımlar gözetilir.

KHK 659
2011-11-02

GENEL BÜTÇE KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİ VE ÖZEL BÜTÇELİ İDARELERDE HUKUK HİZMETLERİNİN YÜRÜTÜLMESİNE İLİŞKİN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Bu Kanun Hükmünde Kararname, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yürütülmesini ve uygulama birliğinin sağlanmasını amaçlar. Hukuk hizmetleri muhakemat hizmetleri ile hukuk danışmanlığına ilişkin iş ve işlemleri kapsar. İdareler için kurulan hukuk birimleri, adli ve idari davalarda idareyi temsil eder, dava ve icra işlemlerini takip eder ve hizmet satın alınması süreçlerini koordine eder. Hukuk birimleri ayrıca mevzuat taslaklarını inceleyerek hukuki mütalaa verir, uyuşmazlıkları önleyici tedbirler konusunda görüş bildirir ve idarenin amaçlarını mevzuata, plan ve programa uygun şekilde gerçekleştirmek için gerekli hukuki teklifleri hazırlar. Hukuk birimleri, hukuk uyuşmazlıklarının komisyon yoluyla değerlendirilmesi ve sekreterya hizmetlerini yürütür. Cumhurbaşkanlığı ve Maliye Bakanlığı gibi kurumların teşkilat kararnamelerindeki hükümler saklıdır. Muhakemat hizmetinin temini, idarenin ihtiyacına göre hukuk birimlerinden veya gerekli görüldüğünde Maliye Bakanlığı aracılığıyla sağlanabilir; özel hallerde doğrudan temin yoluyla serbest avukatlar veya avukatlık ortaklıklarından da hizmet satın alınabilir. Hizmetler, vekil sıfatıyla temsil yetkisini haiz avukatlar ve hukuk birimleri tarafından yürütülür. İdareler kendi iş ve işlemleriyle ilgili adli ve idari davalarda taraf sıfatını haizdir; vekil sıfatıyla temsil yetkisi hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir. Üst yönetici talimatı ile gerekli görüldüğünde temsil yetkisi, merkez veya taşra birim amirine devredilebilir. Gerekli görüldüğünde belirli durumlarda idare vekili veya temsilcisiyle birlikte duruşmalar yapılabilir; vekil listesi yazılı veya elektronik olarak ilgili mercilere bildirilir ve listede yer alanlar vekaletname olmaksızın temsiliyet yetkisine sahiptir. Yetkinin devrine ilişkin usuller ve sınırlar üst yöneticinin belirleyeceği esaslarla uygulanır. Birden çok idarenin taraf olduğu davalarda ve Cumhurbaşkanlığına bağlı öncelikli hususlarda takip ve müdafaa belirli usuller çerçevesinde yürütülür. Ulusal ve uluslararası mahkeme ve tahkim mercilerinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti veya idareler taraflı veya müdahil olduğunda gerekli görülenler Cumhurbaşkanlığı hukuk birimi tarafından takip edilir. Adli uyuşmazlıklarda sulh yoluyla hallin esas olduğu benimsenir. Sulh için taraflara uygun süreler tanınır ve başvuru sonuçlandırılıncaya kadar dava açma süresi işlemeye devam eder. Sulh başvurularının sonuçlandırılması zorunlu olup süresinin sonunda sonuç alınamazsa istek reddedilmiş sayılır. Sulh anlaşmaları ilam hükmünde sayılır ve icra hükümlerine göre infaz olunur; vadeye bağlanmış alacaklarda vadelerin dolması beklenir, aksi halde kanuni faiz hesaplarıyla takip ve tahsil edilir. Sulh halinde üzerinde anlaşılan hususlar kamu yararına uygun olmadıkça dava açılamaz veya yeniden incelenemez. İdari uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli ve vazgeçme yetkileri, maddi ve hukuki olarak kamu menfaati görülen durumlarda karar mercileri tarafından uygulanır. Tutarlara göre kararlar ve yetkilerin devri hususunda üst yönetime başvuru ve onay süreçleri uygulanır; alt kademe yetkilileri belirli sınırlar içinde bu yetkileri kullanabilir. Görüleceği üzere bu çerçeve, hukuk hizmetlerinin planlı, merkezi ve denetimli bir şekilde yürütülmesini; uyuşmazlıkların önlenmesi ve sulh yoluyla çözülmesini; temsil yetkilerinin net biçimde belirlenmesini ve gerektiğinde özel sektöre başvurulmasını amaçlar. Bu yaklaşımla maliyetlerin ve süreçlerin daha öngörülebilir olması hedeflenir.

Kanun 5320
2005-03-31

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemenin uygulanmasıyla mevcut soruşturma ve kovuşturma süreçleri yeni hükümler temel alınarak yürütülür; kesinleşmiş kararlar korunur. Gıyabi tutuklama kararları, yeni hükümlerin uygulanmasıyla yakalama emrine dönüşür ve yabancı ülkelerdeki kaçaklar için özel bir düzenleme söz konusu olur. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminata ilişkin hükümler, uygulamada belirli dönemler için geçerli olur; önceki dönemdeki işlemler için eski mevzuat uygulanmaya devam eder. İtiraz ve temyiz süreçlerine ilişkin süreler ve usuller netleşir; acele itirazlar için uygulanacak hükümler geçerli olur. Şahsî dava kavramı kamu davasına dönüşür; mevcut şahsî dava dosyaları kamu davası olarak sürdürülür ve davacı olanlar katılan statüsüne geçer; uzlaştırma hükümleri uygulanır. Müdafi ve vekil ücretlerine ilişkin esaslar belirlenir ve bu ödemelerin yargılama gideri sayılacağı öngörülür; uygulanacak tarifeler yönetmelikle belirlenir. Yönetmelik çıkarılması, zamanaşımı, kolluk bildirimi, sahte para bilgileriyle ilgili uygulamalar ve eski hükümlerle uyum sağlama konuları düzenlenir; geçiş sürecinde eski hükümlere uygun çözümler geliştirilir. Ek ve geçici hükümler sulh Ceza mahkemelerinin yapısı ve yetkileriyle ilgili geçişleri düzenler; denetimli serbestlik ve tedavi uygulamalarıyla uyum sağlanır.

Kanun 5326
2005-03-31

KABAHATLER KANUNU

Bu Kanun kabahat olarak kabul edilen ihlaller için uygulanabilir idari yaptırımları belirler. Kabahatler karşılığında uygulanabilecek yaptırımlar idari para cezası ile idari tedbirlerdir; tedbirler arasında mülkiyetenin kamuya geçirilmesi ve ilgili diğer tedbirler bulunur. Kabahatler kasıtlı veya ihmal yoluyla işlenebilir; ihmal halinde hukuki yükümlülüğün varlığı gerekir. Organ veya temsilci aracılığıyla işlenen kabahatlerde tüzel kişi de sorumlu tutulabilir; temsilci olarak hareket edenin fiili tüzel kişi hakkında yaptırım doğurabilir. Çok sayıda kişinin iştiraki halinde her kişi hakkında yaptırım uygulanabilir; özel faillik niteliğine sahip kişiler için de sorumluluk söz konusu olabilir. Aynı fiil çok sayıda kabahate yol açtığında uygulanacak en ağır idarî para cezası esas alınabilir; diğer yaptırımlar varsa bunlar da uygulanabilir. Aynı fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmışsa sadece suçtan yaptırım uygulanır; aksi durumda kabahatten yaptırım uygulanır. Teşebbüs cezalandırılmaz; bazı hallerde teşebbüsün cezalandırılabileceğine ilişkin hükümlerin uygulanması söz konusu olabilir. Hukuka uygunluk nedenleriyle kusurun ortadan kalktığı durumlar bu kabahatler için de geçerlidir. Soruşturma ve yerine getirme zamanaşımı ile yerine getirme zamanaşımı gibi süreler aşılırsa yaptırım uygulanamaz veya yerine getirilemez hale gelebilir. Karar verme yetkisi ilgili idari makamlar ile bazı durumlarda yetkili merciler tarafından belirlenir; kararlar tutanakla kayıt altına alınır ve gerekli deliller gösterilir. Kararlar tebliğ edilerek başvuru yolları açılır; itiraz süreçleri ve süreleri belirlenmiştir. Ödeme halinde indirim ve taksit gibi imkanlar söz konusu olabilir; ödeme süresi, muhatabın kanuni hakkını etkilemez. Mülkiyeti kamuya geçirilmesi kararında ilgili koşullara göre uygulanabilirlik belirlenir; bazı durumlarda eşya kullanılamaz hale getirilebilir veya imha edilebilir. Genel amaç toplum düzeninin korunması, genel ahlâkın ve sağlığın korunması, çevrenin korunması ile ekonomik düzenin korunmasıdır.

Kanun 5235
2004-10-07

ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN

Bu Kanun adlî yargının kuruluşunu, görevlerini ve yetkilerini tanımlar; vatandaşların hukuk ve ceza davalarının hangi mahkemeler tarafından bakılacağını ve bu mahkemelerin organizasyonunu belirler. Kapsam olarak ilk derece adlî mahkemelerin ve bölge adliye mahkemelerinin işleyişini ve görevlerini düzenler; hukuk ve ceza alanında hangi davaların hangi mahkemelerde görüleceğini somut çerçevede ortaya koyar. Hukuk mahkemeleri açısından sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer hukuk mahkemelerinin görev alanlarını belirtir; bazı işlerde özel yetkili hukuk mahkemelerinin kurulabileceğini ve bu mahkemelerin iş yoğunluğu ile ihtiyaçlara göre yapılandırılabileceğini ifade eder; mahkeme kurulumu ve daireler arasındaki iş dağılımı konularını da kapsar. Hukuk mahkemelerinin yargı çevresi coğrafi sınırlarla belirlenir ve gerektiğinde il ve ilçeler üzerinde değişiklik yapılabilir; bu düzenlemeler idari sınırlar çerçevesinde yürütülür. Ceza mahkemeleri açısından sulh ceza mahkemeleriyle ağır ve asliye ceza mahkemelerinin görevlerini netleştirir; özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin kurulumu saklıdır; ceza mahkemelerinin daireleri gerektirdiğinde numaralandırılarak ve gerektiğinde daireler arası iş dağılımı yapılara göre düzenlenir. Sulh ceza hâkimliği, yürütülen soruşturmalarda karar almak, işleri yürütmek ve itirazları incelemek amacıyla kurulmuştur; gerektiğinde birden çok sulh ceza hâkimliği kurulabilir; hâkimlikler bulundukları yerin adli sınırları içinde çalışır. Asliye ceza mahkemesinin görevi, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere bakmaktır. Ağır ceza mahkemesi, ağır cezayı gerektiren suçlar ve ilgili davalara bakmakla görevlidir; bu mahkeme, iş bölümü ve daireler arasındaki görev dağılımı çerçevesinde çalışır. Cumhuriyet başsavcılığı ve savcılarının yapısı, görev ve yetkileri, soruşturma yürütme, kamu davasını izleme ve duruşmalarda temsil gibi temel işlevleri kapsar; başsavcı ve başsavcı vekilleri ile savcılar, görev ve denetim açısından bir hiyerarşi içinde çalışır; başsavcılıklar bulundukları yargı çevresinde denetim ve gözetim yetkisine sahiptir. Duruşmalarda Cumhuriyet savcısının temsil yetkisi, görevlendirme ve gerektiğinde birden çok savcının katılımını mümkün kılan uygulamalar düzenlenir; duruşmalara katılım, kamu davasının yürütülmesi açısından önemli bir unsurdur. Bölge adliye mahkemeleri, bölgesel düzeyde temyiz incelemesini yürütür; bölge merkezi başkanlığı ve hukuk ile ceza dairelerinden oluşan yapılarıyla bölgesel düzeyde karar verecek birimler olarak organize edilir; bölge başsavcılığı ve adalet komisyonu ile birlikte çalışır. Müdürlükler ve adli idari yapı, her mahkemede yazı işleri müdürlüğü ile başvuru ve işlem süreçlerinin yürütülmesini sağlar; bölge adliye mahkemelerinde de adalet komisyonları ve müdürlükler bulunur; idari ve mali işlemler bu yapılar üzerinden yürütülür. Adlî yargı ilk derece mahkemesi adalet komisiyonu gibi ortak yapılar, ağır ceza mahkemelerinin bulunduğu yargı çevrelerinde kurulabilir ve işleyişleri yönergelerle belirlenir; müdürlükler ve personel çalışmaları bu yapıya bağlı olarak yürütülür. Genel olarak bu düzenleme, dava türlerine göre hangi mahkemelerin yetkili olduğunun işleyişini, mahkemelerin hangi sınırlar içinde hareket edeceğini, yetki ve görev dağılımlarını, daireler arasındaki iş paylaşımını ve adli idari altyapıyı belirleyerek adaletin hızlı ve uyumlu işlemesini amaçlar.