10 / 1.062 sonuç gösteriliyor

Kanun 6325
2012-06-22

HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU

Pratik etki özeti - Arabuluculuk, tarafların kendi çözümlerini üretmesini hedefleyen, bağımsız bir üçüncü kişinin eşliğinde yürütülen bir uyuşmazlık çözüm yoludur; aile içi şiddet iddialarını içeren konular arabuluculuğa uygun değildir. - Taraflar arabuluculuğa başvurma, süreci sürdürme, sonuçlandırma veya vazgeçme konusunda özgürdür; süreç tamamen tarafların iradesine bağlıdır. - Gizlilik temel ilke olup, arabuluculuk sırasında elde edilen bilgi ve belgeler gizli tutulur; aksi kararlaştırılmadıkça üçüncü kişiler bu bilgileri delil olarak kullanamaz. - Arzuyla ilgili beyanlar ve görüşler delil olarak ileri sürülemez; arabuluculuk sürecinde hazırlanan belgeler dışında kullanılmaz; bazı özel durumlarda istisnalar olabilir. - Taraflar eşit haklara sahiptir; arabuluculuk süreci taraflarca serbestçe yönlendirilir ve yargısal yetkinin kullanımı arabuluculukta sınırlıdır. - Arabulucunun ücret ve masrafları taraflarca eşit şekilde karşılanabilir; avans talep edilebilir; belirli kişiler için aracılık karşılığı ücret alınamaz. - Arabulucular taraflarla ayrı ayrı veya birlikte iletişim kurabilir; arabulucunun tarafsızlığı ve taraflar arasındaki eşitlik gözetilir. - Taraflar anlaşırsa arabuluculuk sona erer; anlaşmazlık sürerse süreç sonlandırılır; arabuluculuk sonrasında tutanak düzenlenir ve gerekirse taraflarca imzalanır. - Anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh alınabilir; bu şerh, ilgili mahkeme tarafından verilerek anlaşmanın uygulamada yürürlüğe girmesini sağlar; ayrıca taşınmazla ilgili konularda ek kayıtlar ve sınırlamaların konulması mümkündür. - Taşınmaz devri veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar arabuluculuğa uygundur; taraflar yazılı karar alıp gerekli şerhleri koyabilir, icra için gerekli işlemler başlatılabilir. - Milletlerarası sulh anlaşmalarının icrasında icra edilebilirlik şerhi gerekir; bu şerh için ilgili mahkemeden başvurulur ve dosya üzerinden inceleme yapılır. - Arabulucunun reklam yasağı vardır; sadece arabuluculuk unvanı kullanılabilir ve meslek etiğine uygun davranılır. - Dava şartı olarak arabuluculuk uygulanıyorsa, başvuru ve süreç buna göre yönetilir; başvuru reddedildiğinde dava süreci başka usullerle devam edebilir. - Aydınlatma yükümlülüğü gereği taraflar sürece dair gereken bilgilerle bilgilendirilir.

CB Kararı 766
2019-02-15

BAZI ANLAŞMALARIN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİ TARİHLERİN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 766)

Ekli listedeki uluslararası anlaşmaların yürürlüğe girdikleri yönündeki tespit yapılmıştır ve bu kapsamda uygulanmalarının sağlanması öngörülmüştür.

Kanun 5718
2007-12-12

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemede yabancı unsur taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk ve bu konudaki ihtilafın çözümüne ilişkin temel kurallar belirlenir. Taraflar arasındaki meselelerde hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına karar verirken, hangi ülkenin yetkili olduğu ve yabancı kararların tanınması gibi meseleler de dikkate alınır. Yetkili hukuk, tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi bağlarla belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça bu bağlar esas alınır. Yetkili hukuk toplu olarak tarafların mutabakatıyla değiştirilebilir; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça söz konusu hüküm uygulanır. Yabancı hukuk belirli bir olay için uygulanabilirken, bu hukuk kamu düzenine aykırı olduğunda Türk hukuku uygulanabilir. Yetkili yabancı hukukun uygulanmasının amacı ve kapsamı açısından Türk hukukunun doğrudan uygulanabilir kuralları da devreye girebilir. Hukukî işlemlerin şekline ilişkin esaslar, işlemin yapıldığı ülkenin veya esasta uygulanacak olan hukukun öngördüğü şekil kurallarına bağlıdır. Zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tabidir. Ehliyet ve kısıtlılık gibi hususlarda haklar çoğunlukla kişinin millî hukukuna tabidir; bazı istisnai durumlarda Türkiye’deki mutad mesken hükümleri devreye girebilir. Vasiyet, gaiplik ve ölmüş sayılma gibi konularda karar verilecek kişinin millî hukuku belirleyici olur; bazı durumlarda malların bulunduğu ülke etkili olabilir. Nişanlanma ve evlilik gibi aile hayatı konularında ehliyet, şartlar ve geçerlik genelde tarafların millî hukukuna bağlıdır; evlilik şekli ise evliliğin yapıldığı ülke hukuku tarafından belirlenir; ortak evlilik hukuku, tarafların müşterek millî hukukuna bağlı olarak ya da Türk hukuku uygulanarak çözülebilir. Boşanma ve ayrılık konuları tarafların müşterek millî hukukuna göre incelenir; nafaka, velayet ve geçici önlemler Türk hukuku kapsamına girebilir. Evlilik malları konusunda taraflar mutabık kaldıkları millî hukukunu esas alabilir; aksi halde mutad mesken hukuku veya Türk hukuku uygulanır; taşınmazlar için ilgili ülke hukuku esas alınır. Soybağı ve soybağına ilişkin hükümler, çocuğun doğum anındaki millî hukuka göre kurulur; kurulamıyorsa çocuğun mutad meskeni veya diğer yakın bağlar dikkate alınır. Evlât edinme, vesayet ve kayyımlık gibi koruma tedbirleri ile ilişkilere ilişkin hükümler çoğunlukla tarafların millî hukukuna göre uygulanır. Nafaka ve miras gibi konularda uygulanacak hukuk, alacaklı veya mirasçıların çoğu duruma göre belirlenir; taşınmazlar ve muvazaa gibi durumlarda yerleşim ya da malın bulunduğu ülke etkili olur. Taşınır ve taşınmaz üzerindeki aynî haklar, hareket halindeki mallar ve taşıma sözleşmeleri gibi alanlarda uygulanan hukuk, malın bulunduğu ülke veya tarafların seçimlerine göre belirlenir; taşınmaz haklarında ise esas olarak taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerli olur. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin işlemlerde hangi ülkenin koruma talebinde bulunduğu esas alınır; taraflar arasında hukuk seçimi yapılmışsa o hukuk uygulanır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, taraflar açıkça bir hukuk seçmezse en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır; bu, sözleşmenin kuruluşundaki mutad mesken veya işyeri gibi kriterlerle belirlenir. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Tüketici sözleşmeleri için tüketicinin mutad meskeninin emredici hükümleri korunur; tarafların hukuk seçimi yoksa da mutad mesken hukuku uygulanır; bazı istisnalar paket turlar kapsamında uygulanmaz. İş sözleşmeleri, tarafların belirlediği hukuka tabidir; taraflar seçim yapmamışsa işçinin mutad işyeri hukuku uygulanır; işin sürekli olarak birden çok ülkede yapıldığı durumlarda esas işyerinin bulunduğu ülke uygulanır. Fikrî mülkiyet sözleşmeleri, tarafların seçtikleri hukuka tabidir; seçim yoksa işyeri veya mutad mesken hukuku uygulanır. Sözleşmeden doğan ilişkilerde, taraflarca sıkı ilişkiyle bağlanan başka bir hukuk varsa o hukuk uygulanabilir. İnsan hakları ile ilgili durumlarda zarar görenin seçimine göre ilgili ülkelerin yasaları uygulanabilir; bu, ihlâllerin niteliğine göre değişir. Haksız fiil durumunda zarar görenin veya zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır; sigorta ilişkilerinde hak sahipleri doğrudan sigortacıyı hedef alabilir. Kişilik haklarının ihlâliyle ilgili talepler ve cevap hakları, çeşitli bağlara göre farklı ülkelerin hukukuna tabi olabilir. İmalât ülkesinin tercihi ve mutad mesken veya işyeri gibi kriterler zarar verenin veya zararın bulunduğu ülkeye göre belirlenir. Haksız rekabet konusunda talepler, piyasaya etki eden ülkenin hukukuna tabidir; rekabetin engellenmesi ve zararlar bu bağlamda ilgili ülke hukukuna göre çözümlenir.

CB Genelgesi 3
2026-04-17

İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi ile İlgili

IIT Tahkim Merkezi taraflar arasındaki ticaret ve yatırım uyuşmazlıklarını tahkim veya alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözümlenmesini sağlayan bir mekanizma olarak hizmet verir. Hizmetler bağımsız, tarafsız ve gizlilik ilkelerine uygun biçimde yürütülür. Tahkim ve arabuluculuk süreçlerinde gerekli sekretarya desteği sağlanır ve hakemlerin ataması için gerekli süreçler yürütülür. Taraflar arasındaki anlaşmada bu merkezin kurallarıyla çözüleceği belirtiliyorsa, uyuşmazlıklar bu merkeze yönlendirilebilir. Kamu kurum ve kuruluşlarının sözleşmelerinin akdi süreçlerinde bu tahkim yolunun değerlendirilmesi dikkate alınır.

Kanun 6304
1954-03-08

BAZI HALLERDE MEMLEKET İÇİNDE İZİNLİ GÖNDERİLECEK ERBAŞ VE ERLERİN YOL MASRAFLARININ DEVLETÇE ÖDENMESİ HAKKINDA KANUN

Uluslararası taahhütler nedeniyle yurt dışına gönderilecek birliklere bağlı olarak giriş ve dönüş için gerekli olan yurt içi nakil masrafları devletçe karşılanır. Ayrıca, doğal afetler nedeniyle geniş ölçüde zarar görmüş bölgelerden olan ve izin verilen personel için de bu masraflar ödenir.

CB Kararı 5291
2022-03-12

BAZI ANLAŞMALARIN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİ TARİHLERİN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 5291)

Bu karar, listede yer alan uluslararası anlaşmaların yürürlüğe giriş koşullarını onaylar ve bu anlaşmalarla ilgili yükümlülüklerin uygulanması ve işbirliğinin pratik olarak başlaması konusunda netlik sağlar. Sonuç olarak, uygulanması gereken alanlar çevre koruması ve ilgili önlemler, suçluların nakli ve adli işbirliği, hava ulaşımı hizmetleri, nükleer enerji alanında üçüncü taraflara karşı sorumluluklar konusunda protokoller, serbest ticaret ve tarım ticareti alanında işbirliği ve sağlık ile sağlık bilimleri alanındaki işbirliği olarak belirginleşir.

CB Kararı 6292
2022-10-25

BAZI ANLAŞMALARIN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİ TARİHLERİN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 6292)

Bu karar,IPA-II kapsamındaki değişiklik protokollerinin uygulanmasını ve öncesi yardım aracı kapsamındaki operasyonel uygulamanın sürdürülmesini sağlar. Taraflar arasındaki bazı protokollerin yürürlüğe girmesi için gerekli çerçeve ve mekanizmaların tesis edilmesini amaçlar. Yatırımların korunması ve güvence altına alınması yönündeki hükümlerinin uygulanabilir hale getirilmesiyle yatırım süreçlerinin hukuki güvenceye kavuşması hedeflenir. KKTC’de eğitim-araştırma yerleşkelerinin kurulmasına ilişkin anlaşmanın uygulanabilirliği ve sürdürülmesi güvence altına alınır. Bu şekilde, farklı ülkelerle yürütülen ikili anlaşmaların pratik anlamda uygulanması ve denetiminin kolaylaştırılması amaçlanır.

CB Kararı 297
2018-11-02

BAZI ANLAŞMALARIN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİ TARİHLERİN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 297)

Ekli listedeki anlaşmalar için imza tarihleri ile yürürlük tarihleri arasındaki uyumun sağlandığı tespit edilmiştir; bu sayede ilgili anlaşmaların belirlenen başlangıçta yürürlüğe girip uygulanması güvence altına alınır.

Kanun 3335
1987-04-07

ULUSLARARASI NİTELİKTEKİ TEŞEKKÜLERİN KURULMASI HAKKINDA KANUN

Bu yasa uluslararası alanda işbirliği amacı güden teşekküllerin kurulması, mevcut teşekküllerin faaliyetleri ve bunlara katılım için temel kuralları belirler. Türkiye’de veya yurt dışında kurulacak ya da mevcut teşekküllerin uluslararası nitelikte birlikler, federasyonlar veya benzeri yapılar kurması veya bunların şubelerini açması, uluslararası faaliyette bulunması veya mevcut derneklerle işbirliği yapması izne bağlıdır. Türkiye’de kurulan teşekküller tüzel kişilik kazanır; kuruluş bildirisi ve ekleri ilgili makama verilerek varlık kazanır. Amaç kaybolduğunda veya yükümlülükler yerine getirilmediğinde teşekküller kendiliğinden sona erebilir. Kamu kurumları ise uygun görülmesi halinde bu amaç doğrultusunda kurulu uluslararası teşekküllere iştirak edebilir. Teşekküllerin denetimi mevcut dernekler yasasının hükümlerine göre yapılır; milli menfaatlere aykırı faaliyet bulunduğunun anlaşılması halinde teşekkülün faaliyeti geçici olarak durdurulabilir. Teşekküllerin üyelikleri, organları, toplantı ve karar usulleri ile faaliyetleri tüzüklerinde belirlenir ve bu konular için görüş alınarak onaylanır. Mevcut teşekküller için uyum zorunluluğu ve bu uyum sağlanmazsa hukuki varlıklarının sona ermesi öngörülür. Geçiş hükümleriyle mevcut teşekküllerin bu kurallara uygun hale gelmesi için süreçler belirlenir.

Kanun 6458
2013-04-11

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

Bu kanun yabancıların Türkiye’ye giriş, kalış ve Türkiye’den koruma talep edenlerin korunmasına ilişkin usul ve esasları düzenler ve uygulanabilir kapsamı belirler. Yabancılar için Türkiye’ye giriş ve kalış süreçlerinde sınır kapılarında ve ülke içinde yapılacak işlemler ile uluslararası koruma taleplerinin incelenmesi süreçleri öngörülür; kitlesel olarak Türkiye’ye gelen yabancılar için geçici koruma uygulanabilir. Uluslararası koruma statüsü olarak mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma gibi statüler tanımlanır ve bu statülerin kazanılması veya korunmasıyla ilgili esaslar belirlenir. Geri gönderme yasağı, bir kişinin işkenceye veya insanlık dışı ya da onur kırıcı muameleyle karşı karşıya kalacağı yerlere gönderilmesini engeller. Türkiye’ye giriş için gerekli belgeler gösterilmek zorundadır; bazı durumlarda sınır kapılarında vize verilebileceği veya vize muafiyetinin uygulanabileceği öngörülür. Bazı yabancılar için ise kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından sakınca olması halinde giriş yasağı uygulanabilir ve bu kararlar bildirilir. Uluslararası koruma başvuruları, başvuranın talebinin engellenmesini hedeflemeyen şekilde değerlendirilir ve kararlar başvuru sahibine tebliğ edilir; kararlar aleyhine başvuru ve yargı yolu vardır. Giriş yasağı kararları, sınır dışı edilme durumları ve bu kararların uygulanmasına ilişkin hükümler vardır; bazı hallerde giriş yasağının süresi ve uygulanması düzenlenir. Sınır kapılarında durumda özel olarak verilebilen geçici vizeler ve havalimanı transit vizeleri uygulanabilir; bu vizelerin süreleri ve koşulları belirlenir. Uzun süre Türkiye’de kalacak yabancılar için ikamet izni zorunluluğu bulunur; bazı statülerde ikamet izninden muafiyetler öngörülebilir ve muafiyetlerden yararlanmak için gerekli belgeler şekillendirilir. İkamet izni başvuruları konsolosluklar aracılığıyla yapılır; diploması ve uluslararası kuruluşlar gibi özel statülerde bulunan kişiler ile aileler için ikamet izninden muafiyetler söz konusu olabilir. Vize uygulamaları, vizelerin verilmesi, vizeden muafiyetler ve sınır kapılarında verilebilecek vizelere ilişkin esaslar belirlenir; bazı durumlarda vizelerin tek taraflı kolaylıklar sağlaması öngörülür. Cumhurbaşkanı ve ilgili makamlar, pasaport ve vize işlemlerine ilişkin yetkileri kullanabilir ve belirli durumlarda vize kolaylıkları veya muafiyetler getirebilir.