10 / 4.535 sonuç gösteriliyor

Kanun 5718
2007-12-12

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemede yabancı unsur taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk ve bu konudaki ihtilafın çözümüne ilişkin temel kurallar belirlenir. Taraflar arasındaki meselelerde hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına karar verirken, hangi ülkenin yetkili olduğu ve yabancı kararların tanınması gibi meseleler de dikkate alınır. Yetkili hukuk, tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi bağlarla belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça bu bağlar esas alınır. Yetkili hukuk toplu olarak tarafların mutabakatıyla değiştirilebilir; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça söz konusu hüküm uygulanır. Yabancı hukuk belirli bir olay için uygulanabilirken, bu hukuk kamu düzenine aykırı olduğunda Türk hukuku uygulanabilir. Yetkili yabancı hukukun uygulanmasının amacı ve kapsamı açısından Türk hukukunun doğrudan uygulanabilir kuralları da devreye girebilir. Hukukî işlemlerin şekline ilişkin esaslar, işlemin yapıldığı ülkenin veya esasta uygulanacak olan hukukun öngördüğü şekil kurallarına bağlıdır. Zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tabidir. Ehliyet ve kısıtlılık gibi hususlarda haklar çoğunlukla kişinin millî hukukuna tabidir; bazı istisnai durumlarda Türkiye’deki mutad mesken hükümleri devreye girebilir. Vasiyet, gaiplik ve ölmüş sayılma gibi konularda karar verilecek kişinin millî hukuku belirleyici olur; bazı durumlarda malların bulunduğu ülke etkili olabilir. Nişanlanma ve evlilik gibi aile hayatı konularında ehliyet, şartlar ve geçerlik genelde tarafların millî hukukuna bağlıdır; evlilik şekli ise evliliğin yapıldığı ülke hukuku tarafından belirlenir; ortak evlilik hukuku, tarafların müşterek millî hukukuna bağlı olarak ya da Türk hukuku uygulanarak çözülebilir. Boşanma ve ayrılık konuları tarafların müşterek millî hukukuna göre incelenir; nafaka, velayet ve geçici önlemler Türk hukuku kapsamına girebilir. Evlilik malları konusunda taraflar mutabık kaldıkları millî hukukunu esas alabilir; aksi halde mutad mesken hukuku veya Türk hukuku uygulanır; taşınmazlar için ilgili ülke hukuku esas alınır. Soybağı ve soybağına ilişkin hükümler, çocuğun doğum anındaki millî hukuka göre kurulur; kurulamıyorsa çocuğun mutad meskeni veya diğer yakın bağlar dikkate alınır. Evlât edinme, vesayet ve kayyımlık gibi koruma tedbirleri ile ilişkilere ilişkin hükümler çoğunlukla tarafların millî hukukuna göre uygulanır. Nafaka ve miras gibi konularda uygulanacak hukuk, alacaklı veya mirasçıların çoğu duruma göre belirlenir; taşınmazlar ve muvazaa gibi durumlarda yerleşim ya da malın bulunduğu ülke etkili olur. Taşınır ve taşınmaz üzerindeki aynî haklar, hareket halindeki mallar ve taşıma sözleşmeleri gibi alanlarda uygulanan hukuk, malın bulunduğu ülke veya tarafların seçimlerine göre belirlenir; taşınmaz haklarında ise esas olarak taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerli olur. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin işlemlerde hangi ülkenin koruma talebinde bulunduğu esas alınır; taraflar arasında hukuk seçimi yapılmışsa o hukuk uygulanır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, taraflar açıkça bir hukuk seçmezse en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır; bu, sözleşmenin kuruluşundaki mutad mesken veya işyeri gibi kriterlerle belirlenir. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Tüketici sözleşmeleri için tüketicinin mutad meskeninin emredici hükümleri korunur; tarafların hukuk seçimi yoksa da mutad mesken hukuku uygulanır; bazı istisnalar paket turlar kapsamında uygulanmaz. İş sözleşmeleri, tarafların belirlediği hukuka tabidir; taraflar seçim yapmamışsa işçinin mutad işyeri hukuku uygulanır; işin sürekli olarak birden çok ülkede yapıldığı durumlarda esas işyerinin bulunduğu ülke uygulanır. Fikrî mülkiyet sözleşmeleri, tarafların seçtikleri hukuka tabidir; seçim yoksa işyeri veya mutad mesken hukuku uygulanır. Sözleşmeden doğan ilişkilerde, taraflarca sıkı ilişkiyle bağlanan başka bir hukuk varsa o hukuk uygulanabilir. İnsan hakları ile ilgili durumlarda zarar görenin seçimine göre ilgili ülkelerin yasaları uygulanabilir; bu, ihlâllerin niteliğine göre değişir. Haksız fiil durumunda zarar görenin veya zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır; sigorta ilişkilerinde hak sahipleri doğrudan sigortacıyı hedef alabilir. Kişilik haklarının ihlâliyle ilgili talepler ve cevap hakları, çeşitli bağlara göre farklı ülkelerin hukukuna tabi olabilir. İmalât ülkesinin tercihi ve mutad mesken veya işyeri gibi kriterler zarar verenin veya zararın bulunduğu ülkeye göre belirlenir. Haksız rekabet konusunda talepler, piyasaya etki eden ülkenin hukukuna tabidir; rekabetin engellenmesi ve zararlar bu bağlamda ilgili ülke hukukuna göre çözümlenir.

CB Kararı 809
2019-03-08

6384 SAYILI AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE YAPILMIŞ BAZI BAŞVURULARIN TAZMİNAT ÖDENMEK SURETİYLE ÇÖZÜMÜNE DAİR KANUN GEREĞİNCE KURULAN KOMİSYONUN YETKİSİNİN GENİŞLETİLMESİNE İLİŞKİN KARAR (KARAR SAYISI: 809)

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki ek ihlal alanlarını kapsayacak şekilde Komisyonun yetki alanını genişleterek, komisyonun başvuru sahiplerinin maddi ve manevi tazminat taleplerini inceleyip karar verebilmesini sağlar. Özellikle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal tespiti yaptığı ancak tazminata ilişkin karar vermediği ya da bu haklar saklı tutulduğu durumlarda, kesinleşen kararın tebliğini izleyen sürenin dolmuş olması halinde başvurunun yapılması şartıyla Komisyonun bu tazminat taleplerini inceleyip karara bağlayabileceği öngörülmektedir. Bu sayede ilgili dosyaların komisyon eliyle tazminata kavuşma süreci daha kapsayıcı ve hızlı yürütülebilir.

Kanun 6325
2012-06-22

HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU

Pratik etki özeti - Arabuluculuk, tarafların kendi çözümlerini üretmesini hedefleyen, bağımsız bir üçüncü kişinin eşliğinde yürütülen bir uyuşmazlık çözüm yoludur; aile içi şiddet iddialarını içeren konular arabuluculuğa uygun değildir. - Taraflar arabuluculuğa başvurma, süreci sürdürme, sonuçlandırma veya vazgeçme konusunda özgürdür; süreç tamamen tarafların iradesine bağlıdır. - Gizlilik temel ilke olup, arabuluculuk sırasında elde edilen bilgi ve belgeler gizli tutulur; aksi kararlaştırılmadıkça üçüncü kişiler bu bilgileri delil olarak kullanamaz. - Arzuyla ilgili beyanlar ve görüşler delil olarak ileri sürülemez; arabuluculuk sürecinde hazırlanan belgeler dışında kullanılmaz; bazı özel durumlarda istisnalar olabilir. - Taraflar eşit haklara sahiptir; arabuluculuk süreci taraflarca serbestçe yönlendirilir ve yargısal yetkinin kullanımı arabuluculukta sınırlıdır. - Arabulucunun ücret ve masrafları taraflarca eşit şekilde karşılanabilir; avans talep edilebilir; belirli kişiler için aracılık karşılığı ücret alınamaz. - Arabulucular taraflarla ayrı ayrı veya birlikte iletişim kurabilir; arabulucunun tarafsızlığı ve taraflar arasındaki eşitlik gözetilir. - Taraflar anlaşırsa arabuluculuk sona erer; anlaşmazlık sürerse süreç sonlandırılır; arabuluculuk sonrasında tutanak düzenlenir ve gerekirse taraflarca imzalanır. - Anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh alınabilir; bu şerh, ilgili mahkeme tarafından verilerek anlaşmanın uygulamada yürürlüğe girmesini sağlar; ayrıca taşınmazla ilgili konularda ek kayıtlar ve sınırlamaların konulması mümkündür. - Taşınmaz devri veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar arabuluculuğa uygundur; taraflar yazılı karar alıp gerekli şerhleri koyabilir, icra için gerekli işlemler başlatılabilir. - Milletlerarası sulh anlaşmalarının icrasında icra edilebilirlik şerhi gerekir; bu şerh için ilgili mahkemeden başvurulur ve dosya üzerinden inceleme yapılır. - Arabulucunun reklam yasağı vardır; sadece arabuluculuk unvanı kullanılabilir ve meslek etiğine uygun davranılır. - Dava şartı olarak arabuluculuk uygulanıyorsa, başvuru ve süreç buna göre yönetilir; başvuru reddedildiğinde dava süreci başka usullerle devam edebilir. - Aydınlatma yükümlülüğü gereği taraflar sürece dair gereken bilgilerle bilgilendirilir.

Kanun 5378
2005-07-07

ENGELLİLER HAKKINDA KANUN

Engellilerin temel hak ve özgürlüklerden eşit şekilde yararlanması için ayrımcılık yasaktır ve gerekli durumlarda makul düzenlemeler yapılır; özel tedbirler ayrımcılık olarak sayılmaz. Topluma bağımsız ve etkin katılım için engellilerin toplumsal yaşamda yer alması desteklenir; ihtiyaç duydukları bireysel ve toplum temelli destek hizmetlerine erişimleri sağlanır. Erişilebilirlik önceliklidir; yapıların, ulaşımın, bilgi ve iletişim teknolojilerinin güvenli ve bağımsız kullanılabilir olması hedeflenir; kamu ve özel toplu taşıma araçları ile bilgi erişimi engellilerin ihtiyaçlarına uygun hale getirilir. Engellilik durumuna uygun destek ve bakım, habilitasyon ve rehabilitasyon hizmetleri sunulur; bu hizmetler erken başlatılır ve engellinin bulunduğu yere mümkün olduğunca yakın yerde yapılır; gerekli yardımcı araçlar ve teknolojiler erişilebilir durumda bulundurulur. Erken tanı ve koruyucu sağlık hizmetleri desteklenir; engelliliğin önlenmesi ve var olan durumun kötüleşmesini azaltmaya yönelik çalışmalar yürütülür. Eğitimde kayıtsızlık olmadan erişim sağlanır; engellilerin bütünleşik eğitim içinde yer alması, özel eğitime ihtiyaç duyanlar için uygun değerlendirme ve yönlendirme süreçleri bulunur; işitme engelliler için iletişim desteği ve uygun materyaller (kabartma, alt yazı, işaret dili) sağlanır. İş gücü piyasasında eşitlik ve adil muamele güvence altına alınır; engellilik nedeniyle ayrımcılığa karşı önlemler alınır, işe başvuru ve çalışma koşullarında makul düzenlemeler yapılır; korumalı işyerleri için gerekli düzenlemeler belirlenir. Eğitim ve öğretimde engellilerin ihtiyaçlarına uygun planlar ve destekler uygulanır; ailelerin ve ilgili kurumların katılımı süreç boyunca esas alınır. Engellilerin, ailelerin ve sivil toplum kuruluşlarının politika yapım ve hizmet sunumu süreçlerinde katılımı sağlanır; karar alma süreçlerinde temsil imkanı artırılır. Toplum içinde izolasyon önlenir; engellilerin toplumla bütünleşmesini destekleyen bakıma ve toplumsal yaşamın her alanında eşit erişimi hedefleyen uygulamalar hayata geçirilir.

Kanun 2828
1983-05-27

SOSYAL HİZMETLER KANUNU

Bu metin sosyal hizmetlerin nasıl yürütüleceğine ilişkin geniş bir çerçeve oluşturur ve hizmetlerin amacı, kapsamı, tanımlar ile genel esaslar ve mali hükümlerini belirler. Sosyal hizmetler, ihtiyaç sahiplerinin maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarını giderici, sorunlarını önleyici ve çözümleyici hizmetleri kapsar ve yaşam standartlarının yükseltilmesini hedefler. Korunmaya ihtiyacı olan çocuklar, engelliler ve yaşlılar gibi temel toplumsal gruplar ile benzer ihtiyaç sahipleri öncelikli olarak hizmetlerden yararlanır. Hizmetler için çeşitli kuruluş türleri ve birimler kurulur; çocuklara yönelik koruma ve bakıma odaklı yuvalar, yetiştirme yurtları, kreş ve gündüz bakım hizmetleri, huzurevleri ve bakım-rehabilitasyon merkezleri gibi birimler ile bu hedeflere uygun çalışır. Hizmetler, kamu kurumları, gönüllü kuruluşlar ve sivil toplumun koordineli işbirliğiyle, denetim ve gözetim altında sunulur; kaynaklar en verimli şekilde kullanılır. Hizmetlere erişimde ayrımcılık yasaktır; talep fazlası olduğunda belirlenen öncelikler uygulanır ve hizmetler insan onuru ve saygısı çerçevesinde sunulur. Personel seçimi ve hizmet içi eğitim, hizmetin niteliğine ve özelliklerine uygun şekilde yapılır; çalışanların nitelikleri hizmetin gerektirdiği standartlara uygun olur. Dış kuruluştan hizmet alınması gerekiyorsa izin ve standartlara uyum zorunludur; coğrafi ve fonksiyonel dağılım dengeli sağlanmaya çalışılır ve hizmet boşlukları giderilir. Engelliler için eşit katılım, erişilebilirlik, eğitimde fırsat eşitliği, istihdam ve sosyal güvenlik konularında hedefler belirlenir; engellilerin karar alma süreçlerine katılımı sağlanır. Ev tipi sosyal hizmet birimleri, merkezler ve koordinasyon yapıları aracılığıyla ihtiyaç tespiti, müdahale ve takibi bir arada ve kolay ulaşılabilir biçimde gerçekleştirilir. Hizmetler için mali kaynaklar genel bütçeden sağlanan yardımlar, hizmetlerden elde edilen gelirler, bağışlar ve benzeri çeşitli kaynaklarla finanse edilir. Kamu ve özel sektör işbirliği, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla koordinasyon esas alınır ve hizmetlerin yayılımı ile etkili kullanımı hedeflenir. Çalışanlar ve özel düzenlemeler konusunda sözleşmeli çalıştırma gibi alternatif istihdam biçimlerine olanak tanınabilir; engellilerin özel istihdam gerekiklikleri de gözetilir.

Kanun 6701
2016-04-20

TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU KANUNU

Pratik etki özeti: - Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu adıyla kurulan bağımsız ve mali-iddari özerk bir kamu tüzel kişiliğine sahip kurum, insan haklarını korumak, geliştirmek ve ayrımcılığın önlenmesini sağlamak için faaliyette bulunacak ve ihlalleri giderme sürecini yönetecek. - Temel haklar ve hizmetlere erişimde ayrımcılığın önlenmesini hedefleyen bir çerçeve kuracak; kamu ve özel sektörde sunulan hizmetlere erişimde eşitlik sağlanması için uygulanabilir tedbirler geliştirecek. - Eğitim, adalet, kolluk, sağlık, ulaşım, iletişim, sosyal güvenlik, konaklama, kültür ve spor gibi alanlarda hizmet alan herkesin ayrımcılığa karşı korunacağını güvenceyecek. - Engellilerin haklarını tam ve eşit kullanabilmesini sağlamak için makul düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtecek ve gerekli erişilebilirlik önlemlerinin uygulanmasını teşvik edecek. - İstihdam ve serbest meslek alanında işe alma, kariyer gelişimi, eğitim ve çalışma şartları konularında ayrımcılık yasağını kapsayacak; gebelik ve çocuk bakımı gibi nedenlerle ayrımcılığa karşı koruma getirecek. - Ayrımcılığın çeşitli türlerini tanımlayacak: doğrudan ve dolaylı ayrımcılık, ayrı tutma, ayrımcılık talimatı, çoklu ayrımcılık, işyerinde yıldırma, taciz gibi uygulamaların önüne geçecek. - İstisnaların varlığını tanıyarak gerekli görülen durumlarda amaca uygun ve orantılı farklı muamelenin mümkün olabileceğini belirtecek; bazı özel durumlarda dinî hizmetler gibi istisnaların uygulanabileceğini açıklayacak. - Kurum, ihlalleri resen veya başvuru üzerine inceleyecek, kararlar verecek ve mağdurlara gerekli çözümler konusunda yol gösterecek; uygun gördüğünde adli ve idari süreçleri yönlendirecek. - İnsan hakları ihlallerini ve ayrımcılık vakalarını kamuoyuna bildirecek ve farkındalık amacıyla bilgilendirme ve eğitim çalışmaları yapacak; üniversiteler, sivil toplum ve meslek kuruluşlarıyla işbirliği halinde çalışmalar yürütecek. - Uluslararası insan hakları sözleşmelerinin uygulanmasını izleyecek ve bu alandaki inceleme/denetim mekanizmalarına katkıda bulunacak; gerektiğinde uluslararası toplantılarda temsilci gönderecek. - Özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilerin ve koruma altına alınan kişilerin bulunduğu yerleri düzenli ziyaretler yoluyla denetleyecek ve raporlayacak; bu süreçte gerekli kolaylığı sağlayacak. - Sivil toplum örgütleri ve kamu kurumlarıyla işbirliği içinde rehberlik sunacak, başvuruların takip edilmesini sağlayacak ve mağdurların başvuru süreçlerinde yanıt ve yol gösterme sunacak. - Kamuya açık hizmetlerin ve mal- hizmetlerin sunumunda ayrımcılık yapılmaması için planlama, sunum ve denetim süreçlerinde kapsayıcılık ve adreslenebilirlik ilkelerini esas alacak. - Üye olanlar ve görevleri süresince bağımsız hareket etmeye, tarafsız kararlar vermeye ve görevlerini etkileyebilecek ilişki ve çıkar çatışmalarını önlemeye odaklanacak.

Kanun 2709
1982-11-09

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

Bu metin devletin cumhuriyet olduğunu, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına aldığını belirtir; toplumun huzuru, adalet ve refahı ile kişilerin maddi ve manevi gelişimini öncelik olarak hedefler. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük ilkesine bağlıdır; Türkçe resmi dil olarak önceliklidir; milli bayrak, marş ve başkent gibi simgeler devletin kimliğini somutlaştırır. Değiştirilemeyecek hükümler, devletin temel nitelikleri ve Cumhuriyetin yapısal esaslarını korur, bu temel ilkeler üzerinde normalenin üzerinde değişiklikler yapılamaz. Egemenlik millete aittir; milletin iradesiyle kararlar alınır; devlet organları bu gücü anayasadan aldığı sınırlar içinde kullanır; hiçbir kişi veya organ kaynağını Anayasadan almayan yetkiler kullanamaz. Yasama, yürütme ve yargı bağımsız ve tarafsız olarak iş görür; kuvvetler arasındaki işbirliği ve sınırlı yetki paylaşımı, devletin medeni iş bölümünü güvence altına alır. Kanun önünde eşitlik ilkesinin korunması; dil, ırk, renk, cinsiyet, din, siyasi düşünce gibi unsurlara dayalı ayrımcılık yasaktır; eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirler makul ve haklar üzerinde dengeleyici olarak kabul edilebilir. Temel hak ve hürriyetler kişiliğe bağlı, dokunulmaz ve devredilemez olarak tanımlanır; bu haklar, toplum karşısındaki ödev ve sorumlulukları da içerir ve demokratik toplumun gerekleriyle ölçülür. Temel hakların kötüye kullanılmaması gerekir; hak ve özgürlükleri amaç göstererek, devleti veya milleti bölmeyi hedefleyen faaliyetler yasa dışı sayılır. Savaş veya olağanüstü hallerde haklar üzerinde geçici sınırlamalar yapılabilir; buna karşın yaşam hakkı ve kişilerin güvenliği korunur, kararlar yargı denetimine tabidir. Kişinin hürriyeti ve güvenliği güvence altındadır; yasa gereği yakalama ve tutuklama durumları belirli usullerle ve haklar bildirilerek gerçekleştirilir; adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi geçerlidir; uzun süreli tutukluluklarda özellikle denetim ve hızlı yargılanma güvence altındadır. Özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı ve haberleşme özgürlüğü korunur; bu haklar ancak kanunla ve gerektiğinde mahkeme kararıyla sınırlanabilir; kararlar belirli sürelerde onaylanır ve gerekçeyle açıklanır. Konut dokunulmazlığı yalnızca yetkili merciin kararlarıyla ve belirli güvenlik gerekçeleriyle ihlal edilebilir; karar süreci belirli sürelerde onaylanır ve açıklanır. Haberleşme özgürlüğü ve gizliliği korunur; engelleme ve müdahale için usule uygun hâkim kararı gerekir; kararlar belirli süre içinde onaylanır ve gerekçeli olarak açıklanır. Yerleşme ve seyahat özgürlüğü vardır; yurtdışına çıkış ve sınır dışı edilmeye ilişkin sınırlamalar kanunla belirlenir; vatandaşlar temel olarak sınır dışı edilemez ve yurda girme haklarından yoksun bırakılamaz. Din ve vicdan özgürlüğü güvence altındadır; ibadet ve dini uygulamalar serbesttir; dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; din eğitimi devlet gözetimindedir; din ve manevi yaşamla ilgili haklar kişilerin baskı altında kalmaksızın korunur.

CB Yönetmeliği 5187
2022-02-05

ENERJİ İLE İLGİLİ ÜRÜNLERİN ÇEVREYE DUYARLI TASARIMINA İLİŞKİN YÖNETMELİK

- Enerjiyle ilgili ürünlerin piyasaya arzı veya hizmete sunumu, çevreye duyarlı tasarım gerekliliklerine uyulmasını ve CE işaretinin taşınmasını gerekli kılar. - Üretici ve yetkilendirilmiş temsilci sorumluluğu ürünün mevzuata uygunluğunu sağlamak, uygunluk beyanı ve teknik dosyayı bulundurmak şeklinde yoğunlaşır; Türkiye’de yerleşik bir temsilci yoksa ithalatçı bu sorumlulukları üstlenir. - Ürün üzerinde CE işaretinin doğru uygulanması ve kullanıcıya yanıltıcı işaretlerin yüklenilmemesi gerekir; nihai kullanıcıya ulaşan bilgiler Türkçe veya AB resmi dillerinde sunulabilir. - Piyasa gözetimi ve denetimi yetkili kurumlarca yürütülür; uygunsuzluk durumunda düzeltme, kısıtlama veya piyasadan çekme gibi adımlar uygulanabilir ve kararlar gerekçeli olarak kamuya açıklanır. - Uygunluk değerlendirmesi, iç tasarım kontrolü veya uygunluk yönetim sistemi gibi seçeneklerle yapılır; ilgili belgeler saklanır ve gerektiğinde yetkili kuruluşa sunulur; Türkçe düzenlenen belgelerin gerektiğinde tercümesi eklenir. - Uyum varsayımları çerçevesinde CE işareti olan ürünlerin ve harmonize standartların uygulama tebliğlerine uygun olduğu kabul edilir. - Uygunluk tebliğleri, çevreye duyarlı tasarım gerekliliklerini belirler; bileşen ve alt aksam için enerji, malzeme ve kaynak tüketimi bilgisi talep edilebilir. - Çevreye duyarlı tasarım gereklilikleri, yetkili kurumlar tarafından uygulanır ve bazı ürünlerde özel tasarım gereklilikleri belirlenebilir; bazı ürünler için çevreye duyarlı tasarım gereklilikleri uygulanmayabilir. - Ürünlerin serbest dolaşımı korunur; ancak enerji performansına ilişkin hükümler farklı mevzuatlar kapsamında saklı tutulabilir. - Nihai kullanıcıya yönelik yaşam döngüsü bilgileri sunulurken Türkçe zorunlu olabilir ve gerektiğinde ek dillerle birlikte verilebilir.

Kanun 4793
2003-02-04

ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN

Bu yasa mevcut kanunlardaki bazı hükümleri değiştirerek düzenlemeleri günceller ve bazı hükümleri yürürlükten kaldırır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uygun olarak muhakeme süreçlerinin nasıl işleyeceğine ilişkin geçiş kuralları getirir ve bu kararlarla ilgili kararların iadesi taleplerinin nasıl ele alınacağını belirler.

Kanun 4686
2001-07-05

MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU

Bu yasa, yabancı unsuru taşıyan ve tahkimin Türkiye’de yer alması veya tarafların tahkim yolunu seçmesi halinde uluslararası nitelikteki uyuşmazlıkları tahkim yoluyla çözüme kavuşturmayı amaçlar; Türkiye’de bulunan taşınmazlar üzerindeki aynî haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradesine tâbi olmayan uyuşmazlıklar ise kapsamın dışında kalır. Yabancılık unsuru şu göstergelerle ortaya çıkabilir: tarafların yerleşim yerleri veya işyerleri farklı devletlerde olması; yükümlülüklerin önemli bölümünün ifa edileceği yerin diğer bir devlette bulunması; ana sözleşmenin yabancı sermayeyi içerdiğini veya yurtdışından kredi/garanti sözleşmelerinin gerekli olduğunu gösteren durumlar; sözleşme veya hukuki ilişkinin bir ülkeden diğerine sermaye/mal geçişini içermesi. Tahkim anlaşması, taraflar arasındaki ilişkiden doğan tüm uyuşmazlıkların ya bazılarını ya da tümünü tahkim yoluyla çözmeyi amaçlayan yazılı bir anlaşmadır; bu anlaşma tarafların belirlediği hukuka uygun olabileceği gibi, taraflar tarafından başka bir hukuk seçilmemişse Türk hukukuna da uygun olabilir. Tahkim anlaşmasına karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı ya da tahkim anlaşmasının henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu yönündeki itirazlar kabul edilmez. Bir uyuşmazlık mahkemede dava edilirse, karşı taraf tahkime itiraz edebilir; tahkim itirazı kabul edilirse dava mahkemenin usulüne uygun olarak reddedilir ve dosya ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir. Tahkim öncesi veya sırasında taraflardan birinin talebiyle mahkeme ya da hakem kurulu ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı verebilir; hakem kurulu, uygun güvence karşılığında bu tür kararları verebilir; bu kararların uygulanması için gerekli destek, gerektiğinde yetkili mahkeme tarafından sağlanabilir. Hakem sayısı tarafların kararlaştırmasına bağlıdır; aksi kararlaştırılmamışsa bir hakemli veya çok sayıda hakemli bir tahkim yoluna gidilir; hakemler bağımsız ve tarafsız olmalı; reddedilecek durumlar net olarak belirlenir ve reddin kararları kesinleşir; hakemlerin reddi durumunda tahkim sonlanabilir veya hakemler yeniden seçilir. Hakemler kendi yetkilerini ve tahkim sürecinin usulünü belirler; yetkilerini aşan konularda itirazlar en erken cevap dilekçesinde yapılır; yetkisizlik itirazı, tarafların kendi seçtikleri hakemleri ve usulleri etkilemez; yetkileri aşan bir itiraz ileri sürülmezse geçerli olmazsa, sonraki aşamada kabul edilebilir. Hakemler, taraflarca kararlaştırılan niteliklere sahip olmadıkları veya tarafsızlığı şüphe uyandıran koşullar bulunduğunu görürlerse reddedebilirler; taraflar hakemin reddi usulünü serbestçe kararlaştıralabilirler. Hakemler görevi kabul ettiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, görevlerini yerine getirmekten kaçınmaları halinde zarardan sorumlu tutulurlar; hakemler fiilen görevlerini hiç ya da zamanında yerine getiremediğinde görevi sona erebilir ve yeni bir hakem seçilir; tahkim süresi, hakemlerin değiştirilmesi nedeniyle durmaz. Hakemler yetkilerini kendi kararlarıyla belirler; hakem veya hakem kurulunun yetkisizliğine ilişkin itiraz en geç ilk cevap dilekçesinde yapılmalıdır; yetkili olduğuna karar verilirse tahkim sürer ve karar verilir; yetkisizlik itirazı ön sorun olarak incelenir ve karara bağlanır; yetkili olduğuna karar verilirse davaya devam edilir. Tahkim yargılamasında uygulanacak usuller taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir; aksi belirtilmemişse kanun hükümleri uygulanır; taraflar eşit haklara sahiptir ve yabancı taraflar da temsil edilebilir; tahkim dilinin seçimi taraflarca belirlenebilir, aksi kararlaştırılmamışsa hakemler karar verir; dil ve çeviri için gerektiğinde belgeler sunulur. Tahkim yeri, taraflarca veya seçilen tahkim kurumu tarafından serbestçe belirlenir; anlaşma yoksa hakemler olayın özelliklerine göre yer belirler; gerektiğinde toplantı başka bir yerde yapılabilir. Dava dilekçesi ve cevap, taraflarca belirlenen süreler içinde hakem veya hakem kuruluna sunulur; taraflar delillerini ekleyebilir ve ileride sunacakları delillere yönelik yol gösterimi yapabilirler; taraflar uyuşmazlığı tahkim kapsamı içinde değiştirme veya genişletmede bulunabilir fakat kapsam dışına çıkacak şekilde değiştirme yapılamaz. Görev belgesi, hakemler ve taraflarca imzalanır ve tarafların iletişim adresleri, istemler, hakemlerin kimlikleri, tahkim deren yeri ve süresi gibi bilgiler içerir. Duruşma veya yazılı yargılama kararıyla karar verilir; taraf olma niteliğini kaybetme durumunda tahkim süreci ertelenir; bildirim yapılmaması durumunda belirli süre sonunda tahkim sona erebilir. Tahkim yoluyla çözülen uyuşmazlıklar için Türkçe veya tanınan başka bir devletin resmi dilinde yargılama yapılabilir; dil seçimi belirlenmezse hakemler karar verir; belgelerin çevirileri de gerektiğinde sunulur. Türkiye’deki taşınmazlar üzerindeki aynî hak uyuşmazlıkları bu düzenlemenin kapsamı dışındadır.