10 / 590 sonuç gösteriliyor

Kanun 488
1964-07-11

DAMGA VERGİSİ KANUNU

Damga vergisi, yazılı veya imza yerine geçen belgeler ile elektronik olarak oluşturulan ve ispatı/kanıtı amacıyla ibraz edilebilecek belgeleri kapsar. Belgelerin yabancı ülkelerle Türkiye’de düzenlenen ve Türkiye’de resmi dairelere ibraz edilen kağıtları vergilendirme açısından dikkate alınır. Kağıtların mahiyeti, vergiyi belirler; belgenin hükmünü veren yazı üzerinden hangi vergi türünün uygulanacağına karar verilir. Bir belgenin üzerinde birden fazla akit veya işlem bulunması halinde her birinden ayrı vergi alınabilir; ancak bağlı olan asıl işlemin akdi üzerinden en yüksek vergi uygulanır; belirli durumlarda ek akitler için ayrıca vergi alınmaz veya sınırlı vergi doğabilir. Bir kağıtta birden çok imza bulunması vergiyi tekrarlatmaz; maktu vergiye tabi belgelerde imza adedine göre vergi hesaplanır; birden çok taraflı imza söz konusu ise paylar ayrı ödenir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlerde damga vergisini ödemek yükümlülüğü genelde taraflara düşer; bazı belgeler için hesapla ilgili özel sorumluluklar ve sınırlamalar uygulanabilir; resmi daireler kendi mecburiyetlerini yerine getirmezse cezai sonuçlar doğabilir. İstisna kapsamına giren belgeler damga vergisinden muaftır. Damga vergisi nispi veya maktu olarak alınır; nispi vergide belgenin niteliği ve içerdiği miktar dikkate alınır, maktu vergide ise belgenin mahiyeti esas alınır. Yabancı paraların Türk parasına çevrilmesiyle vergilendirme buna göre yapılır. Damga vergisinin ödenmesi için çeşitli ödeme yöntemleri bulunur; basılı damga ile ödeme de uygulanabilir; makbuz karşılığı, istihkattan kesinti ile ve belirli şartlarda peşin ödeme mümkündür; ödeme usulleri ve süreleri Maliye Bakanlığı tarafından belirlenir. Birden fazla kişinin imzasını taşıyan belgelerde vergi ve sorumluluk, imzalayan tüm taraflarca muhtemelen paylaştırılabilir; ancak bu sorumluluk bazı durumlarda müteselsil olarak doğabilir. Noterler ve bazı kurumlar için damga vergisi bakımından özel mecburiyetler ve sınırlamalar vardır; bazı belgeler noterler tarafından tasdik edilmeden işleme konulamaz. İstihkaktan kesintiyle ödeme gibi özel ödeme uygulamaları da devrede olabilir; verginin hesaplanması ve beyanı için ilgili daireler tarafından belirlenen usuller uygulanır.

CB Kararı 5349
2022-03-23

6802 SAYILI GİDER VERGİLERİ KANUNUNUN 33 ÜNCÜ MADDESİNDE YER ALAN BANKA VE SİGORTA MUAMELELERİ VERGİSİ NİSPETLERİNİN TESPİTİ HAKKINDAKİ 28/8/1998 TARİHLİ VE 98/11591 SAYILI BAKANLAR KURULU KARARININ EKİ KARARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN EKLİ KARARIN YÜRÜRLÜĞE KONULMASI HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 5349)

Bu karar, banka ve sigorta muameleleri vergisinin oranlarının belirlenmesine ilişkin usullere ek bir madde ekleyerek, Türk lirası hesaplarındaki vadeli bakiyelerin kullanılması suretiyle hesap sahiplerine banka tarafından yapılan kambiyo satışlarını kapsayacak şekilde uygulanacak vergi oranını belirlemeye ilişkin düzenleme getirir. Bu sayede ilgili kambiyo işlemlerinin vergilendirilmesine dair uygulama netlik kazanır; bankalar bu kapsamda vergi hesaplamasında yeni kuralları dikkate eder ve hesap sahipleri de bu tür kambiyo işlemlerinde vergi yükümlülüğünün nasıl hesaplanacağını görür.

Kanun 193
1961-01-06

GELİR VERGİSİ KANUNU (GVK)

Bu metin gerçek kişilerin gelir vergisine tabi olduğunu ve mükellefiyetin iki temel durumda uygulanacağını belirtir: Türkiye’de yerleşmiş olanlar dünya çapında elde ettikleri gelirler üzerinden vergilendirilir; Türkiye’de yerleşik olmayanlar ise sadece Türkiye’de elde ettikleri gelirler üzerinden vergilendirilir. Gelirin unsurları olarak sayılan kazanç ve iratlar bulunduğu için, ticari kazançlar, ziraî kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ve diğer kazanç ve iratlar vergilendirmenin konusunu oluşturur; bu gelirler, verginin hesaplanmasında genelde elde edilen gerçek ve net miktarlar üzerinden nazara alınır. Türkiye’de yerleşmiş sayılanlar için vergilendirme, dünya çapında elde ettikleri gelirlerin tamamını kapsar; yerleşik olmayanlar için ise vergilendirme yalnızca Türkiye’de elde edilen kazanç ve iratlar üzerinden yapılır. Dar mükellefiyet kapsamında olanlar ise Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilir. Esnaf muaflığına bağlı olarak vergi muafiyeti uygulanan belirli küçük ölçekli ticaret ve zanaat faaliyetleri bulunmaktadır. Bu muaflıktan faydalanabilmek için ilgili esnaf odasına kayıt olmak ve Esnaf Muaflığı belgesi gibi belgeleri temin etmek gerekir; ayrıca hasılat üzerinden vergi tevkifatı uygulanır ve bir sınırı aşanlar gerçek usulde vergilendirmeye geçer. Muaflığın şartları sağlandığında esnaf olarak vergiden muaf olunabilir; ancak muaflık şartlarının ihlali veya belirli sınırların aşılması durumunda muaflık kaldırılır. Diplomatlar ve consoloslar ile karşılıklı olarak belirlenen memurlar, vergilendirme dışında kalır; ayrıca bu kişilerle ilişkili ücretler belli koşullarda vergiden istisna edilir. Ayrıca bazı hizmet erbaplarına pay senedi verilmesi halinde belirli şartlar dahilinde vergi istisnası uygulanır; istisna kademeli olarak ve belirli süreler içinde elden çıkarma suretine göre değişir ve vergilerin zamanında tahsilatı için özel hükümler uygulanır. Yaşlılık muaflığı gibi ek istisnalar ve bazı diğer muaflıklar da mevcut olup, bunlar serbest meslek erbapları ve diğer kategoriler için ayrı ayrı düzenlenmiştir.

CB Kararı 5058
2021-12-31

193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNUNUN GEÇİCİ 93 ÜNCÜ MADDESİNİN BİRİNCİ, İKİNCİ VE BEŞİNCİ FIKRALARINDA YER ALAN SÜRELERİN, 31/12/2021 TARİHİNDEN İTİBAREN 30/6/2022 TARİHİNE KADAR (BU TARİH DÂHİL) UZATILMASI HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 5058)

Bazı vergi beyanı ve ödeme süreleri uzatılmıştır. Bu uzatma, yükümlülerin beyan ve ödeme işlemlerini daha geç tamamlamalarına olanak sağlar. Böylece gecikme riskinin azaltılması ve ilgili süreçlerin daha esnek yürütülmesi hedeflenmektedir.

Kanun 3986
1994-05-07

EKONOMİK DENGE İÇİN YENİ VERGİLER İHDASI İLE 1.7.1964 TARİHLİ VE 488 SAYILI, 2.7.1964 TARİHLİ VE 492 SAYILI, 7.11.1984 TARİHLİ VE 3074 SAYILI, 25.10.1984 TARİHLİ VE 3065 SAYILI, 31.12.1960 TARİHLİ VE 193 SAYILI, 21.7.1953 TARİHLİ VE 6183 SAYILI, 2.2.1981 TARİHLİ VE 2380 SAYILI, 15.7.1963 TARİHLİ VE 277 SAYILI KANUNLARIN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Bu yasa ekonomi dengesini sağlamak amacıyla bazı vergileri değiştiren ve bazı yeni vergi uygulamaları getiren bir düzenlemedir. - Ekonomik denge vergisinin mükellefleri kimlerdir: Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile götürü usulde beyan verenler; bazı özel durumlarda ücret gelirine göre vergilendirilenler; bu Kanunun yayımlandığı tarihte mevcut görevlere sahip ücretliler ve belirli şartlar taşıyan yüksek ücretli çalışanlar. - Verginin konusu ve matrahı: Vergi, çeşitli gelir ve vergi matrahları üzerinden uygulanır; götürü matraha tabi olanlar için özel hesaplamalar içerir; farklı sınıflardaki mükellefler için matrah üzerinden belirli bir oranda vergi alınır; bazı matrahlar vergiden muaf tutulabilir. - İstisnalar: Bazı gelirler veya matrahlar verginin kapsamı dışında bırakılır. - Beyan ve ödeme: Mükellefler beyanname ile tarh ve tahakkuk ettirir; beyanname kapsamındaki bilgiler ekli olarak sunulur; vergi belirli taksitlerle ödenir. - Net aktif vergisi: Net aktif vergisi, bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabı esasına göre defter tutanlar ve serbest meslek erbabını kapsayan mükelleflere uygulanır; net aktif değeri veya gayri safi hasılatı üzerinden hesaplanır; hesaplamada bazı alt kalemler ve özel uygulamalar söz konusu olabilir; bazı kurumlar için hesaplama yaklaşımı farklı olabilir. - Verginin matrahı ve oranı: Net aktif vergisi, aktifte yer alan değerler veya envanterdeki varlıklar üzerinden hesaplanır; gayri safi hasılat üzerinden hesaplananlar için farklı bir yaklaşım uygulanır; bazı büyük kurumsal gruplar için özel kurallar geçerli olabilir. - Beyan, tarh ve ödenmesi: Mükellefler verginin tarhını beyanname ile belirlenen süreler içinde yapar ve ödemeyi planlı taksitlerle gerçekleştirir; belirli durumlarda rapor ve ekler gerekebilir; verginin gider olarak yazılması veya başka vergilerden mahsup edilmesi söz konusu değildir. - Ek gayrimenkul vergisi: Ek gayrimenkul vergisi, konutlar ve arsalar için tek seferlik uygulanır; bazı konutlar istisna veya muafiyet kapsamında olabilir; beyan üzerine tarh ve tahakkuk eder; ödemeler belirli taksitlerle yapılabilir. - Ek motorlu taşıtlar vergisi: Taşıtlar için tek seferlik uygulanır; taşıtın değeri üzerinden hesaplanır; kayıt ve tescil işlemleri yapılan vergi dairesince tarh ve tebliğ edilir; beyan verilmemesi veya hatalı bildirimin tespiti halinde değeri takdir edilerek vergi tarh edilir; ödemeler belirli süre içinde tamamlanır. - Ortak hükümler ve uygulama: Vergilerin uygulanmasıyla ilgili genel hükümler, dar mükellefiyette vergi sorumluluğu, gider yazılmama ve iade edilmeme ilkeleri ile Maliye Bakanlığına verilen yetkiler yer alır; tarh dönemi sonrasında farklardan da tarhiyat yapılabilir; belirli paylarla belediyelere ayrılan paylar bu düzenlemede dikkate alınır. - Damga Vergisi Kanunu ile ilgili değişiklik: Damga vergisiyle ilgili bazı değişiklikler yapılmıştır.

CB Kararı 3491
2021-02-04

193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNUNUN 94 ÜNCÜ MADDESİNDE YER ALAN TEVKİFAT NİSPETLERİNE İLİŞKİN 2009/14592 SAYILI BAKANLAR KURULU KARARI VE 5520 SAYILI KURUMLAR VERGİSİ KANUNUNUN 30 UNCU MADDESİNDE YER ALAN VERGİ KESİNTİSİ ORANLARINA İLİŞKİN 2009/14593 SAYILI BAKANLAR KURULU KARARI İLE 5520 SAYILI KURUMLAR VERGİSİ KANUNUNUN 15 İNCİ MADDESİNDE YER ALAN VERGİ KESİNTİ ORANLARINA İLİŞKİN 2009/14594 SAYILI BAKANLAR KURULU KARARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 3491)

Bu karar inşaat ve onarım işleriyle uğraşan kurumlara yapılan hak ediş ödemelerinden uygulanacak vergi kesintisiyle ilgili esasların değiştirilmesini ve uygulanacak yeni oranın yürürlüğe konulmasını sağlar. Değişiklik, uzun vadeli projeler kapsamındaki ödemelerde vergi kesintisi yapılmasını öngörür. Bu kapsamda ödeme yapan kurumlar, hak ediş ödemeleri üzerinden vergi kesintisi gerçekleştirmekle yükümlü olur; hak ediş alan kurumlar bu kesinti nedeniyle net ödeme tutarlarında değişiklik yaşayabilir.

Kanun 4369
1998-07-29

VERGİ USUL KANUNU, AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN, GELİR VERGİSİ KANUNU,KURUMLAR VERGİSİ KANUNU, KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU, GİDER VERGİLERİ KANUNU, EMLAK VERGİSİ KANUNU, VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU,MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ KANUNU, DAMGA VERGİSİ KANUNU, HARÇLAR KANUNU, 3505 SAYILI KANUN,KATMA DEĞER VERGİSİ MÜKELLEFLERİNİN ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZLARI KULLANMALARI MECBURİYETİ HAKKINDA KANUN, BELEDİYE GELİRLERİ KANUNU, 1318 VE 4208 SAYILI KANUNLAR İLE 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME VE 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Bu değişiklikler, vergi ve amme alacaklarının tahsilini ilgilendiren çeşitli kanunlarda terimlerin sadeleşmesini ve tek tip sınıflandırmanın getirilmesini amaçlar. Götürü usulü ifadesiyle tanımlanan bazı vergi hesaplama yöntemleri basit usul veya diğer uygun kavramlar olarak yeniden tanımlanır; böylece hangi mükellefin hangi yönteme tabi olduğu konusunda daha net bir sınıflandırma sağlanır. Birçok vergi türünde (gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi, gider vergileri, emlak vergisi, veraset ve intikal vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, damga vergisi, harçlar vb.) hesaplama ve beyan süreçlerinde kullanılan terimler değiştirilir; bu sayede vergi hesaplarının uygulanması daha tutarlı ve öngörülebilir hâle gelir. Vergi cezaları ve gecikme faizinin uygulanmasına ilişkin kuralların standardize edilmesi hedeflenir; bu, vergi ziyaı cezaları ile ilgili uygulamanın tek tip esaslar çerçevesinde yürütülmesini amaçlar. Tahsilat süreciyle ilgili bazı hükümler, borç bakiyelerinin takibi ve alınan yaptırımların uygulanması konusunda daha net ve tutarlı bir çerçeve sağlar; bu, vergi alacaklarının tahsilinde tek tip uygulamayı kolaylaştırır. Mükellefler açısından bakıldığında, esnaf, çiftçi, tüccar ve serbest meslek erbabı gibi çeşitli kategorilerin hangi usulden hangi şekilde vergiye tabi tutulacağına ilişkin sınıflandırmanın sadeleşmesi beklenir; bu durum, bildirim ve beyan süreçlerinde değişikliklere yol açabilir. Genel olarak, bu değişiklikler vergi mevzuatında dil ve uygulama tutarlılığına odaklanır; böylece maliye idaresi ile mükellefler arasındaki iletişim ve uygulamanın sadeleşmesi, aynı zamanda idari yüklerin hafifletilmesi yönünde bir etki yaratır.

Kanun 5904
2009-07-03

GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Bu kanunla belirli vergisel alacaklar için geçici olarak kolaylıklar getirilmiştir. Koşulları sağlayanlar için tahsilat vazgeçilebilir, cezalar ve gecikme faizleri terkin edilebilir ve bu kapsamda açılan davalar sonlandırılabilir; daha önce tahsil edilmiş tutarlar iade edilebilir. İstişare ve başvuru sürecine bağlı olarak, bu kapsam dışında olan eski davalarda da benzer terkin ve tahsilattan vazgeçme imkanları uygulanabilir. Yatırımlara ilişkin teşviklerden yararlanmayı kolaylaştıracak şekilde teşvik oranlarında değişiklikler yapılabilir ve illere göre sınıflandırma veya öncelik belirlenebilir; ancak teşvikler sadece yatırım amaçlı işlemler için geçerli olacak şekilde uygulanabilir. Birleşme veya yeniden yapılandırma durumlarında, teşviklerden yararlanmayı etkileyen işlemlere ilişkin kısıtlamalar uygulanabilir; sadece teşvik amacıyla yapılan işlemler için bazı imkanlar sınırlanabilir. Elektrik dağıtım şirketlerinin geçmiş dönemlere ilişkin gecikme faizleri ve cezaları, ilgili alacaklar için terkin edilerek tarhiyat yapılmaması sağlanabilir; tahsil edildiyse iade edilmez. Kızılay ve bağlı kurumlar gibi belirli kurumların motorlu taşıt vergisi alacaklarıyla ilgili olarak, şartların karşılanması halinde tahsilattan vazgeçilebilir ve bu alacaklar için mevcut davalar sona erdirilebilir. Ayrıca bu kapsama giren alacaklar için tarhiyat yapılması engellenir ve gerekli görülürse ödenmiş tutarlar iade edilebilir. Genel olarak, bu hükümler uygulanmaya başlandığında mevcut bazı vergi alacakları, cezalar ve faizlerle ilgili ödeme süreçlerinde geçici kolaylıklar ve terkinler sağlanır; yeni tarhiyatlar bu kapsamda yapılmaz veya varsa terkin edilerek kapatılır.

Kanun 2464
1981-05-29

BELEDİYE GELİRLERİ KANUNU

Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde ilan ve reklamlar vergisi uygulanır; ilanı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzel kişiler mükelleftir; ilan ve reklam işlerini mutat meslek olarak yürütenler, başkaları adına yaptıkları ilan ve reklamlara ait vergiyi mükellefler adına belediyeye yatırmaktan sorumludur. Bazı ilan ve reklamlar istisna veya muaf sayılır; kamu yayınıyla ilgili ilanlar, basılı yayınlarda yapılan ilanlar, ikametgah kapılarına konulan kimlik levhaları, ambalaj üzerindeki ilanlar ve bazı küçük alanlı levhalar gibi belirli tipler vergiden muaftır. İlan ve reklam vergisi için temel uygulama alanı ve türüne göre farklı ölçütlerle hesaplanır; sabit ilânlar, araç içi/çevresi ilânlar, geçici dış mekân ilanları, ışıklı veya projeksiyonla yapılan ilanlar, dağıtılan broşür ve kataloqlar, afişler ve çok yüzeyli ilanlar gibi farklı kategorilerde bedeller belirlenir; hesaplama, süre ve alan gibi öğeler dikkate alınır. Verginin tarhı ve ödenmesi: mükellef veya işi mutad meslek olarak yapanlar beyanname verir ve vergiyi beyannameyi takiben öder; ilgili belediyeye beyanname verilir ve ödenir; bazı durumlarda yıllık ilanlar için taksitli ödeme imkânı bulunabilir; belediyeler gerekli uygulamaları yapabilir. Eğlence vergisi: belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde faaliyet gösteren eğlence işletmeleri bu vergiyi öder; bazı faaliyetler ve işletmeler için istisnalar vardır (örneğin kamuya dönük, kar amacı gütmeyen etkinler ile belirli eğitim, kültür, spor, dini ve benzeri faaliyetler veya belirli içkili yerlerle ilgili düzenlemeler). Eğlence vergisi, genelde biletli giriş için kullanılan bedeller üzerinden alınır; ortak bahisler için ayrı bir hesaplama yapılır; bazı durumlarda günlük ve kişi başına belirlenen tutarlara göre vergi uygulanır; toplanan verginin bir kısmı merkezi idare hesabına, bir kısmı belediyeye aktarılır. Ödeme ve beyanler aylık dönemlerde yapılır. Haberleşme vergisi: belediye sınırları içinde telekomünikasyon işlemlerinden elde edilen ücretler üzerinden alınır; mükellefi bu ücretleri tahsil eden kurumdur; beyanname ve ödemeler aylık olarak yapılır; bazı kurumlar için istisnalar söz konusu olabilir. Elektrik ve havagazı tüketim vergisi: elektrik ve havagazı tüketiminden doğan vergi uygulanır; mükellefler tüketim yapanlardır; tüketim bedelleri üzerinden vergi hesaplanır; bazı amaçlar için tüketim üzerinden belirli istisnalar bulunmaktadır; yasa gereği dağıtım ve temin eden kuruluşlar verginin tahsilinden ve belediyeye ödenmesinden sorumludur; organize sanayi bölgelerinde farklı uygulamalar olabilir. Yangın sigortası vergisi: yangın sigortası primleri üzerinden vergi alınır; mükellef sigorta şirketleridir; vergi matrahı ödemiş olunan primlerdir; sigorta işlemleri iptal edilirse iptale ait primler indirime konu edilebilir. Çevre temizlik vergisi: belediye sınırları ve mücavir alanlarda çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut ve iş yerleriyle ilgili vergi uygulanır; bu vergi, çevre temizlik hizmetlerinin finansmanına yöneliktir.

Kanun 7338
1959-06-15

VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU

Bu yasa miras veya karşılıksız intikal yoluyla mal edinen kişiler üzerinde veraset ve intikal vergisini öngörür; Türkiye sınırları içindeki mallar ile Türkiye’de bulunan malların intikali kapsamdadır ve bazı durumlarda Türk vatandaşlarının yurtdışındaki malları için istisnalar uygulanabilir. Mükellef kimdir: Malı miras veya ivazsız intikal yoluyla edinen kişi vergiyi ödemekle yükümlüdür; yabancı ülkelerde bulunan mükellefler için ise beyan ve ödeme süreçleri Türkiye’deki usullere göre yürütülür. Beyanname ve beyan yükümlülüğü: Vergiye tabi intikal eden mallar için beyanname verilmesi gerekir; bazı durumlarda vergiyi tevkif edenler beyanda bulunmakla yükümlüdür; bazı kişiler için beyanname verme zorunluluğu bulunmaz. Verginin matrahı ve değerleme esasları: Vergilendirme, intikal eden malların değerine göre yapılır; mal çeşitlerine göre farklı değerleme yöntemleri uygulanır ve beyan edilen değer ile idarece belirlenen değer arasındaki fark vergiye esas tutarı oluşturur. Değerleme günleri: Miras yoluyla intikallerde miras açıldığı gün, diğer tür intikallerde malların hukuken iktisap edildiği gün esas alınır. Tenzil ve masraflar: Malın değeri üzerinden düşebilecek bazı borçlar ve masraflar vardır; cenaze giderleri ile ilgili masraflar düşülebilir; bazı borçlar ise düşürülemez; karşıt borçlar ve vergi borçları da dikkate alınır. Tarh ve ödeme süreci: Verginin tarhı, mükellefin beyanına dayanır; tarh edilen vergi belirlenen süreler içinde ödenir veya uzlaşmalı tecil imkanı bulunabilir; tecil süresi belirli sınırlar içinde sınırlıdır ve icra takibiyle sonuçlanabilir. Muafiyet ve istisnalar: Kamu idareleri, bazı hayır kurumları, eğitim ve sağlık gibi amaçlarla kurulan teşekküller ile belirli durumlarda hediyeler, sadakalar ve diğer bazı ödemeler vergiye tabi değildir; ayrıca özel durumlarda evlatlıklar ve bazı miras payları için istisnalar uygulanabilir. Değerleme ve cezalar: İlk tarhiyatta beyan edilen değer ile idarenin değerlemesi arasındaki fark cezai işlem gerektirebilir; bazı durumlarda ceza uygulanmaz; değerin hatalı beyanı durumunda düzeltme ve geri ödeme süreçleri gerekir.