10 / 1.604 sonuç gösteriliyor

Kanun 5312
2005-03-11

DENİZ ÇEVRESİNİN PETROL VE DİĞER ZARARLI MADDELERLE KİRLENMESİNDE ACİL DURUMLARDA MÜDAHALE VE ZARARLARIN TAZMİNİ ESASLARINA DAİR KANUN

Bu kanun deniz çevresinde petrol ve diğer zararlı maddelerin kirlenmesini önlemek amacıyla acil müdahale ve zararların tazmini süreçlerini düzenler. Acil müdahale planlarının hazırlanması ve uygulanması, müdahale yetkisi olan tarafların sorumlulukları ile birlikte belirlenir. Kirlenme veya kirlenme tehlikesinin ortaya çıkması durumunda, temizleme ve koruyucu önlemler ile zararların azaltılması için masraflar tazmin edilmek üzere karşılanır; ilgili taraflar bu masrafları örtmekle yükümlüdür. Gemi ve kıyı tesisleri, mali sorumluluklarını güvence altına almak üzere sigorta veya benzeri mali teminatlar sağlamakla yükümlüdür; bu teminatlar güvence sağlanamadığında ilgili faaliyetlere izin verilmez veya devam ettirilemez. Yabancı bayraklı gemilerin Türkiye sularında faaliyet göstermesi için standartlara uygunluk ve mali teminat gereklidir; bu şartlar sağlanmazsa girişler engellenir ve uygunluk sağlanana kadar operasyonlar kısıtlanır. Zararların tespitine ilişkin bir komisyon kurulur; gerektiğinde uzmanlar aracılığıyla zarar miktarı belirlenir ve karar onaylandığında zararın ödenmesi sağlanır; ödemeyi yapan taraflar diğer taraflardan rücu edebilir. Zarar talepleri ve müdahale giderleri için belirlenen usul ve esaslar uygulanır ve gerektiğinde tazminat ödemeleri gerçekleştirilir. Kirletenin tespit edilememesi durumunda müdahale gerçekleştirilir veya yürütülür ve bu durumda maliyetler karşılanır; bu durumda rücu imkanları da doğar. Zararlara ilişkin taleplerin zamanında yapılması için zamanaşımı hükümleri uygulanır ve zarar öğrenildiği veya olayın gerçekleştiği tarihlerine bağlı olarak süreler işler. Olayı haber veren herkes, ilgili makamları bilgilendirmekle yükümlüdür; bildirim süreçlerinin nasıl işleyeceği ilgili mevzuatta belirlenir. Uluslararası işbirliği ve gerektiğinde yabancı acil müdahale unsurlarıyla koordinasyon sağlanabilir; bu işbirliği kapsamında ortaya çıkan harcamalar belirli usullere göre karşılanabilir veya talep edilebilir. Genel olarak, gemi ve kıyı tesisleri kirlenmenin önlenmesi, zararın azaltılması ve tazmini için gerekli tüm hazırlıkları yapmakla yükümlü olup, zararların tespiti, güvence mekanizmaları ve tazminat ödemeleri net kurallarla yürütülür.

Kanun 4081
1941-07-10

ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN

Bu kanun, köy sınırları içinde veya tarımsal üretimin yapıldığı sahalarda çiftçi mallarını korumaya yönelik bir yönetim ve uygulama sistemi kurar; koruma amaçlı örgütlenme ve denetim mekanizmalarını öngörür. Korunacak mal varlığı ekili ve dikili nebatlar ile ağaçlıklar, zirai amaçlı kullanılan her türlü mal ve gayrimenkul, su arkları, setler, hendekler ve tarla yollarını kapsar. Uygulama köy sınırları içinde ve zirai üretimin bulunduğu sahalarda geçerlidir. Koruma ve denetim görevleri, yerel organlar ve ilgili meclisler tarafından yürütülür; bu mekanizmalar bütçe ve koruma ücretlerini belirler, bekçi istihdamını düzenler, hayvanların korunmasını ve sulama yollarının bakımını sağlar, tahribatı önlemek için tedbirler alır ve gerekli masrafları paylaştırır. Koruma bedelleri ve zarar ziyan ödemeleri için özel bir koruma sandığı kurulur ve bu sandık koruma görevleriyle ilgili ödemelerin finansmanında kullanılır; zarar meydana geldiğinde zararın tespitine bağlı olarak tazminata karar verilir ve ödemeler sandıktan karşılanabilir; faillerin bilinmemesi halinde sandıktan ödeme yapılır, failler belirlendiğinde ise zararların tamamı kendilerinden tahsil edilir. Zarar ve ziyanla ilgili kararlar için itiraz hakları bulunur ve itirazlar ilgili mercilere iletilir. Çiftçi mallarını koruma amacıyla kendi tedbirlerini alanlar için koruma hizmeti alınmaz ve bu durumda sandık ödemesi yapılmaz. Uygulama sürecinde yetkili makamlar denetim ve gözetim altında tutar; görevlerini kötüye kullananlar için idari para cezaları uygulanabilir. Koruma sandığının mevcut ve gelirleri devletin kontrolündedir; sandık gelirleri üzerinde haciz uygulanmaz ve mevcudu kamu yararına kullanılır.

Kanun 2863
1983-07-23

KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU

Kültür varlıkları ve tabiat varlıkları ile bunların korunmasına ilişkin kapsam ve koruma alanları belirlenir; hangi varlıkların korunması gerektiği ve korunma alanı olarak adlandırılan yerler tanımlanır. Korunması gerekli varlıklar bulunduğunda bunları bilenler veya öğrenenler en kısa sürede ilgili kuruma ya da yerel yönetimlere bildirmek zorundadır; gerekli görüldüğünde haberler yetkili makamlara iletilir. Korunması gerekli taşınmaz ve taşınır varlıklar devletin malı olarak kabul edilir; bazı vakıf malvarlıkları ise kapsam dışı olabilir. Korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlarda yapılabilecek inşaat ve tesisatla ilgili kararlar yetkili koruma organları tarafından alınır; kararlar maliklere tebliğ edilir ve sahipleri belirlenemeyen durumlarda kamuya duyurulur. İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı uygulanır; önemli onarım, inşaat, kazı ve benzeri işlemler sadece koruma kararlarına uygun biçimde yapılabilir. Taşınmaz ve tabiat varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi için yetkili kurumlar sorumludur; kamu kurumları, belediyeler ve valilikler bu süreçte gerekli planlama, denetim ve hizmetleri sağlar. Koruma amacıyla koruma, uygulama ve denetim büroları kurulur; belediyeler ve illere bağlı idareler bu işlerle ilgili uzmanlık kapasitesi geliştirilir. Yönetim alanı, sit alanları ve etkileşim sahalarının korunması, yaşatılması ve toplumun ihtiyaçlarıyla buluşturulması amacıyla planlama ve koruma kararları koordineli biçimde uygulanır; paydaşlar arasında eşgüdüm ve katılım sağlanır. Doğal sitler, taşınır tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğindeki taşınmazlar da dâhil olmak üzere çeşitli varlıklar korunması gereken varlıklar olarak tanımlanır ve tespit edilip tescil edilir. Sokak sağlıklaştırma projeleri ve uygulamaları, koruma kapsamındaki varlıklar ile özgün sokak dokusunun korunması amacıyla yürütülür.

Kanun 2873
1983-08-11

MİLLİ PARKLAR KANUNU

Bu metnin pratik etkileri şu şekilde özetlenebilir: - Belirlenen milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları ve tabiatı koruma alanları, doğal değerlerin bozulmadan korunması, geliştirilmesi ve yönetilmesi amacıyla özel bir koruma ve yönetim çerçevesine alınır. - Bu alanlarda gerekli gelişme ve kullanım planları hazırlanır; iskan ve yapılaşma, planlara uygun projeler ve onay süreçleri çerçevesinde yürütülür. - Kamu yatırım ve projeleri için izinler verilir ve uygulamalar denetlenir; tarihi ve arkeolojik alanlarda çalışmalar için özel izinler gereklidir. - Turizm amaçlı bina ve tesisler için izinler verilebilir; ilgili haklar ve kullanımlar belirli süreler için tesis edilebilir; süre sonunda tesislerin devri ve değer üzerinden uzatma olanakları bulunabilir. - Kamuya ait alanlarda yapılan ya da yapılacak kullanımlar için belirlenen sınırlar dışına çıkılmaz; bu alanlarda kullanım izni ve irtifak hakları sınırlanabilir. - Ardında maden ve petrol arama/işletme ruhsatları, korunması gerekli alanlarda, uygunluk ve koruma koşulları göz önünde bulundurularak verilir. - Alanlarda altyapı ve hizmetler, koruma ve yönetim amaçları doğrultusunda ilgili yetkili kurumlar tarafından gerçekleştirilir ve işletilir. - Kaynakların geliştirilmesi amacıyla koruma ve çok taraflı kullanım dengesi gözetilerek teknik uygulamalar yapılır; belirli yerlerde üretim, avlanma ve otlatmaya yönelik izinler verilebilir. - Tabiat alanlarında doğal denge, yaban hayatı ve ekosistem korunur; bozulacak veya bozabilecek her türlü müdahale ile kontrollü olmadan yapı ve tesis kurulması engellenir. - Tescil açısından kamu arazileri ve mevcut tesisler üzerinde yetkisiz tescil işlemleri yasaktır; gerektiğinde müdahale ve el koyma yürütülür. - Koruma görevlileri ve alan kılavuzlarıyla ziyaretçi yönetimi, eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri yaygınlaştırılır; yöre halkı bu süreçte alan kılavuzluğu konusunda eğitilir. - Uygulama ve yönetişim için gerekli yönetmeliklerin çıkarılması ve uygulanması sağlanır; bu kapsamda planlar ve sorumluluklar netleşir. - Koruma alanlarında yasa dışı fiiller ve tahribatlar için cezai yaptırımlar uygulanır ve artırılabilir. - Mevzuat değişiklikleri ve geçici hükümler, mevcut hakların korunması ve giriş ücretleri ile cezaların uygulanması üzerinden süreçleri etkiler. - Yürürlük ve uygulanabilirlik, kanunun belirlediği kapsamda hayata geçirilir.

Kanun 3996
1994-06-13

BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN

- Bu yasa, ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak gerektiren bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeliyle yaptırılmasını mümkün kılar; kamu kurumları bu tür projeleri özel sermaye şirketleri veya yabancı şirketler aracılığıyla hayata geçirebilir. - Kapsamda yer alan alanlar geniş bir yelpazeye yayılarak altyapı ve hizmet yatırımlarını kapsar; köprü, tünel, baraj, su tesisleri, haberleşme, kültür ve turizm yatırımları, konaklama ve spor tesisleri, yurtlar, tema parklar, lojistik merkezleri, terminaller ve limanlar ile demiryolu ve diğer ilgili altyapıları içerir. - İşleyişte idare ile sermaye şirketi veya yabancı şirket arasında özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşme kurulur; şirket yatırım, finasman, inşa ve işletmeyi üstlenir ve projenin devlete devriyle sonuçlanır. - Şirketler, projenin tasarımı, finansmanı, kurulumu ve işletilmesinden sorumludur; sözleşmede belirlenen yükümlülükler yerine getirilmediğinde tazminat gibi yaptırımlar düzenlenir. - Ücretler ve katkı payları belirli kurallar çerçevesinde saptanır; bazı ödemeler ilgili kamu idaresinin bütçesinden karşılanabilir; ücretler tüketim veya kullanım miktarlarına göre ve farklı kriterlere göre uygulanabilir. - Proje süresinin sonunda yatırım ve hizmetler bakımlı ve çalışır durumda bedelsiz olarak idareye geçer. - Gerekli kamulaştırma işlemleri yapılır; kamulaştırılan taşınmazlar idareye aittir ve ilgili bedeller sözleşmede belirlenir. - Kamu tarafının çeşitli garantileri verebilmesi ve gerektiğinde borç üstlenimi ya da finansmanın teminine yönelik yükümlülükler üstlenilmesi mümkün olabilir; bu çerçevede mali riskler belirlenen şartlar içinde paylaşılır veya garanti edilir. - Muafiyetler ve bazı mali işlemlere ilişkin özel düzenlemeler bulunur; bazı hallerde ihaleye tabi olmayan hizmet alımları yapılabilir. - Uygulanmayacak veya saklı tutulan hükümler ile ek hükümler sayesinde, belirli projeler için özel kararlar ve ek düzenlemeler uygulanabilir.

Kanun 5726
2007-01-05

TANIK KORUMA KANUNU

Bu yasa, ceza muhakemesinde tanık olarak dinlenenler ile bu tanıkların yakınlarının hayatı, beden bütünlüğü veya mal varlığı ağır ve ciddi tehlike altında olduğunda uygulanacak koruma tedbirlerini düzenler ve uygulanmasını sağlar. Koruma kapsamına giren kişiler, tanık olarak dinlenenler ile onların nişanlısı veya evlilik bağı kalmasa dahi eşi, yakın kan bağı veya kayın hısımlıkları bulunanlar ve evlatlık bağı bulunanlar gibi yakın ilişki içinde olanları içerir. Tedbirler arasında kimlik ve adres bilgilerinin gizli tutulması, duruşmada dinlenme şeklinin değiştirilmesi veya ses/ görüntüsüyle özel ortamda dinlenilmesi, tutuklu veya hükümlü olanlar için uygun ceza infaz kurumlarında yerleştirilmesi, fizikî koruma sağlanması, kimlik ve ilgili belgelerin değiştirilmesi, maddi yardım sağlanması, iş yerinin veya öğrenim gördüğü kurumun değiştirilmesi, yurt içinde başka bir yere yerleşilmesi ve gerektiğinde uluslararası alanda yerleşim sağlanması ile görünümlerin değiştirilmesi gibi tedbirler uygulanabilir. Bu tedbirler birbirleriyle birlikte veya tek başına uygulanabilir; aynı sonuca daha hafif bir tedbirle ulaşılabiliyorsa o yönde hareket edilir. Tedbir kararları soruşturma aşamasında savcı tarafından, kovuşturma aşamasında ise ya savcının veya tanığın talebiyle ya da resen verilir; acil durumlarda geçici kararlar da alınabilir; kovuşturma sonrasında bazı tedbirler kurul tarafından tanığın talebiyle verilebilir. Tedbir kararlarında korunan kişinin açık kimlik ve adres bilgileri, tanıkla ilgili bilgiler, tedbirin şekli ve süresi gibi hususlar belirtilir; kararlar ve ilgili belgeler gizli tutulur ve uygulanması için gerekli kayıtlar güvenli biçimde saklanır. Koruma birimleri kurulur ve gerektiğinde diğer kamu kurumlarıyla işbirliği sağlanır; kararlar ve protokoller belirli kurallara göre saklanır ve yazışmalar buna göre yapılır. Koruma Kurulu, kararları verir ve tedbirlerin uygulanmasını denetler; tarafların rızası alınarak mutabakat metni hazırlanır ve uygulanır. Koruma tedbirlerinin giderleri ilgili bütçeye uygun olarak karşılanır; koruma tedbirleri süresince ve sona erdikten sonra da gizlilik kuralları devam eder.

Kanun 2872
1983-08-11

ÇEVRE KANUNU

Çevrenin korunması, iyileştirilmesi ve kirliliğin önlenmesi amacıyla toplumun her kesimi sorumluluk sahibidir ve katılım önemlidir. Çevreyle ilgili kararlar alınırken sürdürülebilir kalkınma ilkesi gözetilir; çevre maliyetlerinin hesaplanması ve gerekli tedbirlerin alınması esastır. Kirletenler, kirliliği önlemek, zararları gidermek veya azaltmak için gerekli önlemleri almakla ve mali sorumluluğu üstlenmekle yükümlüdür. Her türlü atığın alıcı ortama zarar verecek şekilde verilmesi yasaktır; kirliliğin meydana gelmesi durumunda ilgili taraflar müdahale etmek ve etkileri azaltmak için gerekli tedbirleri alır. Biyolojik çeşitlilik ile ekosistemlerin korunması önceliklidir; bölgeler ve havza bazında çevre düzeni planları yapılır ve koruma statüsü kazanmış alanlar planlarda gösterilir; sulak alanlar korunur ve bu alanlarda uygun kullanımlar sağlanır; nadir ve tehdit altındaki türler korunur; balıkçılık ve su ürünleri istihsali için hassas alanlarda belirli sınırlamalar uygulanır. Atıksu yönetimi ve su kirliliğinin önlenmesi için alıcı ortamlara deşarj standartlarına uyum sağlanır; atıksu arıtımı ve gerekli altyapı yatırımlarıyla kirliliğin etkileri azaltılır; bazı durumlarda ileri arıtım yöntemleri kullanılır. Çevresel etki ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmalarıyla planlar ve programlar ile projelerin çevresel etkileri önceden belirlenir; olumsuz etkilerin azaltılması için gerekli önlemler öngörülür ve karar vericilere yönlendirme sağlanır. Çevre yönetimi, doğal ve yapay çevrenin sürdürülebilir kullanımını sağlayacak politika ve uygulamaların hayata geçirilmesini kapsar; ilgili yönetim birimlerinin kurulması ve yetkilendirilmesi yoluyla uygulanır. Kamuoyunun çevre konusunda bilinçlendirilmesi ve bilginin paylaşılması teşvik edilir; çevreyle ilgili mevcut bilgiye erişim sağlanır. Maliyetler ve sorumluluklar açısından kirleten tarafından gerekli harcamaların karşılanması esas alınır; gerektikçe kamu kaynakları da bu kapsamda kullanılabilir.

Kanun 4572
2000-06-16

TARIM SATIŞ KOOPERATİF VE BİRLİKLERİ HAKKINDA KANUN

Bu kanun, üretici kooperatifleri ve kooperatif birliklerini, ortaklar ile gerektiğinde diğer üreticilerin mesleki ihtiyaçlarının karşılanması, ürünlerin daha iyi değerlendirilebilmesi ve ekonomik çıkarların korunması amacıyla düzenler ve güçlendirmeyi hedefler. Kooperatif ve birlikler, ortaklarının ve gerektiğinde diğer üreticilerin çıkarlarını gözeterek çalışma konularını belirler; ürün alım, ödeme şekilleri, kredi kullanımı, yatırımlar, giderlerin paylaşımı ve ürünlerin teslimiyle ilgili esasları ana sözleşmesinde belirler; bazı işlemlerden vergi muafiyetleri veya istisnalar uygulanabilir; ortak içi işlemler içeride takip edilerek vergilendirilir. Kooperatif ve birliklerin ortaklık payları, rehin ve hacze karşı korumalıdır; pay devri belirli şartlar altında yapılabilir. Organlar genel kurul ve yönetim kurulu olup, kararlar bu organlar aracılığıyla alınır; yönetim kurulu üyeleri belirli niteliklere sahip kişiler arasından seçilir; genel müdür birlik için, müdür kooperatif için yönetim kurulunun doğal üyesi olarak görev yapar; temsil yetkileri ve müşterek imza gereklilikleri, örnek ana sözleşmede belirlenir. Yönetim kurulu, toplantılarını sürdürür ve gerektiğinde üst düzey yönetim kararlarını alır; müdür ve personelin atama, nakil, terfi ve diğer kadro esasları yönetmeliklerle düzenlenir; kooperatifler için müdürün belirli nitelikleri taşıması hedeflenir. Bağımsız denetim ve risk yönetimi açısından bazı birlikler denetime tabidir; denetim sonuçlarına göre, varlıklarını sürdürmeyi tehlikeye atan durumlarda erken teşhis ve gerekli önlemler için uzmanlardan oluşan bir komite kurulabilir ve telafi edici kararlar alınır. Görünürdeki riskler ve mali zorluklar durumunda birlikler veya ortak kooperatifler gerekli tedbirleri alır; durum düzeltilemezse birleşme veya benzeri çözümler değerlendirilebilir. Muafiyet ve vergilendirme açısından bazı işlemler vergi ve harçlardan muaf veya istisnai olarak değerlendirilir; ortak dışı işlemlerden elde edilen gelir ve giderler vergilendirilir; ortaklardan gelen ürünlerin sonraki işlenmesi ortak içi işlem olarak kabul edilebilir ve buna ilişkin özel kurallar uygulanabilir. Örnek ana sözleşmeleri, tarafların görüşleriyle belirlenir ve uyum için gerekli değişiklikler yapılır; uyum sağlayamayan kooperatifler için uygulanabilecek yaptırımlar bulunduğundan, uyum süreci önemli bir etkendir. Bu çerçevede kooperatif ve birlikler, mevcut mevzuata uygun olarak faaliyet gösterir, kurumsal yönetim ilkelerini benimser ve varlıklarını, mali yapısını ve rekabet gücünü koruyup geliştirme sorumluluğunu taşır.

Kanun 5718
2007-12-12

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemede yabancı unsur taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk ve bu konudaki ihtilafın çözümüne ilişkin temel kurallar belirlenir. Taraflar arasındaki meselelerde hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına karar verirken, hangi ülkenin yetkili olduğu ve yabancı kararların tanınması gibi meseleler de dikkate alınır. Yetkili hukuk, tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi bağlarla belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça bu bağlar esas alınır. Yetkili hukuk toplu olarak tarafların mutabakatıyla değiştirilebilir; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça söz konusu hüküm uygulanır. Yabancı hukuk belirli bir olay için uygulanabilirken, bu hukuk kamu düzenine aykırı olduğunda Türk hukuku uygulanabilir. Yetkili yabancı hukukun uygulanmasının amacı ve kapsamı açısından Türk hukukunun doğrudan uygulanabilir kuralları da devreye girebilir. Hukukî işlemlerin şekline ilişkin esaslar, işlemin yapıldığı ülkenin veya esasta uygulanacak olan hukukun öngördüğü şekil kurallarına bağlıdır. Zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tabidir. Ehliyet ve kısıtlılık gibi hususlarda haklar çoğunlukla kişinin millî hukukuna tabidir; bazı istisnai durumlarda Türkiye’deki mutad mesken hükümleri devreye girebilir. Vasiyet, gaiplik ve ölmüş sayılma gibi konularda karar verilecek kişinin millî hukuku belirleyici olur; bazı durumlarda malların bulunduğu ülke etkili olabilir. Nişanlanma ve evlilik gibi aile hayatı konularında ehliyet, şartlar ve geçerlik genelde tarafların millî hukukuna bağlıdır; evlilik şekli ise evliliğin yapıldığı ülke hukuku tarafından belirlenir; ortak evlilik hukuku, tarafların müşterek millî hukukuna bağlı olarak ya da Türk hukuku uygulanarak çözülebilir. Boşanma ve ayrılık konuları tarafların müşterek millî hukukuna göre incelenir; nafaka, velayet ve geçici önlemler Türk hukuku kapsamına girebilir. Evlilik malları konusunda taraflar mutabık kaldıkları millî hukukunu esas alabilir; aksi halde mutad mesken hukuku veya Türk hukuku uygulanır; taşınmazlar için ilgili ülke hukuku esas alınır. Soybağı ve soybağına ilişkin hükümler, çocuğun doğum anındaki millî hukuka göre kurulur; kurulamıyorsa çocuğun mutad meskeni veya diğer yakın bağlar dikkate alınır. Evlât edinme, vesayet ve kayyımlık gibi koruma tedbirleri ile ilişkilere ilişkin hükümler çoğunlukla tarafların millî hukukuna göre uygulanır. Nafaka ve miras gibi konularda uygulanacak hukuk, alacaklı veya mirasçıların çoğu duruma göre belirlenir; taşınmazlar ve muvazaa gibi durumlarda yerleşim ya da malın bulunduğu ülke etkili olur. Taşınır ve taşınmaz üzerindeki aynî haklar, hareket halindeki mallar ve taşıma sözleşmeleri gibi alanlarda uygulanan hukuk, malın bulunduğu ülke veya tarafların seçimlerine göre belirlenir; taşınmaz haklarında ise esas olarak taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerli olur. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin işlemlerde hangi ülkenin koruma talebinde bulunduğu esas alınır; taraflar arasında hukuk seçimi yapılmışsa o hukuk uygulanır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde, taraflar açıkça bir hukuk seçmezse en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır; bu, sözleşmenin kuruluşundaki mutad mesken veya işyeri gibi kriterlerle belirlenir. Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Tüketici sözleşmeleri için tüketicinin mutad meskeninin emredici hükümleri korunur; tarafların hukuk seçimi yoksa da mutad mesken hukuku uygulanır; bazı istisnalar paket turlar kapsamında uygulanmaz. İş sözleşmeleri, tarafların belirlediği hukuka tabidir; taraflar seçim yapmamışsa işçinin mutad işyeri hukuku uygulanır; işin sürekli olarak birden çok ülkede yapıldığı durumlarda esas işyerinin bulunduğu ülke uygulanır. Fikrî mülkiyet sözleşmeleri, tarafların seçtikleri hukuka tabidir; seçim yoksa işyeri veya mutad mesken hukuku uygulanır. Sözleşmeden doğan ilişkilerde, taraflarca sıkı ilişkiyle bağlanan başka bir hukuk varsa o hukuk uygulanabilir. İnsan hakları ile ilgili durumlarda zarar görenin seçimine göre ilgili ülkelerin yasaları uygulanabilir; bu, ihlâllerin niteliğine göre değişir. Haksız fiil durumunda zarar görenin veya zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır; sigorta ilişkilerinde hak sahipleri doğrudan sigortacıyı hedef alabilir. Kişilik haklarının ihlâliyle ilgili talepler ve cevap hakları, çeşitli bağlara göre farklı ülkelerin hukukuna tabi olabilir. İmalât ülkesinin tercihi ve mutad mesken veya işyeri gibi kriterler zarar verenin veya zararın bulunduğu ülkeye göre belirlenir. Haksız rekabet konusunda talepler, piyasaya etki eden ülkenin hukukuna tabidir; rekabetin engellenmesi ve zararlar bu bağlamda ilgili ülke hukukuna göre çözümlenir.

Kanun 4734
2002-01-22

KAMU İHALE KANUNU

Bu kanun, kamu kurum ve kuruluşlarının mal, hizmet ve yapım işlerine ilişkin ihalelerde uygulanacak esas ve usulleri belirleyerek kamu kaynaklarının kullanımında rekabetçi, şeffaf ve hesap verebilir süreçler oluşturmayı hedefler. Kapsamı açısından kamu idareleri ve bağlı kuruluşlar ile bazı tüzel kişilerdeki mal ve hizmet alımları ile yapım işlerini kapsar; bazı özel kurumlar ve ilişkili kuruluşlar da bu kapsam içerisindedir. Tanımlar, ihaleye konu olan mal, hizmet ve yapım ile bu işlemlerde taraf olan tedarikçi kavramlarını netleştirir ve ihalelerin hangi tür işlemleri kapsadığını belirler. İstisnalar ve özel durumlar açısından savunma, güvenlik, gizlilik gerektiren haller, uluslararası finansman projeleri ve bazı özel kurumlardan yapılacak alımlar gibi durumlarda ihaleden muaf veya farklı usullerin uygulanabildiği alanlar bulunur; yabancı ülkelerdeki satın almalar, acil veya özel ihtiyaçlar için hızlı teminler gibi özel süreçler de söz konusu olabilir. Pratik etkileri açısından kamu alımlarında rekabet ve şeffaflık ilkesinin güçlendirilmesi, süreçlerin standardize edilmesi ve hesap verebilirliğin artırılması hedeflenir; tedarikçilerin ihalelere katılımı için belirli kurallar çerçevesinde faaliyet göstermesi gerektiği bir çerçeve oluşur; bazı durumlarda ise istisnalara bağlı olarak doğrudan temin veya özel süreçler uygulanabilir. Genel olarak, mal, hizmet ve yapım ihalelerinin yürütülmesinde temel operasyonel çerçeve oluşturur; alımların planlanması, tekliflerin değerlendirilmesi ve sözleşme süreçlerinin düzenli ve denetim altında yürütülmesi gibi sonuçlar doğurur.