10 / 365 sonuç gösteriliyor

Kanun 3039
1936-06-23

ÇELTİK EKİMİ KANUNU

Bu kanun, çeltik ekiminin planlı, denetimli ve sağlık güvenliği sağlayacak şekilde yürütülmesini amaçlar; uygulama, izin, su yönetimi, işçi sağlığı ve cezai yaptırımlar gibi konuları düzenler. - Çeltik ekim alanlarının yönetimi için bölgesel komisyonlar kurulur; komisyonlar, ekimin yapılacağı yerler için planlar yapar, su dağıtımını ve arazi paylaşımlarını koordine eder ve adaylar arasından uygun başvuru sahiplerini belirler. - Çeltik ekimi yapacaklar, komisyonlardan izin almak zorundadır; komisyonlar, başvuruları değerlendirir ve uygun görülenlere ekime izin verir, sürecin takibini sağlar. - Su kaynaklarının paylaşımı ve sulama planı, komisyonlar tarafından belirlenir; gerektiğinde parça ekim veya nöbet sistemi uygulanır; sulama zamanları, mutemed heyetleri tarafından denetlenir. - Çeltik tarlalarının su ihtiyacı ve arklar (su yolları) için kroki ve planlar hazırlanır; inşa ve bakım işlemleri, ilgili heyetler ve müştereken yürütülen çalışmalarla gerçekleştirilir. - Mutemed heyetleri, suyun adil ve verimli dağıtımını sağlar; sulama yasağı ve kesme zamanlarında tarım arazilerinin su durumunu düzenler, kararlarına uyulmasını sağlar. - Çeltik tarlalarının kurulumu ve su taşıma düzeni köy ve kasaba gibi yerlerde belirli mesafelerde bulunma ilkesine tabidir; özel durumlarda sağlıkla ilgili güvenlik ve çevre koşulları gözetilir. - İşçi sağlığı ve güvenliği için gerekli tedbirler alınır; temiz içme suyu sağlanır, barınma koşulları iyileştirilir, sivrisineklerle mücadele tedbirleri uygulanır ve kinin gibi ilaçlar ücretsiz temin edilir. - İşçilere yönelik davranış ve çalışma şartlarını bozma halinde para cezaları uygulanır ve tekrarda çeltik ekiminden men edilme gibi yaptırımlar öngörülür. - Komisyonlar ve mutemed heyetleri, kendi hizmetleri karşılığında tazminat ve ulaşım giderleriyle ilgili ödeme imkanlarına sahiptir; bu masraflar ilgili bütçelerden karşılanır. - Esas olarak izinsiz ekim, sağlık tedbirlerine uyumsuzluk ve komisyon kararlarına riayetsizlik gibi haller cezaya ve ekimden men etmeye yol açar. - Kanun, uygulama şeklinin belirlenmesini ve uygulanmasına ilişkin yönetmeliklere bağlanır. - Çeltik üretiminin belirli alanlarda ve belli şartlarda yapılmasına ilişkin genel ilkeler ve sınırlamalar, tarımsal üretimin dengeli dağılımını ve kamu sağlığını gözetmeyi amaçlar.

CB Yönetmeliği 85631
1982-12-16

HUDUT BÖLGELERİ UÇUŞ YÖNETMELİĞİ

Pratik olarak bu düzenleme hudut bölgelerindeki hava sahasının güvenli ve kontrollü şekilde kullanılmasını hedefler ve sınır bölgelerini kapsayan alanlarda hangi uçuşların nasıl yapılacağına dair yol gösterir. - Tampon bölge ve diğer sınır bölgeleri ile ilgili kavramlar ve bu bölgelerde hangi hareketlerin sınırlandığı belirlenir; bu bölgelerde yapılacak uçuşlar için özel kurallar uygulanır. - Tampon bölge içinde uçuşlar için önceden izin almak gerekir; bazı operasyonlar için istisnalar tanımlanır ve özel durumlar için ayrı iznin nasıl verileceği belirtilir. - Uçuşların planlanması ve yürütülmesi için gerekli süreçler tanımlanır; uçuş planı hazırlanması, uygun haberleşme ve radar/çağrı hizmetleriyle koordinasyon sağlanması zorunludur; uçuşlar olay olarak raporlanabilir. - Türk hava araçlarının bu bölgelerde uyması gereken güvenlik ve teknik gereksinimleri ortaya konur; iletişim, navigasyon ve güvenlik cihazlarının çalışır durumda olması gerekliliği vurgulanır. - Yabancı hava araçlarının tampon bölgelerinde uçuş yapabilmesi için özel izinler ve koordinasyonlar gerektiği; tatbikat dışı uçuşlar için ayrı iznin uygulanabilirliği belirtilir. - Tatbikatlar ve acil/özel görevler için uygulanacak izin ve iletişim süreçleri, hangi makamların onayıyla hareket edileceğini belirler; gerektiğinde pilotların veya görevlilerin belirli dil ve bilgi gereklilikleriyle hava aracında bulundurulması ihtimali söz konusudur. - Dronlar ve mikro hava araçları gibi küçük ölçekli uçuşlar için de tampon bölge içinde uyulacak sınırlamalar ve işlemler öngörülür. - Uçuş güvenliği açısından, tampon bölgede gerçekleştirilecek uçuşların mümkün olan en güvenli çerçevede ve mevcut gözetim sistemiyle yürütülmesi esas alınır. - Acil durumlar ve özel ihtiyaçlar için hızla hareket edilebilmesi amacıyla esnek karar mekanizmaları ve ilgili iletişim kanalları tanımlanır.

Kanun 3894
1940-07-18

DENİZDE ZAPT VE MÜSADERE KANUNU

Bu metin, savaş halinde deniz yoluyla yapılan zabt ve müsadere işlemlerinin kapsamını, uygulanışını ve muhataplarını belirler; zapt ve müsadere sırasında hangi gemi ve yüklerin hangi şartlarda değerlendirileceğini gösterir. Güç kullanılarak durdurma, arama ve zapt işlemlerini ihtiyaç halinde gerçekleştirmenin yetkisi savaş gemileri, ordular ve bu görevlere özel olarak tayin edilmiş makamlar tarafından kullanılır. Zaptın başlama ve bitişinin belirlenmesi yetkisi devletin en üst makamına aittir. Zaptın uygulanacağı deniz alanları açık denizler, Türkiye’nin, müttefiklerinin ve düşmanın hâkimiyeti altındaki sulardır ve iç sular ile tesisatlar bu yetkiye tabidir; ancak tarafsız sularda bu işlem uygulanmaz. Bir deniz nakil vasıtası, taşıdığı bayrakla düşmanlık veya tarafsızlık sıfatını kazanır; bayrağı olmayan vasıtalar için sahibinin tabiiyeti esas alınır; sıfatı net olarak tespit edilmediği sürece düşman olarak kabul edilir. Tarafsız bayrağa geçiş, düşmanlık sıfatının doğurduğu sonuçlardan kurtulmak amacıyla yapılmış sayılmazsa tanınmaz; bazı özel hallerde bu geçiş geçici olarak ve sınırlı şartlarda kabul edilebilir. Malın düşmanlık veya tarafsızlık sıfatı, mal sahibinin tabiiyetine göre belirlenir; mal bir şirkete ait ise şirketin kanuni ikametgahı esas alınır. Düşman malı yolculuk sırasında sahibini değiştirse de, bu değişme zaptın başladığı andan sonra meydana gelirse düşmanlık sıfatını korur. Düşman nakil vasıtaları ile düşman malı zapt ve müsadereye tabidir; bitaraf mal ise bazı şartlarda serbest kalabilir; ancak belirli durumlarda (örneğin harb kaçağı veya düşman refakatinde seyir gibi) zapt ve müsadere söz konusudur. Bitaraf nakil vasıtalarındaki düşman malı, belirli hallerde zapt ve müsadereye tabidir; yükün yarısından fazlası harb kaçağı ise veya vasıtalar düşman refakatinde bulunuyorsa zapt ve müsadere uygulanır; bazı durumlarda mal sahibine ait kişisel eşyalar serbest olabilir. Bitaraf olup da gemi adamları veya yolcularına ait olan kişisel eşyalar serbesttir. Harp kaçağı kavramı, kara, hava ve denizde düşman tarafına yararlı olan her türlü eşya ve maddeleri kapsar; mutlak harp kaçağı olarak ilan edilenler doğrudan düşman malı sayılır ve zapt edilir; meşrut harp kaçağı ise belirli durumlarda düşmana ait olarak sayılabilir. Hastane gemileri belirli şartlar yerine getirildiğinde zapt ve müsadereye tabi değildir; hastane gemisi oldukları resmi olarak bildirilmiş olmalıdır ve meşru hukuka uygun şekilde kullanılıyor olmalıdır. Birçok durumda, coast fishing ve küçük yerel seyrüsefer için kullanılan vasıtalar, dini, ilmi veya insani görevler için olan vasıtalar, resmi münakaşa ve savaş esirlerinin değişimine hizmet eden vasıtalar ile hükümetler arası yazışma vasıtası olan gemiler zapt edilmeme veya farklı muamele görme avantajına sahip olabilir; bunlar belirli şartları sağladığında koruma altındadır. Abluka uygulanması halinde abluka ilan edilen sahillerdeki nakil vasıtaları zabt ve müsadereye tabi olabilir; abluka ihlali halinde mal ve yükler de zapt edilerek müsadereye konu olabilir; bazı durumlarda ihlal, iyi niyetli olup olmadığına dair kanıtlara bağlı olarak istisnalar bulunabilir. Hasmane himaye ve yardım durumları, nakil vasıtası harbe iştirak ederse, düşmana yönelik doğrudan yardım sağlarsa, düşmanla kiralanmış olarak hareket ederse veya düşman lehine haber taşıma gibi eylemlerde bulunursa zabt ve müsadere ile sonuçlanır; bu hâllerin uluslararası savaş hukuku açısından da uygulanabilirliği göz önünde bulundurulur. Posta ve mektuplar, zapt halindeyken tecavüzden korunur; ancak abluka durumunda bazı istisnalar söz konusu olabilir. Istirdat (geri alınan zapt) durumunda, zapt için mevcut bir gerekçe olmadığında nakil vasıtası serbest bırakılabilir. Durdurma ve arama işlemleri, mümkün olduğunca nazik ve ölçülü yürütülür; arama sonunda ya serbest bırakılır ya da zapt edilir. Netice olarak bu düzenleme, savaş halinde deniz üzerinde yürütülen zabt, müsadere ve ilgili işlemlerin hangi gemi, hangi mal ve hangi durumlarda uygulanacağını, kimlerin yetkili olduğunu, hangi istisnaların bulunduğunu ve nasıl uygulanacağını belirler; ayrıca abluka, hasmane yardım ve ambulans/yardım gemileri gibi özel haller için de uygulama çerçevesi sunar.

CB Kararı 5207
2022-02-24

İTHALATTA İLAVE GÜMRÜK VERGİSİ UYGULANMASINA İLİŞKİN KARARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KARAR (KARAR SAYISI: 5207)

Bu karar ithalatta uygulanacak ilave gümrük vergisinin kapsamını ve uygulanışını değiştirmektedir. Ürünler gümrük tarife kodlarına göre sınıflandırılarak ilave vergi uygulanacak; bazı kalemler muaf veya farklı vergiyle vergilendirilecektir; değişiklikler mevcut ekler ve listelerle belirlenmiştir. İsrail ve Arnavutluk için bazı ürünlerde sıfır vergi uygulanması öngörülmüştür. Sağlık bakanlığı denetiminde olan bazı ürünler için, sağlık bakanlığı tarafından düzenlenen kontrol belgesinin ilgili gümrük idaresine sunulması halinde ilave vergi uygulanmaz; bu kapsama yalnızca tıbbi amaçlı mamalar ve enteral beslenme ürünleri girer. Düzenlemenin yürürlüğe girişiyle ilgili uygulama sorumluluğu belirli bir kurum tarafından yürütülür. Ekler kapsamındaki ürün gruplarına ilişkin ayrıntılar çok sayıda tarife kodunu içeren listelerle belirlenmiştir.

Kanun 2308
1933-06-26

ŞİRKETLERİN MÜRURU ZAMANA UĞRAYAN KUPON, TAHVİLAT VE HİSSE SENEDİ BEDELLERİNİN HAZİNEYE İNTİKALİ HAKKINDA KANUN

Bu düzenlemenin maddelerinin tamamı uygulanmaz durumdadır. Zamana ugrayan kupon tahvilat ve hisse senedi bedellerinin hazinenin adına intikaliyle ilgili hükümler artık geçerli değildir.

Kanun 6200
1953-12-25

DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNCE YÜRÜTÜLEN HİZMETLER HAKKINDA KANUN

Bu metnin pratik etkisi, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ) görev alanını, kuruluş yapısını, mali işleyişini ve sulama-bataklıkla ilgili hizmetlerin uygulanışını belirleyerek; sulama ve drenaj projelerinin planlanması, inşası, işletilmesi ve bakımı süreçlerini merkezileştiren uygulanabilir kurallar getirir. - Sulama, drenaj ve su yönetimi ile ilgili çalışmaların yürütülmesi, bu tesislerin işletme ve bakımına ilişkin esaslar ile bu hizmetlerin finansmanı üzerinden gerçekleşir; hizmetten faydalananlar tarafından ödenecek ücretler ve amortisman uygulamaları belirlenir, uygulanır ve takip edilir. - Sulama alanlarının tesisler açısından belirlenmesi ve bu alanların sahibi olan köy ve mahalle güvenilir kurumların katılımıyla yapılır; belirlenen mesaha cetvelleri üzerinden ücretler hesaplanır ve ilgililere bildirilir; itirazlar Bölge müdürlükleri eliyle çözümlenir ve kararlar kesinleşir. - DSİ’nin yatırım ve işletme maliyetlerinin karşılanmasına ilişkin usuller, üretim, toplulaştırma ve depolama tesislerinin finansmanı ile ilgili düzenlemeler çerçevesinde belirlenir; yatırım ve işletme giderlerinin nasıl dağıtılacağı ve zamanında ödenmesini sağlama yöntemleri tanımlanır. - Tesislerin işletme aşamaları üç temel aşamada tanımlanır: inşa devam ederken yürütülen işletme, tamamlandıktan sonraki belirli bir süre içindeki işletme ve ardından tam işletme. - Enerji üretimi ve kanallar üzerindeki nakliyat gibi bazı faaliyetlerin finansmanı ve tahakkuku, ilgili ilişkilerin özel şartlar çerçevesinde yürütülmesiyle ilişkilendirilir; bazı harcamalar için muafiyetler ve istisnalar öngörülebilir. - DSİ’nin mal varlığı kamu malı olarak kabul edilir; mal varlığına yönelik usulsüzlükler cezai ve yükümlülüklerle karşılaşır. - Dava ve icra gibi yargı mercilerine intikal etmeyen bazı uyuşmazlıklarda, belirli parasal sınırlar dahilinde hızlı çözüm için DSİ, Bakan veya Cumhurbaşkanı düzeyinde sulh teklifinde bulunabilir. - DSİ, tesis kurulumları için yaptığı istikraz ve ortaklıklar gibi finansal işlemlere dayanarak diğer tesislerle ilişki kurabilir ve gerektiğinde varlıkları devralabilir, kiralayabilir veya ortaklık kurabilir; bu işlemlerin bedellerinin hesaplanması ve uygun gördüğü çerçevede yürütülmesi öngörülür. - Tesislerle ilgili bazı taşınmazlar ve arazi kullanımları için yönetmeliklerle düzenlenen uygulama şekilleri belirlenir; ihtilaflar ve sahadaki uygulama süreçleri yerel yönetimler ve ilgili kurumlar ile koordineli yürütülür. - DSİ’nin operasyonel ve idari işleriyle ilgili pek çok hüküm, mevcut ve gelecekteki projelerin uygulanmasıyla ilgili olarak, genel kamu menfaati gözetilerek belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülür; bazı hükümler ise değiştirilmiş veya yürürlükten kaldırılmıştır. Bu özet, metindeki temel pratik etkileri kapsayacak şekilde tarafsız ve sade bir anlatımla sunulmuştur.

KHK 659
2011-11-02

GENEL BÜTÇE KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİ VE ÖZEL BÜTÇELİ İDARELERDE HUKUK HİZMETLERİNİN YÜRÜTÜLMESİNE İLİŞKİN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Bu Kanun Hükmünde Kararname, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yürütülmesini ve uygulama birliğinin sağlanmasını amaçlar. Hukuk hizmetleri muhakemat hizmetleri ile hukuk danışmanlığına ilişkin iş ve işlemleri kapsar. İdareler için kurulan hukuk birimleri, adli ve idari davalarda idareyi temsil eder, dava ve icra işlemlerini takip eder ve hizmet satın alınması süreçlerini koordine eder. Hukuk birimleri ayrıca mevzuat taslaklarını inceleyerek hukuki mütalaa verir, uyuşmazlıkları önleyici tedbirler konusunda görüş bildirir ve idarenin amaçlarını mevzuata, plan ve programa uygun şekilde gerçekleştirmek için gerekli hukuki teklifleri hazırlar. Hukuk birimleri, hukuk uyuşmazlıklarının komisyon yoluyla değerlendirilmesi ve sekreterya hizmetlerini yürütür. Cumhurbaşkanlığı ve Maliye Bakanlığı gibi kurumların teşkilat kararnamelerindeki hükümler saklıdır. Muhakemat hizmetinin temini, idarenin ihtiyacına göre hukuk birimlerinden veya gerekli görüldüğünde Maliye Bakanlığı aracılığıyla sağlanabilir; özel hallerde doğrudan temin yoluyla serbest avukatlar veya avukatlık ortaklıklarından da hizmet satın alınabilir. Hizmetler, vekil sıfatıyla temsil yetkisini haiz avukatlar ve hukuk birimleri tarafından yürütülür. İdareler kendi iş ve işlemleriyle ilgili adli ve idari davalarda taraf sıfatını haizdir; vekil sıfatıyla temsil yetkisi hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir. Üst yönetici talimatı ile gerekli görüldüğünde temsil yetkisi, merkez veya taşra birim amirine devredilebilir. Gerekli görüldüğünde belirli durumlarda idare vekili veya temsilcisiyle birlikte duruşmalar yapılabilir; vekil listesi yazılı veya elektronik olarak ilgili mercilere bildirilir ve listede yer alanlar vekaletname olmaksızın temsiliyet yetkisine sahiptir. Yetkinin devrine ilişkin usuller ve sınırlar üst yöneticinin belirleyeceği esaslarla uygulanır. Birden çok idarenin taraf olduğu davalarda ve Cumhurbaşkanlığına bağlı öncelikli hususlarda takip ve müdafaa belirli usuller çerçevesinde yürütülür. Ulusal ve uluslararası mahkeme ve tahkim mercilerinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti veya idareler taraflı veya müdahil olduğunda gerekli görülenler Cumhurbaşkanlığı hukuk birimi tarafından takip edilir. Adli uyuşmazlıklarda sulh yoluyla hallin esas olduğu benimsenir. Sulh için taraflara uygun süreler tanınır ve başvuru sonuçlandırılıncaya kadar dava açma süresi işlemeye devam eder. Sulh başvurularının sonuçlandırılması zorunlu olup süresinin sonunda sonuç alınamazsa istek reddedilmiş sayılır. Sulh anlaşmaları ilam hükmünde sayılır ve icra hükümlerine göre infaz olunur; vadeye bağlanmış alacaklarda vadelerin dolması beklenir, aksi halde kanuni faiz hesaplarıyla takip ve tahsil edilir. Sulh halinde üzerinde anlaşılan hususlar kamu yararına uygun olmadıkça dava açılamaz veya yeniden incelenemez. İdari uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli ve vazgeçme yetkileri, maddi ve hukuki olarak kamu menfaati görülen durumlarda karar mercileri tarafından uygulanır. Tutarlara göre kararlar ve yetkilerin devri hususunda üst yönetime başvuru ve onay süreçleri uygulanır; alt kademe yetkilileri belirli sınırlar içinde bu yetkileri kullanabilir. Görüleceği üzere bu çerçeve, hukuk hizmetlerinin planlı, merkezi ve denetimli bir şekilde yürütülmesini; uyuşmazlıkların önlenmesi ve sulh yoluyla çözülmesini; temsil yetkilerinin net biçimde belirlenmesini ve gerektiğinde özel sektöre başvurulmasını amaçlar. Bu yaklaşımla maliyetlerin ve süreçlerin daha öngörülebilir olması hedeflenir.

CB Kararı 10776
2025-12-25

BURDUR İLİ, ÇELTİKÇİ İLÇESİNDE KURULACAK RMS-A DOĞAL GAZ DAĞITIM TESİSİNİN YAPIMI AMACIYLA, KONAK MAHALLESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE YER ALAN TAŞINMAZIN ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU TARAFINDAN ACELE KAMULAŞTIRILMASI HAKKINDA KARAR (KARAR SAYISI: 10776)

İncelenen metinde kararın hangi konuya veya uygulamaya ilişkin değişiklik yaptığına dair bilgi bulunmuyor. Bu nedenle mevcut metnin pratik etkisini net olarak özetlemek mümkün değildir. İçeriğin tam olarak hangi konuyu kapsadığına dair bilgi paylaşıldığında, tarafsız ve kısa bir pratik etki özeti sunabilirim.

Kanun 6083
2010-12-10

TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DÖNER SERMAYE İŞLETMESİ KANUNU

Bu düzenlemenin pratik etkileri şunlardır: - Genel Müdürlük faaliyetlerinin giderleri döner sermaye gelirlerinden karşılanabilir; bu kapsama araç, bakım, satın alma, sigorta, kadastro hizmetlerinin yapılması ve benzeri giderler dahildir. - Döner sermaye işletmesinin yönetimi ve işlemleri ile ilgili usul ve esaslar belirlenir; gelirler tarife üzerinden hesaplanır ve yerel koşullara göre ayarlama imkanları bulunur. - Tarife üzerinden elde edilen ücretler her yıl yeniden değerleme ve güncelleme esaslarına göre uygulanır; ücretler yöresel katsayılar kullanılarak hesaplanabilir. - Döner sermaye hizmetleri için elde edilen karlar ertesi yılın bütçesine eklenir; döner sermaye için kullanılan sermaye güçlendirilir. - Döner sermaye hizmetlerinde görev yapan personele ek görev ödemesi yapılabilir; bu ödemeler belirli bir süreç ve onay çerçevesinde gerçekleştirilir. - Kamu idarelerinin bazı işlemleri ile elektronik olarak gerçekleştirilen veri paylaşımına ilişkin işlemler için ücret uygulanmaz; ayrıca hataların düzeltilmesi gibi bazı işlemler için muafiyet veya özel durumlar söz konusu olabilir. - Ücretler, hizmet talebinde bulunan gerçek veya tüzel kişilerden tahsil edilir; muafiyet durumları dışında ücretin vergi dahil olduğu dikkate alınır. - Taşınmaz satış, devri, ipotek tesisleri ve benzeri işlemler için ücretlendirme, bağımsız bölüm adedi, işlem türü ve işlem sayısına göre farklılaşabilir; bazı durumlarda ek ücretler uygulanır. - Yurt dışı işlemleri ve taraflar arasındaki farklılıklar için özel ücretlendirme uygulamaları bulunabilir; yöresel katsayılar ve ek göstergeler bu hesaplamalarda rol oynar. - Veri güvenliği ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin koşullara uygun olarak paylaşım yapılan işlemler için özel ücret uygulamaları ve kısıtlamalar söz konusu olabilir. - Hatalı kayıtlardan veya güncelleme gerektiren kimlik bilgilerinden doğan işlemler için belirli ücretler öngörülür.

Kanun 618
1925-04-20

LİMANLAR KANUNU

Bu kanun limanların idaresi, güvenliği, çevre korunması ve liman işlerinin yürütülmesi konusunda temel yükümlülük ve çerçeveyi belirler. Gemi ve deniz aracı hareketleri ile liman sınırları, liman içi demirleme, yanaşma ve tehlikeli yüklerin boşaltılması konularında uyulması gereken kurallar tesis edilir; limanlarda can, mal ve çevre güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli önlemler uygulanır. Liman tesisatına verilen zararlar gemi sahipleri veya bağlı şirketler tarafından tazmin edilir; liman görevlileri zararları tazmin ettirmeye yetkilidir. Liman kıyılarında yasağa tabi yapıların yapılması ve belirli atıkların veya inşai kalıntıların atılması yasaktır; liman yönetimi bu kuralları uygulatır. Kara sularında izinsiz dalış yapılamaz; liman başkanlığı, güvenlik ve çevre açısından gerekli gördüğü hallerde tedbirler alır ve bu durumda masraflar ilgili taraflarca karşılanır. Güvenlik, can ve çevre açısından risk oluşturan durumlarda liman başkanlığı özel tedbirler alabilir ve gerektiğinde gemiyi güvenli bir yere nakletme yetkisine sahiptir; masraflar gemi donatanına aittir. Limanlarda yükleme-boşaltma, kömür dağıtımı gibi hizmetler için devlet tarafından anonim şirketler kurulup bu hizmetler kamu-özel katılımı ile yürütülebilir; mevcut merakip sahipleri haklarını bu süreçlere dahil olma yönünde değerlendirebilir. Belediye sınırları içinde kıyıdan kıyıya yolcu veya yük taşıma serbesttir. Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin sunumu, bölgesel sahalara göre belirli kurallar ve paylar doğrultusunda yürütülür; hizmetleri verecek gerçek veya tüzel kişiler için ihale ve denetim mekanizmaları öngörülür; hizmet verenler için uyumsuzluk cezaları uygulanabilir. Gümrük ve liman gelirleri ile ilgili olarak kılavuzluk, römorkörcülük ve bağlantılı hizmetlerden elde edilen gelirler belirli alanlarda bütçeye özel gelir olarak kaydedilir ve yeşil denizcilik çalışmaları için kullanılabilir; emisyon bedellerinin hesaplanması ve ödenmesiyle ilgili uygulama esasları belirlidir. İlgili hizmetlerin arzında sürekliliğin sağlanması amacıyla gerektiğinde geçici görevler ve kapasite paylaşımı yoluyla hizmetler verilmiş veya verilebilecek durumda tutulur; uygunsuzluk halinde idari tedbirler ve yaptırımlar uygulanır.