10 / 5.189 sonuç gösteriliyor

Kanun 6100
2011-02-04

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

- Kanun, hangi tür davalarda hangi mahkemelerin yetkili olduğunu belirleyerek dava açılışında hangi merciye gidileceğini etkiler; temel ayrım asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemeleridir. - Yetkili mahkeme, çoğunlukla davalının ikametgâhının bulunduğu yerdeki mahkemedir; malvarlığına ilişkin davalarda değer veya tutar önemli değildir. - Birden çok davalı varsa dava genelde davalılardan birinin yerleşim yerinde açılabilir; bazı düzenlemelerde ortak yetki öne çıkar. - Geçici veya belirli hâllerde geçici oturanların davalarında, onların bulunduğu yerdeki mahkeme yetkili olabilir. - Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar için genel yetkili yer, malvarlığı konusundaki davalarda malvarlığı unsurunun bulunduğu yer olarak kararlaştırılır; bazı özel hâllerde bu kurallar değişebilir. - Sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. - Miras ve tereke ile ilgili davalarda genel olarak ölenin son yerleşim yerindeki mahkeme yetkili sayılır; terekenin paylaşımı ve yönetiminden doğan davalarda özel kurallar uygulanır. - Taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalar için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olur; irtifak hakları için de taşınmazın bulunduğu yer belirleyici olur. - Şube işlemlerinden doğan davalar şubenin bulunduğu yer, tüzel kişinin ortaklık ve üyelik ilişkileriyle ilgili davalar ise merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. - Sigorta davalarında, malın bulunduğu yer veya rizikonun gerçekleştiği yer, can sigortalarında yerleşim yeri kesin yetkili olur; deniz sigortaları için bu hüküm uygulanmaz. - Haksız fiilden doğan davalarda, fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yer ile zarar görenin ikametgahı yetkili olabilir. - Yetki sözleşmesiyle taraflar, uyuşmazlığı hangi mahkemede göreceklerini yazılı olarak belirleyebilir; ancak bazı konularda yetki sözleşmesi yapılamaz; yazılı olması ve net gösterilmesi gerekir. - Yetki kesin olduğunda taraflar bu yetkiyi kendiliğinden denetletmezse, davaya başlayana kadar bu durum değişmez; yetkili olmadığını iddia etmek için cevap dilekçesinde veya kanun yoluyla itiraz edilmesi gerekir. - Yetkisi kesin olmayan hâllerde yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülür; eğer taraflar itiraz etmezse, açılan dava yetkili olduğuna çevrilir. - Görevsizlik veya yetkisizlik kararları alındığında, karar kesinleşene kadar taraflar dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesini talep edebilir; karar kesinleşirse resen karar verilebilir. - Yargı yerinin belirlenmesi gereken durumlarda, engel veya tereddüt halinde bölge adliye mahkemelerine veya Yargıtay’a başvurulur; kararlar kesinleşince ilgili merci belirlenir. - İnceleme usulü, yetkili mahkemenin belirlenmesinde dosya üzerinden yapılabilir; kesinleşen kararlar sonraki davayı bağlar. - Duruşmalar ve kararlar genel olarak alenidir; bazı durumlarda gizli duruşma veya kısmi gizlilik uygulanabilir; gizli duruşmada alınan kararlar gerekçesiyle birlikte açıklanır. - Taraflar, müdahiller ve ilgili kişiler hukuki dinlenilme hakkına sahiptir; bilgiye erişim, savunma ve delil gösterme hakları güvence altındadır. - Taraflar dürüstlük yükümlülüğüne tabidir; beyanlar gerçeğe uygun olmalıdır. - Usul ekonomisi ilkesi gereği dava makul sürede ve gereksiz gider yapılmadan yürütülmelidir. - Hâkim, uyuşmazlığı aydınlatma ihtiyacı hissederse taraflardan açıklama ve delil talep edebilir; gerekli gördüğü hususlarda soru sorabilir. - Hâkim, yargılamayı yönetir; süreci düzenli ve hızlı ilerletmeye çalışır; hukukun uygulanmasında Türkiye hukukunu resen uygular. - Hâkimin yasaklılığı ve reddi sebepleri bulunabilir; taraflar hâkimin tarafsızlığı konusunda itiraz edebilir; reddedilen hâkimin dışında başka bir merci bu durumu incelemeye yetkilidir; reddin sonucu ve süreci belirlenir. - Çekilme ve reddedilme süreçlerinde belirli usul ve süreler bulunur; ret talepleri yazılı olarak ve ilgili mahkemeye bildirilir; süresinde yapılmayan ret talepleri dikkate alınmaz. - Çekilme kararları incelenirken karar veren merci ve usul belirlenir; gerekli görülürse başka bir mahkeme tarafından incelenir.

Kanun 5549
2006-10-18

SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN

Bu yasa, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi amacıyla yükümlülükler, denetim ve yaptırımları düzenler; yükümlü sayılan finansal ve ilişkili alanlardaki gerçek ve tüzel kişiler için sıkı uyum yükümlülükleri getirir. - Yükümlüler, işlemler başlamadan önce müşterinin kimliğini tespit etmek ve kimliklerle ilgili gerekli tedbirleri almak zorundadır; hangi belgelerin gerekli olduğuna ilişkin usul ve esaslar belirlenir. - Şüpheli işlem bulunduğunda yükümlüler bu işlemleri Başkanlığa bildirmek zorundadır; bildirimin güvenli ve gizli kalması sağlanır. - Yükümlüler, risk temelli bir yaklaşımla eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri kurar ve uygular; finansal grup içindeki bilgi paylaşımı mümkün olabilir ve buna ilişkin çerçeve gerektiğinde ayrıntılandırılır. - Devamlı bilgi verme kapsamında belirli işlemler ve tutarlar aşan işlemler için sürekli bildirimler yapılır; hangi işlem türlerinin kapsamda olduğu ve nasıl bildirileceği yönetmelikte belirlenir. - Kamu kurumları bilgi ve belge talep edebilir; sunulan bilgiler doğru ve eksiksiz olur; paylaşılan bilgiler güvenli biçimde korunur. - Belgeler ve kimlik tespitine ilişkin kayıtlar belirli süreler boyunca saklanır ve istenildiğinde ibraz edilir. - Kamu kurumlarının bilgi sistemlerine Başkanlıkla birlikte erişim sağlanabilir; elektronik tebligat uygulanabilir ve elektronik olarak cevap istenebilir. - Yükümlülük ihlallerinde idari para cezaları ve adlî cezalar uygulanır; ihlaller için çeşitli tedbirler (faaliyetleri kısıtlama veya iptal dahil) ile yaptırımlar öngörülür. - Başkasının hesabına hareket edildiğini bildirmemenin tespiti halinde cezai yaptırımlar uygulanabilir. - Gümrük idaresine ilişkin açıklama yükümlülüğü vardır; yanlış veya eksik beyan halinde para cezası uygulanabilir. - Denetim, bilgi talepleri ve uyum konularında yürütülen işlemler, ilgili denetim elemanları ve kurumlar tarafından sürdürülebilir. - Yasal olarak yükümlü olmayanlar için sorumluluk doğmazken, uyum sağlanmayanlara yönelik güvenlik ve yaptırım süreçleri uygulanır.

Kanun 4458
1999-11-04

GÜMRÜK KANUNU

Gümrük kuralları Türkiye Gümrük Bölgesine giren veya çıkan eşyaya ve taşıt araçlarına uygulanır; bölge kapsamı kara suları, iç sular ve hava sahasını içerir. Gümrük mevzuatı, kavramlar ve işlemler konusunda taraflar için net tanımlar sağlar; bir kişinin temsilci atayabilmesi, temsilin türüne göre hareket etmesi ve yetki belgesini ibraz etmesi gerekir; doğru beyan edilmeyen hareketler kendi adıyla işlem görmek olarak kabul edilebilir. Temsilci sistemi, transit sınırlaması olanlar hariç, gümrük işlemlerinde yerleşik kişiler tarafından yürütülür ve temsilci işlemleri belirli kurallara uygun olarak yapılır. Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü, yerleşik işletmelere daha hızlı ve basitleştirilmiş emniyet ve güvenlik kontrolleriyle avantaj sağlayabilir; statü ve izinler, hangi kontrollerin uygulanacağını ve hangi idarelerin yetkili olduğunu belirleyen kurallarla düzenlenir. Gümrükle ilgili kararlar için talep süreci vardır; kararlar için gerekli bilgi ve belgeler sunulur, talep yazılı olarak yapılır ve belirli sürelerde karar verilmesi amaçlanır; alınan kararlar gerekçeli olarak bildirilir ve itiraz yoluyla olur. Lehine verilen kararlar bazı durumlarda iptal veya değiştirme kapsamına girebilir; iptalin veya değiştirmenin hangi durumlarda mümkün olduğunun şartları belirlenir ve iptal kararı tebliğ edildiğinde yürürlüğe girer; ihtiyaç halinde erteleme yapılabilir. Kişiler gümrük mevzuatı uygulamaları hakkında bilgi talep edebilir; bilgiler ücretsiz olarak verilir; bazı özel hallerde masraflar talepte bulunan tarafından karşılanır. Bağlayıcı tarife ve bağlayıcı menşe bilgisi yazılı talep üzerine verilir; bu bilgiler belirli süreler için geçerlidir ve bazı değişiklikler veya yanlış beyanlar durumunda geçerliliğini kaybedebilir; menşe kuralları veya tarife kaydıyla ilgili değişiklikler sonrasında bilgiler yeniden değerlendirilir ve değiştirilir veya iptal edilebilir. Gümrük güvenliği ve gözetimi ile ilgili uygulamalar, eşyaların giriş-çıkış- transit ve nihai kullanımına ilişkin prosedürleri kapsar; bu süreçler, güvenli ve uyumlu bir ticaret akışını sağlamak amacıyla uygulanır. İdareler ve kişiler, mevzuata uygun hareket etmek ve gümrük vergilerini ödemek, gerekli kayıtları tutmak ve denetimlere açık olmakla yükümlüdür. Risk, ülkeler arası taşınan eşyaların güvenlik, ekonomi, çevre ve tüketici açısından potansiyel tehditler yaratma ihtimalini ifade eder; risk yönetimi, bu riskleri azaltmak için veri toplama, analiz ve önlemleri kapsayan bir süreç olarak tanımlanır.

CB Kararı 5285
2022-03-11

KALİTELİ ÇAY YAPRAĞI TEMİNİ AMACIYLA BUDAMAYA TABİ TUTULAN ÇAYLIKLAR NEDENİYLE ÜRETİCİLERİN UĞRADIĞI GELİR KAYBININ TAZMİNİNE DAİR KARAR (KARAR SAYISI: 5285)

Bu karar ruhsatlı çay bahçelerinin budamasıyla gençleştirme işlemi nedeniyle üreticilerin yaşadığı gelir kaybını tazmin etmeyi amaçlar. Uygulamada gelir kaybının belirli bir süre için ödenmesi öngörülür ve tazminat hesaplamasında alan ve üretimdeki tipik performans ile piyasa fiyatı gibi faktörler dikkate alınır. Budama yapılan alanlar için uygulanacak ödemeler, denetim ve tespit işlemleriyle belirlenir; uygun görülen alanlar ve üretim miktarları için ödemeler yapılır. Harcamalar, bütçeden sağlanan kaynaklar üzerinden karşılanır ve finansman süreci bir banka aracılığıyla yürütülür; bu süreçte hizmet ücreti uygulanır. Uygulamada sahte ya da hatalı belgelerle yapılmış ödemeler geri alınır ve ilgili kişiler hakkında idari ve cezai işlemler uygulanır. Haksız ödemelerden elde edilen faydalanmanın önüne geçmek amacıyla yaptırımlar uygulanır ve destek programlarından belirli bir süre yararlanma kısıtlamaları söz konusudur. Uygulama esas ve usulleri ilgili merci tarafından tebliğlerle belirlenir. Karar, yürürlüğe girdikten sonra uygulanır ve yürütülmesi belirli bir resmi makam tarafından sağlanır.

Kanun 3402
1987-07-09

KADASTRO KANUNU

Kadastral çalışmaların amacı, taşınmazların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirleyerek hukuki durumlarını tespit etmek ve tapu sicilinin güvenilirliğini sağlamaktır. Sınırların belirlenmesi ve ilanı - Her çalışma alanında sınırlar, ilgili mahalle, köy ve belediyelerin sınırları içinde belirlenir ve duyurularla ilgili taraflar bilgilendirilir. - Çalışma alanı bölgesel plana uygun şekilde belirlenir ve gerektiğinde yetkili mercilerin onayıyla uygulamaya alınır. - Kadastro çalışmalarının başlanması ve sınırın tespitine ilişkin duyurular yapılır. Kadastro ekibi ve görev dağılımı - Kadastro ekibi ve komisyonu, uzmanlar, muhtarlar ve bilirkişilerden oluşur. - Ekip, teknik incelemeler ve bilgi toplama süreçlerinde tarafların beyanlarını, harita, tapu ve vergi kayıtları ile diğer belgeleri değerlendirir. - Orman alanlarıyla ilgili kadastro çalışmaları özel gereklilikler içerebilir ve ilgili uzmanların katılımı sağlanır. Sınırlandırma ve tespit işlemleri - Taşınmaz malların sınırları, mevcut belgeler ve tarafların beyanları ışığında incelenir; sınırlar harita veya krokiler üzerinde gösterilir ve ihtilaflar için çözümler aranır. - Görüş ayrılıkları olduğunda konunun gerekçeli olarak çözümlenmesi için kadastro komisyonuna yönlendirme yapılabilir. - Çalışma alanında toplu bulunan taşınmazlar için iddia durumları incelemeye alınır ve sınırlar tespit edilerek tutanak haline getirilir. - İlgili merciler gözlemci olarak katılabilir. İtirazlar ve komisyon incelemesi - Kadastro tutanağı hazırlandıktan sonra itirazlar kabul edilebilir; itirazlar belge temelli olmalıdır. - İtirazlar kadastro komisyonu tarafından envanterine alınır ve gerekçeli kararlar ile sonuçlandırılır. - Gerektiğinde bilirkişilerden ve muhtardan bilgi alınarak kararlar pekiştirilir veya kanunî çerçevede mahkemeye devredilir. İlan ve kesinleşme - Kadastro sonuçları ilan edilerek hak sahiplerine itiraz ve dava hakları hatırlatılır; ilan süresi dolduğunda kararlar kesinleşir. - Kesinleşen sınırlar ve haklar tapu kütüklerine kaydedilir; ilan edilen haklar ve sınırlar konusunda başka itirazlar sınırlı hale gelir. - Kesinleşen tutanaklar dışında kalan eski kayıtlar işlem görmez hale gelir. Mülkiyetin tespiti - Tapuda kayıtlı taşınmazlar için, kayıt sahibi veya mirasçıları adına hak tespiti yapılabilir; kayıt sahibi yoksa zilyetlik esaslarına göre hak tespiti uygulanabilir; zilyetliğin ispatı için çeşitli kanıtlar (belgeler, beyanlar, tanık) değerlendirilebilir. - Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar için de uzun süre aralıksız ve çekişmesiz zilyetlik ispatı ile hak tespiti yapılabilir; sulu ve kuru araziye ilişkin sınır ve pay paylaşımı incelenir. - Taşınmazın bir kısmının veya belirli bir payının ayrılması mümkünse, bu pay zilyetlikteki kişiye tespit edilebilir. Taksim ve paylaştırma - Kayıtlı veya kayıt dışı taşınmazların paylaşıma konu edilen kısımları, belge veya bilirkişi/tanık beyanlarıyla sabit olduğu durumda zilyetlikler paylara göre tespit edilir. Orman ve kadastroya özel hükümler - Orman alanları için özel işlemler uygulanır; orman sınırları kadastro kapsamında tespit edilip gerektiğinde ilgili mühendisler dahil edilerek çalışmalar yürütülür. - Orman kadastrosu tamamlandığında bu sınırlar geçerli sayılır. Değerlendirme ve düzeltme süreçleri - Çalışmalarda hatalar veya eksiklikler tespit edildiğinde gerekli düzeltmeler yapılır ve tutanaklar güncellenir. - Teknik ve hukuki sonuçlar gerektiğinde kadastro mahkemesine devredilerek çözümler üretilir. - Kadastro çalışmalarıyla elde edilen yeni durumlar, mevcut kayıtlarla uyumlu olacak şekilde düzenlenir ve işlemler buna göre yürütülür.

CB Kararı 2025323
2025-09-03

BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT DOLU VE BOŞ KADROLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KARAR (KARAR: 2025/323)

Bu karar Adalet Bakanlığı içinde mevcut kadro yapısında kapsamlı değişiklikler yapılmasını öngörüyor. Görev unvanları ve dereceleri yeniden tanımlanıp bazı birimlerde görev dağılımı yeniden belirleniyor. Bilgi işlem ve bilişim, infaz ve güvenlik hizmetleri, adli destek ve mağdur hizmetleri ile idari hizmetler gibi ana alanlarda kadro sınıflandırması ve atama yapıları güncellenerek personel gereksinimlerinin karşılanması amaçlanıyor. Böylece görev tanımları netleşecek, verimlilik ve hizmet sunumunun koordinasyonu artırılacak.

CB Yönetmeliği 200712454
2007-08-04

AKLAMA SUÇU İNCELEMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK

Bu yönetmelik aklama suçu ile mücadelede inceleme ve denetim elemanı süreçlerini belirler; incelemenin nasıl başlatılacağı, kimin görevlendirileceği ve hangi sürelerle tamamlanacağına dair esaslar getirir. İnceleme süreçleri ilgili birimler ve yükümlü makamlar tarafından yürütülür; aklama suçunun işlendiğine dair güçlü emareler bulunduğunda inceleme sonuçlandırılır ve raporlar hazırlanır. Cumhuriyet savcısının talebi veya savcılığın koordinasyonu halinde incelemenin savcılık denetiminde veya savcının yönlendirmesiyle yürütülmesi mümkün kılınır. İranıza ilişkin uluslararası bilgi taleplerine uygun hareket edilmesi için usuller belirlenir ve bilgi talepleri bu usullere göre yerine getirilir. Denetim elemanlarının yetkileri ve görevleri tanımlanır; inceleme süresince gerekli görülen hallerde malvarlığına el koyma gibi koruma tedbirleri için savcılığa öneride bulunma imkanı öngörülür. Kamu kurumları ve kolluk birimleri dahil olmak üzere ilgili tarafların inceleme sürecine kolaylık göstermekle yükümlü olduğu belirtilir. Raporlar düzenlenir; inceleme sonuçları başkana sunulur ve gerekiyorsa raporlar üzerinde düzeltme veya nihai karar süreçleri işletilir. El koyma talepleri ve diğer koruma tedbirlerinin izlenmesiyle dava takibi için gerekli işlemler ilgili mevzuata göre yürütülür. Çoklu denetim elemanlarıyla çalışmanın koordinasyonu ve bilgi akışının sağlanması için ekip yapıları ve koordinasyon mekanizmaları belirlenir. İnceleme sırasında gerekli görüldüğünde savcılık veya ilgili birimlerin talebiyle güvenlik ve operasyonel kolaylıklar sağlanır.

CB Yönetmeliği 200814174
2008-09-29

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU PRİM VE İDARİ PARA CEZASI BORÇLARININ HAKEDİŞLERDEN MAHSUBU, ÖDENMESİ VE İLİŞİKSİZLİK BELGESİNİN ARANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK

Bu yönetmelik, hakedis ödemelerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlar nedeniyle blokelenmesi veya mahsup edilmesi için mekanizmalar kurar. - İdareler, her hakedis ödemesi öncesinde işverenin ve varsa alt işverenlerinin Kuruma borcu olup olmadığını kontrol eder; borç yoksa ödeme yapılır, borç varsa bu borçlar hakedisten mahsup edilir. - Borç bulunduğu tespit edilirse, borçlar için gerekli kesintiler yapılır ve borçlar tamamen karşılanıncaya kadar ödemelerden düşülür; muaccel borç bulunmadığı bildirilinceye kadar işlem sürer. - Kurumdan borç durumuna ilişkin elektronik sorgulama yapılması talep edilebilir; uygun bulunması halinde hakedis ödemesi öncesinde borçlar Kontrol edilir ve ona göre işlem yapılır. - İşverenin ve varsa alt işverenlerinin sigortalı çalışanlarıyla ilgili aylık prim ve hizmet belgelerinin sunulmaması halinde, bildirilen borca yönelik kesinti yapılabilir. - Kesinti, ödeme belgesinde gösterilir ve borçlar karşılanana kadar devam eder; borçlar karşılandıktan sonra fazla kesinti iade edilebilir. - Kesin teminata ilişkin iade, borcun bulunmadığına dair belgenin ibraz edilmesi şartına bağlıdır; borç bulunduğu tespit edilirse teminat iade edilmez ve borçlar karşılanıncaya kadar gerekli işlemler devam eder. - Borçlar teminata dayanılarak karşılanamıyorsa, teminat nakde çevrilerek Kurum hesabına yatırılır; borç tamamen ödeninceye kadar tecil ve taksitlendirme yoluna gidilebilir. - İdareye ait tescilli işyerlerinde sigortalı çalışanlarla ilgili borçlar varsa, ilisiksizlik belgesi verilmeden kesin teminat iade edilmez. - Alt isverenler, bu yükümlülükleri işverenle birlikte yerine getirmekten sorumludur. - Piyasadan hazır mal alımıyla ilgili işlerde de borç durumunun sorgulanması ve borç varsa hakedisten kesinti yapılması uygulaması geçerlidir. - Kurum, defter ve belgeleri inceleme yetkisine sahiptir ve borçların varlığına veya yokluğuna ilişkin kararlar bu incelemelere dayanır. - Bu düzenlemeler, mevcut sözleşmeler için geçerli olan önceki uygulamaları değiştirecek şekilde uygulanır; yürürlükteki işlere ilişkin önceki borçlar için ayrıca uygulanabilir hükümler bulunmaktadır.

CB Yönetmeliği 200611058
2006-10-19

KAMU ZARARLARININ TAHSİLİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

Bu yönetmelik, kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esasları belirler. Kapsam olarak genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde tespit edilen zararlar ile bu zararlara ilişkin alacakların tahsiline odaklanır; bazı kurumlar hariç tutulabilir. Kamu zararı, kamu kaynağında mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem sonucunda meydana gelen zarar olarak tanımlanır. Sorumluluk, zarar oluşumundan sorumlu kamu görevlileri ile ilgili kişiler dahil olmak üzere ilgilileri de kapsar. Kamu zararı, kontrol, denetim, inceleme veya yargılama sonucunda tespit edilir ve tespit yazı ve belgeleri ilgili idareye gönderilir. Gerekli değerlendirme işlemleri, ilgili harcama yetkilisi ve üst yöneticinin gözetiminde yürütülür; gerektiğinde hukuk birimi görüşüne başvurulur ve süreç belirlenen süre içinde sonuçlandırılır. Tespit edilen zararın tahsiline ilişkin işlemler, sorumluların ve/veya ilgililerin beyanı ve içtihatlar dikkate alınarak başlatılır; zararın tamamının ödenmesi veya yazılı taahhütle ödenmesi öngörülebilir. Her zarar için takip dosyası açılır ve dosyaya ilişkin belgeler güvenli şekilde muhafaza edilir. Kamu zararından doğan alacaklar, muhasebe kayıtlarına alınır; alacaklar için faiz başlangıç tarihi de kayıt edilir. Alacakların tebliği, itiraz ve sulh süreçleri uygulanır; itiraz ve sulh başvuruları için belirli bir süre verilir ve işlemler yürütülür. Kamu zararından doğan alacaklar rızaen ödeme, sulh, takas veya icra yoluyla tahsil edilebilir; ihtiyati haciz gibi güvence tedbirleri alınabilir ve kararlar uygulanır. Kayıt ve izleme amacıyla her alacak için takip dosyası oluşturulur ve süreçler ilgili muhasebe kayıtlarına yansıtılır. Sonuç olarak, zararın tespiti ve takip süreçleri organize edilerek, zararın mali açıdan güvence altına alınması ve tahsili için gerekli mekanizmalar uygulanır.

CB Yönetmeliği 9014
2024-10-10

TAŞINIR MAL YÖNETMELİĞİ

Bu yönetmelik, kamu idarelerine ait taşınır malların kaydı, muhafazası ve kullanımı ile yönetim hesabının raporlanması süreçlerini standartlaştırır ve taşınır yönetimini şeffaf ve izlenebilir kılar. Üretim tesislerinde kullanılan malzemeler için özel mevzuatın uygulanacağı, bazı üretim girdilerinin bu yönetmeliğin kapsamı dışında kaldığı belirtilir. Taşınırların kayıt ve izlenmesine ilişkin sorumluluklar netleşir; harcama yetkilileri, taşınır kayıt yetkilileri ve taşınır kontrol yetkilileri arasında görev ve sorumluluk ayrımı belirginleşir ve hesap verebilirlik sağlanır. Taşınırların giriş, çıkış, sayım, stok kontrolü ve envanter yönetimi işlemleri sistematik olarak yürütülür; eksik veya kritik stoklar için bildirim ve önlem mekanizmaları oluşur. Kullanıma verilen dayanıklı taşınırlar kullanıcıları tarafından devredilemez; görevden ayrıldıklarında ambara iade edilmesi gerekir; bu süreçler yazılı olarak kaydedilir. Kamu zararlarının oluşması halinde sorumlular üzerinden tazminat veya gider karşılığı işlemler uygulanır; zararlar kasıt, kusur veya ihmal durumlarına göre değerlendirilir. Taşınırların muhasebeleştirilmesi, ilgili belgelerle uyumlu kayıtların tutulması ve üst yönetime raporlanması süreçleri muhasebe yetkilileri tarafından yönetilir, kayıtların doğruluğu taşınır kayıt yetkilileri ve taşıt kontrol yetkilileriyle ortak sorumluluk doğurur. Taşınır bilişim sistemi üzerinden elektronik kayıt ve raporlama yapılır; veri güvenliği ve verilerin karşılıklı uyumu esas alınır. Taşınır hesaplarının konsolidasyonu için merkezi mali hizmetler biriminde konsolide görevlisi atanır ve gerektiğinde taşra birimlerindeki üst yöneticiler tarafından da görevlendirme yapılabilir; bu sayede idare düzeyinde bütünleşik raporlar hazırlanır. Defterler, belgeler ve cetvellerin şekli ve formatı ile bunların kullanımı Bakanlıkça belirlenir; varlık işlem fişi ve benzeri belgeler, işlemlerin kayıtlara dayanak oluşturması için kullanılır; bazı istisnalar ve uygulanmayan durumlar üretim birimlerine göre haklı görülebilir.